Pazartesi, Eylül 18












AİLE HALLERİ-1

TATİL BİTTİ

Arçil 13, Atakan 11 yaşında. 7. ve 5. sınıfa başladılar. Hatırlatılmayınca ders çalışmayan, sorumluluk almaya pek de istekli olmayan çocuklar. Sürekli dikkat ve özen istiyorlar. Dersleri fena değil, kitap filan da okurlar, bilgisayardan da iyi anlarlar, yürüyüşe gidelim desen, heyoo gibi sevinç sesleri çıkarırlar ama insanı korkutan bir yönsüzlükleri var sanki. Bu yaz tatil yapamadılar. Atakan Eylül boyunca uyanır uyanmaz her sabah önce gökyüzüne bakıp sonra kahvaltı hazırladığım mutfağa gelip, "bugün havuza gidemez miyiz?" diye sordu. Hayır, dedim hep. Hem havalar serindi hem de iki hareketli çocuğu tek başıma havuzda kontrol edemem diye korktum. Belki bayram tatilinde gideriz.

Dün odalarından bilgisayarı kaldırdık. Temizledik. Yeni kütüphane kurduk, defterleri kalemleri ortaya çıkardık. Herkes işi paylaştı. Şenlikli bir gündü. Gece heyecandan uyuyamadılar. Sabah 6.00 da kalkıp kahvaltıyı hazırladım ve kapılarını açar açmaz fırladılar. Biraz abartılı bir neşe vardı sofrada. Sesimizi çıkarmadık. Güzelce giyindiler. Sıkıcı bir iş yüzünden sabahlayan yorgun Bora ile birlikte çıktılar. Onlar okula, Bora işe.

Öğleyin onları almaya okula gittim ve o kalabalığın arasından ikisini seçmek hoşuma gitti. Alıp eve getirdim. Birbir anlattırdım ne olup bittiğini. Simit, peynir ve süt servis ettim. Bir kaç kitap kapladık. Sonra mola istediler. Bir iki kez kızdım odada oynayıp terledikleri için, yeni atlet giydirdim. Akşam yemeğini yaptım.

Biraz daha kitap-defter kaplamak için devasa sehpamızın başına geçeceğiz. Arçil gelecek hafta, okuldan döndükten sonra biraz dinlenip yürüyerek dersaneye gidecek. Çok uzak değil ama kaygı vermeyecek kadar da yakın değil.

Dayanıklı olmayı gerektiren zorlu bir yıl daha. Bora'da ben de çocuklar için çok çalışıyor, çok yoruluyoruz. Bir kitap hakkında hoş bir yorum yaptıklarında, bir durum karşısında karakterli bir tavır aldıklarında öyle çok seviniyoruz ki. Galiba onca zorluğa değecek diye düşünüyoruz.
Tüm dileğimiz düzgün adamlar olmaları.

9 yorum:

Ece dedi ki...

İleride senin gibi fedakâr, özverili bir ebeveyn olabilecek miyim acaba...

Ne kadar detay var insan yavrusunu yetiştirirken..
Sabır, sabır ve yine sabır..
seni çok sık hatırlayacağıma emin olabilirsin Peri ciğim..
İnşallah bu blog yıllar sonra da elimin altında olur ve açıp
"Bakim Peri nasıl yapıyormuş" diye bakarım..
Reçelleri mi de sabah çorbamı da senin gibi doğal olan şeylerden yapacağım..
Bunları niye yazıyorum, hayat öğretmenliği yapıyorsun, farkındasın yada değil!

sevgilerimle..

boyraz dedi ki...

önyargılarım dan dolayı çocuklarınızın ''düzgün birer adam ''olacağına kesin gözüyle bakıyorum..onlara yaşamlarında başarılar dilerim..sizlerede onlarla gururlanmalar..

endiseliperi dedi ki...

güzel sözlerin için teşekkür ederim. çok da hoşnut değilim anneliğimden ece'ciğim. eksik kalan, yanlış giden, bozulan şeyler oluyor ve ben tükenmiş hissediyorum zaman zaman.
keşke vurdumduymaz biri olsaydım. keşke sabırlı biri olsaydım.
keşke didaktik biri olmasaydım.
öyle çok keşke var ki. hiç bir anne kendinden yeterince hoşnut değildir ama ben kendimden hiç hoşnut değilim bu konuda. örnek alınacak kişi ben değilim sanırım ece'ciğim.

hımm... ece'ciğim bu aralar bana gidecekmişim gibi davranıyorsun, neden? neden gideceğimi düşünüyorsun, bakiim:)) pek sağa sola uğrayamıyorum zamansızlıktan, ondan mı? öyle yorgunum ve kafam öyle dağınık ki korkarım çok da sıkıcıyım. bir süre sonra her şey yoluna girer, kendime gelirim.

sevgilerimle ece, ne tatlısın!

endiseliperi dedi ki...

teşekkür ederim boyraz,
iyi dilekleriniz bana güç verdi.

Mutfak Robotu dedi ki...

Sevgili Peri,
Bu zamanda hangi çocuk sorumluluk sahibi ve söylemeden göevlerini yerine getiriyor acaba? Kendine haksızlık etme. Mutlaka iyi bir annesin. En azından onları bırakıp gitmediğin ve hala yanında olup onlarla ilgilendiğin için.
Allah başka mutluluklarını da sana göstersin inşallah !

endiseliperi dedi ki...

mutfak robotu,

ben fazla ilgili bir anneyim. abuk sabuk bir sürü ayrıntıyı da düşündüğüm için çok yorulurum. daha fazla ilgilenmek için daha fazla sabır, anlayış gerekir. bunu demek istemiştim.

çocuğu bırakıp gitmek olağan bir şeymiş gibi söz etmişsiniz. insan çocuğunu bırakıp gider mi hiç!?

biliyoruz ki mükemmel anne diye bir şey yoktur. mükemmel olduğunu ima eden anneler vardır. anne kutsallığının altını bold olarak çizip duranlar... ben onlardan hoşlanmam, doğru da bulmam.

arçil benim oğlum, atakan bora'nın. doğal olarak atakan'la da birlikte değildik. siz acaba yanılıp, o yüzden mi bırakıp gitmekten söz ettiniz?

sevgilerimle.

evrim dedi ki...

Merhabalar,

Bir haftadır istanbuldayım ve bu yeni egitim ögretim yılının baslayısının bu kadar abartılmasına, sanki bir afet olacakmıs gibi ön hazırlıklar yapılmasına falan agzım acık kalmıs bir sekilde izleyici oluyorum. Yani sanki 50 yıldır olmayan bisey oluyormus da o yüzden cok dikkatli ve hazırlıklı olunması gerekiyormus gibi...

Ama simdi senin yazdıklarına bakınca, bir cocuk sahibi icin dünyanın, istanbulun, yeni ögretim yılının gercekten de pek önemli pek özel bir durum oldugunu farkettim.

Yeni egitim ve ögretim yılımız tüm okula giden cocuk annelerine hayırlı olsun efendim...:)

Eminim bu emeklerinin karsılıgını verir sana yavruların endiseli Peri... Akıllı cocuklara benziyorlar fotograflarda...

sevgiler...

endiseliperi dedi ki...

sevgili mutfak robotu,
ben de merak edip beta versiyonuna geçtim, sizin için yorum bırakmaya çalışıyorum 15 dakikadır. umarım bu sefer başaracağım.

gönderdiğiniz mail'i buraya geçiyorum. özenli yaklaşımınız için teşekkür ederim. çok düşüncelisiniz.

sevgilerimle.
"Merhaba Peri,
Kusura bakma sizi buradan rahatsız ediyorum ancak blogger nedense yazdığım yorumu kabul etmedi.

Yanlış anlaşılmanın verdiği telaşla size bir an önce yazmak istedim.

Bırakıp gitmekten anlatmak istediğim aslında fiziki anlamda değildi. Yorum sayfasında luzümsuz yer kaplamayıp kısa ve öz yazmayı seviyorum ama bu defa yanlış bir ifade kullanmışım sanırım, tekrar okuyunca size hak verdim.

Bırakıp gitmek derken aslında çocuğunun yanında olup da olmayanlardan bahsetmek istemiştim. Aynı ortam içinde yaşayıp, bulunup "hiç halim yok, ne halin varsa gör" kıvamında olan annelerdi anlatmaya çalıştığım. Benim bildiğim, sayısı az da olsa üzülerek bildiğim, bir kaç insan var ne yazık ki böyle. Çocuk sevgiye aç, başkalarından doymaya çalışıyor.

Oysa siz, kendi öz evladınız olsun olmasın her ikisinin de yanlarındasınız zaten. İlgili, üzerlerine titreyen, özen gösteren..

İşin diğer yanı ise bana göre zeka küpü yeni nesil çocuklar hepimizin sabrını sonuna kadar kullanmaktan hiç çekinmiyorlar. Sabrımızın çabuk tükenmesinin sebebi de bu olsa gerek :)

Sevgiyle Kal,
Mutfak Robotu"

endiseliperi dedi ki...

evrim merhaba,
çocuklar, evet fena değiller ama daha iyi olmaları gerekiyor. teşekkür ederim güzel sözlerin için.

bu gözlemin sadece istanbul'a özel değil bence Evrim. Adana'da da aynı abartıya dikkat ettim. üstelik orada okul evlere yakın ve anneleri okul civarında konuşlanmış görmek pek mümkündü:)

evin bireyleri için hazırlanılacak uygun koşullar düşünüldüğünde, çocukların, eğitim ve beslenmelerinin önceliği var. eğitim başlığının altında, okul, dersane, servis, kırtasiye malzemeleri, giysiler var. beslenmeleri de unutmamak gerek. bütün bu kalemlerin her gün kontrol edilmesi ve istikrarlı bir şekilde düzgün işleyişlerinin sağlanması şart. bunlar için bir eylem içinde olduğunda senin abartı dediğin durum ortaya çıkıyor:))

sevgilerimle.