billy holiday:
üniversitede, ikinci sınıfın ya da üçüncü sınıfın yazındaydı. hayali, sinema filmleri çekmek olan ferit abi, kuşadası'nda bar açıp, para biriktirmek istiyordu bunun için. bir grup arkadaş, ona yardım etmek için kuşadası'na gitmiştik. herkes oradaydı galiba. eşyasız bir yazlık evde uyuyorduk, bahçesinde hamaklara uzanıp, kitap okuyorduk. ben çoğu kez şiir okuyordum o zamanlar (fransız bir şair vardı, kimdi?).
çiğdem'in el yazısı çok güzeldi. o, "çalıkuşu" yazmıştı. ç'nin, ş'nin kuyrukları yaramaz, k'nın sapı kısa, u'lar, a'lar tombul. çok güzeldi gerçekten. onun el yazısından yapılmıştı ahşap tabela. başka bir çiğdem, beni alıp denize götürüyordu sabahları.
barın açılış günü ferit abi billy holiday kaseti olmadığını farketti. açılış günü illa ki onu çalmak istiyordu oysa. gökhan'la çıkıp billy holiday kaseti aramıştık bütün kuşadası'nda. bulduk mu, hatırlamıyorum. ama o barda dinledik biz billy holiday'i.
sonra sonra ilişkimiz tümden koptu ekiple. ferit abi, sydney'e gidip döner dükkanı açmış, dediler. canı sıkılıyormuş çok. çiğdem hukuk fakültesini bitirdi, ama bir gazetede ekonomi muhabiri oldu yine de. gazeteci olmak istiyordu. öbür çiğdem son olarak bir avukatlık bürosu açmış ankara'da. gökhan'ın başına hor gördüğü her şey geldi: zengin bir kasaba avukatı oldu, evlendi, karısı hamileydi. recep, tiyatro oyuncusu olmak istiyordu. okulu bitirdi o da. bir kaç filmde gördüm. gerçekten çok, çok iyi bir oyuncu. bir gün reha aramıştı; "bil bakalım yanımda kim var," diye sormuştu. aa, recep'in sesi! yayınevi açmış, reha'nın kitaplarını yayınlayacakmış. kahkaham okul kahvesinde çınlardı ya, onunla telefonda konuşurken yine öyle çınıltılıydı. "değişmemişsin," dedi, bunu ima ederek. "neler yapıyorsun," diye sordu. bora'dan ayrılmış, göztepe'de bir evde arçil'le oturuyor ve yeniden avukatçılık oynamayı planlıyordum o sırada.
neyse. billy holiday'in anısı bende böyle neolitik'ciğim.

