Salı, Aralık 19


özlem

bugün adana'nın kış sabahlarını özledim. güneş doğarken uyanıp balkona çıkmayı... nefis kokan havayı solumayı, oyunbaz rüzgarın saçımı okşamasını, bir süre sonra bahçedeki limon ağacında uyanan bülbülün ötüşünü dinlemeyi... seyhan'ın kıyısında yürüyüşe çıkmayı, kendimi tutamayıp koşmayı...
kötü anılarından ayıklayıp, küçük küçük parçalara ayırırsam; minik, tatlı sahneler halinde tutabiliyorum özlemleri zihnimde. böylece özlemeyi öğreniyorum.
geçmişi bu şekilde sevebiliriz ve bazı anları özlerken içimiz burkulmaz.


34 yorum:

Adsız dedi ki...

http://www.youtube.com/watch?v=4o2nQF5K5DY

endiseliperi dedi ki...

sevgili muzır anonim,
jethro tull demek ilk aşkım demek ve hatırladığım zaman beni en çok mutlu eden anılardan biri.

teşekkür ederim.

Sardunya dedi ki...

ben de bu aralar özlüyorum kışın bile sabahları o şehrin sıcak kokmasını... zaten o güzel koku, yeşillik, aile dışında pek de güzel anısı yoktur belki de adananın da ben uyduruyorumdur

Adsız dedi ki...

jethro tull ile ilgili daha önceki bahse geçenlerde bir mesaj bırakmış idim ama gözünüze ilişmemiş

ben flütünden çok, o kadar uzun süre tek ayak üzerinde nasıl durabildiğine hayranım.

yok flüte

hayır tek ayak

flüt

the anonim erasmusoğullarından

endiseliperi dedi ki...

Aa merhaba!
Tabii enerjinin korunumu yasası filan.. tek ayak... pozitif bilimler...

:)

Herkese
Buraya son yorumlar bölümü eklemek istiyorum. Nasıl ekleyebilirim?

*
Size aramızda Erasmus diyelim biz, olmaz mı?

Olsun olsun.

Ben eski yazımı bulup yorumunuza bakayım.

Hoşçakalın.

endiseliperi dedi ki...

sardunya öyle, öyle, pek güzel anım yok ve bu nedenle adana özlem paketim enikonu küçük ama paha da ağır. öde öde bitmiyor.

sizi hatırladım. uzun zamandır yoktunuz.

Svg.

Sardunya dedi ki...

Ben aslında takipteyim sürekli. Bloglines'dan takip ediyorum sizi ve diğer sevdiğim blogları. her yeni yazınızda adınız listede dah akalın harflerle yazılıyor. Okuyup keyifleniyorum sizi.

Adsız dedi ki...

kedin cok tatli

Mutfak Robotu dedi ki...

acısı tatlısı ile özlem özlemdir.
Hatıralarımızda canlanırken, dudaklarımızda gülümseme oluşsa da yine de iç burkar....

yasemin dedi ki...

geçmişi sevmenin başka yolları gelirse aklına yine yaz lütfen :p
bunu denemeye çalışacağım.

Ece dedi ki...

Ben de bunu dinlemeni istiyorum..

sevgilerimle:)

endiseliperi dedi ki...

mersi anonim hanım'cım:)

endiseliperi dedi ki...

zeynep hoşgeldiniz. Evet haklısınız, iyi kötü hepsi iç burkuyor aslında.

endiseliperi dedi ki...

yasemin
Geçmişi sevmenin yollarını bulmak bir tür insanlar için çok zor. diğerleri, geçmişin olayları aynı kalmakla beraber ona bakan kişi zamanla değiştiği için geçmiş üzerine yorumun değişmesinin doğal olmasını bilmez; hep aynı kaskatı monotonlukta, aldırışsızlıkta, durağanlıkta anlatır, anlatır, anlatır, geçmiş bile onun sıkıcı dilinden kurtulup unutulmak ister, hayır o aldırmaz, tozlu kaskatı anı kutusunu okşar. bu insanların böyle problemleri olmaz. geçmişi sevmeye uğraşmak, kendini ve olanları tekrar tekrar anlamaya çalışmak... Yoktur böyle sorunları. bir yalan geçmişten yalan bir geleceğe, duygusal bir cehaletle yol alırlar.

Başka yol bulursam, söyleyeceğim sana.

Aslı mail yazıp bir süre yazmayacağını söylemişti. ihtimal vermemiştim, gitmiş gerçekten:(

sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

Ece, dinledim:) Çok hoş.
Senin gelmene çok seviniyorum. Böyle küçük hediyelerle uğramana da...

sevgiyle öperim.

pelin dedi ki...

birisi nereli oldugumu sorunca, ben basliyorum bizim ailenin uzun hikayesini anlatmaya. baba tarafim en sonunda adana'nin bir koyune yerlesmis. binboga daglarinin uzerinde, orman kiyisinda bir koy. en son gidisimizde babam koye girmeden once, eski tarlalarinin onunde durdurdu arabayi, indi, kosa kosa gitti ve ativerdi kendini sararmis otlarin ustune. babamla cok bugday bictik buralarda dedi. biz annemle yolun kiyisindan seyrettik onu. ikimizde agladik birbirimize belli etmemeye calisarak. babam bambaska bir insan oluyor adana'ya gidince. sanki daha mutlu. rahatliyormus oyle diyor. ben de seviyorum adana'nin o sicak, kavuran ama insani rahatlatan yazlarini.

endiseliperi dedi ki...

Fena halde yakınız sizinle pelin!:)

pelin dedi ki...

Bana da oyle geliyor Peri:))

Adsız dedi ki...

adanayla igili hoş ve nahoş anılarım vardır :) akreple ilk defa orda karşılaşmıştım ...gibi..
size kedimin resmini göndermek istedim,belki garip ama görmeniz gerektiğini düşündüm...ancak bir adres bulamadım benmi beceriksizim :) sağlıcakla...
seden

teyzenteyfik dedi ki...

Adana ve özlemek denirse benim aklima ilk gelen (güzel)sey, baharda, ara sokaklarindaki cicek kokusu. Hanimeli ve yasemin özellikle.

cenebaz dedi ki...

Endişeli Peri, Aslıberry mola vermiş , tüm arşivi silmiş ve yorum kısmı da bırakmamaış. Görüştüğünüzü biliyorum. Lütfen molayı fazla uzatmasın, iletir misin lütfen? Onu, Yaman'ı, Rukiş'i ve yazılarını çok seviyoruz.

Adsız dedi ki...

Sevgili Peri,

Dün blogunu keşfettim,oku oku doyamadım.Acaba köşe yazarlığı için teklif falan almıyor mu bu güzel yazan peri dedim.Tuhaf gelebilir ama hayatını tam anlayamadım,yani o iki dünya tatlısı çocuk ve Bora ile gerçek ailesiniz değil mi?Büyük oğlan ilk evlilikten mi ben mi yanlış anlıyorum.Bunları benim gibi kuru meraklı için anlatırsan çok mutlu olacağım çünkü tüm arşivini okudum ama yine tatmin olamadım...

Sevgiyle,
Delfina

Fulya dedi ki...

Peri,
Su yukariya koydugunuz resim ne hos. tiktikliyinca sanki yagli boya, boyle kucukken fotograf gibi... Biraz bilgi verir misiniz?
Siz misiniz? Siz mi cizdiniz yoksa bilgisayar programi filan mi acaba fotografi o hale ceviren? (yazilarinizi da cok begeniyorum ama resme takildim, bayildim:)
Sevgilerle
Fulya

Oya Kayacan dedi ki...

İyi veya kötü, anılardan ne varsa bir harman yapmalı, hepsini hepsini özlemeli. Bütün mutlulukların içinde, eninde veya sonunda mutsuzluk var, onlar zaten doğal harman. Ben birbirlerinden ayırıp özleyemiyorum. Nasıl derim ki kötü yaşanmışa, "git sen kötü yaşanmıştın," diye. Ne suçu var?

Elif dedi ki...

Ben fotografi cok begendim. Bir suru hikaye yazilir bu yuze bakarak.

Ben Adana'ya, Senfoni ile konser vermek icin gitmistim. Seyircisi hakikaten cok sicakti. Bir de ikinci konsere ortaokul ve lise ogrencileri getirmisler. Konserden sonra bir saat imza vermistim. :oP Bir dolu genckizlar, piril piril cocuklar...

Bir yerde okumustum, bir insanin anavatani cocukluguymus. Hep oraya donmek istermis, neresi olursa olsun. Kim demisti? Hatirlayamiyorum. :o(

endiseliperi dedi ki...

akrepten korkan anonim,
adana'yı akreple hatırlamanız kötü olmuş. akrep sinni ve yavaştır ve bu onu korkutucu yapar. adana'da her şey olabilir ama hiç bir şey size sinsice saldırmaz... gibi.

endiseliperi@yahoo.com adresine gönderebilirsiniz kedinizin fotoğrafını. görmeyi çok isterim. bir de kendinize anonim dışında bir isim seçerseniz kafamdaki tüm anonimler birbirine karışmaz. olmaz mı?

teşekkür ederim. hoşçakalın.

endiseliperi dedi ki...

evrim,
evet!evet!evet! özellikle portakal ağaçları çiçek açtığında, insan kokudan bir içki içmiş ve bu onu sevinçten çılgına çevirmiş gibi olur.

endiseliperi dedi ki...

çenebaz,
gitmeden önce bana yazdı. bir süre sonra yine gelecek. yazılarını silmiş değil; kopyaladı. ve hep buralarda olacak. eminim sizin sevgi dolu yazınızı okumuş ve bu ona çok iyi gelmiştir.

hoşçakalın.

endiseliperi dedi ki...

sevgili delfina
güzel sözleriniz için ne kadar teşekkür etsem azdır.

merak iyi, hayat basittir:) en kısa sürede öğrenirsiniz kimkimdir oyununu.

sevgiyle:)

endiseliperi dedi ki...

sevgili fulya,
teşekkür ederim. ben çizmedim, ama çizmiş olmak ne güzel olurdu! bildiğimiz normal fotoğrafa sağ tıklayıp birlikte aç'tan şimdi hatırlamadığım (microsoft resim düzenleyicizi mi yoksa ne? hiç hatırlamıyorum. sizin için bu bilgisayarda açıp ne yaptığımı bulmaya çalıştım ama bulamadım. hay allah. öbür bilgisayarda yapmıştım. onu açar açmaz sizin için bakarım ne yapmış olabileceğime ve yazarım.) bir programla açtım ve tool'larda sulu boya efekti'ne tıklayınca böyle oldu.

teşekkür ederim:) sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

sevgili, tatlı, yaşam dolu, yaşam güzelleştirici oya hanım,

ne kadar haklısınız! ben "hayat"olsaydım; sizin gibi birinin beni yaşıyor olmasından ne kadar mutlu olurdum. çünkü benim keyfimi böyle güzel çıkaran, anlamımı hiç es geçmeden, verdiğim an'ları değerlendirip yeniden üreten; kışı kış, baharı bahar, kediyi kedi, ağacı ağaç diye seven sizin gibi biri varoluşun anlamını da gerektiği gibi yüceltirdi: acısıyla tatlısıyla hayat bayram olurdu.

yazık; ben sizin gibi değilim pek, hayatın canını sıkıyorum, hayat da benim canımı sıkıyor. didişip duruyoruz işte. aramıza siz katılınca hepimiz mutlu oluyoruz. gelmeniz beni çok sevindiriyor bu nadenle.

sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

elif,
"Ben fotografi cok begendim. Bir suru hikaye yazilir bu yuze bakarak."

hadi yazın. lütfen, çok hoşuma gider. bana ait şeyleri dinlemek egomu mutlu etmek için değil de kendime, bir arkadaşımın açısından bakabilmek ve yüzüme tutulan bu ayna ile kendimi daha iyi öğrenmek.

adana'da aptal çocuk yoktur pek. tembel olabilir, vurdumduymaz olabilir, başına buyruk, serseri olabilir, ama aptalı pek yoktur. sarılırsanız aynı sıcaklıkla sarılırlar. ben yatılı okulda okurken bizi de konserlere götürürlerdi. askeri bir disiplin içinde dinlerdik. kimse ne hissettiğimiz, sevip sevmediğimiz sormazdı ama oldukça sık (sanırım bir görev çizelgesini takip ediyorlardı) götürlerdi. ne yaşamışsak orada, kendimize kalırdı. sert ama rahat yatağımıza yattığımızda, gözlerimizi kapatıp kulağımızdaki müziği tekrar tekrar dinlerdik.(en azından arkadaşsız ve yabani ben, öyle yapardım)

"Bir yerde okumustum, bir insanin anavatani cocukluguymus. Hep oraya donmek istermis, neresi olursa olsun. Kim demisti? Hatirlayamiyorum."

jorge almado demişti sanırım. ben de yasemin'in aylar önce yazdığı bir yazıda hatırlamıştım bu sözü. ayrıca insanın bizzat kendisinin de çocukluğu olduğunu düşünürüm. büyüyüp ne kadar farklılaşsak da karakterimiz nihayet oturduğunda bakarız ki, çocukluğumuzdaki kendimiz olmuşuz. (en azından benim için)

Sevgilerimle.

"aLiKaYHaN" dedi ki...

Aynen dediğiniz şekilde özlüyorum geçmişi bazen ve gerçekten de içim burkulmuyor. Ama Adana'nın kış sabahlarını özlemiyorum, kalorifer sisteminden bihaber şehrimde sabahları yataktan çıkmak çok zor oluyordu. :) Bu nedenle sabahların sempati hakkını da öğleden sonralarına aktarıyorum.

endiseliperi dedi ki...

Ali Bey ne çok Adanalı varmış da haberimiz yokmuş! Ben Adana'da üşüdüğüm kadar hiçbir yerde üşümedim. O berbat rutubet yüzünden kemiklerime işlerdi soğuk. Klima için korkunç evsahibi izin vermemişti duvar delinecek, diye. Evde şömine vardı, ama yukardan onu da kapatmışlar ne hikmetse. Kuzine kurayım istedim ama sabah işe gidip akşam dönüyordum. Arçil'de etüde gidiyordu dersten sonra. Biz de elektrik sobası kullandık. Evin biraz uzağında baraj vardı ama evin elektrik sistemi tüm katların elektrik yükünü taşıyamıyordu... Rezalet!

Ama iyice örtünüp çıkınca balkona, o havayı solumak çok iyi geliyordu:)