Perşembe, Şubat 1

SİGARAYI BIRAKMANIN KOLAY YOLU*
Kadınlar için sigarayı bırakmanın kolay yolu, Allen Carr, Aura Yayınları, 257 sayfa.




Evi terk edip Göztepe’deki eve taşınmıştık Arçil’le. 3 yıl kadar önce. Öndeki salon, avukatlık bürosu olarak düzenlenmişti. Mutfak güzeldi, genişti. Arkada üç oda daha vardı. Orası da evimizdi. Eh, avukat rolündeydim o oyunda. Olmuyordu gerçi. Bir hareket yapıp, hayatı o hareketin açtığı yolda yürütmek istiyordum. Bir mantıklı başlangıcı bir düzene dönüştürmek... Olmuyordu. Gücüm yetmiyordu. Beni görmezden geliyordu hayat. Hayalet gibiydim, yok gibiydim. Ama şiddetle var olmam gerekiyordu. Bırakamazdım. Yanınızda bir çocuk varsa bırakamazsınız hayatı öyle ha deyince. Çocuk, düzen, istikrar, neşe, hayat demektir. Tutunmanız gerekir, bir yol bulup.

Tozlu, sıcak bir Ağustos ayıydı. Bürodaydık. Arçil, masada bilgisayarda oynuyordu. Ben tam karşısındaki kanepede elimde kitap, oturuyordum. “Yaz bir yere" dedim Arçil’e, “bugünün tarihini at.” Arçil baktı şöyle bir. “Sigarayı bırakacağım, hadi lütfen” dedim. Kitabı okumaya başladım: Kadınlar için sigarayı bırakmanın kolay yolu. Yazarı, Allen Carr. Bu tür kitapları küçümsemeye kalkarsanız, olmaz. O dandik cümleleri ciddiyetle okuyup, fanatik bir mürid gibi beyninizin yıkanmasına izin vermelisiniz. “Bardağın dolu tarafını görün, hedefinizi yazın, pozitif yoldan yürüyün” gibi önerileri ilk kez duyuyormuşsunuz da büyülenmişsiniz gibi bu bilgelik karşısında… Ben öyle yaptım. Kitap, onu okuyup bitirdikten sonra sigarayı bırakmamı istiyordu, ama ben her canım sigara istediğinde okuyacak birkaç sayfam olsun diye, kitabı henüz okurken bıraktım sigarayı.

Hiç gereği yoktu; biraz daha dirayetli olabilirdim, ama bakkaldan bir sürü abur cubur aldım. Akşamları yemekten sonra Cadde boyunca yürüyüşe çıktık Arçil’le. Ertesi gün akşamüstü canım sigara içmek istediğinde, mutfağa gidip yaktım bir tane. Sonra halimden utandım, gizlice sigara içtiğim için. Bir de Arçil'den utandım; vazgeçtiğimi, başaramadığımı görsün istemedim.. Söndürdüm hemen. Sonra da hiç sigara içmedim. Abur cuburlar yüzünden kilom 54’ten 64’e çıktığında, "yeter!" dedim. Bu iyi değil. Ve sanki kilo kaybetmeye ilişkin bir kitap okuyor gibi kendime öğüt vermeye başladım. Kilo da sigara kadar zararlı, dedim kendime. Güzel giysiler, hafif beden, binlerce yıldır uzunboyluzayıfJaponkız olmak... Ayrıca şu: Sigarayı bırakırken taktiğim, hiç sigara içmemişler gibi umursamaz olmaktı ona karşı… bütün zararlarını, verdiği tüm duyguları yok etmek. Eğer kilo alırsam, bu, ona karşı kazandığım bir zafer olmayacaktı. Sigara her gram kilo ile kendini hatırlatacaktı. İnsan böyle düşünmeye başlar başlamaz, daha az yemeğe başlıyor, biliyorsunuz. Çay ve kahvedeki şekeri sigarayla birlikte bırakmıştım zaten, bana sigarayı hatırlatan bu içecekleri keyifli bulmayayım, diye. Böylece, bir süre sonra hem sigarayı bırakıp hem aldığım kiloları verdim.

Evet evet, hayat herhangi bir şey yapmama izin vermiyor görünebilirdi; beni neredeyse alaycı bir gülümseme ile kıskıvrak yakalamış olabilirdi, ama sigarayı bırakmıştım işte. Öyle ya da böyle onu alt etmiştim.

Bıraktıktan sonra hissettiğim en iyi duygu da bildik o duyuların uyanışı dışında, özgürlük duygusuydu. Sistemli olarak böyle çoğu şeyi bırakabilirim, diye düşünmüştüm o heyecanla. İçeceğim bir bardak su, yiyeceğim bir parça peynir, bir elma, üstüme iki takım elbise kalıncaya kadar... Hiç aldırmazdım o zaman hayata.

Sigarayı bırakmak zor değil, anlayacağınız. Bu, bırakma konusundaki samimiyetinize ve vereceğiniz dürüst cevaplara bağlı tamamen. Her şey için de böyle bu.

*
Kitabın kadınlara özel bir şey demediğini hatırlatırım. Erkekler de eğer isterlerse bırakabilirler bu kitapla sigarayı. Ben kitabı, sigara içme isteğine karşı beni, bildik, sıradan cümleleriyle de olsa dirençli kılacak bir arkadaş gibi gördüm. Ne zaman sigara aklıma gelse, bana sigaranın zararlarını ve benim sigarayı bırakma isteğimi hatırlatan bir nesne olarak... Ben ayraç olarak yaprak kullanıyorum, biliyorsunuz. Kitabın içinde, Büyükada'dan getirdiğim püsküllü bir yaprak var. Bu yaprağı koparırken, hayatı boyunca sigara içmemiş ve sigaradan gerçekten nefret eden biri vardı yanımda. O yaprak da bana onu hatırlatır. Böyle işte, kuşattım kendimi, sigara isteğine yer bırakmadım.

14 yorum:

ece arar dedi ki...

ne şahane yazı... su gibi akıp gidiyor. çok içten, çok sen, çok sevimli. ama ben yine de içeceğim sigarayı. o bir özgürlük kırıntısı sanki bana, herkese ve her şeye inat.

Ece dedi ki...

Peri ciğim bravo sana..Lütfen sakın yeniden başlama..Zaman zaman özlemesen belki bu kadar ondan bahsetmezsin ama yine de sakın yenilme.
O güzel cildine, ciğerlerine yazık..

sevgilerimle canım..

celerone dedi ki...

Sigara alışkanlığında erken yaşta kalpten kaybettiğim babamı benden alan düşman olarak hep nefret ettim. Hayır, denenmesine, yılda bir kez çikolatalı puro denemeleri yapılmasına karşı değilim. Dediğim gibi alışkanlık beni hep korkuttu. Sadece sigaraya değil, kahveye, yemeğe herhangi bir şeye bağımlı olmak bana hep korkutucu gelir. Hele çocuğu olanlar için, çocuğuyla beraber olma süresini eninde sonunda kısalttığı için hiç sevmeyeceğim bu alışkanlığı. Samimiyetin, iraden ve her zamanki gibi güzel yazın için tebrikler

tavsan dedi ki...

Peri bu yaziyi tam da benim yeniden kilo vermege karar verdigim gun yazmisin; ya da tersi:) Dolayisiyla destegin icin tesekkur ederim. Bazen dedigin turde beyin yikamalar istedigin seyi yapmada cok yardimci oluyor evet. Ama bu yazi asil "bagimlilik"lardan kurtulmanin ozgurlugunu, ferahligini hatirlattigi icin onemli ve etkileyici oldu benim icin. Kilo ve abuk yamak bagimliligi konusunda kafam karisirsa acip tekrar bakicam, senin okudugun o kitap gibi.

tavsan dedi ki...

Ah, bir de, seni sobelemistim ben, eger yazmayi dusunursen hakkinda bilinmeyen 5 sey uzerine..

endiseliperi dedi ki...

Sevgili Ece,
çok teşekkür ederim, gerçekten öyle hoşuma gidiyor ki beğeni sözleri. Bu kadar hoşuma gitmemeli; görsen beni evin içinde dans etmediğim kalıyor. Bazen onu da yapıyorum ya.

Sigara için öyle konuşma, lütfen. Kendimi sigara için uyurgezer gibi yollara düşmüş buluyorum ve taa oralardan bu steril yaşama kaç dil dökerek geri getiriyorum bir bilsen.

Bora sigara içiyor ve bu, benim direncimi kırıyor sanırım. Eğer evde hiç sigara içilmese benim hiç aklıma gelmeyecek, belki. O da bayılıyor sigaraya, mümkün değil bırakmaz.

Ben kitabın dediği gibi sigara içenlere,acıyarak bakmaya gayret edeyim:)

Sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

Canım Ece'ciğim,
Sanırım başlamam. Ve evet haklısın bu aralar istiyorum sigara içmeyi. En azından rüyamda içiyorum:)

Sigarayı bırakırkenki dürtülerimden en baskın olanı, sigarayla kirlenmiş olan bedenimin içini temizleyebilmekti. Yani, hayalimde onu, pis, kapkara bir yere benzetiyordum ve sigara içmezsem tertemiz olacağını hayal ediyordum. Sanırım biraz doğru bu. hayır, içmeyeceğim sigara. Sana söz veriyorum.

Sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

Celerone, teşekkür ederim. Sen samimiyetim için teşekkür ettiğin zamanlarda ben her seferinde yazıları tekrar okuyorum, acaba çok mu samimi olmuş, denilmemesi gereken şeyler mi anlatmışım farketmeden, diye:)

Ben küçükken sınıfın birincisi, öğretmenin kuzusuyken aynı zamanda çok sıkıcı, çok disiplinli, o zamanlar dedikleri gibi çok yeşilaycı'ydım. Elimde elma, sigara içilen odaya girmez, çok belli olan yanlışların böyle sorumsuzca yapılmasını acımasızca yargılardım. İçimden. Hiç konuşkan değildim.

Sonra, üniversitede değişti her şey. Çok eğlenceliydi.

Son yıllarda yine çocukluğuma benzedim. Çok sıkıcıyım. Kendimden ölesiye sıkılıyorum bazen. Ama işte içtiğim üç bardak yeşil çay antioksidan gerçekten ve sigara da sağlığa gerçekten zararlı.

Hüzünlüymüş gibi görünse de çok eğlendim yazarken bunları. (:Botoks yaptırmış hanımlar gibi hep aynı ifade, oysa şu an neşeliyim:)

Sen hangi şehre ve hangi otele gittin yatağı öyle lavanta keseleri ile hazırlanan? Hımmm?
Sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

Sevgili Tavşan,
İsminizi görür görmez gülümsedim. Benim bildiğim tek fıkra var o da şu tavşan fıkrası. bakın yine gülmeye başladım ve yazamıyorum. Hani şu... hah haaa havuçlu olan... biliyorsunuzdur. Ben, fıkra anlatmak icap edince bunu anlatırım, ama anlatmayı da beceremem gülmekten. Neden bilmem beni gıdıklar bu fıkra ve başkasını da hiç aklımda tutamam. Bu fıkra bana yeter ömür boyu. Gerçi dinleyiciler, anlayışlı bir gülümseme ile bakarlar ve şu fıkra krizimin geçmesini beklerler ya neyse.

Tavşan, kiloluysan kilo verebilirsin. Sadece yediğin her lokmanın seni şişman yapacağını düşün, yeter. Yani bunun yolu yok. Yiyecek şişmanlatır, bazı içecekler de. Bir süre az yiyince göreceksin ki miden küçülecek ve yeterince yiyeceksin. Ben bu aralar dikkat etmiyorum. Akşam çilekli pasta yedim. sabah da mayalı ekmekle, peynirli, tereyağlı omlet. (MSN'deki kızarmış yüzü buraya koyduğumu farzedin.)

Yürümem lazım. Koşmam, ama burada sokağa çıkmak istemiyorum. Çok kalabalık, çok sıkışık.

Umarım en kısa sürede kilo verirsiniz.

Sevgilerimle.

NOT: Bu arada, sobelediğiniz için teşekkür ederim. Yahu hakkımda bilinmedik bir şey kaldı mı gerçekten? Düşüneyim. Bir hikaye var, onu anlatırım belki.

Kirmizi Sapka dedi ki...

Sevgili Peri, yazdiklarin bitmez bir merak duygusunu getiriyor. Hem baska bir dunya, hem de cok tanidik. Bu tanidiklik yuzunden bloguna her girdigimde birkac sayfa da eski yazdiklarini okuyorum. Hemen hemen tamamini okudum diyebilirim.
Motive olmak, kendini motive edebilmek cok onemli sigara konusunda. Sen etmissin, once kendini inandirmissin. Sanirim dogum sonrasi kilolarim icin de benim ayni seyi yapmam gerek.

sevgiler..

celerone dedi ki...

Sevgili Peri,

Eh aslında söyleyecektim zaten sana. Senin geldiğin şehre gitmiştim çünkü. Otelse oranın ünlü oteli işte.

Ben senin eski şehrini severim. Siteni keşfedip eski yazılarını okuduğumda, sen şehrin sıcağından, erkeklerinden ve kadınlarından bahsederken, üzülmüş sonra da bir şehri geniş caddeleri, parlak havasıyla değil, ancak insanlarıyla tanıyabileceğimin farkına varmıştım.

Sevgiler,

endiseliperi dedi ki...

Kırmızı şapka
hoşgeldiniz:) siz bıkmazsanız ben hiç bıkmam güzel söz duymaktan. bıkmayın, bıkmayın:) teşekkür ederim.

Size kilo yakışmış; şimdi sizin oradan geliyorum. Gerçekten. Bana yakışsaydı ben de kilolu olur, salopetler, renkli tişörtler giyerdim. Yakışmıyor. Boyum 1.75. Kilolu olunca tuhaf bir kadınsılık da beliriyor bende.Kendimi dev gibi de hissediyorum.

Yine gelin. Hoşçakalın. Ufaklığı öperim.

tavsan dedi ki...

Peri, nolur bana siz diye hitap etme.Sizin agzinizda (yaziminizda) tuhaf durmuyor ama siz oyle apinca benim de size oyle hitap etmem gerekiyormus gibi hissediyorum ve/ama bu bana tuhaf geliyor, araya hoslanmadigim bir tur resmiyet koyuyormus gibi.
ya ben o fikrayi bilmiyorum sanirim. gerci demin "gugilladim" ve iki fikra ile karsilastim (ve birinin sonunu anlamadim:). yani bana da anlatirsaniz bir ara sevinirim;)
ayrica her zaman anlatilmamis birsey bulunur gibi geliyor bana. kisiler genel olarak zengin varliklar, ki kalemi de hos bir Peri biliyorum ben;)

pelin dedi ki...

Sevgili Peri,
ben yazinin bana hatirlattiklarini yazayim. Sigaraya ozenerek basladigimi hatirladim, lisedeyken hem de, cunku eger parka giyiyorsan, e sigara da icmen lazim. yok oyle bir mecburiyet ama aklim biraz eksikti herhalde. Dort sene sigara ictim. Ilk birakma denememde izledigim yol, paket almamak, ve her uzatilan sigaraya "hayir" demek oldu. cunku bir kere hayir deyince, utanirdim tekrar istemeye. sonra cok luzumsuz bir adamin yuzunden tekrar basladim. bir iki yil daha surdu. sonra birgun cok sevdigim biri telefonda dedi ki "ne olur birak sigarayi, bak kanser olacaksin". peki dedim bende, ve biraktim. zor olmadi, ve zaten bende artik cok rahatsiz olmaya baslamistim. tabi bu kadar kolay birakmama, nerdeyse hic sigara icilmeyen bir ortamda yasamaya baslamam cok yardimci oldu. belki herkes icin bu kadar kolay olmayabilir ama hic olmaz birsey de degil, senin de dedigin gibi.

sigarasiz ve saglicakla kal.

(yine cok guzel yazmissin.sana dans etme firsati ciksin diye yaziyorum:)ve bunlari yazarken bir taraftan da yesil cayimi yudumluyorum)