Perşembe, Mayıs 17

evimizin yeni konuğu:
küçük kuş

dün akşam bora ani bir kararla işe gitmeye karar verdi. sözlüğü işyerinde kalmış ve berbat bir çeviriyi bitirmesi gerekiyormuş. eğer "iş"in üstüne çok düşünürse hiç yapmak istemiyor. en iyisi ne yapılması gerekiyorsa karar verip, yapmak. ben de öyleyim. ben bazen planlı programlı biri gibi olmaya çalışır, ertesi gün yapılacak işleri düşünürüm. öyle çok yorulurum ki bunun üzerine, canım sıkılır. bora hiç sevmez bu huyumu. ben de hiç düşünmüyorum artık. ertesi gün sadece ama sadece başlamak kalıyor geriye. bugünlerde çok çalışıyorum, ama yaz mevsiminde gün çok bereketli. çalış çalış bitmiyor:)

bora gidince işe, kapının sürgüsünü de taktım. geceleri huzursuzum bugünlerde, çok kabus görüyorum. tarot bakmaya karar verdim. şöyle neşeli bir dilek tutmak için pencereden bakıp düşünürken, ne gördüm? bizim yeşil sardunya saksısında bir tuhaflık, yeşil, tuhaf bir uzantı. üst kattaki yaramaz mehmet can mı çöp attı diye yaklaştım. hayır, bir kuş, küçük bir kuş! arçil henüz uyumamıştı, sen, dedim masanın üstüne yayılmış tina'yı odanıza götürüp kapıyı kapat. sonra çıkıp balkona, yaklaştım küçük kuşa. başını kanatlarının altına almış uyuyor:) beni hissedince uyandı. avucuma aldım. çok çırpınmadı. ben de hemen salonda, sözlük kitaplığının üstünde asılı duran muhteşem, ahşap kafesimizin kapısını açıp, bıraktım içeriye. Evet, her şey hazırdı. su kabını bulup, yıkayıp doldurdum. bulgur, pirinç koydum ama yememiş. sabah erkenden yem alıp verdim. şimdi buraya ait bir kuş gibi duruyor:)



evin prensesi tina şaşırdı biraz. kafesin altına gelip boynu ağrıyıncaya kadar miyavladı. sonra biraz da yalvardı. şimdi hiç ilgilenmiyor. ben kuşun yanına gidip, tina'yı sevme sesimle, " ah küçük kuş sen nereden geldin? ne kadar güzelmişsin? arkadaş ister misin?" diye konuşurken pis pis baktı tina. ben de o odadayken konuşmuyorum artık. eğer bizim olacaksa bir isim düşünmemiz gerekecek.
*
muhabbet kuşunun anavatanı avustralya imiş. bir tür papağanmış. çok zekilermiş. yanına arkadaş almadan önce sahibiyle ilişkisinin geliştirilmesi önerilirmiş. çünkü yanında arkadaşı olduktan sonra kimseyle ilgilenmez, insanı ilişkiler de kurmazmış:) bizim evin yakınlarında kuşçuların kurduğu bir dernek varmış. ona gidip bilgi alalım, ne yapılması gerek konuşalım, dedi şimdi uyanan bora. ah, yarına çok işimiz var çoook:)

not: sonra yine de baktım tarot falına. çok güzel çıktı:) bora'yı işten arayıp söyledim kuşu filan. çok şaşırdı, çok sevindi. ancak bu akşam dönünce görebildi kuşu. umarım burada çok mutlu olur.

30 yorum:

ekmekcikiz dedi ki...

Bu kuşcuk, evinden kaçıp da sizin saksıya yorulduğu için konmuş olmasın?
Yani, sahibi çıksın da siz kuşsuz kalın demiyorum, aman ha!
Sadece, bu cins doğada kendi başına yaşıyabiliyor mu, bilmiyorum. Sanki muhabbet kuşu hep kafeste olurmuş, gibi düşünmüşüm demek ki.
Bakalım Tina Hanım neler yapacak?

Ece dedi ki...

şanslı kuş:)
adı "ece" olsun muuuuuuuuu:))
şaka tabiki:)
öptüm seni ...

endiseliperi dedi ki...

sevgili ekmekçikız,
araştırmalarım sürüyor, ama kafes kuşu bu, dışarıda yaşayamaz. elbette, bir evden kaçmış olmalı. bora aşağıdaki tamircilere bir sor, onlar biliyordur, dedi ama bugün yukarıdan baktım baktım, kendimi cümle kuracak gibi hissetmedim. yarın soracağım. ama ne şanslı bir kuşmuş. evde bir kuş için gerekli olan her şey var! gerçi kafesi salonda, bora'nın çalışma massasının yakınında, zavallı kuş uyuyamaz. ona bir çözüm bulmam gerek.

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

arkamı dönüp bora'ya sordum şimdi,"ismi ece olsun mu?" diye. " olsun, güzel isim" dedi.

:))
ama ece sanırım bu bir erkek. arçil hareketlerinden anladım, boynunu ağır ağır döndürüyor, dedi:)) biraz fazla güzel, renkli tüyleri var, erkek olabilir. ben yarın cinsiyetini öğreneyim, kızsa ece olsun, erkese nasıl olsa bir de dişi alacağız, onun ismi ece olsun, tamam mı? mutlaka ece olacak bu evde. daha güzel bir isim düşünemiyorum.

öptüm, sevgilerimle.

Devletsah dedi ki...

Ben de isim teklifinde bulunayım diye girdiydim.. İsim bulunmuş bile. "Sardunya" ya da "sardin" olsun diyecektim...Rengide uygunmuş.

endiseliperi dedi ki...

sardunya saksısında bulunduğu için hoş olurdu sardunya ismi ama o da kız ismi. eğer erkekse sardin olabilir. sardin, biraz fazla fiyakalı, yüksek ihtisas yapmış mühendis ismi gibi biraz, değil mi? yakışıklı, temiz pak. küçük gömlek yakası düğmeli, elleri becerikli, arkadaşlarına, " hayır, programım var bu akşam" diyip tez yazan delikanlı havası? hımm devletşah? abarttım mı?:))

sevgiler.

elektra dedi ki...

ne güzel, bir kuş bir de kedi. sevgili peri, yarın yapılacak işleri düşünmeye başlayıp gerildiğinde, koy elini tinanın mırıltılı gövdesine, ver kulağını kuşun cıvıltısına, unut gitsin yarını.

iyi geceler...

yagmur damlasi dedi ki...

Burnunun yani :) gagasının üstü mavi ise erkek,pembe ise kızdır.:)
Tabi daha yavru ise o renkler çok belirginleşmemiştir. Ve kesin ev kaçkınıdır.

Bizim Adapazarı'nda iken 30-40 tane filan muhabbet kuşumuz vardı.Bir oda onlara tahsisi edilmişti.Annesinden ayrılan yavrular,gelip saçlarımın arasına yerleşirdi.:)
Tabi söylememe gerek yok,o zaman hayatımızda henüz kediler yoktu.:)

Hem ben annane oldum.Maydanoz'un ve Julia'nın 3'er bebesi oldu.
Allah'ım biz bir ufaklık bakmaya başlayınca, sayısını ne kadar abarttığımızı farkettim de utandım şimdi.:(

Lilium Bosniacum dedi ki...

kitap falınız çıktı sanki.. kırlangıç ile tekir kedi.. bir tek oyuncular biraz farklı.. hayırlı olsun... :)

endiseliperi dedi ki...

teşekkür ederim önerin için elektra. ben kuş nasıl sevilir bilmiyorum, parmağımı uzatıp bıcır bıcır minik sözcükler diyorum. tina gelip o da benimle birlikte miyavlamaya başladı:) sonra tina'yı sevdim ama bana yüz vermedi. iyi analaşamasalar bile, birbirlerinin varlığına saygı göstermeyi öğrenirler umarım.

endiseliperi dedi ki...

saliha hanım, gagasının üstünde gözlük gibi bir kaplama var, o yerden bahsediyorsanız, o mavimsi.
erkek mi acaba:( ben kız olsun istiyorum. bir de bu henüz ötmedi. ne zaman ötecek acaba. keyfi yerinde görünüyor ama... ben biraz da internetten araştırayım.

teşekkür ederim.

Oo demek anneane oldunuz, kutlarım!
bekir bey'in balkonunda da yeni ziyaretçiler var:) sihay bir kedi gelip doğum yapmış. biliyorlar demek ki bekir bey'in sorumluluk alacağını. eh, onlara da yuva bulmak gerekecek.

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

lilium hanım,
gerçekten de öyle oldu, siz deyince farkettim! ama bizim tina'nın o kitaptaki, ağır, görmüş geçirmiş, dünya işlerinden elini eteğini çekmiş, diğer cahil hayvanlarla işi olmayan kediyle hiçbir alakası yok. kuşumuz da kırlangıç hanım gibi neşeli, meraklı, cesur değil de bir derviş havasında sanki.

kuşumuz kanatlarını açıp gerindi şimdi. bu mutlu, rahat olduğunu işareti mi acaba? hay allah, kuşları anlamak zor, zaman alacak.

sevgilerimle.

yagmur damlasi dedi ki...

evet orasından bahsediyorum.:)
sanırım erkek o zaman.Ötme konusunu bilemiyeceğim,eşim evde olsa sorardım.
zaten kuşlara bakan,üreten oydu, ben sadece 2.anne,fotografçı teyze vazifesi yapıyordum yavrulara.:)

Ama erkek kuşlar konuşur. bizim ilk ve o zamanlar tek olan kuşumuz konuşurdu. Aynı eşimin sesi ile.Derdim ki "sen işe gidiyorsun,sesin evde kalıyor.Kurtulamıyorum senden:P "

Ve o tabi o rahat ve mutlu. güvenli bir yuvada.:)
Bekir Bey yazmış bana da, biliyorum.Ama ah şu yuva bulma işi ne zor, ne zor.

limonagaci dedi ki...

merhaba,
böyle rastlantılara bayılırım ben. yeni misafirinizle iyi geçinmeniz dileği ile..
fakat misafiriniz evet bir yerden kaçmış olmalı ve eminim ki o tünediği ağaca konana kadar da cok korkmuştur.
yeni kafesine alışması, size alışması için biraz zamana ihtiyacı vardır. ama bugün yarın ilk sesini duyarsınız zaten.
kafesi eğer enine çizgili olursa daha iyi olur cünkü muhabet kuşları tırmanmayı severler. belki bir bir ayna koyabilirsiniz ya da ona göre bir oyunca, salıncak gibi..
umarım iyi olur herşey

yagmur damlasi dedi ki...

ah evet ya. ayna en önemli şey. onu başka kuş zannedip ona cakırdıyorlar,sahi...

endiseliperi dedi ki...

limon ağacı, saliha hanım,
şimdi bir ayna koydum. karşısına geçmiş, başını sağa sola eğip kendine bakıyor; gözlerini kırpıştırıyor. daha ötmedi. bakalım.

Margot dedi ki...

Sevgili Peri,
Muhabbet kuşum Musti öldüğünde on yaşını geçmişti. Ona o kadar alışmıştım ki bir süre hep kafama gelip konmasını bekledim.
Biz Musti'yi ve eşi hanımefendiyi beraber almıştık, bunlar çift olur diye. Sonra eşi Musti'ye binbir fenalık yapmaya, gagalamaya, yemek yedirmemeye başladı. Sonunda hanımını geri verdik Musti bize kaldı.
Sizinki de mavi gagalı bir erkek muhabbet olsa gerek. Tek olduklarında size düşkün oluyor, omzunuzdan ayrılmıyorlar. Benimki aynı zamanda çok güzel konuşur ve dans ederdi :) Yalnız sizde Tina var, salmanız pek güvenli olmaz sanırım. İyi anlaşırsınız umarım,
Sevgiler!

endiseliperi dedi ki...

kuşumuz önündeki aynaya baka baka az önce bir çığlık attı!:))

margot, çok üzülmüşsündür, başın sağolsun. biz, şimdilik adsız olan kuşumuzu dışarıya çıkaramayız tina yüzünden. bu nedenle kendisinden şarkı, dans gibi artistik yetenekler beklemiyoruz. ötsün yeter!

sevgiler.

neolitik hanım dedi ki...

yakın bir arkadasımın muhabbet kusu vardı, masada onlarla birlikte kahvaltı eder, cay icerdi, "canııım", "cicikuş" demeyi öğrenmişti. pek tatlı, adı gibi pek muhabbetli bir şeydi.. sizinki de yavas yavas ısınıyor size sanki.

tina ile iliskilerini merakla izleyecegim :)

pelin dedi ki...

bir arkadasim da aynen boyle bulmustu muhabbet kusunu, balkona gelmis, onlar da iceri almislar. nerden geldigini bilmedikleri icin de adini "gizem" koymuslar. evet bu da bir kiz ismi biliyorum. belki baska gizemli ve erkeksi isimleri hatirlatir diye yaziyorum.

Ece dedi ki...

Eğer kızsa ve bana çekerse, çok konuşur:))

endiseliperi dedi ki...

kuşumuz bu sabahtan itibaren ötmeye başladı:) tina biraz huzursuz. sabahtan beri oyun oynuyorum. oturduğum an, acıklı acıklı miyavlamaya başlıyor. az önce ara tara tina'yı bulamdım. biraz şapşal olduğu için pencereden düşme tehlikesi çok fazla. kanepenin arkasına saklanmış beni bekliyor. görünce, fırladı yerinden.

bakalım daha neler olacak?:))

miso dedi ki...

Sevgili endişeli peri,
Yağmur damlasına ne kadar özendim bilemezsin. Saçlarımın arasına konan kuş yavrularını düşününce ağlayasım geldi. (Hatta burnum yandı bile:))
Bizim de bir muhabbet kuşumuz vardı ve aynen sana olduğu şekilde edinmiştik kendisini. Sonra köpek alınca ve maviş'i yeme çabasına girince eşimin ailesine verdik. Şu anda en az 12 yaşında. İnsanlar bakmaktan yoruldu, maviş duruyor. Ha, evde bir de kedi var. Ama ne uyuz bir kedi anlatamam. Kuş sağ salim o yüzden. Yine de Tina'ya dikkat derim :)

endiseliperi dedi ki...

son durumu açıklıyorum: bora aşağıdaki tamircilere sormuş, kimsenin kuşu değil o, şu sokaktaki pet shop'tan kaçmıştır, demişler. onlara da sormayın, çünkü, onlardan kaçmamışsa bile, evet, bizden kaçtı, derler, demişler.

kuşu resmen sahipleniyoruz böylece. bora dedi ki, adı olcay olsun. kızsa da erkekse de uyar. hem içinde C harfi var, kuşlar sever, dedi. kuşumuzun ismi olcay. eğer bir tane de kız alırsak ona ece, diyeceğiz. tavşan alırsak, ona da sardunya ya da sardin.

böyle gelişti olaylar.

sevgiler.

metin-thePoor dedi ki...

Eh, nüfus çeşitleniyor desenize Peri Hanım. Hayırlı olsun ailenizin yeni üyesi. Fakat sizde beyle çoğunlukta oluyor bu durumda, değil mi?

metin-thePoor dedi ki...

"beyle" değil "beyler"

endiseliperi dedi ki...

evet. bir tek tina ile ben varız. tina'nın da asabı bozuk zaten:) ne zaman kuşu ismine alıştırmak için olcay, olcay, diye sevsem yanıma gelip o da miyavlıyor:)

Köşenin Delisi dedi ki...

Kıyamam Tina'ya,çok şeker :)

Adsız dedi ki...

Gak diyerek baslamak istedi canim nedense?
Birde su tekerleme dolandi dilime:Gaktan ötürü herhalde?
Karga, karga, gak dedi
Cik su dala bak dedi
Ciktim baktim o dala
Bu karga cok budala.
Saglicakla..........

Ece dedi ki...

Olcay, lütfen en kısa zamanda bir eş iste:))
Ece gelecek yanına:P

[zavallı olcay, bir bilse başına geleceği:))]