Cuma, Mayıs 18

John Higgins*
Hanımlara mahsus bir hizmet daha:
İzdivaca hazırlanıyorsunuz, lakin küçük beyi yeterince tanıyor musunuz?
Emin değilseniz, sorun:

Amerikan oynayalım mı?
Bir erkeği tanımanın türlü türlü yollarını denediniz: burcunu öğrendiniz, kendi burcunuzla uyum grafiğine baktınız... Olmadı, tereddütler içindesiniz. Yemeğe çıktınız, yemek yeme hallerini izlediniz. Kararsızsınız. Eh, bunlara rağmen hala tanımadıysanız size son önerimi yapıyorum: Onu bilardo oynamaya davet edin:) Ancak bu konuda insaflı olmak, acemi bir oyuncuysa bilardoyu bir ölçüt olarak almamak gerekir. Acemi oyuncunun tereddütleri, topa, niyetinden fazla gösterdiği şiddet onu haksız yere yargılamanıza neden olabilir.
Bir bilardo oyuncusu ise, acımayın, dikkatle izleyin onu: Elleri ıstakayı nasıl kavrıyor? Istaka parmaklarının arasında nefes alabiliyor mu? Topa vuruş şiddetini ayarlayabiliyor mu? Bilardoyu bilenler bilir; bazen küçük, okşar gibi bir vuruş sonuca götürürken, bazen de hedefe odaklı tek, temiz, güvenli bir vuruş gerekir.
Bilardo, içindeki kadını tanıyan erkeğin sporudur. Vurmayı hedeflediği topa ulaşmak için karmaşık bir geometriyi göze alabiliyorsa, örneğin beyaz topu önce banta çarptırıp sonra bir ikizkenar üçgen çizerek dilediği topa vurduruyorsa, bu dolayımlı ve zarif anlatım için kadınları, içindeki kadını tanıması gerekir.
Aman dikkat; izdivaca hazırlandığınız yüreğinizi hoplatan bu sevgili, geleceğini düşünen, sorumluluk almaya yatkın biri mi? Oyunu rakibine bırakırken beyaz topu onu zorlayacak bir pozisyonda bırakıyorsa, içiniz rahat etsin, hiç endişelenmeyin artık:)))

Şunu unutmayın: Bilardo bir spordur. Üstelik centilmenlerin sporu. Kişisel olgunluk gerektirir. Sabır, dayanıklılık ister, nefsinizi terbiye etmenizi sağlar. Bilardoda başarı için kendinizi tanımalı, sınamalı, kazanma ve kaybetme konusunda tavrınızı ayarlayabilmelisiniz. Rakibinizin iyi atışını bile takdir edebilmeli, ancak heyecanınızı onu iki parmağınızla alkışlayacak kadar zaptedebilmelisiniz. Çiğ davranışlar, abartılı tepkiler, kaba sözlerin yeri yoktur bilardoda. Nezaket, zarafet, kendine güven... peki peki, heyecanlanıp size şunu sorun diye bile önerebilirim:
Oyna! Kavalyem misin şövalyem mi, görelim.

heh heh heee:)))

Not: Bilardo'yu bilenler, cepli, 8 top, Amerikan diye tabir edilen cinsini küçümserler. İyi oyuncular 3 bant oynar. Bora da 3 bantı tercih eder. Ancak biz arkadaşken bolca Amerikan oynadık. Yok yok, hiç o niyetle bakmamıştım gerçekten de. Ancak çok iyi bir bilardo oyuncusu olduğunu söyleyebilirim. Gözlemlerim sadece karakterini analiz etmeye yönelikti:p

* Snooker ile bilardo tamamen farklıymış birbirinden. Biz Eurosport'ta izliyoruz snooker karşılaşmalarını. Bu yıl kupayı Higgins aldı. Kutluyoruz.

36 yorum:

ekmekcikiz dedi ki...

Ey Peri!

Şimdi de bilardo izleyip oynayacağız, o vakit!

Demek bu işin meraklısı sadece benim yeni yetme oğulcuğum değilmiş. Bir de garibimi sarakaya almıştım; bu da spor mu yani diyerekten. Dün Eurosport'da poker karşılaşması(!?) yayınladıklarını görünce snookerla ilgili itirazımı kısmen geri almıştım, zaten.

Hımm, ben bu işi bir kere daha düşüneyim.

Köşenin Delisi dedi ki...

Ben bu noktada katılamayacağım sana Peri :)) Gayet iyi bilardo oynayan ama centilmenlikten zerre kadar nasibini almamış bir erkek arkadaşım olmuştu zira :)

gaykedi dedi ki...

aman dikkat edin başka toplara da vurmaya meyilli olmasınlar :)

bir kız arkadaşımın en büyük korkusu sevgilisinin gay & bisex olmasıydı, kulakları çınlasın çıkmadan önce ne yapar eder bizle tanıştırır sizce var mı birşeyler diye fikrimizi alır, sevgilisinin ağzını ikide bir gay barları biliyormu hiç gitmiş mi diye arardı :)

endiseliperi dedi ki...

ekmekçikız, e mecburen öyle oldu. şaka şaka yahu. komik olsun diye yazdım. gerçi ben bakarım bilardo oynayanlara ve zaafları nelerdir, nerede arıza var, hangi özellikleri hoştur, anlamaya çalışırım. ben bir tür karakter koleksiyoncusu gibiyimdir. insanları izlemekten, tanımaktan çok hoşlanırım. eskiden çok sosyaldim ve bir sürü insanla tanışırdım. bazıları çok ilginçti ve gece gündüz onları düşünürdüm. sonra geçti. şimdi insanları pek merak etmiyorum. az insanı çok merak ediyorum. dünkü poker karşılamasını izlemedik. geçenlerde izledik, bir hanım kazandı. bora onun oynama tarzını pek beğenmedi. ben bir ara öğrenmiştim ama unuttum. hiç iyi bir poker oyuncusu da olamam. yüzüme bakan aklımdan geçenleri akan bant şeklinde okuyabilir. oysa en sevdiğim meslekler, casusluk, dedektiflik:p

ekmekçikız, sen şimdi sinemaya gittin o halde. ben havaya bakıp duruyorum haber verdiğin yağmur yağsın, diye, ama yok. hadi güzel güzel izleyin de anlatın bakalım, nasılmış film.

sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

elif'çiğim,
ben aslında bilardo'nun insanı eğitmesi gerektiğini söylüyorum. teorik olarak bilardonun insana etkisi dediğim gibi olmalı. bilardo öyle bir spor. ben yakın olarak bir tek bora'yı tanıdım bilardo oynayan. peki bora tarif ettiğim gibi mi? öyle mi?

:))) hah hah haaa şimdi bu konuya girmeyelim, uzar gider:)

ben pek oynayamam, iyi oynamayı çok isterim, ama yoğun olarak ilgilenmek gerekiyor. eskiden ayda 4 kere bilardo salonuna gitmişimdir bir dönem, onunla ne öğrendiysem.

eski erkek arkadaşlar neden öyle kötü? miso'nun da öyleymiş. benim eski arkadaşlarım fena değildi. hatta çok iyilerdi. ben hepsini çok sevmiştim. ayrılınca da zaman içinde kötü olaylar, kötü özellikleri aklımdan çıkıp gidiyor. hatta aklıma geldiklerinde ne hoş biriymiş, neden ayrılmışız diye hayıflandığım bile oluyor. elbette aklımın bir köşesinde ayrılmakla çok iyi ettiğim bilgisi kapalı bir kutuda öylece duruyor ama huzursuz olmamak için açmıyorum onu. ben ne kadar seçilmiş güzel anılarla dopdolu gibi görünen bir geçmişe sahipsem de sevmem geçmişi.

peki elif, hiç değilse bilardo oynamayı öğrenmişsindir. yani bu kadarcık bir faydası varsa, yeter de artar bile. hımm?

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

gaykedi,
ben o tabirlerden (top, filan)hiç hoşlanmıyorum. sözcüklerin tüm masumiyetini yok ettiler. bütün fiiler de neredeyse ayıp bir ima içeriyor. ben hoşlanmıyorum. top toptur abi, zıplar, atarsın, tutarsın. başka da bir anlamı yoktur. eşcinsel, gay, ibne (bu da bir aşağılama içermiyorsa)

eşcinsellere top diyerek haketmedikleri bir üstünlük elde edip kendilerinde, böylece de aşağılamaya yetkileri varmış gibi davranan erkeklerden de hiç hoşlanmam.

şimdi ben erkek arkadaşımı erkek arkadaşlardan da kıskanmışımdır ama benim bu konudaki hissiyatım seksüel olmaz. çok zeki, çok renkli, çok hoş özellikleri olan, birlikte çok vakit geçirilmek istenecek nitelikte bir adamı, kadını, eşcinseli kıskanırım. yani dışlanmak çok çok üzer beni. benim kıskançlığım başka türlü olur.

erkek arkadaşım, benden başka bir kadın, erkek, eşcinselden hoşlanıyorsa bana söylemesini isterim. bana söylemediği ya da yalan söylediği için üzülürüm. söyleyince de, evet ayrılmak isterim. çünkü ben, ilişkisinde aşık olmak, olunmak isteyen biriyim. mantık ilişkileri bana göre değil. aşk dışındaki nedenlerle yürütülen ilişkiler de. ilişkide aşk yoksa, bana duyması gereken aşk yerine başka bir kadın, erkek, eşcinselden hoşlanıyorsa bu, bu anlamda çok çok fena olur.

ben insanın çok ama çok karmaşık olduğunu biliyorum. bunu görmezden gelmem.cinselliğin doğası ise hepten arap saçıdır. kimsenin kimseden hesap sormaya, eleştirmeye, yargılamaya hakkı yoktur. cinsellik çok ama çok içsel, çok özel bir meseledir. kendi cinsel açmazlarını bastırıp, görmezden gelip, yok sayıp ya da hiç farkına bile varmadan diğerinde gördüğü bir farklılığı eleştirmek ayıptır bana göre.

neticede insanın kendini gerçekleştirmesi ve nasıl mutlu oluyorsa öyle yaşaması asıldır bana göre.

özetle, neye meylediyorsa meyletsin, bu onun bileceği iştir ama hiç bir durumda ortada top filan yoktur:))

sevgilerimle. nakhar'a selamlar.

endiseliperi dedi ki...

yarıda kalmış yukarıdaki cümle:
eşcinsel, gay, ibne var kullanmak için. yetmiyor mu?

torkunc dedi ki...

adettendir bir ortama girilince selam verilir...

bilardo estetiğin vardığı zirvede kendine özel bir yer edinmiştir. bilardo sayı almak değildir, sayıya giden yolda topun süzülüşünü ve güdümlü yolundaki zarif kararlığını izlemektir. bilardo hayatın karşılığı değildir belki ama insanın aynasıdır. karakterin gölgesinin çuhadaki yansımasıdır. bilardo dinginliktir. topun çuhanın üzerindeki akışı, küçük çakıl taşların üzerinden usulca akan derenin asudeliğince huzur verir. akışkandır hayat, akışkandır bilardo. ve geçişken... rakibinizi izlerken aldığınız haz tüm egonuzu yontar ve kelimenin tam anlamıyla "zerre" kadar kendinizi tehlikede hissetmezsiniz...

daha yazacak o kadar şey var ki, ben köşeme çekileyim.

hoşçakalınız.

bknz: bilardoya ağıt :)

candan dedi ki...

bilardo.. hmm bence bir erkeğin yapacağı en seksi sporlardan biridir aynı zamanda. zeki olmayanların becerebileceğini sanmam (üç bant için konuşuyorum, amerikan bilardo'da ben bile başarılı olabiliyorum zaman zaman). bu söylediğimden şunu çıkarmak da mümkün tabi: ''zeki erkekler daha iyi sevişir!''
Peri Hanım,
umarım çok ileri gitmemişimdir bu söylediğimle. ateşim var ve ne dediğimi çok da iyi bilmiyor olabilirim. :)) farzedin bilinçaltım konuşuyor! ;)

selâmlar..

endiseliperi dedi ki...

ah torkunç, evet, evet, evet! çok güzel yazmışsınız. bilardo, evet, budur arkadaşlar, torkunç'un dedikleridir. sonuna kadar katılıyorum ve eğer devamı varsa onları da okumak ister, şimdiden katıldığımı beyan ederim.

teşekkür ederim katkınız için.

sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

candan hanım:))
şu bilardo yazısının erotik bir yazı olmasını tüm kalbimle dilerken, yine de en ufak bir imada bulunmamak için yazıyı kırpa kırpa izdivaça kadar gerilemiş eh orada da durmuştum. nedenini sormayın. sonunda kaytarmak zorunda kaldığım sohbetleri ta başından engellemek için belki. güzel demişsiniz. aynen dediğiniz gibi ve daha fazlası.

siz bence bilardo için kesinlikle hoş bir erotik yazı yazabilirsiniz. keyifle okurum.

sevgilerimle.

candan dedi ki...

:))) hah hah haaa..
beni ateşe atıyorsunuz Peri Hanım! ama olsun ateşten korksam günah işlemezdim di mi?

yazının altmetnini mi okudum nedir.. ;) biz kadınlardan korkulur valla! korkmayan taş olur netekim. :)

erotizm benim uzağımdan bile geçememiş bir unsurdur hayâtım boyunca. o konuda kalaslar bile elime su dökemezler. ama erotik yazmak olabilir mi? bilmem ki.. akrep burcu olmayı çok istemişimdir. onların kendiliğinden oluveren bir erotik tarafları var hep. ekstra bir şey yapmalarına da lüzum kalmıyor, tuhaf. öylece bir yerde otururken bile becerebiliyorlar bunu, ya da yazarken. bense sâdece açıksözlüyüm hepsi bu. iş başa düşünce, çekilmez bile olurum. yazın, pâzen pijamalarla uyunur mu dersiniz? ben çok uyudum.. anladınız beni, biliyorum. ;)

metin-thePoor dedi ki...

Torkunç Bey ve Cano Hanım da gelmişler ve burası hepten güzel bir yer olmuş -zaten güzeldi, "hepten"le süsledim.

Bilardo milardo bir yana, ben zeki insanları seviyorum arkadaşım. Tek şart: Zekalarını Gestapo hesabına kullanmasınlar emekli asamkesemci überfaşist bey gibi. (Eyvah, dar anlamda siyaset soktum buraya yine ben!)

torkunc dedi ki...

candan hanım, teşekkür ediyorum. tenim karadır ondan mahcubiyetten kızaran yanaklarımı fark etmemiş olabilirsiniz...

güzel yazınızı okuyunca, hep gezindiğim bu sayfalarda artık ben de tutamadım kendimi. birgün bilardo aşkımı insanlıkla paylaşacak gücü ve cesareti kendimde bulursam emin olun sizi de haberdar ederim.

metin bey, neden sizin varlığınız beni ümitlendiriyor hep. birgün büyürsem sizin gibi olmak isterim :)

Adsız dedi ki...

Merhaba,

Sitenizi tesadufen internette buldum. Anne ve anne adaylarina ozel bir sitemiz var" http://www.gebelikveannelik.com/ sitemizde forumda mevcut amacimiz guzel paylasimlarda bulunmak sizde bizi sitenizden link vererek desteklerseniz bizi cok sevindirirsiniz, tabiki bizde sitemizden sizin sitenize link verecegiz

Tesekkurler, Iyi Gunler
www.gebelikveannelik.com

gaykedi dedi ki...

yaygın şekil de insanların bizi aşağılamak, dalga geçmek için kullandığı kelimeleri bizde ısrarla kendimiz için kullanarak, bu sözcükleri normalleştirmeye çalışıyoruz. Ama ermeni, kürt, alevi, kelimesini bile küfür olarak başarıyla kullanan bu toplumda işimiz zor hani. bu çağda kelimeler bile masumiyetini yitiriyor, herşey kirleniyor sanırım...benden de cok slm, ırkdaşım tinaya özel tabi :) ...gaykedi

candan dedi ki...

Torkunç Bey,
son yazdığınız Peri Hanım'a hitâbendi yanılmıyorsam..? ben yüzünüzü kızartacak bir şey söylediğimi sanmıyorum. :) bunu söylerken Peri Hanım, öyle yapmıştır da demek istemiyorum elbette. :))

torkunc dedi ki...

hay allah... gerçi sizin yazdıklarınızı da okurken yüzüm kızardı ama bunu söylememeliydim :)

evet kastım peri hanımefendiye idi. (bknz: herkesin "lapsus"u kendine)

endiseliperi dedi ki...

bu yorum candan hanım'a özeldir:p

candan hanım, sizi gidi sizi, ne demek canım erotizmin sizin uzağınızdan bile geçmemesi! hiç inanmam. siz erotizmin kitabını yazarsınız. valla uzaktan öyle görünüyor. şimdi bunları kulağınıza fısıldar gibi demeliyim ama fısıltılı yazamıyor insan. erotizme yakın olmak, yani seksi olmak, seksi düşünmek ve sevmekle olur. bunun başka hiç bir şeyle alakası yoktur. pazen pijamalar, pamuklu çamaşırlar da değiştirmez bunu. yoksa o şahane vücutlu, budala bakışlı manken kızların hepsi çok seksi olurdu. onların görüntüleri öyle şuh olmak için çırpınıyor ama ruhları, gökhan bey'in dediği gibi bakire. hiç ama hiç seksi değiller.

hem bir koç'un akrep'ten geri kalır yanı yoktur. yalnız koçlar oyun oynamayı, gülmeyi, her şeyi keyifli yapmayı severler. en azından benim için öyle. eh ben doğru bir ölçü değilim aslında. cinsellik yaşı bir yanlışlık sonucu teenager zamanlarında kalmış biriyim. ama sohbet etmek gerekirse bolca ahkam keserim. ayrıca ben pazen, basma entarilere bayılırım:P

akrep kadınları konusunda kendisine cevap hakkı doğan neolitik hanım'ı buraya davet ediyoruz:p

endiseliperi dedi ki...

metin bey, beni artık tanıyor, ne kadar alıngan olduğumu biliyorsunuz, şu "hepten" in açıklamasının tüm nedeni bu.

ben zeka konusunda bir yazı yazmıştım buraya çok eskiden. zekanın ahlaki içeriği yoktur, şeklindeydi galiba. ama evet çok sıkıcı şu siyaset metin bey, ne alakası var bu bilardo yazısında şimdi:))

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

torkunç bey, yazın mutlaka, okumayı çok isterim. sizi de sık sık ziyerete geleceğim.

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

gaykedi, bilmiyorum ki, bence en azından bulunduğunuz yerlerde buna izin vermemek gerekir.siz bu sözcükleri evcilleştirmeye çalışıyorsunuz, ama hiç sanmıyorum ki dilediğiniz gibi neticelensin durum. saygının sözcüklerle çok yakın alakası var.

Devletsah dedi ki...

RSS'te "John Higgins*
Hanımlara mahsus bir hizmet..." yazının ilk cümlelerini görüp "aaa Periciğim My fair lady'yi yazmış" dedim. Sonra da "O Henry Higgins değil miydi?" diye düşünerek yazıyı okumaya başladım.. Aaa o da ne... konunun benim 6 kelimeden çıkarttığım sonuçla hiç alakası yok. Oldu mu hiç... Halbuki profesör henry higgins de kadınlara diksiyon öğretip bir hizmette bulunmuyor muydu... Ben gidip my fair lady'yi seyredeyim en iyisi. Çok severim de. Ayrıca ben de şu bilardodan hiç anlamadan saatlerce eurosportta maçları seyrediyorum. 10 maç seyredince kuralları anlıyorum. Bir sonraki turnuvaya kadar uçuyor. bilardoyla tek ilişkim tv ve colour of money'den ibaret...

endiseliperi dedi ki...

aa, o hanry higgins miydi? devletşah ne hafıza var sizde. ben çok eskiden izlemiş çok da sevmiştim. evet, audrey hepburn'ün diksiyonu berbattı da hırslanıp onu çok güzel konuşan ve çok çekici bir kadın haline getirmişti. güzel konuştukça, daha terbiyeli, daha güzel ve hatta daha zeki olmamış mıydı kız? sonunda da aşık olmuyorlar mıydı?

ben çok seviyorum. eğer çok büyük bir evim olsa bir bilardo masası isterdim.

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

Sayın anonim keşke daha iyi araştırsaydınız. benim gebelikle hiç alakam yok. yani arasıra bir kız çocuğu istiyorum ve daha da geç olmadan yapmalıyım, diye paniğe kapılıyorum ama aklım başıma geliyor.

buradan, mesela elif hanım, buralara pek uğramayan açelya hanım, küçük çocuğu olan aslı ve yasemin hanımlar ilgilenebilirler. ben de ilgili linkleri koymaya karar verirsem, söz sizi de eklerim.

ilginiz için teşekkür ederim.

not: eğer kız çocuk yapmak için bir tüyonuz varsa ve benimle paylaşırsanız, o zaman bağlantılarıma eklemem anlamlı olur. olmaz mı?:) teşekkür ederim.

neolitik hanım dedi ki...

"iste geldim, burdayım ben bu işte ustayım" :p yani erotizm isinde demek isterdim ama ben de candan'ın kendisi icin kurdugu cumlelerin benzerlerini kendim icin kurabilirim akreplerin yüz karası olarak. biz akrepler icin soylenenler bana biraz efsane gibi geliyor ya da bende bir sorun var. bridget jones'daki gibi anneanne donları olsun, pamuklu ekose pijamalar olsun, bunlar hic bir akrebin gardırobunda olacak seyler mi kuzum? (gerci yatak odasında basucumda panter desenli bir lamba var, belki oradan yırtarım :) erotizm, seksilik cok netameli konular. erotizmde degil ama ketumluk konusunda kimseler elime su dokemez bir akrep olarak, o bakımdan daha fazla yazamıyciiim.

gerci şöyle de bi şey var, niyeti bozmuş bir akrep isterse bu seksilik efsanesinden cok ekmek yer, onu da söyliyim. mesela kalas bir akrep, kulagina fısıldayarak "biliyor musun, ben akrebim" dese, karşı taraftaki yükselen beklentinin, atmosfere katacağı ekstra elektrikle çok acayip şeyler olabilir ;)

ay biraz edepsizce oldu galiba, kaciyorum ben...

endiseliperi dedi ki...

benim iki tane akrep arkadaşım oldu, ikisi de saftirik çok şeker tiplerdi. hep öyle bir efsaneden bahsederler ama... hiç erkek akrep de tanımadım.

sevgiler.

candan dedi ki...

hah hah haaa... :)))
Peri Hanım,
fısıltı mısıltı, valla bu saatte öyle iyi geldi ki söyledikleriniz. terapi gibi oldu hattâ! ;) buna başta kendimi inandırmak için bu yorumunuzu kâğıda yazıp, buzdolabının üstüne asmayı düşünüyorum. her sabah kalktığımda okuyacağım! :))

Neolitik Hanım da gelmiş ve topu öyle ince görmüş ki; ne desek yavan kalacak şimdi. :)yok valla ben hiçbir edepsizlik emâresine rastlamadım okurken. ayrıyetten, öyle demeyiniz bakın sizin yorumunuzu okurken bile o havayı gördüm ben. nasıl beceriyorsunuz kuzum siz bunu? hep o leopar desenli lambanın işi olamaz ya! ;)

hasta bir kadına yapılabilecek en güzel şeyi yaptınız; beni bolca güldürdünüz hanımlar. Allah da sizi güldürsün inşallah! :)))

Lilith dedi ki...

Ah, ah... My Fair Lady dediniz, bam telime bastiniz... Ben simdi kendimi tutamam ki... Pesinen zirvalamalarim icin af dileyeyim bari de, ondan sonra gozumu kapatip agzimi acayim:

Kart horoz Bernard Shaw'un Pygmalion fantazisinden uyarlamadir My Fair Lady. Ince, masum ve evet isci sinifindan cicekci bir kizin gecirdigi formasyonu anlatir guya. Prof. Higgins bir linguisttir, ustadimizdir sozde. Her sınıftan İngiliz'in sardettigi her turlu sesi cikarabilir, analiz edebilir, kelimelerin dogru soylenisini saaakk gibi insanlarin alninin ortasina yapistirabilir. Elisa'yi gorunce onu ilk once bir proje olarak algilar, ego meselesidir soz konusu olan, bu cahil "cockney"den kralicenin huzuruna cikmaya layik bir "lady" "uretecek", tum soylulari kandiracaktir ve ah ne kadar da gulecetir bu soylularin ardindan! Cunku bunu yapabilecek yetenege ve zekaya sahiptir! Hesaba katmadigi bir sey vardir lakin: projedeki caba ve emegini hice saydigi, sirf duzgun konusmayip kendinden asagi bir siniftan diye insandan saymadigi, denek faresi yerine koydugu Eliza'nin dupduru kalbidir bu. Eliza, soz meclisten taa disari, insaniyet naminda tescilli bir okuz olan Higgins'e en sonunda geri donerken asik oldugu herifin ne mal oldugunu bile bile, onu oldugu gibi kabul ederek ama ona boyun egmeden sadece yan yana yasamaya talip olarak gider.

Edebiyat boyle buyulu bir sey iste. Kart horoz Bernard Shaw -zerre kadar hazzetmem efendim kendisinden, zekasina mukayyet olacak kadar akli olmayan biridir zannimca- kendine her sartta ram olacak, boyun egecek gencecik bir kizin hayaliyle ve boyle bir kizin kendisine yanasmayacagini bilmenin kekremsiligi ile yazarken, kelimeler elinden ucup kacmis, ortaya Eliza cikmistir. Eliza, o kucucuk yasinda tam bir asik kadin bilgeligi ile Higgins'in ruhunun en derin dehlizlerindeki karanlik sirlarini gormus, buna ragmen ona gulumseyip elini uzatmistir.

Filmdeki sarkilari ilk once Audrey Hepburn kendi sesiyle soylemis, cok da guzel soylemis ama sonra ne olmussa olmus, Hepburn'un sesinden degil de bir sarkicinin sesinden dinlemisizdir sarkilari. Ayrica, ladylerin ladysi zarif Hepburn'un de canim aksanini cockney aksanina cevirebilmek icin epey gayret sarfettigi soylenir.

Son birsey daha, Shaw'in oyununun sonuna ekledigi bir de "Simdi Higgins'le Eliza'ya nolcek acaba?" diye bir yazisi vardir ki Ahmet Mithat Efendi'nin romanlarinin orta yerinde birden lafi kesip "ey muhterem kârî" diye kahve sohbetine baslamasi gibi tadindan yenmez birseydir.

Evet, severim ben My Fair Lady'yi. Eliza bana gencligimi hatirlatir.

metin-thePoor dedi ki...

Nefis bir yorum... Teşekkürler.

endiseliperi dedi ki...

ben de çok ama çok beğendim yorumu. nasıl teşekkür etsem az kalır. devletşah'cığım, senin de okumanı çok isterim bu yorumu.

çok teşekkür ederim.

Lilith dedi ki...

Begendiginiz icin asil ben tesekkur ederim.

endiseliperi dedi ki...

az önce neolitik hanım'daydım. onu da davet ettim, gelin lilith hanım'ın yorumunu okuyun, diye.

ekmekcikiz dedi ki...

Periciğim,
Bugün Pazar ve ben henüz "Zodiac"ı görebilmiş değilim.
Dün ada gezmesi çıkınca, bugüne ertelemiştim. Bugün sabah yürüyüş sonrası programına aldım, sonra da saatine yanlış baktığım için 10 dakika geç kalarak filmin seansını kaçırdım.
Onun yerine "Mr. Bean Tatilde" filmine gittim. Tabii ki, onun yerine olmadı!
Bu film sürekli bir şekilde kaçırıp, sonunda göremediğim filmler listeme aday olacak sanki...

Lilith dedi ki...

Bir yaptigim begenildiginde gidip kuytuma siginmak gibi bir huyum var. Elestiriye nasil tepki verecegimi bilirim de begeniyi ne yapacagimi hic bilemem. O sebepten kendimi tekrar edip duruyorsam deneyimsizligime verin: iki satir yazimi begenmekle kalmayip bir de tavsiye ettiginiz cok tesekkur ederim.

neolitik hanım dedi ki...

merhaba,

yorum gercekten de cok guzel. filmi yıllar once izlemiştim, bu şahane yorumdan sonra tekrar izlemek şart oldu.

sevgiler