Cumartesi, Ocak 19

rapor veriyorum

dün, babanne'ye dedim ki, "saat 3.00 gibi bekliyorum sizi". portakal sulu, sapsarı bir kek yaptım. iyice sarı olsun diye içine biraz da mısır unu ekledim. şeker yerine bal koydum. güzel oldu; sarı ve portakal kokulu, hafif ıslak. çayı da demleyip, çay makinasını sehpaya koydum. akşamın yemek malzemelerini hazırladım ki doktordan gelir gelmez yemeği hemen yapayım, hep birlikte yiyelim.

bora, bir işini iptal edip benimle geldi doktora. sigorta sadece küçük bir kısmını ödüyormuş ultrasonun. görevli kızlar, ser verir sır vermez, önemli ve ciddi işlerin adamı ve ah hiç de vakitleri yokmuş havalarındalar ki, bir şey sorup öğrenmek çok zor. ukalalığın cehaletle ne büyük bağlantısı var. içimdeki kavga düğmesi zır zır çalıp durdu ama, halim yoktu, kavga filan etmedim.

nihayet ultrason doktorunun yanına çağrıldım. doktor bilgisayarda bir şeyle meşguldü, farketmedi hiç geldiğimi, biraz da ayıplar tonda, merhaba! dedim. kızlar telaşlı, beni perdeli kısma aldılar ama kimse soyunun, filan demedi. ben de kendi kendime soyunup, uzandım. doktor sessiz geldi, "şikayetiniz ne?" diye sordu. ben de hastalık öyküsünü anlattım, ta ki şu, ultrasonun subjektif bir veri olduğu sohbetine kadar ve ekledim, "lüzumsuz olduğuna inandığım ikinci ultrason için gelmemin en önemli nedeni, sizin yorumunuzun cerrahi müdahalenin gerekmediği yolunda olacağı umudu". sonra hiç konuşmadık. ben yüzüme hiç bakmadığını sanıyordum ama işimiz bitip, o perdenin arkasına geçip ben giyinirken, "ne çok düşündünüz" dedi "sanki filmler geçip durdu gözünüzün önünden". "malkovich olmak filmini" dedim. "aa, borulardan atlayıp malkovich'in bilinçaltına iniyorlar, o film mi?" dedi. neyse, dışarı çıkıp, radikal kitap eki'nin sonuna gelmiş bora ile durumu değerlendirdik. rapor geldi, cerrahi işlem değil de biyopsi önermiş. raporu alıp cerrahın yanına çıktık. eski ultrason raporundan hiç farkı yok, dedim. üstelik biyopsi olabiliyormuşum". doktor bu gelişmeye biraz bozuldu, biraz da mahcup oldu. çünkü ben ısrarla "ameliyat dışında hiç mi bir çözüm yok?" diye sormuş, o da "yok maalesef," demişti. öylesine güvenmiyorum, hastalarını sömürdüğüne ilişkin öyle güçlü bir kanı var ki içimde. sanırım yüzümden okunuyordu bu ve açıklama yaparken eski soğukkanlı, kibirli doktordan eser kalmadı. avamlaştı. usul, biyopsi için benim gidip randevu almam olduğu halde, telefonla asistanını arayıp benim adıma randevu aldı, filan.

pazartesi biyopsi yapılacak. biyopsi şu: lokal anestezi yapılacak, bir şırınga ile belirlenen bölgeye girilecek, partikül çekilecek, patalojiye gönderilecek, birkaç gün sonra da sonuç alınacak. cerraha ameliyatla bunun arasında önemli bir fark olup olmadığını sordum, yokmuş. üstelik benim ki gibi, kötü huylu çıkma olasılığı %0,5 olan durumlarda biyopsi daha akıllıca imiş. içimde kavga düğmesi bas bas bağırıyordu, neden taa başında beni seçeneklerim hakkında bilgilendirmedi, diye. neden aptal yerine konuluyorum, diye. neden bok gibi paramız varmış da harcayacak yer arıyormuşuz gibi davranıyorlar, diye. burası pahalı bir hastane ama yine de şımarıkça sömürülmez insanlar. neyse.

tahminimizden daha çok uzadı bütün bunlar ve eve döndük. bora ile mutfağa geçip yemekleri hazırladık. büyükbaba da geldi, yemeklerimizi yiyip olanları konuştuk. onlara, uğur yücel'in hayatımın kadınısın, filmini koyalım istedik ama sıla adlı bir dizi varmış, eve gidip onu izlemek istediler. biz akşama alışverişe gidip, bora'ya aldıklarımı değiştirecektik ama cuma akşamı alışveriş merkezine gitmiş kalabalığa hiç tahammül edecek halimiz kalmamıştı. bora kitabını aldı, ben de cnbc-e'de bir film vardı, onu izledim.

böyle işte.

18 yorum:

SERAP dedi ki...

Aşağıdaki kedili yazıyı okuyup,videoyu seyredemediğim için yenileyip duruyodu sayfayı.Birden karşıma bu yazı çıktı.Kahrettiğim bir sağlık sisteminin parçası olarak her zaman söylerim:"Eğer sağlık çalışanı olmasaydım güvenipte hiçbir doktora gidemezdim".Gerçekten çok yazık, insan sağlığını kişisel çıkarların altında tutmak kadar kötü az şey vardır.Yaşadığınız herşeyi o kadar iyi anlıyorum ki.Doktorlarla kavga etmek pahasına poliklinikten çıkan kaç hastanın peşinde koştuğumu hatırlamıyorum bile.Gebeliğimde bir sorunla karşılaştım ve beraber çalıştığım jinekologlardan görüş istedim.İnanır mısınız 20 tane doktordan tam 8 tane farklı öneri geldi.Bu,tıp gibi karmaşık bir konuda bilgi sahibi olmayan insan için ne büyük bir muammadır değilmi?Böyle konularda aklınıza ve yüreğinize yatan en uygun çözümü yine siz buluyorsunuz emin olun.Çok uzun oldu galiba.Tekrar geçmiş olsun.

elektra dedi ki...

neyse neyse deyip sırtını okşuyorum sakinleş diye peri peri:) sonuca odaklan, her şey yoluna girecek sonunda ya, sinirlenme ve benim için kaldıysa bir dilim kek ye, güzel günlerin olsun :)

gülçin dedi ki...

ah periciğim, bu kadarla kalmış olsun inşallah. demek pazartesi. sıkma kendini. nasıl sarılmak istedim sana yazdıklarını okurken.

sevgiler

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Peri, geçmiş olsun.

Eskiden de çeşitli para tuzakları yaratırlardı. Şimdi özel sağlık sigortası sisteminde iyiden iyiye çoğaldı, bu hasta sağma yöntemleri.
Ya da, tamamen cahil kişilerden oluşan bir tıp dünyası ile karşı karşıyayız.
İkisi birbirinden tatsız ihtimaller, ne yazık ki.

Adres için teşekkürler, arayacağım, sen zahmet etme.
:)

Youtube'u bu defa tamamen, bir savcılık soruşturması ile ve yeni internet kanununa dayanarak kapatmışlar.
:(

müzi dedi ki...

cok haklisin kizmakla. insan kime guvenecegini sasiriyor. guvenmek istiyor ama tum bunlardan sonra... herkes baska baska konusuyor. ben de bu durumlari gordukce keske doktor olsaydim diyorum. kimseye guven olmuyor, malum. ah kafam ah:)
neyse, bugunler de gececek elbet, sabret.

elifsavas dedi ki...

Boyle esseklikler yaparak seni esas konuyu dusunmek ve endiselendirmekten kurtariyorlar! Cunku hep boyle olmustur, insan birinin ameliyati sirasinda ilac, doktor, hastabakici pesine durmekten, hasta ameliyatta ne oldu diye dusunemez bile Turkiye'de.

www.elifsavas.com/blog

miso dedi ki...

Pericim,
Her şey güzel olsun diye umuyorum. Aslında bütün blogcular olarak umuyoruz. (Bu konuda sözcü olarak geçen çarşamba ben seçildim, bu nedenle herkes adına konuşma hakkım var. İtirazı olan yok!!)

Pericim, babam da bir doktor olmasına rağmen tıp dünyası hakkında gözlemim şudur: Yarısından çoğu ne yazık ki hıyarca davranır, bunların yarısından çoğu bunun farkında bile değildir ve bir sürü kalp kırarlar. Ne yazık ki öyle de yaşamaya devam ederler. Kabukları her geçen kalp kırışla daha da kalınlaşarak.

canım peri...
marruu

Butterfly dedi ki...

"ukalalığın cehaletle ne büyük bağlantısı var" bu anlamlı ve yerinde cümleni cok sevdim, bu hafta ben de aynı duyguları yasadım, bilmek,bilgini ortaya dökerek faydalı olma davranışı içine girmek yerine kendini ispaylama savaşına neden girer ki insan diye duşunurken senin bu sozunle karsılastım, eğitim de kişiyi değiştirmeye yetmiyor sozunun gucune cok tanık oldum, o zaman, bazı ınsanlar ıcın ne kadar bilirlerse bilsinler, onların beyinlerinde ve yureklerınde cehalet baki kalcak, en ıyısı sınırlenmemek gerek:)
portakallı kek yapasım geldı bu hafta sonu, hazır Antalya'dan bır arkadasın portakal bahcesınden bır suru portakal gelmısken:)

bıyopsi sonucunda da herhangı bır sey cıkacagını sanmıyorum cıdden bıraz tıcarı yaklasım yapmıs gıbı doktorunuz ama gene de emın olmak adına bazı seylere goz yummak ve kabul etmek gerekır sonucta ıcınızın ferahlayacagı fıkrı ıle basbasa kalacagınızı dusununce bence deger.
sevgıler

devin dedi ki...

Pericim,

Sana yapacakları şeye iğne biyopsisi diyorlar, ameliyattan farkı şu, iğne biyopsisinde bayıltıp kesmiyorlar insanı :) Yoksa sonuç olarak ikisi de biyopsi. Ben hala doktorların gerekmedikçe bir şey istemeyeceklerine inanıyorum. Belki benim doktorum öyle olduğu içindir bilemiyorum tabii. Neyse, geçmiş olsun şimdiden. Kötü bir sonuç geleceğini ben de sanmıyorum.
Sevgiler
Devin

Oya Kayacan dedi ki...

%0.00 sonucunu bekliyorum sevgili Peri.

dgül dedi ki...

Niyetleri ticari-çıkarcı vs. sorgulanabilecek tipteki meslektaslar, maalesef toplumsal güveni sarsıyor.Ama emin olun güvenilebilecek birileri her zaman vardır.Anlayıs "önce zarar verme" olmalı tabii, ama bu arada olası tüm riskleri de görebilecek yöntemler secilmeli.Özellikle yüksek fiyat+kolaylık=kalite anlayısından kacınmak ve iyi sorusturmak gerek sanırım. Umuyorum ki bu kadarlık sıkıntıyla bitsin bu sürec sizin icin. Iyilik dileklerimi yolluyorum buradan.

periçıkmazı dedi ki...

bu anlattıklarınızı çok çok yakından defalarca yaşadığım için bir kez daha yinelendi öfkem.hele insan kendinden daha çok değer verdiği birilerinin yaşaması halinde bin beter öfkeleniyor.ama her şeyin olumlu bir sonuca bağlanacağı umudu bütün bunları bir anda siler süpürür...geçmiş olsun.peri çıkmazı...

şule dedi ki...

pericim canim, biyopsi kolaycacik gecmistir umarim ve %99.5 olan olasılığın 100'e tamamlandigini en kisa zamanda ogreniriz :)
sevgiler

endiseliperi dedi ki...

dün bora çok yoğundu. babaanne birlikte gidelim diye ısrar etti ama ben bora'nın nisbeten daha hafif günü olan cuma'ya ertelettim biyopsiyi. ben de sonucun kötü çıkacağına hiç ihtimal vermiyorum.

dün, mutfak alışverişi yapıp bütün günü mutfakta yemek yaparak geçirdim, size haber veremedim. akşamları da çocuklarla, onların seveceği bir film izliyoruz. the bourne serisinin ikincisini izledik dün akşam. çocuklar çok sevdiler. bu akşam sonuncusunu izleyeceğiz. gülçin'de matt damon aleyhine demediğimi bırakmamıştım ya, izlerken biraz üzüldüm dediklerim için. yakışıklı diye değil de şu holivud artistleri içinde daha derince biri diye sevilecek biri sanki. hem brad pitt ya da george clooney gibi sahne dışında artistlik yapmıyor. yetenekli bir çocuk. ortalamın altına hiç düşmedi. evet evet, bütün bunların yanında yakışıklı da. biyopsi sohbetinin yanına da iyi gidiyor:)

bunun dışında pek de bir şey yok. keyfim yerinde ama çok yorduğum için kendimi, yorgunluktan mütevellit sinir bozukluğu olabiliyor.

sömestır tatili başlıyor. bu dönemde sanıyorum ki (yani yetkililer ile birlikte sanıyoruz ki)kışın en soğuk zamanları olacak. kar yağsın! kar yağsın! ormana gidelim,kartopu oynayalım, eve gelip ballı süt içelim, çizgi roman okuyalım.

durum böyle.
teşekkür ederim benim için çok kıymetli olan ilginiz için.

öpücükler, sevgiler.

yaban dedi ki...

sevgili peri,

geç kaldım yorum yazmakta ama ben de kendi deneyimimi eklemeden duramadım. Benim hastalığımın da sözümona standart bir tedavisi vardır, ama hemen her hastanede farklı bir yaklaşım uygulanır. tekrar geçmiş olsun ve hayal ettiğin gibi güzel ballı sütlü, çizgi romanlı, kartopu oyunlu günler seni bulsun.
sevgiler...

gezicini dedi ki...

sağlıklı günlere inşallah, birşey çıkmaz diyorum ben de..
sevgiler
gorki

erhaNBey dedi ki...

sevgili peri. kırkına merdiven dayamış bir insanım. bu aralar benim de doktor şeklindeki bu insanlara bir görünmem gerekiyor fakat o kadar gözümde büyüyor ki bu işler, yani bu kadar olur.
sanırım bir gün bıçak kemiğe dayanacak ve ben o zaman gidiciim oralara.

iyi haberlerini -gerçek bir heyecanla- bekliyoruz.

sevgiler...

celerone dedi ki...

Peri,

Hadi hemen cuma olsun da biyopsi sohbeti bitsin, aklımızın köşesinde yer işgal etmesin. İyi olacak, ben de biliyorum.

Sevgiler,