Pazartesi, Ocak 28

ütü molası

gece, bir düşten uyanıp, düşle yorumu arasında sallanırken, siz de sallanarak öyle, salona gidip ışığı yaktığınızda, apansızın yakalanmış gibi eşyalar, iyi ki temizledim her şeyi bugün, ne güzel sessiz oldu, diye düşünürsünüz. benseniz böyle düşünürsünüz ve kırmızı ile turuncu arasında gidip gelir gözünüz, mutfakta en keskin bıçağı seçersiniz: sürbisan. elma varken aklınızda, elinizde portakal. şimdi, neydi o bembeyaz ev düşümdeki, sonra neden korkulu bakıyorlardı yaşlılar bana, benim düşlerimde beyaz, ölüm de ondan. portakalın tadı, bol z'li, keskin, tiz. sonra sonra tadına alıştırıyor kendini. zehra gibi. biraz da yabani olmasaydı, zerrin derdik. hem çiçekli de olurdu. zehra gibi bir tadı var portakalın yani. yani, portakalın tadına isim verecek olsak, zehra tadlı demek gelir içinizden. elma ise bir özlem kucaklaşmasıdır hep. hep, hep yerim. tadı da nasıl elma elma.

gündüz, ütü yapılan taa arka odadan, salona geldiğimde eşyalar bir anda, tıp! sus pus. az önce sizin hakkınızda olmayacak şeyler anlatmışlar gibi. temizken daha az konuşuyorlar, size şunu bunu buyurmazlar en azından ama, nasıl desem bu sefer de dedikoducu, adap ve muaşeret kurallarına harfiyen uyan kadınlar gibidirler. jilet örtüye hop diye oturup dağıtmak gelir içinizden. içimden.

mola verip gelince işte ütüye, canım, tuhaftır şiir okumak istedi. oktay rifat'ı açtım, okudum, adım peri oldu bir anda da yazayım bunu, dedim. bazı şiirleri peri olarak okuyorum ve peri gibi duruyorum bazı fotoğraflarda. arasına ne bulduysam koydum, gönye, pergel, cetvel işte ne varsa masada, karışmasın diye diğer şiirlere:

sessizliğe övgü

kitapta gibisin yatakta
resim gibi düşünürken
gözlerin yarı kapalı
saçların duman rengi silik.
elini ver avucuma
ver ki her seslenişten öte
unutulmasın bu sessizlik.

şimdi ben bunları pataküte yazarken, seslere ayarlı kuş, ötüp duruyor, kedi yastığında dertop olmuş, kollarının arasından gözleri ipince ve yemyeşil. eşyalar? sormayın, hep alaycı.


8 yorum:

Öykücü dedi ki...

Peri şifreli görünce seni çok endişelendim.Hayatım boyunca hep Peri ne yapıyordur diye merak mı edeceğim diye:)

Mail adresimi yazayım şifrelenirsen falan belki beni almak istersin:

uykucuseker@gmail.com

:)

Sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

şuydu: blogta revizyonlar yapayım istemiştim ve yaparken de görünmesin blog.

kaygı dolu mektupları alınca, bir telaş, hemen geri açıyorum ve olduğu gibi de bırakıyorum her şeyi.

yazı tuhaf, hele hele keyifsizlik yazıları. ben bile tekrar okuyunca hay allah, durum bu kadar vahim, demek geliyor içimden:) keyifsizliğin sözcükleri, hırslı, rol çalan artistler gibiler. durun bi yahu.

her şey yolunda. ütüler yapılmış, ev temizlenmiş, çayım demlenmiş, bora'nın beyaz fırından getirdiği bir kavanoz dolusu kurabiye önümde, eh, yarın için kuru fasulye suda bekliyor, evcini'nde gördüğüm gibi yeşil zeytin kasesine bolca zeytinyağı, bir damla da nar ekşisi damlattım (ben evcini fotoğraf aşkına yaptı bunu diye düşünmüştüm ama hiç fena olmuyor, görüntüsü de, evet hoş, bugün kar da yağdı, daha ne olsun.

kendime yeni bir hobi bulma peşindeyim. hararetle mini dikiş makinası araştırıyorum internetten. bakalım, eğer iyi giderse büyüğünü, çok işlevlisini alacağız. yaz da geliyor, kendime çiçekli bsamalardan elbise dikeyim, çocuklara abuk subuk desenlerden lastikli pantolon, diyorum:)

durum böyle. yahu milli bayram filan mı var, bizim sokakta bir kaç camda bayrak asılı, rüzgarda sallanıp duruyor?

neyse dağıtmayayım. iyilik, sağlık yani.

sevgiler.

Köşenin Delisi dedi ki...

oh sevindim kötü bir şey olmamasına, korkmuştum ben de :)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Neyse, biz gene revizyon sonucunu da bekleriz.
:))

müzi dedi ki...

su header'i degistirip duruyorsun ya, bende o degisimlere anlamlar yukluyorum. simdi mesela, 'peri'nin yuregi kus gibi pirpir ediyor bu gunlerde, o yuzden boyle' diyorum. sen belki boyle anlamlar yuklemeden yapiyorsun, ama iste insan araniyor bu gizli anlamlari bulmak icin. bir de bu aralar portishead dinlemesen, daha neseli seyler dinlesen diye dusundum. en azindan bu aralar, moral onemli ya hani..

müzi dedi ki...

yine ben...
dusundum peri ne dinlesin o zaman diye.. mesela bu gunlerde benim gundemimde cake'in i will survive cover'i var. beni cok iyi hissettiriyor (o yuzden de gunlerdir blogda duruyor ya:) ). neyse yani demek istedigim, cake ile birlikte bagira bagira soyluyoruz bu sarkiyi ve iyi hissediyoruz. nasilsa yarin haberleri alacaksin daha da iyi olacak, di mi?
sevgiyle.

miso dedi ki...

Pericim,
Şiir nefismiş. Bir sürü film uyandırdı gözümde. İyi olduğuna sevindim. Canım da o kurabiyelerden istedi. (arsız miso)

marruu

asliberry dedi ki...

canım bundan 1-1,5 ay evvel Carrefour'da 150-180 YTL civarında mini dikiş makinalarından gördüm. Rakamı tam hatırlamıyorum ama çok uygun diye zıplamıştım. Fakat bakınca markası falan tanınmamış, çok dandik bir şey olabilir dedim. Senin ne çok istediğini biliyorum, eğer biraz bildik bir markanın üretimi olsaydı sana alacaktım. Ben Hanife'ye alırken çok araştırmıştım. Çok yaygın olduğundan Singer almak mantıklı. Çok teknolojik olan bilgisayar programlı makinalar aşırı pahalıydı. (6-7 milyar gibi) Ancak ortalama elektrikli/portatif bir model senin işini görür. Bazen kampanya yapıyorlar. Belki anneler gününde kampanya olur. Ben sana haber veririm. Hem Singer yetkili satıcılarından randevu alıyorsun, haftanın belli günleri dikiş makinası dersi de veriyorlar.