Perşembe, Kasım 5

madeline peyroux:






lena karpinsky'den.

yaz gecelerinin geç vakitlerinde de dinlenir, ama tam da şimdi dinlemek çok güzel olur. hava kararırken, yağmur az önce dinmiş, şehir ıslak. sen, şehrin tam göbeğinde yüksekçe bir binanın penceresinden şehre bakıyorsun. sokakta heyecanlı ama neşeli bir trafik var. arabaların, trafik ışıklarının, mağazaların renkli ışıkları ıslak yollarda yansıyor. muhtemelen içiyorsun, ama şu bu değil de iyi cins bir viski içiyorsun.

raymond chandler'ın kitabı big sleep'ten uyarlanan film.

humphrey bogart'ı ve lauren bacall'ı görüyorsunuz. filmin senaryosunu faulkner yazmıştı.


nerden bakarsanız bakın, bu, seksi bir müzik. diyelim ki orası bir dedektiflik bürosu ve siz de dedektifsiniz. birazdan kapı açılacak, meselesi olan çok dertli, çok güzel sarışın hatunun silüetini göreceksiniz. içki teklifine hiç hayır demeyen bu hatun, elemli, boğuk sesiyle, "az önce birini öldürmüş olabilirim," diye fısıldayacak. "bana yardım et!" güzel kadınlar rica etmez, emrederler ve içinde şövalye ruhu taşıyan hiç bir erkek bu ayrıntıya takılmaz.

:) elbette çok başka hikayeler kurarak da dinlenebilir bu müzik. peki, kime teşekkür ediyoruz? journey to orient'e!

4 yorum:

neolitik hanım dedi ki...

aa bu kadını çok severim ben! birkaç yıl önce çook sıkıcı bir düzelti işi yapıyordum, bogucu, sıcak yaz gecelerinde sayfalarla boğuşurken madeline peyroux ve billy holiday vardı hep fonda. o zaman boyacıköy'deki evdeydim, arada çok bunalınca balkona çıkıyor, yalan da olsa bir esinti hissi yaşayayım diye, nicedir kıpırtısız duran mavi rüzgar çanını dürtüyordum.

pericigim ya, sen ne güzel romantik, gizemli şeyler yazmışsın bu müzikler için, bendeki karşılığı pek yavan oldu :)

endiseliperi dedi ki...

-hayır efenim, sizin yazınız daha hoş olmuş...
- hayır hayır, siz daha güzel yazmışsınız.
- olur mu! sıcak, esintisiz bir gecede balkona çıkıp, mavi rüzgar çanına dokunmak imgesi kadar hoş bir imge düşünemiyorum. bu görüntüden çok hoş bir haiku yazılmaz mı? sizin bütün imgeleriniz bir haiku lezzetinde. öyle sade, insana dokunan şeyler. hem sizin güzel sözleri serpiştirmeniz ne güzel... insan sevincinden utanarak arkasına dönüp, eliyle yüzünü kapatıyor.

...

ben daha önce tanımıyordum madeline'i. ama billy holiday'i tanıyordum. nasıldı peki? şöyleydi:

Journey to Orient dedi ki...

evet, kurulan hatta yıkılan pek çok hikayeyle birlikte dinlenebiliyor bu müzik. şahitim.

ne çok okunacak şey birikmiş ben gelmeyeli. ve ben gelmeyeli parmağıma bir yüzük eklenmiş, hayatımdan bir kedi eksilmiş.irili ufaklı pek çok şey olurken hayat devam etmiş.

ispinoz hayali gerçek olursa, kitap ayraçlarını yaparım ben. güzel ayraç yaparım. bir de güzel limonata içerim :)

endiseliperi dedi ki...

ooo jtoO, ne çılgın bir haber bu! ne oldu, evlendiniz mi yani? baktım şimdi kırmızı bir giysi var üstünüzde, nişanlandınız mı? böyle nişan filan oluyor mu hala? ben hiç nişanlanmadım. bi daha doğmuş olsam ve yine böyle budala olsam, hepsini yapacağım. önce tatlı yiyor aileler galiba, sonra söz yüzüğü, sonra nişan, sonra düğün!... ben var ya, ayrılmış olurum bu sürecin bir yerinde.

ben senin bir ilişkiyi yakınlarda bitirmişsin de biraz üzgünsün sanıyordum. böyle, bir ilişkinin eşiğinde olduğunu hiç hissetmemiştim. hoş oldu bu. mutlu ol, JtoO! sonsuza kadar mutlu yaşa! eviniz aşk yuvası olsun, bir sürü şeker çocuklarınız olsun!

öpüyorum çok ve kutlarım.