Çarşamba, Ekim 27

film arası


her akşam iki film izliyorum. arada mola verip, bir şeyler okuyorum. az önce kahvemi alıp, sigaramı yakıp, sayfalarını karıştırarak, karmakarışık okuduğum e. said'in, joseph conrad ve otobiyografide kurmaca kitabını aldım elime. okudum. on üçüncü sayfasında said, conrad için; "huzinga'nın tabiriyle, bir tarihçinin konusunu ele aldığı gibi, somut gerçekler sanki henüz belirlenmemiş gibi düşünmeyi tercih ediyordu," diyor ve huzinga'nın yazısından alıntı yapıyordu. nefis! size yazayım:

"tarihçi... konusuna her zaman belirlenimci olmayan bir bakış açısıyla yaklaşmalıdır. kendisini her zaman geçmişte öyle bir noktaya yerleştirmelidir ki, bu noktadan, bilinen etkenlerhala farklı sonuçlara varabiliyor olmalıdır. salamis'ten mi bahsediyor? perslerin hala kazanabilme ihtimali olmalıdır. brumaire'in darbesinden mi bahsediyor? bonaparte'ın nefretle püskürtülebilme ihtimali olmalıdır. tarihçi ancak bu imkanların sınırsız olduğunuher an kabul ederek hayatın tamlığına karşı adil davranabilir."

mükemmel, değil mi? demek ki, geçmişe bakıp kendi tarihimizi değerlendirirken, şimdiyi unutacağız. ancak o zaman sağlıklı bir analizini yapabiliriz geçmişin. ve pişmanlıklarımız da öylece azalır. çünkü biz genellikle şimdinin sonuçları ile değerlendirirz geçmişi ve keşke... deriz. oysa o sırada neyi yapmak doğru görünüyorsa öyle davranmışızdır. kendinize insaflı olun, yapılabilecek en doğru şekilde hareket ettiniz, bilemezdiniz.

bana gelince, tahtaya vurun lütfen, ne kadar mutluyum. hani kill bill'in son sahnesinde uma thurman banyo zeminine uzanmış mutluluktan ağlar ya, bazen öyle hissediyorum.


not: yukardaki muhteşem, hareketli resim elbette yine erhan bey'den.

6 yorum:

erhan b. dedi ki...

aa.. süper! huzinga süper bi tespitte bulunmuş. dur hemen çalayım bunu.

endiseliperi dedi ki...

hemen çalın! çok güzel çünkü evet.

sevgiler.

Journey to Orient dedi ki...

:) o sahne müthiş gerçekten peri. insanın canı çeker, yer çeker, iç çeker...

sen hiç susma ;)

sevgiler...

endiseliperi dedi ki...

mutluluğu, şükran duygusunu o kadar güçlü anlatan başka sahne var mı. onunla birlikte ben de ağlamıştım, çok şükür, çok şükür, diyerek.

susmam, jto. azıcık mutluluk bile yeter böyle gevezeleşmeme.

kucaklıyorum seni, sevgiler çok.

Paris dedi ki...

Umarım huzurunuz, mutluluğunuz hiç bozulmaz. :)

endiseliperi dedi ki...

çok sağol paris. seni görmemişim, geciktim yanıt vermekte.

sevgiler çok sana.