Pazartesi, Ekim 25

pazartesi filmi: 2046


kar wai wong ile bir kez daha ve defalarca aşk, aşk, aşk. melodrama sabırsızlık göstermezseniz çok iyi bir film. ben sıkıldım biraz. 60'ların hollywood'u, hong kong'a taşınmış gibi. gözünüz humphery bogart'ı arıyor. müzik seçimi iyi; peer raben, zbigniew preisner, shigeru umebayashi, dean martin, secret garden var.

shigeru umebayashi-2046 main theme

kadınlar şahane... çok, çok güzeller. karelerin her birini alıp eğer şu hızlı paylaşım sitelerinden edinmişseniz, saniyede bir yayınlayabilir, epey de like alırsınız, havanız olur.


kar wai wong'dan ve uzakdoğu filmlerinden alışık olduğumuz üzere aşk bu kez sadece ruhani değil, seksi de içeriyor. bazen de tersi. her durumda trajik, vuslat mümkün olmuyor. senaryo yer yer çok iyi ve dış sesin konuşması klasik dedektif filmlerinin lezzetini taşıyor. aklınızda bulunsun.

ben şuradan izledim.


***
aynı günün gecesi: villa amalia

2046, eh işte izlenir de, aşka yaklaşımı filan ne bileyim yapış yapış bir sığlık içeriyordu sanki. edward said'in otobiyografide kurmaca kitabından nefis bir bölüm okudum -size yazacağım-. arçil'le ilgilendim. ishali hala devam ediyor. sabah akşam kullandığı bir ilaç var. akşam ızgara tavuk, haşlanmış patates, bir muz, bir salkım üzüm yedirdim. bol su, açık, limonlu çay servis ettim sıklıkla. geç vakir acıkınca ve biraz daha iyi olduğunu gördüğüm için çorba verdim. yarın da göndermeyeceğim okula. ütü yapacaktım ya, yarına bıraktım o işi.

villa amalia filminde isabelle hupert'in oynadığını görünce onun huzuru tehdit eden, hangi filmde oynarsa oynasın bir gerilim yaratan oyunculuğu ile kendime gelmek istedim. şurası ilginç oldu; nothing personal filminde olduğu gibi hayatını, evini, mesleğini, kocasının ihanetini biraz da bahane ederek  terkeden bir kadının hikayesi var yine. 

italya'da bir adada muhteşem manzarası olan bir evde yaşamaya başlar. isabelle hupert'in olduğu her filmden bekleneceği gibi bir ruhsal karmaşa içermese de annesi ve babasıyla olan sahneler çok hoş. kendini açıklamak ve hayatını tümüyle terketmek isteyen birine göre tanıştığı italyan çifte fazlaca dökülmesi biraz anlaşılmaz. ben filmleri manzaraları ve kişilik sahibi evleriyle de seçiyorum ya biraz. onlar çok güzeldi. bu arada film, pascal quignard'ın kitabından uyarlanmış. dünyanın tüm sabahları filmi de bu yazarın bir başka kitabındandı.

11 yorum:

Meral dedi ki...

sana merhaba demek istedim.

endiseliperi dedi ki...

merhaba meral,
nasılsın? çocukların hastalıkları filan yormuş seni bu aralar ya, işte böyle böyle büyüyorlar. sen grip aşısı yaptırıyor musun çocuklara? ben yaptırıyorum arçil'e. şu hastalığı atlatsın yaptıracağım yine. hasta bir çocukla ilgilenmek, onu yedirebilmek, gece kalkıp sırtına havlu koymak değil de bu hastalık nedeniyle içinde hissettiğin huzursuzluk, endişe daha yorucu oluyor. arçil bugün daha iyi. yarın okula göndereceğim elim yüreğimde. bakalım bu dengesiz havalarda terleyip üşümese, yeniden hastalanmasa.

masumiyet müzesini okumuşsun! ve sevmişsin! çok sevindim. ben manzaralardan parçalar kitabını aldım ama şimdi okumayacağım. şimdi conrad'la uğraşıp duruyorum.

sevgiler hepinize meral. çocuklara çok geçmiş olsun. kendini çok hırpalama sen de, lütfen ve okumaya daha az vakit ayırabildiğin için üzülme.

yagmur dedi ki...

Onerdigin her sey gibi guzel bu filmler de! Tesekkurler Peri.

endiseliperi dedi ki...

rica ederim, yağmur.
iyi seyirler.

sevgiler.

Meral dedi ki...

peri,

demek çocuklar bu arçil kadar büyüse de anı durumda olacağız ha?? ooof of.Ada bu yıl kreşe gittiği için çok hastalanıyorlar. hastalık bittiğinde ada yenisini getiririyor.

masumiyet müzesinin ilk ikiyüz sayfası iyi ama sonrası sıkıcıydı. Manzaradan Parçalar ise okumaya doyamadığım bir kitap. Anlatı türünde çok iyi Orhan Pamuk.


Senden duyduğumla Karanlığın Yüreği'ni okumuştum. Senin kadar ekilenmedim ama. Yine de sen bahsettikçe diğer kitaplarını da okumak istiyorum.

Bazı insanların hayattan beklentisi para, bazılarının gezmek, bazılarının giyinmek, bazılarının seks, yemek ve aklıma gelmeyen başka seçenekler. Benimse okumak. Her gün o gün ne okuyacağım beni en çok ilgilendiren şey, ve gün sona erdiğinde yaptığım en öenmli hesap ne okuduğum, ne kadar okuduğumla ilgili. Bu okumayı öğrendiğimden beri böyle. Yani üzülüyorum:)

Çok uzun oldu...

sevgiler

Kara Kalem dedi ki...

Sevgili Arkadaşım

Beğeneceğinizi umduğum bir film linki de ben size hediye etmek isterim.

http://www.filmsek.com/Aska_Yolculuk_film_izle.html

Umarım henüz izlememişinizdir.

endiseliperi dedi ki...

teşekkür ederim karakalem,
şimdi biraz okuyayım diyordum ama, dayanamaz izlerim belki bu filmi. güzle manzaralı bir filme benziyor. siz de izlemediyseniz, ciddi bir adam filmini izleyin, ne bileyim, ben çok güldüm, siz d eeğlenirisniz belki.

sevgiler.

meftun dedi ki...

manzaralar muhteşemdi.. isabelle hupert'in bakışlarından hiç hoşlanmadım..

"nothing personal" ı daha keyifle izlediğimi söyleyebilirim..

her iki filmde de sevdiğim ortak nokta; ablaların tek başlarına "özgür kız" havasıyla dolaşmaları..

saygılar..

meftun dedi ki...

:) evvel ki yorumumu okudum da çok soğuk yazmış gibi hissettim kendimi.. bir iki ilavede daha bulunabilir miyim ("bulunabilirsin" dediğinizi duyar gibi oldum devam ediyorum:) ) paylaşımlarınızı önemsiyorum ve diğer önemseyenleri görmek te hoşuma gidiyor.. periciğim, siz paylaşımlara devam ediniz, bizlerde kendimizce yorumlarımızı bırakalım :))

endiseliperi dedi ki...

sevgili meftun,
hiç de soğuk değil. yalın olmak soğuk olmak demek değildir. gayet tasarruflu yazmıştınız ve bunu da severim çok. hiç karşılaştırılmaz bile, nothing personal filmi çok, çok iyiydi. asgari düzeyde konuşarak müthiş derin ve kapsamlı bir şey anlatılabiliyor demek ki sinema ile. filmi analzi etmeye kalksan bile çuvallarsın, çünkü kullanacağın her sözcük, o güzelim filme kaba saba bir müdahaleymiş, bir züppelikmiş gibi hissettiriyor.

o kadınlar tek başına dolaşıyorlardı ya, o sırada düşündüm, türkiye'de böyle asabın bozulup, dağa, ormana kaçacağım ben desen, uğraşman gereken tonlarca sorun peydah olur. türkiye'de insanın verdiği zarardan kaçman nerdeyse mümkün değildir. entelektüelinden tut, köylüsüne, hepsinin kendi sınıflarının ve bilinçlerinin yoz, ikiyüzlü ahlak anlayışıyla başetmen gerekir. şehirde ağzı laf yapan kazmalar silsilesi, köye gitsen başka türden kazmalıklar. tek tük bulabilirsen bir anlayış, zarafet, incelik... kendini çok şanslı bulmalısın o zaman.

gördüğün gibi ben de ekleyip duruyorum demem icab edenlere, susmak yerine. dilediğince konuşabildiğin, bir anlayışla karşılaşacağına emin olman gereken bir yer burası.

sevgiler çok.

meftun dedi ki...

teşekkür ederim,