Pazar, Kasım 7

peri hanım'ın hukuk maceraları


john lennon


evet bugün yazacak, malumat verecektim size; ankara'da ne işim vardı mesela. peki, hemen ertesi günü, gebze, pendik, tuzla adliyelerinde neden hummalı bir telaş içindeydim, dur durak bilmeden sonraki gün de şişli adliyesinde koşturup, terasında çay içen  ben değil miydim? bendim. hepsini ben yaptım. aylarca, sahi ben ne iş yapsam, reklamcılığa devam mı etsem, yoksa yine dergilere, gazeteye yazı mı yazsam, olmadı bambaşka, tuhaf ara mesleklere mi göz gezdirsem diye düşünüp taşınırken, bir arkadaşım dedi ki, "yahu sen hukuk okudun, avukatlık ruhsatın var, niçin mesleğini yapmıyorsun?" öylesine reddettiğim bir fikirmiş ki bu, bana, neden astronot olmuyorsun demiş gibi şaşkınlıkla karşıladım bu sözünü. bir süre sonra da alıştım avukatlık fikrine. baro kaydımı ankara'dan istanbul'a aldırdım. o iş biraz uzadı ve uzadıkça ben de fikirden uzaklaştım. sonra mail adresime barodan, avukatlardan, 'sevgili meslektaşım' girişli mektuplar gelmeye başladı.  kendini hiç bir yere ait hissetmeyen, her yerde bir sürgün psikolojisi ile yaşayan benim gibi biri için, bu aidiyet fikri çok, çok sıcak bir fikirdi. coşku dolu bir duygudaşlıkla dolup taştım birkaç gün.


sonra da hızla işe koyuldum, arkadaşlar. ankara'da uzun bir toplantı yaptık. toplantıda ilk olarak iflasın ertelenmesi konusu geçti ve ben içimden bismillah, dedim, işte başlıyoruz. ankara adliyesinin altını üstünü getirdik. cübbemi yine oradan aldım. öğle yemeğimi mülkiyeliler birliği'nde yedim. dost'a uğrayamadım, gerçekten hiç vakit yoktu. akşam uçağıyla eve döndüm. ertesi gün cübbemi giyerek ilk duruşmama girdim:) artık bilgisayara geçilmiş, tutanağı önümdeki ekrandan okuyabiliyorum, şahane! hakimin sorduğu soruya karşılık savcı uzun uzun esnedi, hepimiz ona baktık, hakim bize dönüp diyeceklerimizi sordu, bir süre sonra savcıya aynı soruyu tekrarladı, savcı mırıl mırıl konuştu. ben çok eğlendim. hakim, savcı, ben, karşı tarafın avukatı bir oyun, hukukçuluk oyunu oynuyormuşuz gibiydi. yeni duruşma günü tayin edildi, "benim edirne'de duruşmam var o gün," dedim. doğruydu. istediğim tarih verildi. ne kolay, ne rahat.

kalemlerde bana "avukat hanım," diye seslendiklerinde kılık değiştirmiş bir casus gibi duyumsadım kendimi. genel olarak herkes çok kibar, ilgili, sevecendi. memurlar ne kadar değişmiş ben görmeyeli. bu kez çok, çok seveceğim mesleğimi. bu aralar okuyacağım iki kitaptan birinin adı, evet bildiniz, iflasın ertelenmesi, diğeri karşılıksız çek. ama çantama conrad'ın talih kitabını da koyuyorum her seferinde ve yolculuklarda, adliyede banklarda okuyorum, kendimi unutmak istemiyorum. herkesin tanrısı kendisine yakındır. benimki edebiyat konusunda bana özel mucizeler yaratıyor. talih, üçüncü kaptanın ilk işe başlamasıyla açılıyor, öylesine ortak duygular içindeydik ki genç powell ile, o birkaç gün ne hissettiysem aynısını kitapta okudum.

bu arada önceki gün lap top aldım. bakır rengine yakın bir kırmızı. güçlü özellikleri var. memnunum. printer, faks, scanner'ın bir arada olduğu bir makina da aldım. simsiyah, çok fiyakalı. bu sabah kurdum. cuma, şişli adliyesindeyken cep telefonum son nefesini verdi, dışarı çıkıp en yakın turkcell bayisinden bir telefon aldım. ev telefonumun yanında, kargo şirketlerinin, adliyelerin numaralarını yazmaya başladığım kırmızı bir adres defterim de var. duruşmaları yazdığım ajandam var. takip ettiğim işleri yazdığım bir not defterim var. dolmakalemim var. bildiğiniz şenlikli masam bir büro masasına, çantam da olgun, iş güç sahibi insanların çantasına dönüştü anlayacağınız.

biraz tuhaf hissediyorum, kafamın içinde halkı cümbüş yapan bir kaç tane arı kovanı var sanki. bazen birkaç dakika kafamdaki uğultunun gitmesini bekliyorum. eve dönmeyi çok seviyorum yine. derhal çay demleyip, duşa giriyorum. o egsoz dumanları, taksiler, otobüsler sanki pisliğe bulanıp geliyormuşum gibi hissediyorum. çok hareket ettiğimden, daha fazla kilo vermemek için yemeği aksatmıyorum. öğle yemeği yemeyi hep unutuyordum ya evdeyken, şimdi bakıyorum insanlar öğle tatiline çıkıyorlar ve illaki yemek yiyorlar. acıkmış olmuyorum yine ama bir salata olsun yiyorum.

tam olarak ne hissettiğimi bilmiyorum aslında. arada, nasılsın, diye soruyorum kendime endişeyle, iyiyim yanıtını alıyorum her seferinde. buna seviniyorum. iyiyim sanırım.

şimdilik bu kadar. daha ayrıntılı konuşuruz yine. gün içinde buradan ne kadar uzak kalırsam kalayım, akşam mutlaka döneceğim ve sizinle konuşmaya çalışacağım. dediğim gibi, kendimi unutmayı hiç ama hiç istemiyorum.

20 yorum:

justine dedi ki...

Merhaba ve tekrar hoşgeldin,
nasıl hızlı ve soluksuz okudum yazını anlatamam. Ne güzel, senin adına çok sevindim:) Kendimle ilgili düşünceler ve pay çıkarmalar filan da oldu ama bunları geçelim şimdi:) Demek yıllar sonra bile olsa, bırakılan bir şeylere tekrar devam edebiliyormuş insan. (Ne hoş, doktorayı bırakmalıyım o zaman, belki sonra devam ederim, hah ha, bu komik oldu evet:))
Her şey güzel gider inşallah hayatında, çok çok çok iyi bir avukat olacağına inanıyorum. Bol şans!

Atze dedi ki...

Dönmüşsünüz avukat hanım, çok sevindim. :) Uzun zamandır aklınızı karıştırıyordu bu iş meselesi. Kurum hengameleri de ne göz korkutur hak vermemek elde değil. Ama çok sevindim hatırladığınız gibi olmamasına.

Umarım herşey dilediğiniz gibi devam eder.

Sevgiyle.

banu dedi ki...

periiiiii,
ne kadar sevindim anlatamam. aylardır sana "peri bu ev hanımlığı nereye kadar hadi ama" diye mesaj atacaktım, her seferinde bana düşmez diye vazgeçtim. ben de mühendisim. pek isteyerek seçtiğim bir meselek değildi ama alıştım. ama hala hayallerimde çok zengin olursam çalışmayı bırakıp bilgi üniversitesinde psikoloji okumak vardır. ama anneannemin dediği gibi altın bileziğimizi ailelerimiz kolumuza kolay takmadı onun için evde oturmak söz konusu bile değil :) Tebrik eder, başarılar dilerim ama çoook başarılı olacağından da hiç kuşkum yok. banu

asliberry dedi ki...

Ne güzel ne umut dolu bir yaşamın var, ne kadar şanslısın. Tek bir işe mahkum değilsin. Annemin deyimiyle kolunda altın bileziğin değil, bileziklerin var. Dışarıda ki harala güreleden sonra ev daha da kıymetli gelir sana. Şanslı ve iyi hissetmek için çeşit çeşit bahanen de olur. Bize anlatacakların da artar. Bir yandan edebiyat dünyasından aktarırken, diğer yandan kendi dünyandan da edebiyat üretirsin. Çok sevindim sabah sabah çok mutlu oldum. Ne güzel oldu bak working girl.

Aysin dedi ki...

Hayirli ugurlu olsun avukat hanim:)) Senin adina cok sevindim:)

meftun dedi ki...

hayırlı olsun :)

tavsan dedi ki...

Cok sevindim! Belki sen guzel ve iyi hissettign icin, biraz da belki avukatliga ve demokrasi icin hukuga genel olarak saygi duydugumdan; sevindim iste; coskuyla sevindim senin icin. Umarim boyle hevesli, coskulu ve iyi hissettiren gunler gecirirsin bundan boyle avukatlikta!
Ve evet, hep yaz sen!

Mavi Balon dedi ki...

Hayırlı olsun..

gülçin dedi ki...

çok sevindim peri, hayırlı olsun.

sevgiler.

Köşenin Delisi dedi ki...

:)) demek onun için ankaradaydın. Ben de diyorum niye koşturuyor böyle günübirlik alelacele :) Her şey gönlünce olsun, umarım çok mutlu eder seni eki ama yine de yepyeni işin :)

Butterfly dedi ki...

Ne güzel, en guzel dıleklerımı yolluyorum sana eski bir avukat karısı olarak:) Ne guzel anlatmıssın mahkeme anını, bır oyuncu gıbı evet, sana nasıl malzemeler cıkar bu hıkayelerden bızde okuruz umarım:) sevgıler

Journey to Orient dedi ki...

evet, budur! :)

redrabbit dedi ki...

Yolda enteresan bir durak daha!!! Harika..Ben de o durağı arıyorum bindiğim dağıldı dağılacak arabada..Yeniler durağı...Hareket iyidir,İstanbul'da kasım güzeldir,yollarda hele hele canım Edirne'de daha güzeldir..Belki kitabına Bach eşlik eder yollarda..Kasımda Bach güzeldir..

zehra dedi ki...

Bir kadına bağımsızlığını inşa etmede en büyük konfor, her zaman geçerli bir mesleğinin olması. Ne güzel. . Bürokratik saçmalıklar ve gereksiz yorgunluklar bıktırmasın yaptığın iş gözünde anlamsızlaşmadan, sorgulanır olmadan Hep böyle güzel sürüp gitsin...

dış kapının mandalı dedi ki...

hele şükür..biraz canlılıktan ve biraz hareketten kimseye zarar gelmez..evdeki averelikte çok insancıl ve çok anlaşılır idi ama belli miktarda olmAsında fayda var.
şimdi ihtiyaç anında güvenebileceğimiz bir avukatımız daha var bu iyi birşeydir.

No More Virgilius dedi ki...

Ankara'ya gidip de Dost'a uğrayamayacak kadar yoğun bir tempoya gömüldüysen (-ki, mülkiyeliler birliği ile Dost arası yürüyerek 1,5 dakika sürüyordu gençliğimde) tek başına bu bile yeni hayatından karanlık bir ışık hüzmesi gibi geldi bana. Yanılmayı çok istiyorum.
Bana hayırlı olsun demek düşer ey Peri.

deniz dedi ki...

başarılar ve kolaylıklar diliyorum.. umarım istediğin gibi gelişir..

teyzenteyfik dedi ki...

cok guzel olmus! Bol sans..:)

endiseliperi dedi ki...

sevgili arkadaşlar,
her birinizi tek tek kucaklıyorum. iyi ki varsınız, iyi ki yanımdasınız. şimdi, böyle bir dönemde bu iyi dilekleriniz ne kadar ama ne kadar önemli, hiç bilmiyorsunuz siz. çok teşekkür ederim. bu teşekkürün içine dahil olanları size anlatmaya başlasam, saatlerce konuşmamız gerekir bunun için. ve konuşurken muhtemelen duygulanıp ağlarım da.

hepinize kucak dolusu sevgiler.

Asortik Krep dedi ki...

Çok sevindim çalışmana, işine dönmene ve böyle mutlu mesut yazmana :)
Evdeyken çok karamsar yazıyordun...