Salı, Mart 29

bazı günlere uyanmamak lazım


bu sabah uyandığımda kendimi bekler buldum. "hey, neler oluyor!" dedim kendime, gördüğüm tuhaf rüyayı kafamdan kovmaya çalışarak. "hiç," dedi. "bugün bomboş bir gün. öyle bomboş ve geniş ki insan kaybolamıyor bile." ona rüyamı anlattım, belki bir duygu inşaa edilebilir günün ortasına bundan diye. bir arkadaşıma armağan olsun diye kız çocuğu doğurmam gerekiyormuş. feci halde ihtiyacı varmış. doğurmuşum. yaptığım iyiliği pek önemsemeden de vermişim. neşeli, tatlı bir çocuk. sonra büyümüş halini gördüm, yolculuk telaşı içinde. siyah kahkülleri var, gözleri benimkilere benziyor; çekik. durgun, akıllı görünüşlü, sakin bir kız. "doğası mı böyle, yoksa kalbi mi kırılmış bir ara da böyle heyecansız,  ihtiyatlı olmuş," diye düşündüm.

ayça'nın mektubunu okudum. bahar temizliği yaptığımı sanıyor. biri bana bir görev yüklemesin, suçluluk duygusuyla kendime gelip, yaparım. mutfak raflarının birkaçını boşaltıp, atılacak olanları attım, silip, yeniden yerleştirdim. mutfağa sedir koysam, akşamları da burda otursam, diye düşünmekteyim.

böyle böyle, sanki çok geniş bir alana küçücük eşyalar yerleştirmeye uğraşır gibi günle hesabımı görmeye çalışıyorum. elime aldığım kitaplar uygunsuzdu. şu an dinlediğim opera parçası da öyle. tümden yanlış bir güne uyanmışım. önce müziği değiştirip, sonra da... şu sediri mutfağa koysam çok daraltır, koymasam çok boş.


12 yorum:

justine dedi ki...

Canım,
evdeyiz sanırım yine:) Neyse, ben iyiyim şimdi. Geç kahvaltı yaptım, çay içiyorum.
Yanlış bir güne uyanırsın, incecik köprünün senin ve kafanın ve hatta kalbinin tüm ağırlığını taşıyamayacağını düşünürsün. Böyle zamanlarda susup beklemek en iyisi. Bir de anlayış tabii.

Eveeeeet, ben biraz oturayım koltukta. Bir fincan çay daha içeyim. Yemek programını izlemeyeli çok oldu, varsa ona bakayım. Sonra kalkıp biraz evi temizleyeyim. Dün hastanede saçma bir konuşma oldu. Biraz haklıydılar ya, neyse. Belki emekliliğe az kala birer ikişer iş arkadaşlarımı davet ederim evime. Kahve içmeye. Hah ha, deliye bakın, saçma sapan konuşuyor:p Kaçtım!
Çok sarıldım canım.

endiseliperi dedi ki...

evdeyiz evdeyiz:) 1 nisan da çıkacağım dışarıya. bakıyoruz meteorolojiye: 12 derece ve yağmurlu. hay allah.

şimdi ben darmadağınık mutfaktayım, ılık bir çay içiyorum. sigara paketini bulamadım bu dağınıklıkta. sediri getirdim, iyi mi oldu yani şimdi, dedim kendime. iyiii, dedi kendim, amaan, sevmezsen yine değiştirirsin, diye de akıl verdi. şu kendim olmasa ben sokaktan eve gelmezdim, justine.

aslında ben sokağı severim, öyle severim ki, eve dönemem diye militanca bir direniş gösteriyorum ona karşı, eve tutkum, sokağa karşı bu karışık duygumdan ileri geliyor. belki de.

şurayı ben toparlamalıyım arçil gelmeden. mutfak kitaplığını da odama aldım. onu da temizleyip düzenlemem lazım ya, onu yarına bırakalım. bugün mutfak olsun işimiz. evet evet şahane bir plan bu, dedi kendim. kendim çalıp kendim oynuyorum evde:)

öpüyorum çok.

ulker dedi ki...

"Koyacak yer varsa hiç durma getir diyecektim" ama baktım getirmişsiniz. Ne güzel !. Danteller, çiçekli yastıklar var mı peki ?!

Sevgiler

Ülker

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

Hele kavuşabildim size.. Uyanmak istenmeyen günler de olsa kavuşmak güzel..Umarım yine aksilik yaşamam bağlantılarda..Ne çok bilmece, duygu, olay, alıntı, birikmiş, soluksuz okudum..Bahar gibi ılık oldu içim.
Özlemişim.
U(YKSZ)

endiseliperi dedi ki...

getirdim dün, ülker. hiç de fena olmadı. dün gece yorgunluktan uyuyamayınca, mutfaktaki sedire uzanıp okudum:)dantel yok, maalesef. hmm... çiçekli yastık da yok. hay aksi. düz, beyaz hepsi.

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

evet, nihayet uykusuz! bu blogspot yasağı kalktı filan diyorlar, ama hala nedir sorun anlamadım. çok teşekkür ederim. bahar umarım neşeyle gelir de, neşeli yazarım bundan sonra.

sevgiler.

Buket dedi ki...

pericim sen sediri mutfağa, ben bahçeye koyacağım.benimki de beyaz olsun istiyorum ama ortada daha sedir yok:) bir tane marangoza yaptıracağım,bugünde söyledim hatta o da bir resmini istedi.ben de gerek yok iki kalasla bişiler yap dedim ama ikna olmadı.şimdi nette arayacağım birşeyler:) minderinin yalnızca kumaşı var ortada.bitince bu iş kesin fotosunu koyarım.yaa niye böyleyim? keyif aldığım herşeyi herkes görsün istiyorum :)))

endiseliperi dedi ki...

benim sedir, basit, biraz alçak, ama genişçe, kolçaklı ve çok sert süngerden minderi, buket. mutlaka koy fotoğrafını, merak ettim. sedir severim.

sevgiler.

justine dedi ki...

Gözlerim yanıyor bugün. Nöbetteyim ve bu sefer 24 saat.
Bu uyanmamam gereken günlerdendi, biliyorum.
-------
Ama elden ne gelir! (birden sinir ve heyecan yaptım:)) Bilmek bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya yetmiyor tabii.
Önümde, Ölüm Korkusunu Yenmek var, Yalom'un. Öylesine atmıştım çantaya, incecik diye. Uykum var, seninle konuşmak istiyorum. Yazarım sanırım diğer tarafa. Of, yazamayabilirim, yoğun burası.
Neyse, bakalım.
A, günaydın! Unutuyordum az kalsın:)

endiseliperi dedi ki...

günaydın, canım. şu an terasta bembeyaz, turuncu gagalı, çok alımlı iki güvercin var. çok ama çok güzeller. yalom, ölen kardeşimin sevdiği yazardı. ben elimi süremem ona.

pırıl pırıl güneşli bir hava var. rüzgarlı. yayladaki hava bu. en son beş yaşımdayken gittiğimiz. insan unutamıyor bazı şeyleri.

kitaplığı taşırken radyoya bir şey yapmışım çalışmıyor. şimdi onunla uğraşıp, çalıştıracağım mutlaka.
çay demleniyor.

o kitabı okuma bugün, justine. iyi gelmemiş sana. yaz mutlaka.

öpüyorum çok. sevgiler.

justine dedi ki...

Sürme elini tabii, bütün kitaplar okunacak diye bir şey yok. Yemek zamanı geliyor burada, oysa kahve içmeye niyetlenmiştim. Numara yapıp, hasta olduğuna inandırırsın insanları, öyle sanarsın ya da, ölürsün sonra. Böyle böyle, bir anlam bir anlamsızlık devam eder hayat. Ne tuhaf uykularım oluyor bir bilsen. Sabah altıda mı yattım, on beş dakika sonra kalkıyorum endişeyle. Bir rüya gördüm diyorum kendime. Bir mesaj atıyorum, nedeni yok. Baya oldu Narcissus'u bitireli, ama hâlâ kafamı meşgul ediyor. Bu yazarlar cinli, ben bunu bilir bunu söylerim.
Çok sarılıyorum. Günün ilerleyen saatlerinde diğer tarafta da iki çift lafım var sana;) Böyle işte.

endiseliperi dedi ki...

hasta numarası yapmak kısmında aklıma jim gelmişti, fazla bekletmeden demişsin:)ben işyerine hasta olduğum yalanını söyleyip gitmediğim her seferinde hasta oldum gerçekten de. hangi konuda yalan söylemek gerektiğine dikkat etmek gerek, hemen gerçek olabilir.

bu uyku sorunu belki baharla alakalı. ben de uykuya dalamıyorum, kendi rızamla. baygın düşünceye kadar bir şeylerle meşgul olmam gerekiyor.

e, hadi yaz artık. tv deki azzz sonraa şeyini geçti bu:) merak ediyorum çok.

yemeğini ye önce. afiyet olsun.

öpüyorum.