Salı, Mayıs 17

bana güneş olsun



çok özlemişim güneşli zamanların evini. ama insan nasıl hemen de unutuyor soğuktan tir tir titrediği o korkunç günleri. yorganı kenara itip  pikeyi üstüne çekmenin o serinlik duygusunu özlemek ne tuhaf. insan kendi kendine gülümseyip duruyor; özlediğine kavuşmanın o zapdedilmez sevinciyle evle uğraşıp duruyor. arçil'in kilimini yıkadım bugün. terası yıkayıp, askıyı oraya alıp hazır etmiştim önceden. evi süpürüverip, sildim köşe bucak; çıplak ayak basılabilir. çikolatalı trüf yaptım. dolapta duruyor, yarına kadar bekleyecek. sonra şekilsiz bir şekil verip, kakaoya, fındığa, hindistancevizine bulanacak. manavda, erik, çilek, kiraz, şeftali... naneler, dantelli marullar, badem salatalık... ne hoş, ne neşeli her şey.

insan özgür hissediyor güneşle. dün, mutfak sedirinde oturup izledim mesela, miyazaki'nin daha önce izlemediğim filmini. tam sevdiğim gibi, klasik miyazaki filmi değil, ama olsun. güzeldi. vitaminlerimi akşam uyumadan hemen önce içiyorum ki, sabah enerjiyle kalkıyorum. kefir aldım, artık sabah uyanınca arçil'le birer bardak içeceğiz.

terasa iskemle çıkardım. soğuk bir bira da açacağım, kilimi de toplayayım o sırada. güneş var ya hemen kuruyor.


16 yorum:

justine dedi ki...

Biraz uyumuşum ben. Soyunma odasında üstelik.
Yaz geldi değil mi? Neşeli yazılar havadan daha iyi anlatıyor gelişini. Dün akşam yemeğinde, "yaz, böyledir işte. hem mutluluğunu getirir hem de bunalımını" gibi salakça bir şey dedim, Poliş'le güldük sonra;)Annemin umrunda değildi ayrıca bizim felsefemiz, yemiş kalkmıştı bile!;p

Afiyet olsun canım, benim için de iç ve otur, mis gibi.
Sevgiler çok.

Clea dedi ki...

peri, bu yazına peggy lee ( http://www.youtube.com/watch?v=ii0B_4E0rGk&feature=related ) eşlik etmeliydi:)yazı çok seviyorum ben, güneşi seviyorum. tamam İzmir'de çok yakında sıcaktan bunaldığımız günleri yaşayacağız ama yine de seviyorum işte. çikolatalı trüf deyince aklıma geldi, ben de tatlı yapmalıyım bugün!

serpil dedi ki...

Peri yazını okurken neşelendim ben de, terasta seninle oturdum, Tina da zıp zıp geldi güneşi görünce :)

endiseliperi dedi ki...

justine:) anneler hep öyle. o bunalım laflarına filan hiiiç prim vermiyorlar. sapasağlamlar. çok şükür.

niçin havanın kendisinden bizzat neşelenmiyorsun, justine'ciğim? oh, incecik tişörtler, elbiselerle çıkacağız dışarı, dondurma yiyeceğiz. geçen gün ormanın karşısında manv önü kafe'de aldığım çileği yıkayıp tabakta getirdiler, gazetemi öyle okudum. sanki insanlar da çok tatlı oluyor yazın. ve sabah ister istemez erken uyanmak, günün hiç bitmemesi ne hoş. çok seviyorum ben yazı.

öpüyorum çok. sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

clea, sana yakışıyor yaz, öyle sarışın, neşeli, iyimser ve huzurlusun ki. biliyorum biliyorum, saçların kestane şimdi, olsun. çok da yakışmış hem. yukarıya koydum hemen önerdiğin şarkıyı. çok teşekkür ederim. yeni yazı girmişsin, okuyacağım da önce house izleyeceğim. mola vermiştim.

öpüyorum. çok, çok sevgiler.

ah unutuyordum, tatlı yapman niye lazım? ne tatlısı yapacaksın? fırında sütlaç olabilir, çok hoş olur.

endiseliperi dedi ki...

ooo serpil'ciğim, nerelerdesin allahaşkına sen? uzun zaman gelmeyince, merak ediyorum. gelip hiç değilse, ben iyiyim de, olmaz mı?

sana şu an tina'nın halini diyeyim: ben mutfak sedirindeyim. kucağımda lap top. tina aşağıda sinir sinir bakıyor. bir de mızıldanıyor. şimdi bu tarafa geçti, muhtemelen koluma saldıracak:) mızıldanıp duruyor çünkü ve ben de duymuyormuş gibi yapıyorum. o kendisini duyurmanın yolunu bilir:)

öpüyorum çok. özlemişim seni.
sevgiler.

serpil dedi ki...

Peri, teşekkür ederim, özledin mi beni, ne güzel.
Ben hep okuyordum seni ama yorum yazamıyordum bloglarda sorun vardı ya bir süre.
Arçil'i de soracaktım, unuttum, email atsam daha iyi
Sevgiler

endiseliperi dedi ki...

hmmm... tamam.

parıldayan çiçek dedi ki...

ne güzel anlatmışsınız güneşin insana huzur veren canlandıran keyfini

endiseliperi dedi ki...

hoşgeldiniz, parıldayan çiçek:) ne güzel bir isim bu. ben bu kış çok üşüdüm, çok kasvetli geçti benim için. bu nedenle öyle mutluyum ki şimdi. teşekkür ederim güzel sözleriniz için.

sevgiler.

Buket dedi ki...

Müjdeeee!!!
izmitte başlayan kitap fuarından nihayet conrad buldum ama 1 tanesini.çok ilginç..bursada iletişim yay. yoktu.izmittekine bekledim ve geldi yayınevi ama tek bir conrad getirmişler.Talih'i...ne dersin , mecburen yapacağım başlangıç için iyi mi sence?

Clea dedi ki...

peri, evet bence de bana yakışıyor yaz, temmuz doğumluyum zaten:) iyimserliğim dışında güzel tanımlamalarının hepsini kabul ediyorum. maalesef clea yengeç burcunun tüm o pesimist taraflarını taşıyor:( neyse bu özelliğimi bilmesen daha iyi, nasıl olsa justine benim o kötümser tarafıma katlanıp onunla mücadele etmesini biliyor:P ablalar ne içindir!)

panna cotta yapacağım şimdi ama geç kaldım çok. sütlacı da yazdım bir kenara, yapacağım sonra, canım istedi çok.

endiseliperi dedi ki...

çok sevindim, buket. çok, çok iyi bir tesadüf olmuş hem. çünkü bensana lord jim dedim geçen sefer ama, daha sonra keşke talih deseydim buket'e diye içimden geçmişti. inan bana. şimdi o hatamı düzeltme imkanım da oldu. çok sevindim. oku, bir tane de fotoğraf çektirmeyi unutma;)

öpüyorum çok. sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

yengeç hakkında pek bilgim yok. ama ben seviyorum yengeç burcunu. ayrıca demiş miydim, yükselenim yengeç galiba, koç la anlaşamaz derler ama, o yükselen şeysinden demek ki ben anlaşıyorum. başak la da anlaşamam güya, ama erhan bey başak. çok iyi anlaşırız. canım justine sen kötümser olunca iki kat kötümserleşmiyor mu?:) justine en neşeli şeydeki hüzün damarını bulup çıkarır gibi sanki. ben justine'nin neşeli halini daha çok seviyorum. ona söyledim, ama sen de söyle. hem insan o kötümser sözcükleri dillendirdikçe onların büyüsüne kapılıp hep öyle oluyor.

demek panna cotta yapacaksın. ben cesaret edip yapmıyorum italyan pudingi. sanki çok ağır olurmuş gibi geliyor bana. acaba yarın akşamüstü filan yemek daha mı akıllıca... başladın mı yapmaya? arçil sözüm ona diyete başladı. bugün bir tabak kıymalı makarna ve küçük bir tabak menemen ve sonrasında bir yeşil elma yedi. evde yeşil erik olmadığına pek şaşırdı. kötüydü manavdaki erik, almadım. o çok sever, ben pek sevmem. oysa diyet yapmasa fırın sütlaç yapmaya niyetliydim bu hafta. bakalım.

öpüyorum çok. justine yorgundur, duşunu da almış, koltuğa uzanmıştır (o kanepeye koltuk diyor:) çok sevgilerimi ilet ona da.

Clea dedi ki...

peri, burçlar üstü olabiliyor bazı insanlar ya da biz burçları bir şekilde kendimize uyduruyoruz sanırım. justine bizim ailenin neşesini yükselten kişidir hep. serap da balık burcu çünkü, düşünsene, yengeç-balık pesimistliğini:P Justine'in "hallederiz kolay, keyfimiz bozulmasın" tarzındaki gazları olmasa yandık asıl:)

panna cotta en hafif tatlılardan biridir ve ben -kendini beğenmişlik gibi olmasın:P- pek güzel yaparım. üstünde çilek, böğürtlen ya da vişne sosu olunca daha çok seviyorum ben, bir de nane yapraklarını unutmayacaksın. sütlacın içine de limon kabuğu rendeleyip koymayı seviyorum. sen de sever misin öyle?

endiseliperi dedi ki...

demek yengeç ve balık pesimist olur, öyle mi? yengeç tamam, bir tuhaftır, başka alemden gelmiş de dünyaya uyum sağlamış gibidir. bir aldırışsızlığı ya da nasıl desem, onun gizli bir bildiği varmış gibidir. ama şekerim justine tam yay işte. benim çok yakın yay burcu bir arkadaşım vardı, ona daha derdimi anlatırken, o dert küçülür, un ufak olur, dalga geçilecek hale gelirdi. yay'lar öyle. pratiktir, her şeyin bir çzöümü vardır onlar için. sağolsunlar. her eve bir yay lazım:)

kremayla, jelatinle yapılan bir tatlı di mi bu? nasıl hafif o halde!:) tamam tamam ben de yaparım, ama hayatımda jelatin kulanmadım ben. ingiliz bir arkadaşım vardı, bunu dediğimde, çocuğuna jöle yapmadın mı hiç! dedi. yapmadım valla. bazen kendimi bir jölenin içine sıkışmış gibi hissettiğim olmuştur ama bak. kıpırdayamam, olaylar ilerlemez, yıldızım sabit bir noktaya çakılıp kalmıştır. sonra kendiliğinden hareket başlar, o jöleden silkinerek çıkarsın.

trüf çok güzle olmuş. bakalım, arçil gelip yemeğini yesin de sürpriz olarak sunacağım. o da beğenirse tamam. çocuk diyet yapmaya çalışıyor, sürekli baltalıyorum. dışardaydım, yemek yapacak halim yok pek, hamburger yapacağım, rus salatalı, turşulu filan. patates kızartacağım yanına ve bir de kısır yapacağım. yeni aldığım bir nar ekşisi var, onu deneyeyim. sonra yanlarına turşu.

bir kez limon kabuğu koymuştum fırın sütlaca, ama abartmışım galiba, pek de hoş olmadı sanki. sakızlı yapayım diyordum ya, peki, limon kabuklu olsun. bir de limonata yaparım. naneli filan.

hmmm... ben işe koyulayım, arçil aradı, otobüse binmiş.

öpüyorum çok. justine'e çok selam söyle. onu seviyorum, asabımı bozup, unutmasın bunu, söyle ona lütfen:)

sevgiler.