Cuma, Ekim 21

oyun


bugün, oyun oynamayı pek seven arkadaşım ayşegül'le msn'de konuşurken bana bu oyunu gönderdi. ilginç sonuçlar çıkabiliyor. bakalım siz ilk hangi sözcükleri göreceksiniz. lütfen bana da yazın ilk hangi beş sözcüğü gördüğünüzü. hile yapmak, çok sözcük görüp arasından ayıklamak yok, ona göre.

157 yorum:

Buket dedi ki...

mutsuz,maskülen,kahve,suçlu,güneş..analizimi senden bekliyorum :)

endiseliperi dedi ki...

ah buketcim, sen kendini bilirsin;) mutsuz ve güneş sözcükleri seninle ortak sözcüklerimiz, çok ilgin. bende ayrıca sevgi, nutella ve derin sözcükleri var. bence şöyle bir bakınca sözcüklere üç aşağı beş yukarı kendimiz hakkında bir fikrimiz oluyor:) ayşegül'e "ahır" sözcüğü bile çıkmıştı mesela. onun ifadesiyle bu, bunca zamandır öküz erkeklerle tanışmış olması manasına geliyor:)

bence sana çıkan sözcükler bir dedektif hikayesi kadar heyecan verici.

öpüyorum seni.

Adsız dedi ki...

zevk,ahır:),üzgün,aşk,yalnız.. bende merak etim açıkçası buradan nasıl bir analiz çıkar:)
ayşe

Adsız dedi ki...

ahır ile ilgili yorumunuzu şimdi gördüm:)) hiç aklıma gelmemişti arkadaşınız bence de çok haklı öküz konusunda :))
ayşe

endiseliperi dedi ki...

ayşe, bana pek bir "aşk" insanıymışsınız gibi geldi, onu diyeyim. melodram dolu, heyecanlı aşk maceraları;)

romantik filmlerden esinle, ahırda aşk başkadır diye de düşünebiliriz:)

sevgiler.

la luna bir yer dedi ki...

kitap, sebep, mucize, sigara, yaprak :)

Enis Diker dedi ki...

Yaprak, mutsuz, rahat, öfke, sinema

OzGe dedi ki...

Kahve, sigara, gunes, sinema, ihtiras, ask


Oyle iste

endiseliperi dedi ki...

luna, insana bir yazar olduğunu düşündürtecek çok hoş şeyler çıkmış. sanki uzakta, yeşil, ıssız bir köye yazmak için gitmişsin. ve kim bilebilirdi ki hayatının mucizesinin o ıssızlıkta gerçekleşeceğini:p

sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

:)enis zik zak çizen bir hali var sözcüklerin. siz çok istikrarlı, tutarlı bir yaşam biçiminiz varmış gibiyken, demek ki iç dünyanında fırtınalar kopuyor:)

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

özge,
övünmek gibi olmasın,d er gibi sıralamışsın. kıskançlıkla okudum:) daha ne olsun.

sevgiler.

Adsız dedi ki...

Size ilk yorumum böyle eğlenceli bir vesileyle olacakmış meğer :) Benim kelimelerim kahve (epey aradan sonra ilk kez bugün içtim), sigara (uzun yıllar oldu bırakalı ama çekmecemde hala bir paket durur), mutsuz (olmak da güzel), eğitim (keşke bırakmasaydım okulu) ve nefret (barışmak lazımken lağım gibi taşıyor son günlerde)

Evren

guguk kuşu dedi ki...

YAPRAK, KAĞIT, DEFTER, YAĞMUR, SONUÇ

endiseliperi dedi ki...

merhaba evren,
hoş geldin. çok zevkli şeyler çıkmış sana. kahve ve sigara; bundan daha uyumlu, daha lezzetli bir ikili var mıdır acaba:)nefret ve mutsuz... brrr:) çok şeyler oluyor sanki hayatında.

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

ah, guguk kuşu, ne tatlısın! çok güzel şeyler çıkmış... hep sevdiğimiz şeyler.

sevgiler çok.

Karadut dedi ki...

yaprak, yağmur, eğitim, meme, sonuç:))

Adsız dedi ki...

Sebep, mucize, sevgi, suçlu, kalem.

Enis Diker dedi ki...

:))test öyle diyorsa, öyledir; karşı duracak halimiz yok ya peri-selamlar sevgiler:))

meftun dedi ki...

zevk,mucize, üzgün, yaprak, ihtiras :))

endiseliperi dedi ki...

guguk kuşu ile ne kadar benzer çıkmış, karadut. meme' yi okuyunca tuhaftır ki seks değil de bebek filan geldi aklıma. halim hiç iyi değil;)

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

adsız,
çelişkilerle dolu, kafası karışık ve olmadık şeylerden suçluluk duyan çok iyi kalpli birisiniz, diye yorumlayayım da şaşırın. ben de şaşırdım şimdi kendime:)

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

aa, enis, doğru yorum yapmışım:) yaşasın:p

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

meftuncum benim, ne güzel çıkmış sana.
zevk, ihtiras yeni, seninle girdi şimdi. beğendiğimiz sözcüklerden;)

öpüyorum çok seni.

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Aynen yazıyorum; üzgün, mutsuz, güneş, eğitim, sinema

endiseliperi dedi ki...

işte hayatınız!
:)
vuslat, ne dersiniz, doğru çıkmamış mı? nasıl yorumladınız?

la luna bir yer dedi ki...

bu oyun zevkliymiş gerçekten. ne güzel dedin, mucize gelsin artık :p

benden de sevgiler, çok.

endiseliperi dedi ki...

ufak tefek bir takım hazırlıklara ve mucizeyi azıcık ittirmeye gerek var belki, luna:)

çok, çok sevgiler benden de.

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Bilmem ilk setleri okuyup beşi bitirdim diye yorumladım. :) Mutsuzluk ortalaması anketlerinde birincilik ve ikincilik dışında ödül almamış ülkemde ilk setlere üzgün, mutsuz yazmak herkeste aaa beni anlatıyor hissi yaratabilir galiba...
Neyse oyunun tadını kaçırmadan yorumlayayım kendimi :)
Üzgünlik var sanki, arada mutsuzluk da, güneş ne ola ki umuda içkin yanım belki, bilemem. Eğitim herkes kadar, sinema bol izlerim yada arabesk bir tavırla hayatım film falan dermişim. İşin aslı ben hiç beceremem böyle yorumlamaları. Bazı arkadaşlarım kahve falı bakar, şekillerden sonuçlara varırı ben ise baktığımda yalnızca telve görürüm. Hani şu mürekkep içerikli psikolojik testler var ya bir ara bir dostum bana yapmıştı. O şekilleri gösteriyor aklına ilk geleni söyle diyordu. Bende cevap hep aynı; leke, leke, bu da leke...
Sinir olup bırakmıştı. Her neyse pek beceremem ben. Ama zevkli oyunmuş

Faruk Ahmet dedi ki...

Sebep, Zevk, Mucize, Kahve, Üzgün.
Çalışmıyor bence bu, kahve içmem ben hiç.

Faruk Ahmet dedi ki...

Ha ama ben ilk satırdan başladım düzgün düzgün okudum, yanlış oynadım galiba. Tüh.

kacakkova dedi ki...

ben de yazayim canim....
sebep,zevk, mucize, kahve, üzgün....
simdi nedir durum peki?

Adsız dedi ki...

Güneş, kitap, eğitim, suçlu, kağıt.
İlk güneşi görünce çok sevindim. :)

uzaktanbakıpahkamkesenkadın

yagmur dedi ki...

Mucize, kalem, defter, nefes, nutellayı gördüm sanki :)

Adsız dedi ki...

ben de yazayım o zaman.
sebep,suçlu,kalem,sonuç,maskülen .Merak ettim ne çıkacak sonuç :)
sevgiler

Nur

endiseliperi dedi ki...

ooo kimler gelmiş... ben birazdan dönüp siz aslında kimsiniz bir bir yazayım :p

görüşürüz, geliyorum birazdan.

endiseliperi dedi ki...

vuslat, dikkatinizi yoğunlaştırdığınız o kadar üzüntülü toplumsal duruma rağmen kendi kişisel hayatınızı yaşama, sorunlarınızı çözme biçiminize bakarak sizi üzgün ya da mutsuz biri olarak yorumlamazdım. siz, hayatınızın en karamsar tablosunda bile çözüm gayretiniz, neşe bulma yöneliminiz ile bir pencere açıp gün ışığının içeri dolmasını sağlayan olumlu bir insansınız.

bu oyun-falda çıkan üzüntü ve mutsuzluklar sizi değil de baktığınız dünyayı tarif ediyor bana kalırsa. eğitim, geçmiş mesleğinizi, sinema da ilgi alanınızı. neyse çıkmış işte:)

sevgiler.

Atze dedi ki...

Derin, Nefes, Maskülen, Kalem, Mucize.

Sırayla gidince hile yapmış gibi oldu. Sonra algımın seçtiği ilk beşi yazdım. Hımmm. Nutella bulmak ne güzelmiş. :))

Sevgiyle.

endiseliperi dedi ki...

farukahmet ve kaçak, tahtaya kalkın bakiim ikiniz de. ya kopya çektiniz birbirinizden ya da işte şimdi gerçek ortaya çıktı ki, siz birbirinizi yıllar önce kaybetmiş iki kardeşsiniz:)

ilk satırdan başlayıp okuyarak, oyunu yanlış oynamanız olasılığı, aynı yanlışı yapma yöneliminiz bile kardeş olduğunuzun kanıtı.

o kadar zekisiniz, derin meselelere kafa yoruyorsunuz ama bir kıytırık oyunu kuralıyla oynayamıyorsunuz, ne diyeyim ben size!? bakın arkadaşlarınıza, herkes güzelce, zevkle, kuralın ne olduğunu hemen anlayıp oynadılar. ama siz ikiniz?

ikinizin de bulduğunuz sözcükler çok güzle. pek havalı yorumlar yapardık ama, olmaz şimdi. ikiniz decezalısınız! tekrar şemaya bakıp, "nutella" sözcüğünü bulacaksınız! evet.

:)

öpüyorum ikiniz de.

endiseliperi dedi ki...

uzaktanbakıpahkamkesenkadın,
güneş iyidir. tarot'ta güneş, tüm korkularımızdan kurtulup hayattan zevk alacağımızı, bir başarı kazanacağımızı, ruhumuzun aydınlanacağını filan müjdeler. kitap, eğitim, kağıt ise çok açık simgeler. ruhunuzu aydınlatmanın yolunu işaret ediyor. suçlu sözcüğü ise sizi alıkoyan bir engel. içinizdeki o suçluluk duygunuzdan kurtulup, yürüyün artık, kim tutar sizi:)

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

yağmurcum,
"mucize" sözcüğü ile hayatının rasyonel sebep sonuç ilişkisinden azade bir olumlu kopuş beklentisi içinde olduğunu ya da olacak olanın bir mucizeyle gerçekleşeceğini söyleyebiliriz.

hayat dolu "nefes" ve zevk işareti "nutella" ile bu mucizeye hazırsın, diyeyim:)

"kalem, defter" sevdiğimiz, çok yakınında olan seni simgeleyen arkadaşlar:)

öpüyorum çok seni.

endiseliperi dedi ki...

sevgili nur,
"maskülen" çıkan arkadaşlarda aslında şunu merak ediyordum; hayatınız üzerinde kontrolü yitirdiğinizi mi düşünüyorsunuz? ee, falcı bazen de soru sorar:)bu aralar kafanızı geçmişle ve olayların neden böyle geliştiğiyle ilgili çok meşgul ediyorsunuz. aşağıdaki bana öğüt veren arkadaşların sözlerini size tahvil ediyorum: geçmişi geçmişte bırakın, suçlu aramaktan vazgeçin, yolunuza devam edin. geçmişe yapılan yolculuk hep çıkmaz sokakla biter, onu diyeyim.

atıyorum, tutuyorum burda:)

sevgiler.

Bir Kadın dedi ki...

-Sigara: İçmedim bile bugüne dek. Tuhaf...
-İhtiras: Hırslı bir tip değilimdir. İhtiraslarım da yoktur açıkçası. Sağduyulu ve mantıklı biriyim, bunun burada ne işi var?
-Kalem: Yıllardır elim kalem yerine klavye tutuyor ama bence iyi tutuyor. Bunu kabul ediyorum. :)
-Sevgi: İki ayaklıların çoğunu sevmem, dört ayaklıların çoğunu severim, uyar mı?
-Nefret: Ard arda çıkmaları komik oldu.

Böyle işte sevgili endişeliperi. :)

benyazarsamolur.blogspot.com

endiseliperi dedi ki...

Derin, Nefes, Maskülen, Kalem, Mucize.
canım atzecim,
ben bugün bile çıkmayacağım sanırım dışarı. çıkamıyorum:)

"derin ve nefes" ne güzel bir ikili! sen de farketmişsindir. sakince, yavaşça hayatın her anına dikkat eden senin için en uygun sözcükler.

"maskülen" konusu kafamı karıştırıyor. yukarıda yazdım ya, diğer sözcüklerle birlikte senin için bu sözcüğün anlamı, hayatına hakim olacağın tam ve gerçek bağımsızlık olarak ifade edeyim. maskülenle iktidar sözcüklerini bir arada düşünüyorum nedense hep.

"kalem ve mucize" sözcükleri ise yazman gerektiğine işaret ediyor, diyeyim:)

öpüyorum çok. ben iyiyim. merak etme, canım:)

neolitikhanim dedi ki...

aşk-nutella-kalem-yalnız-kahve

ne güzel oyunmuş :) kahve yenilerde içmeye başladım. her gün bir türk kahvesi parkinsondan koruyor diyolar. hep bi faydacı yaklaşımlar içindeyim görüyosun :)

sevgiler

Adsız dedi ki...

:)) teşekkür ederim yorumunuz için
sevgiler...Nur

endiseliperi dedi ki...

sevgili bir kadın,
birbiriyle gayet tutarlı sözcükler çıkmış sana! ben senin sessiz, sakin, mantıklı, tutarlı biri olduğunu düşünmüyorum bu oyundan sonra! hoppalaaa! evet:)

sen sadece süper bir disiplinden geçip kendini o şekilde yeniden kurgulamışsın:p

ihtiras çıkmış sana bi kere. kimbilir nasıl bir baskıyla durdurulmuş, mantık ve sağduyu ile zaptedilmiş. sal gitsin ya:) çıkar şu gözlüklerini de, tokanı da aç:)

dalga geçiyorum, keyfim yerinde.
bende nefret duygusu pek yok. o konuda kendimi terbiye ettim. hem beni hasta ediyor. ama nefreti güçlü olan birinin sevgisi hayranlık uyandıracak kadar güçlü olabilir.

sana çıkan bu aşırı sözcükleri mantıkla un ufak ediyorsun ya, üzülüyorum:)

sevgiler.

Zedka dedi ki...

zevk, hırs, kalem ve sinema :D
hepsi şak diye parladı gözlerimde, hoşnut oldum (:

endiseliperi dedi ki...

ne demek, ben teşekkür ederim, nur.

sevgiler.

Atze dedi ki...

Ne tatlı oyuncusun sen. Orada nefreti görsem, alıp yıldız yapar, omuzuma asarsın. Derin, Nefes ikilisine ben de bayıldım.

Maskülen, evet, kalabalık bir arkadaş grubunda, gıcık olduğun biri vardır ya, parazit yapar o. Öyle ağız buruşturarak gördüm onu, görünce hiç hoşuma gitmedi ama hile yapamazdım işte. Maskülen'den sonra dört tane "çit" gördüm. Dört çiti alıp, maskülenin etrafına örsem... N'apalım, artık maskülen bir kadınım ben, oyunun kuralını bozamam. :p

Yazacağım, söz, heybem dolu geldim. İyi olmana, oyunlar oynamana çok çok sevinidim. :) Öpüyorum.

endiseliperi dedi ki...

uyumlu, ılımlı, tatlı neo:) nutellasız olmazdı senin sözcük listen. aşk ve nutella, ne hoş olmuş; romantik komedilerdeki gibi tatlı, sevimli bir duygusu var. yalnızken, parkinson olmamak için o kahveyi içerken kimbilir neler geçiyor aklından. badem'i dalgınlıkla okşarken, o kadar olasılık barındıran insanlık hallerinden, seçtiklerinin doğruluğunu tartarken ne tatlısındır.
işte cevabı veriyorum sana: için rahat olsun. risk içermeyen, tehlikeyi savuşturan kararları alırken, bir yandan bu kadar ılımlı olmanın sıkıcı olduğunu düşünebilirsin ama hiç değilse doğru yolda olduğundan eminsin. bu da çok şeye değer. sen, insanın bahçesinde her çiçeği yetiştiremeyeceğini bilen, insanda bir seçim ahlakı olması gerektiğinin farkında olan süper bir insansın.

:p

öpüyorum seni.

endiseliperi dedi ki...

atzecim benim,
sen daha tatlısın. oyun oynamaya bayılıyorum. içim içime sığmıyor oyun oynarken:)

endiseliperi dedi ki...

sevgili zedka,
"zevk, hırs, kalem, sinema" kaç eder? 4! şimdi aklımız o beşincide. acaba o eksik sözcük neydi? seni neler bekliyor? meraktan öleceğiz. o beşinciyi bulman gerek, zedka, hayatının sonuna kadar o sözcük için mücadele etmen gerekse de. bu senin en büyük sorumluluğun. hayır, şemaya tekrar bakma. o sözcüğü sen kendi hayatın için, kendi ellerinle yaratacaksın. ve belki de o sözcük bu şemada yok. ama ne farkeder, sen yoktan var edeceksin en uygun sözcüğü. sende o gücü görüyorum ben. 10 yıl sonra bana yorum yazıp, o sözcüğü bulduğunu, emin olduğunu yaz mutlaka. bir sabah uyandığında gözünün önünde parlayacak o sözcük çünkü ve emin olacaksın aradığının o olduğundan.

:p

sevgiler, öpücükler.

not: sitenin layout'una bayıldım, bayıldım!

kacakkova dedi ki...

hay allah...
faruk ahmet bari sen yapma yahu...

endiseliperi dedi ki...

:)çok güldüm ikinize. farukahmet yapmasın da kim yapsın:) yani durup durup bir yorum yazıyorsunuz. yorumunuz aynı.

r. dedi ki...

1-sebep
2-zevk
3-mucize
4-kahve
5-üzgün

endiseliperi dedi ki...

benim en çok kullandığım sorulardan biridir "neden". bu sebep sözcüğünü pek sevmediğimi farkettim yalnız şimdi. bir; sözcük, tını olarak hoşuma gitmedi. iki; çok sıkılıyorum her okuyuşumda tuhaf ki. bunu böyle yaparsam böyle olur, bu sebeple bu sonuca ulaşır, kale ile de rok yaparsam... ne bu ya? ince ince hayat hesapları. damlaya damlaya göl olur, işleyen demir ışıldar doğruculuğu için sıkıcı mı sıkıcı açıklamaların sorusu.

zevke sebep arama
bir kavve yudumunda
duyduğun zevk
bir mucizedir, unutma

demiş şair. şaka şaka, dalga geçiyorum. falcı yoruldu:)

sevgiler.

Zedka dedi ki...

Aaa, ben beş kelime olduğunu bilmediğimden ömür boyu bir serüvene tabi tutuldum şimdi (: Evet, on yılın sonunda buralarda ol endişeliperi, sana onu yazacağım (: Notun için de ayrıca teşekkür ederim (:

guguk kuşu dedi ki...

hakkaten tatlımıyım???

Adsız dedi ki...

Sevgili Peri,
Zahmet olmazsa benimkilere de yorum yapar mısın :)
ilk 5
derin,mucize,sevgi,zevk,eğitim

Teşekkürler.
Özge

endiseliperi dedi ki...

ah, zedka, aklın nerelerde senin? ama bu dalgınlığın sana bir görev değil bir şans getirdi. unutma, o son sözcük çok önemli. bundan sonra yapacağın her şey o sözcüğe ulaşmak için bir adım. hadi bakalım. on yıl sonra tam bugün, bu saatte bekliyor olacağım seni;)

öpüyorum seni. ben teşekkür ederim. sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

tabii guguk kuşu. hem tatlı, hem beceriklisin. o akü sorununu halledebilmişsin ya, sana bi de bravo, diyorum.

öpüyorum seni.

endiseliperi dedi ki...

ay özgecim, yaparım tabii. hem d ehakkınd ahiçbir şey bilmeden. bakalım bakalım; hmmm...
hayır, özge! (böyle başlayan bir fal yorumu duymamışsındır daha önce:)sen, çok çabuk umutsuzluğa kapılıp, yaptığın iyiliklerin, gösterdiğin çabaların karşılığını alamadığından yakınıyorsun. düşünüyorusn ki, insanlar gerçek, olan senin farkında değil. hayır, yanılıyorsun. çünkü sen, tasavvufi bir yaşam algısı içinde dünya ile sessiz ve kalıcı bir barışı sağlamaya yönelen bir insansın. doğan bu. böyle olan insanlar gerçek mükafatı eninde sonunda içsel bir aydınlanma ile yakalarlar. ve bu harikadır. başkalarının ucuzundan, çabucak ve bir çakımlık parıltıyla ulaştıklarını sandıkları şeye gönül indirme. doğru yoldasın. başını yastığa koyduğunda tek başına sorguladığın her çelişki, her çatışma için en sağlıklı yolu bulacaksın. sana önerim kendinden kuşkuya kapılmaman.

evet, özge.

:)

öpücükler, sevgiler.

Bir Kadın dedi ki...

Hç güleceğim yoktu ama yorumunuza pek bi bayıldım. Elinize sağlık Endişeliperi'anımcım.

endiseliperi dedi ki...

ben de yazarken pek eğlendim, bir kadın:) hatta sana yazdığım yorumdan şevkle bugün çıktığımda çok güzel mat, vişne rengi bir ruj aldım kendime:)

sevgiler.

Bir Kadın dedi ki...

yaprak
mutsuz
suçlu
maskülen
kalem

Eşim de bunları gördü, eyvah eyvah! :)

Adsız dedi ki...

Peri,adeta beni tanıyormuşsunuz gibi yazmışsınız,çok şaşırdım ve hoşuma gitti!Uğraştığınız için tekrar teşekkürler.

Sevgiler.
Özge

endiseliperi dedi ki...

eyvah eyvah:) ben yorumlamayayım şimdi, bir kadın. sen benim aklımdan geçenleri bir bir eşine söyle. peri böyle diyor, ben demiyorum ki, de;) ona ne demek istiyorsan bu fal bahanesiyle söyleyebilirisn:)eh elbette, sakin, esnek ve barışçıl bir tonla, rica edeceğim. sonunda öpücük olmayan bir konuşmayı onaylamıyoruz burda:) dikkat ettim, birbirinize çok yakışıyorsunuz, onu diyeyim. süper bir ikili.

ikinize de sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

özgeciğim, çok sevindim. benim içime doğar. safım ben:)

öpüyorum seni. çok mutlu olmanı diliyorum gönülden.

Bir Kadın dedi ki...

Evet, çok yakışıyoruz. :) Hatta şu kadar:
http://a1.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc6/261706_10150215658013172_763038171_7365093_7502759_n.jpg

endiseliperi dedi ki...

süper bir fotoğraf! mesut, bahtiyar olun, ihtirasla kavrulun, diyeyim;)

selamlar, sevgiler.

justine dedi ki...

Hey, ben bunu dün gece yapmıştım. Ama şimdi tam olarak aklımda kalmadı. İlk bakış önemli ya, tekrar yapmayayım. Yaprak, aşk, nefret ve ve ve, dur hatırlayamadım, düşüneyim biraz. Hmmm evet yalnız vardı bir de. Beşinciyi bulacağım çünkü laptop'a not almıştım, nöbetten çıkınca, yarın yazarım diye. Nöbet kelimesini özellikle yazıyorum, nöbetteyim, nöbetteyim, nöbetteyim, 24 saat ve yarın sabah çıkıyorum. Nöbetten. Hah ha, bazı insanlar böyle küçük şeylerle mutlu oluyorlarmış, nöbet kelimesini devamlı kullanmam onları güldürüyormuş. Ne hoş;p

Nöbetten çıkayım, görüşürüz canım, iyi geceler.

p.s.: Sevgi iksiri filan mı içirdiler şekerim sana, bir tuhaflık var sanki, cevaplar çok şerbetli ya da ben öyle yoruldum ki her şey bana öyle geliyor;p

endiseliperi dedi ki...

demek yine nöbettesin, justine. beşinci sözcüğün, nöbet olsun, sana yakışıyor, evet. senin bir parçan oldu nöbet. aşk, nefret, yalnız bu sinemalarda! tam melodram olmuş. ama severiz melodramı. vakit geçiyor:)

öpüyorum seni. iyi nöbetler, sevgiler.

jasminasc dedi ki...

üzgün aşık sigara mucize sevgi :)))

endiseliperi dedi ki...

jasmina, ne sevindim seni gördüğüme:) sen ve sigara hiç birarada düşünemedim şimdi. ama onu bir sembol olarak alırsak... hmmm... neden böyle, jasmina? benim için sen, bir nevi huzur demektin. yapılması gereken her işi güzelce yapan, çevresinde herkesi bir dikkat ve özenle kollayan, sessizce işleri yoluna koyan... hmm? demek bir takım üzüntüleri içine atıyorsun, baş edemediğin sorunlar için bunalıyorsun. ama sonunda sevgi mucize gibi baskın çıkıyor:p

öpüyorum seni çok. sevgiler.

jasminasc dedi ki...

sevgili pericim:))) bunlar ne güzel yorumlar böyle... ahh nerde işleri düzenli yapan, herşeyi özenle kollayan ben.. nerde bugünlerdeki dağınık, mutsuz yorgun ben... sigaranın yanına ne alakaysa diye not bile düşecektim, o kadar alakasızız.. hatta eve gelen misafirlerden kalma küllüğü bile en son yıkarım, izmaritleri attığım çöp poşeti bomboş bile olsa değiştiririm. ama bu hareketim sigaradan nefret ettiğimden değil. hatta keyifle içmesini bileni izlemesi benim için keyiflidir (iğrenç bi cümle oldu saat 10u geçti ya :)) ama ben bir yengeç olarak bana keyifli gelen şeyleri severim ve kokularda da çok seçiciyim nedense. eve sinen sigara kokusu veya çöpten yükselen kokusunu da sevmedim hiç .bunda belki de ailemde kimsenin sigara içmemesinin de payı vardır. annem içmez ama bize de yasaklamazdı. iç ama parasını ben vermem derdi. harçlığından ya kendine bir şey alırsın veya sigara alırsın derdi.. ben çikolatayı tercih ettim hep :)) coştum, farkındayım ama nedense yorumun bana iyi geldi... sana bir gün bir şey itiraf edeceğim, ama şimdi değil uyumam lazım :)) iyi geceler...

jasminasc dedi ki...

he bir de love conquers all tabii :)) :P

Adsız dedi ki...

zevk, mucize, aşık, hırs ve sigara.

pazar sabahı daha yataktan kalmamışken gördüklerim bunlar periciğim. şimdi gidip çay yapayım, biraz atıştırayım ve bir siğara yakayım. diğerleriyle ne zaman karşılaşırız bilmem. güzel bir pazar diliyorum sana.
stella

endiseliperi dedi ki...

jasmina, uyan, uyan!:) sabahın körü evet ve itirafı duymak istiyorum. ne olabilir, merak içindeyim. sen anlatıncaya kadar aklımdan çıkmaz bu.

bi de pat diye "ben yengeçleri seviyorum," diye açıklayayım burdan. koçlarla anlaşamaz filan diyorlar, tanıştığım her yengeçle çok iyi anlaşıyorum ben. astroloji birliğine itiraz dilekçesi yazacağım, düzeltsinler. çünkü bir tehdit gibi bu yasalar. anlaşamayacağın zamanı bekliyorsun. bugünün ilk itirazı bu konuda olsun;) böyle başlayınca gün gözüme bi acayip göründü:)

belki de yemekte olduğum şu güzel krepler nedeniyledir. evet. amerikan usulü küçük yuvarlaklar. akşamdan sürahide yapıyorum. bir yumurta, bir çay bardağı süt, yarım çay bardağı yağı sürahide çırpıyorum. şeker ve tuzu ekleyip çırpmaya devam ediyorum. içine göz kararı un,biraz da kabartma tozu ekliyorum. akşamdan dondurucudan çilek çıkarmıştım. krep tavasını tereyağ ile hafifçe yağlayıp, sürahiden döküyorum. üstüne muz, çilek dilimlerikoyup, ceviz kırıkları serpiyorum. son olarak bal döküyorum. bugün arçil'in deneme sınavı ve sonrasında futbol maçı var. şahane oldu.

öpüyorum seni. sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

aa, stella, nerelerdesin allah aşkın!? seni düşündüm sık sık geçenlerde çünkü. en son pazara gitmiştin ve yaz meyveleri alıyordun, sanırım. seni orada kaybettim:)

çok güzel sözcükler çıkmış sana. bu sözcüklerin arasında, "hırs" sözcüğü bile ne kadar hoş, manidar görünüyor. diğer sözcüklerin yarattığı hikayeye çok uygun, bir gerilim unsuru olarak çok sürükleyici hale getiriyor durumu:)

zevk, aşk ve mucize dolu nefis günler diliyorum sana stella'cığım. istediğin her şeyin trajedisiz, bedelsiz olmasını, içinin sevinçle dolmasını... sahiden ve yürekten diliyorum.

öpüyor, sarılıyorum sana sevgili arkadaşım.

Adsız dedi ki...

çok haklısın periciğim, yaz bitti ve ben sana bir daha ses vermedim dimi. yazarım yine.

çok teşekkür ederim bu harika dilekler için. biraz mucize ne güzel olur hepimiz için.

ben de öperim çok.
sevgiler
stella

endiseliperi dedi ki...

olsun olsun, sitem etmiyorum, stella'cığım. benim de yazmam, aramam gerek bir sürü arkadaşımı, ama yapamıyorum bazen.

rica ederim, sen hepsini hak ediyorsun bu dileklerin. sabaha karşı kötü bir rüya gördüm. gözümü kapattığımda da o gerginlikd evam ediyordu. ışığı açıp öylece durdum. uyuyakalmışım yine. sabah ama güneşi görünce neşeyle uyandım yeniden. bu güneşe ne çok şey borçluyum ben.

sevgiler çok.

lullamulla dedi ki...

sebep, zevk, nefes, öfke, defter.. ve bir yorum bile yapamayacak kadar yorgun bir ben.. yazayım bir kenara..

Adsız dedi ki...

merhaba,

sevgi ot günes kitap çit

ne hos bir oyun bu!

banu

justine dedi ki...

Günaydın canım, ne hoş bir gün gerçekten, hatta Lilişka'nın dediği gibi; güzel bir gün bugün!

Baktım o kayıp kelimeye biraz önce, 'eğitim'miş!:/ Nöbet, bana daha çok uyuyordu oysa;p

Öpüyorum, sarılıyorum sana, hoşçakal.

p.s.: Bu yazdan kalma bir gün sanki, ışıl ışıl, mis gibi.

Adsız dedi ki...

defter,güneş,eğitim,kalem,maskülen

endiseliperi dedi ki...

çok yormuşum bugün kendimi. arçil'in odasını düzenledim yine. her hafta düzenliyorum zaten niyeyse. bugünkü epey ağır oldu. uyuyakalmışım. yarın konuşalım, olur mu? çok özür dilerim.

öpüyorum hepinizi, sevgiler.

Absente Reo dedi ki...

Sebep, derin, nutella, suçlu, mutsuz oldu sırasıyla gördüklerim..

Crescendo ile başlayıp, çığlıkla devam eden ve iniltiyle biten bir sözcükler beşlisi..

Adsız dedi ki...

çok ilginçmiş peri,
benim de ilk gördüklerim şunlar. sebep, zevk, mucize, üzgün ve sigara. bunlardan nasıl bir sonuç çıkar ki. sinem

endiseliperi dedi ki...

arkadaşlar, van deprem felaketini dün akşam öğrenebildim. çok üzgünüm. vanlı arkadaşların acısını yürekten paylaşıyorum. bu durumda bile ırkçı yorumlar, nefret dolu açıklamalar gördüm ki bu memleket hakikaten ne kadar çirkinleşiyor diye düşünmeden edemedim.

son yorumları yazan arkadaşlar beni bağışlasınlar, olur mu?

sevgili enes, yorumunu okudum ben, ama şimdi bulamıyorum. mobil bir aygıttan okuyabilmek için ayarlarımı değiştirmemi istemiştiniz sanırım. blogspot'ta baktım şimdi ama ayarlarda öyle bir ayrıntı göremedim. eğer siz biliyorsanız bana nasıl yapabileceğimi söylerseniz sevinirim.

çok, çok sevgiler herkese.

ilkay dedi ki...

Sevgi, sinema, nefret, aşk, kahve

gülçin dedi ki...

zevk, mucize, kahve, yaz, üzgün
üstelik bunlar ilk 2 satırda. devamı da var :))
sevgiler

rüzgar dedi ki...

sebep,kahve,sevgi,dev,güneş..

endiseliperi dedi ki...

gülçin'ciğim, çalışkan, zeki öğrenciler gibisin. ama oyun tatlım, şemaya şöyle bir bakıp farkettiğin ilk beş sözcüğü bulmak;)

ayrıca ilk kez galiba seninle "yaz" girdi listeye. yaz mevsimi gibisi var mı ya!

rüzgar, "sevgi, dev, güneş" allah yürü ya kulum demiş sana:) bilet filan al. ışıl ışıl bir fal bu.

sevgiler ikinize de.

Aysin dedi ki...

zevk , mucize , kahve,asik sevgi,

endiseliperi dedi ki...

:)

Aylak Kedi dedi ki...

sebep
yaprak
kalem
yalnız
kitap

sonra da defter gördüm bi de nefret pericim :)

endiseliperi dedi ki...

sevgili aylak kedicim, pek güzel. ama ben neşeli neşeli yorum yapamıyorum şimdi. van ile pek meşgulüz evde. bugün de kolileri hazırladık, yarın göndereceğim. çok yoruldum. kusura bakma, olur mu? öpüyorum çok seni.

Mavi Balon dedi ki...

Sebep, zevk, mucize, kahve, yaz. gördüklerim bunlar..Ne demek acaba ? kendimce bi cümle kurdum kendime; Sebepsiz zevklerim var mucize kahvede mi saklı yoksa yaz mevsiminde mi?

güllü dedi ki...

Merhaba Endişeliperi,
Bu sana ilk yorumum.Benim gördüklerim; Mutsuz,kağıt,rahat,sinema,kalem
Sevgiler..

bedava oyunlar dedi ki...

ilk baktığım yede SİGARA gördüm, farklı bir kelime istemiyorum. bırakalı 3 ay oldu şeytan görsün yüzünü :D

endiseliperi dedi ki...

heyy, mavi balon nasılsın? ne zamandır yoktun. umarım iyisin. bende bir rüya tabirleri kitabı var. gayet geleneksel şekilde rüyaları analiz ediyor. birçok şeyde eğer gördüğün şey sevdiğin bir şeyse, yorumu iyi, kötüyse kötü:) kahveyi ve yaz mevsimini seviyorsan mucize dolu sözcükler çıkmış demek sana;)

hoşgeldin güllü,
daha önce dikkatini çeken, katılmak istediğin bir yazım olmadı mı acaba? çok uyumlu sözcükler çıkmış sana. rahat ve sinemaya bayıldım. şu an en çok ihtiyacım olan şey. dışardaydım, yeni geldim. öyle çok yoruldum ki. sabah 10 dan beri ayaktayım.

bedava oyunlar, biravo sana. ben de bir ay kadar bıraktım, ama sonra bir tek sigara içmeyi çok istedim ve sonrasını tahmin edersin. sakın ama sakın içme. ben her gece bırakmaya karar veriyorum. gece korkularım ve kendime ilişkin eleştirel bakışım daha acımasız oluyor. ama sabah kahvaltıdan sonra...:)

öpüyorum hepinizi, sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

sibel, sizin gibi insanlara kızmıyorum artık. çok varsınız ne yazık ki. ne yaparsanız yapın, kötü, kaba ve çirkinsiniz. bunun siz de farkındasınız sanırım. niye yapıyorsunuz bunu? kendinizi alamıyor musunuz? köşe bucak yorumları okuduğunuza göre çok ilgilisiniz burasıyla. bu nedenle olsun yayınlardım ya, nefret yorumlarını yayınlamıyorum artık.

Mavi Balon dedi ki...

Merhaba, teşekkür ederim uzun zamandır yokluğumun fark edilmesi :) Buralardayım iyiyim, yaşıyorum, koşturuyorum, kah üzülüyor, kah seviniyorum ama bol bol okuyorum, yaşadıklarımı hayatımı 3.bi gözle görmeye çalışıyorum. kahveyi gerçekten çok severim yaz mevsimini de :) tam bana göre kelimeler çıkmış işte :) daha çok göz önünde olmaya çalışıcam :))

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Çok çok ilginç... İlk gördüğüm KİTAP oldu sonra SİGARA, MASKÜLEN, KAHVE ve AŞIK :)

Bir tek maskülene şaşırdım :)

endiseliperi dedi ki...

çok doğru çıkmış. ama şu anlayamadığımız maskülen sözcüğü bir giz barındırıyor olabilir, aydan atlayan kedi;)

ben az önce eve geldim. behzat ç. yi izledik arçil'le. diziden bir fark yaratılır, sinemasal dil geliştiirlir diye düşünmüştüm ama her şey aynı. yine de behzat ç'yi seviyoruz:)

ben biraz üşüttüm galiba nasıl becerdiysem. şimdi mistik chai markalı doğuş un bir çayını içeceğim. soğukalgınlığı ilacımı da aldım. dün başladığım woody allen'ın manhattten filminin son parçasını izleyeceğim ve ilacın etkisiyle uyuyup kalmayı umacağım.

sevgiler çok.

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Peri'ciğim, geçmiş olsun. İyi bak kendine. Adaçayı önermek isterim ama bilmem sever misin? Ben ne zaman üşütsem bir battaniyenin altına girer büyük bir fincan ada çayı içerim. Ardından bebekler gibi uyurum. İyi geliyor :)

endiseliperi dedi ki...

teşekkür ederim, aydan atlayan kedi. bugün iyiydim, hatta okudukarımdan heyecana kapılıp bir kadeh de şarap içtim. ama şimdi çay demledim, patates kızarttım. hamburger yaptım. bir dizi izlerken yiyeceğim bunları:)
adaçayına ve bütün bitki çaylarına bayılırım. sonra da adaçayı yaparım.

öpüyroum çok seni.

musethalia dedi ki...

yaprak, aşık, yağmur, yalnız, öfke

endiseliperi dedi ki...

ahh! bayıldım, musethalia. bu sözcüklerden çok hoş bir aşk hikayesi yazılır. çok güzel... sen de farkettin mi aynı şeyi?

sevgiler.

musethalia dedi ki...

Evet Peri, farkettim... Hatta zihnimde küçük bir hikaye yazdım bile... Biraz buruk, çekingen, hüzünlü, platonik bir hikaye. (neler gizliymiş meğer bilinçaltımda!) Senin hikayen nasıl olurdu?

endiseliperi dedi ki...

platonik kısmı hariç, aynı dediğin gibi olurdu. platonik de o kadar uzak değil ama, nasıl desem, bir aşk apansızın çarpar kadına. aslında erkeğin özellikle talebi değildir bu, ikisinin bir anda durudrulmaz şekilde yaşadığı bir ilişkidir. ama kadın daha çekingen daha ketum ama daha beklenti doldudur. çünkü bu kez kalbini açmayya karar vermiştir. çünkü bu aşk çok ikna edici görünmektedir. ya da öyle şiddetlidir ki, kadın bu aşk ilişkisinin risklerini, olmazlığını görmezden gelmeyi tercih etmiştir. ama heyhat büyü bozulmuş, erkek gitmiştir. kadın ilk önce bir öfke hisseder, sanki her şey erkeğin bir tasarımıymış gibi. ama sonra o da anlayacak, her zaman kalan daha hüzünlü olmaz, gitmek zorunda olanın daha çok acı çektiği bir aşk türüdür bu. kadın kimselere söylemez. bazı aşk şarkılarını dinlerken adamı düşünür ve o geceler biraz daha fazla içer.

:p

beğendin mi?

musethalia dedi ki...

Bayıldım!
Kadın çok ağırdan alır bazen... Ve gizli bir aşk büyütür kendi içinde. İnanır gerçekten bu defa "o"nu bulduğuna. Ama ürkektir, teslim olmak istemez hemen, "biraz daha zaman" der ve hiçkimseye belli etmeden, kalbi kıpır kıpır, karnında garip sancılar içinde bekler. Ne beklediğini kendi de bilmez aslında. O ilk adımı atmak için ne gerekmektedir?
O bekleyedursun umut içinde, daha ilk bakışta prens payesi verdiğinin bir anda kurbağaya dönüştüğünü görür ansızın, şaşkınlıklar içinde. Buruk bir gülümseme yerleşir dudaklarına, çekilir kendi mabedine sessizce, görünmez surlar inşa eder çevresine...
Bir kez daha yenilmiştir. hayata karşı bir öfke vardır içinde, hiç mi gelmeyecek "o" diye... Bütün ömrü "aşk"ı umut etmekle mi geçecektir?
Oysa aşk o umudun kendisi değil midir zaten? Karnındaki kelebekler, yüreğindeki çırpıntılar, kaybettiğini düşündüğünde yağmura karışan gözyaşlarıyla dibine kadar yaşamamış mıdır aşkı? Aşkın yalnız yaşanması, aşklığından birşey kaybettirir mi?

endiseliperi dedi ki...

:):) süper!
ama dur, musethalia, erkek kurbağaya dönüşmesin. onun aslınd abir kurbağa olduğunu nasıl göremedim, diye çok üzülür insan. süper bir adam olsun, tam beklediği gibi. ama kader ağlarını örsün, tamam mı:) gitmek zorunda kalsın adama. kadının öfkesi önce adama olsun, ama idrak etsin ki, adamın gitmesi aslında şövalyece bir hareketmiş, kadını korumak içinmiş. kadın anlasın bunu. ikisinin arasında hiç zedelenmemiş, kırık bir aşk hikayesi olarak aşk kitabının mahrem sayfalarında kalmış olsun bu hikaye. onu sadece hatırlamakla bile kadına gerçek aşkın ne olduğu hakkında bir fikir verdiği için, yaşandığı için şükrettiği bir değerli olsun:) seninle melodram yazalım biz:)

öpüyorum çok.

musethalia dedi ki...

Yazalım Peri!
Zaten dünyanın bir köşesinde böyle bir şövalyenin varolduğunu bile bile, üstelik bir anlığına bile olsa ona bu kadar yaklaşmışken, etrafının kurbağalarla çevrili olduğu gerçeğiyle yüzleşmek fazlasıyla melodramatik değil mi?
Sevgiler

endiseliperi dedi ki...

musethalia, belki temel bir yanlış yapıyoruz: bir kurbağanın prens olmasını umarken, ondan beklediğimiz nedir? konuyu bob dylan'ın "it ain't me babe" adlı şarkısıyla derinleştirecek olursak ;);

"diyorsun ki aradığın kişi
daima güçlü olmalı, hiç zayıf olmamalı
haklı d aolsan haksız da olsan
seni hep savunmalı, korumalı
bütün kapıları açmalı sana
ama o ben değilim canım
hayır, hayır, o ben değilim
aradığın ben değilim canım"

konuyu böylece, prens olmak istemeyen ve bizim ondan beklediğimiz prenslik mertebesini iplemeyen kurbağaları belki de kurbağa olarak kabul edip, aşkı bir kurbağa da bulmayı beklememiz gerektiği şeklinde düşünebiliriz. aslına bakarsan haklılar da itirazlarında. eh, biz de pek prenses sayılmayız yani.

ama belki de biz kurbağanın prens olmasını aslında istemeyiz. çünkü arzumuzun bitmesine tahammül edemeyiz. kurbağa kurbağalıyla bizim tarafımızdan ulaşılmazlığa sahiptir. biz aslında gördüğümüz herhangi bir kurbağanın belki de bir prens olduğu yanılsamasını yaşıyor onu fantazilerimizde mükemmelleştiriyoruz. oysa o samimiyetle bir kurbağa. onun gerçekte bir kurbağa olduğunu görmek sana kalmış. gördüğün anda da kadere ağıt düzmeler. görmemeyi istemekle ya da kurbağanın bir prens olmadığını farketmekle, prens olacak kurbağı beklemekle aslında arzunu bir yandan hep diri tutuyor, arzun ile alakalı olarak düşünmen gerektiği gibi aşkının nesnesini hep varolmayan bir düzlemde tutarak sonsuz bir umudu besliyorsun.

burdan yola çıkarak diyebiliriz ki, suçun çoğu biz kurbağa prenseslerde, bana kalırsa. vraaak!

musethalia dedi ki...

Aynen öyle, Peri!
Yoksa bilmez miyiz sanki minik kurbağacıklar olduğumuzu? Ancak herkes hoyratça yüzümüze vurmaktayken kurbağalığımızı, biraz olsun pohpohlanmak isteyişimizdendir kendimizi prenses sanmamız. Çünkü o kadar acımasız olabiliyor ki bazen insanlar (kötü niyetle de değil üstelik, hiç farkında olmadan) inciniveriyoruz işte n'apalım?
Olsun be Peri, ara sıra da olsa hayalini kurmak prensesliğin, görüp göreceğimiz tek lüksümüzdür belki.
Yine de aslına bakarsan çok da kaptırmamak lazım bu masala. çünkü her ne kadar masallar hayatı güzelleştirseler de, hayatın kendisi olamıyorlar asla... Ve ayaklarımız yere basmadıkça, daha da kırıcı oluyorlar ne yazık ki...
Hem belki biz de hazırızdır kurbağayı olduğu gibi kabul etmeye de, bakalım kurbağa hazır mı bizim kurbağalığımızla yüzleşmeye?
Dediğin gibi ne hoş olurdu kimsenin kimseyi eğip bükmeye, şekil vermeye, açığını aramaya çalışmadığı dingin, huzurlu bir dünyada olabilmek.
Hem sorun kurbağanın prense dönüşmesini beklemek değil ki! Herkes riyakarca bir prens maskesi takmış zaten yüzüne. Oysa, bizim aradığımız maskesiz olan değil mi? O maskesiz olan kurbağa da olabilir pek tabi ki. Olsun. Keşke olsa! Ama dediğin gibi dürüstlükle ortaya koysa keşke kendini. Zaten mükemmellik çok sıkıcı birşey değil mi sence de, Peri? Hayatı güzelleştiren küçük kusurlar, arızalar değil mi? Anlık hayaller kurmak keyifli tabii ama, gerçek bir prenses olduğumu düşünüyorum da.... Tam bir kabus olurdu herhalde hayatım...

endiseliperi dedi ki...

:) iyi geceler.

Enis Diker dedi ki...

Kurbağa, kedi, köpek eğer can varsa insan alışyor, arıyor nihayetinde:) Kurbağalığı bu kadar takmamak lazım, can var mı yok mu mesele o galiba:))

endiseliperi dedi ki...

:):)
o kadar da düşmedik ya, enis:) yani sevgili adayımız için tek ölçümüzün onun "canlı" olması kadar, diyorum:)

Adsız dedi ki...

benim gorduklerim: asik, sevgi, agit, defter, ofke.
tekrar merhaba:)
terken

endiseliperi dedi ki...

aa, terken! nerelerdesin? yıllar oldu görüşmeyeli nerdeyse. ne yaptın, amerikadan döndün mü, yoksa hala orda mısın? seni gördüğüme çok sevindim. ne kadar eski bir arkadaşımsın sen.

çok güzel sözcükler çıkmış. sevgiye dönüşmüş, yatışmış bir aşk için ağıt düzeriz, hep. isteriz ki aşkın o ilk zamanlarındaki coşku, heyecan, dünyaya avuçlarımızdaymış gibi hakim olma, aşkla onu güzel görme ve aşık olduğun insan için onu güzelleştirme isteği hep sürsün. ama olmaz. artık sadece hatıralarımızın defterinde yaşayacaklardır. peki bundan öfke duymak niye?
:p
:):)

iyi ki geldin.yukardaki melodram saçmalıklarını boşver. seni gördüğüme sevindim.

sevgiler çok.

Adsız dedi ki...

falsiz yapamayiz. hele de falci ehil olursa:) bir e-mail gondereyim ben en iyisi.
terken

endiseliperi dedi ki...

yapamayız, evet:) yok yahu, insanlığın evrensel şeysi olan üç beş hikayeyi öğrenirsen, ehil oluyorsun. insanlık da ne evrim geçirmez, ne milim değişmez bir oluşummuş yahu, hep aynı. ve fakat hala sıkılmadan melodramın dibine vuruyoruz. nedir, anlamadım?:p

tamam, mektubunu bekliyorum.
sevgiler.

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

yağmur,suçlu,rahat,yaprak,sebep...
işte göre göre bunları gördüm peri.. Bayram da kutlu olsun bu arada.. epeydir blokla ilgilenmemiştim, yazını da yeni gördüm bundan dolayı.. Sevgiyle.
U(YKSZ)

musethalia dedi ki...

Sanırım hepimizin içinde, çok derinlerde yatan bir melodram canavarı var (bir tür drama-quenn) ve birileri azıcık dürtüverse su yüzüne çıkıyor, coşuyor da coşuyor. (toplumsal şizofreni mi desek buna, yoksa insanoğlunun galeyana gelmeye yatkınlığı mı?)
Aradan biraz zaman geçip de aklı selimle ardımıza bakınca bütün bunları ben mi söyledim diye şaşakalıyoruz :)

endiseliperi dedi ki...

evet, uykusuz, ne zamandır yoktun. mutlu bayramlar sana da. ilginç sözcükler çıkmış sana da. apaçık önünde olanı, görmesi gerekeni göremediğini düşünen dedektif yatağında gözü açık tavana bakmaktadır. neden sonra kalkar, komodinin üstündeki viski şişesinden kirli bardağa içkisini koyar, bir dikişte içer. giysileriyle yatmıştır. sokak kapısının önünde paltosunun yakasını kaldırıp, fırtınalı bir yağmurun herkesi bir deliğe girmeye mecbur ettiği geceye doğru yürümeye başlar. polis merkezi o gün bir adamı tutuklamış, dosya kapanmıştır. ama dedektif ikna olmamıştır. bir dedektif gerçeği, olan biteni kafasında aynen ve yeniden kurgulayabilmelidir. bir sanatçı, bir yazar gibi çalışmalıdır dedektif. yakalanan adamın sorgusunu okuduğu dosya kötü bir edebiyattır dedektife göre ve mesai arkadaşlarını rahatlatan sonuç, ona uykuyu haram eden zehirli kuşkular dışında bir şey vermemektedir.

dedektif bir tentenin altına girip, cebinden çıkardığı kanyak şişesinden bir yudum alır. sadece su içenlerin asla anlayamayacağı bir bilgelikle "sebep yoksa cinayet de yoktur. cinayet varsa doğru sebebi bulmak gerek," diye mırıldanır. buruşuk sigara paketinden iri parmaklarıyla bir sigara çekip yakar. dedektif, tesadüflere, mucizelere inanmayacak kadar çok şey görmüş allahsız bir adamdır. sadece gerçeğe inanmaktadır ve o kapanan lanet cinayet dosyasında gerçeğin gölgesi bile yoktur.

izmariti atıp ayağıyla ezerken yağmurun dindiğini ayrt eder. bir anda her şey durmuş gibidir. çatılardan damlayan su sesi dışında hiçbir şey yoktur. bir yaprak usulca havada süzülür ve dedektifin ayağının dibine düşer. o anda her şeyi anlar, cinayet sahnesini olduğu gibi görür dedektif, katili tanır.

evine doğru yürür. soyunur. kadar rahat bir uyku çeker. sabah merkezde koyu kahvesini alıp, "yanlış adamı yakaladınız," dediğinde, mesai arkadaşları sıkıntıyla iç çekecektir.

:p

umarım beğenirsin. ama fal ne? uykusuz, görmen gereken bir gerçek, alman gereken bir karar var. bazen işin kolayına kaçıp, inanmasak da bir karar veririz. verme o kararı. yanlış o karar. gerçeğe gözünü kapama. şimdi sıkıntı verse de o gerçek, sana doğru olanı yapmanın vicdan huzurunu yaşatacaktır ömür boyu.

.p

n'apiim şekerim, falın böyle çıktı:) öpüyorum çok seni. sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

musethalia,
melodram insan olmanın kibri, süsü. ölümlü olduğumuzu bildiğimiz şu hayatta ona anlam vermenin bir yolu işte.

öpüyorum çok seni.

Adsız dedi ki...

Yaprak, eğitim, kalem, maskülen, yalnız :))) her seferinde başka kelimeler görüyorum ama her gün baksam başka kelimeler çıkıyor ilk çıkanlar bunlar ancak 15 gün önce bundan bi arkadaşım yollamıştı o zamanda eğitim, kalem, aşk,mucize,yalnız çıkmıştı:)) butterfly :)

endiseliperi dedi ki...

ooooo!.... aman efendim, aman efendim, kimler gelmiş... nerelerdeydin, butterfly!? herkesin mazeretini anlarım da seninkini anlamam. tabii. aşkolsun.

hmmm... sence bu sözcükler ne diyor sana? sen de gayet farkındasın durumun. biraz hareket, lütfen, biraz kan pompala şu hayatına. o bildiğin, alıştığın ve sıkıldığın kendinden biraz kurtulma zamanı, butterfly. başla bir yerden. git bir spor salonuna kaydol mesela. saçını kestirip, kızıla boyat. ulan olurmu ki dediğin o fuşya rengi montu al. yap bi şeyler. adam seninle flört mü ediyor, sıkıntıyla, yorgunlukla iç çekip gözünü kaçırma. biraz baharat serp şu hayatına. içinde boğma şu kahkahanı, kızlarla buluşup, sarhoş ol, geyik yap. ayak tırnaklarına mor oje sür... ne biliim, butterfly. doğru yaşamak demek, sıkıcı yaşamak demek diil ki. sen d efarkındasın ya, beni konuşturuyorsun.

bu dedikleirmin bir kısmını benim de yapmam lazım ayrıca. butterfly sana diyorum, peri sen anla, hesabı;)

öpüyorum çok seni. sevgiler, selamlar.

Adsız dedi ki...

:))) gülümsettin beni, bir kısmı doğru dediklerinin, bir kısmı değil ama, ortalarda yoktum bir süre, yaz başından beri çalışıyordum ve bir kitabım doğdu bu arada sessizlik yazmak demek bazıları için sanırım, şimdilerde ise her hafta ankaraya gidiyorum doktora diye bişiyi başıma dert ettim ders çalışıp ödev yapıyorum oğlumun 40 ına geldin sokakta bir arkadasına rastlayıp annen ne yapıypr derse ders calsııyor demeye utanıyorum diyo:) ama daha dün dedim saçlarıma değişik birşey yapayım, bu kadar korkmayayım hayattan, yeryüzüne biraz çıkayım hiç giymediğim renk bir şey alayım kendime hiç tarzım olmayan bir renk oje sürüp gideyim bu hafta pazartesi ankaraya gibi:) sessizim ama seni sesizce okumaya devam ediyorum, senin yazıların bana tam da lazım olan o anda ulaşıyor emin ol, hep bir tebessüm bırakıyorsun dudağımın kenarında... Hep ol sen! Buttrfly

endiseliperi dedi ki...

aa şahane, butterfly! hangi kitap acaba? çok sevindim. doktoraya da başlamışsın! süper şeyler oluyormuş hayatında. çok sevindim.

tabii, mor renk sür ojeyi:p niye taktım bilmiyorum mora. çünkü ben mor bir bere aldım, havanın soğumasını bekliyorum onu takmak için:) ve inanmazsın, nerde fuşya, fıstık yeşili, mor bi şey görüyorum, saksağan gibi gözümü alamıyorum:)

öpüyorum seni. çok sevindim gelişmelere.

Adsız dedi ki...

Öyle dedklerini yapacak heyeca satılıyorsa bir yerde önce onu almam gerek:) zira kulağa hoş gelen bu güzellikleri yalnızca tebessümle karşılayacak kadar enerjim var ama kimbilir bir gün aniden öyle bir ışıkda yakalarım belli mi olur:)
Bir ders kitabı bu Üniversitelerin Çocuk Gelişimi Bölümü için hazırlandı "Aile Eğitimi" şurda, http://vizeyayincilik.com/ueruenlerimiz?page=shop.browse&category_id=29 diğeride Okulöncesi Çocukları için Öğretmenlere hazırlanmış rehber bir fen kitabı o da şurda; http://www.okuloncesimarket.com/pro/3248/81/Fen-Egitimi
mor ojeyle başlayayım bu hafta sonu, arkasından gelsin fuşyalar:) mor bereyle resmini koy giyer giymez :) öperim. butterfly

endiseliperi dedi ki...

butterfly, kitapları gördüm. ne tatlısın sen!:) kocaman sarılmak istedim sana. keşke benim de adım çocuklarla ilgili bir şeyin içinde geçse. çok, çok sevdim kitapları.

heyecan maalesef parayla satılmıyor. öyle değerli bir şey. el yapımı, kişisel. düşmanları da çok, düşüncesizce ya da kasten katledenleri çok fazla. ama işte mor bir oje bile bir şeyleri başlatabiliyor insanın içinde, öyle de kolay;) fotoğraf makinam yok, butterfly. ama belki bir yolunu bulurum. ben de öpüyorum. ankara'ya selamımı söyle.

Adsız dedi ki...

Tesekkur ederim, utandım biraz sanırım. Çok da öyle süper bişiy değil aslında ama bi hayalimin başlangıçlarını oluşturduğu için biraz kıymetli oldu benim için. Az önce arkadaşımla yürüyüşten gelirken dedim ki mağazaya girip bana mor oje alalım, güldü mor yoktu ama yeşil bi oje aldım:) beni yeşil öjeyle öğrencilerim haftaya vize haftasında görürlerse eğer epey şaşırcaklar küçük b,r mutasyon geçirdiğimi düşünebilirler:) bir de aklımdayken ekim ayında İstanbula geldim taksim'de dolaşırken bir kadının endamı bana seni anımsattı oysa seni hiç canlı görmedim ama koşarak kadının önüne geçip baktım bu peri olabilir mi acaba diye:))
Ankara'ya selamını götürcem, kitapçılarda dolaşırken en çok da... O satılmayan heyecan bır tek o kitap kokularından bulaşıyor bana... Ne güzel söylemişsin işte düşmanları çok, el yapımı değerli bişiy olduğunu. özlemle...Butterfly

endiseliperi dedi ki...

süper olan ne ki? kim hakkıyla değerlendirebilir bir şeyin süper olduğunu ya da olmadığını? bana göre süper. niçin süper olduğuna ilişkin sayfalarca yazabilirim sana. ama sen de benim artık yaklaşık ne diyeceğimi biliyorsun, geçelim o nedenle. çok sevdim ben. çok tatlı, çok kıymetli yaptığın.

aklımdan yeşil oje geçmedi değil. ama bu aralar mora tutuldum nedense. mor bir converse gördüm geçenlerde, epey kararsız kaldım ama gidip siyah, derisini aldım:) bence sen her seferinde küçük küçük böyle değişiklikler yap. hangi filmdi hatırlamıyorum, çocuktum izlediğimde, kamera cafe'de bir adama yaklaşıyordu. sıradan görünüşlü bir adam. tepeden tırnağa süzdü onu kamera ve biz onun o sıradan giysilerinin altında mor çorabını gördük. işte bana kalırsa filmdeki olayların neden öyle geliştiğini bize haber veren, o mor çoraptı.

eskiden işyerinde bir arkadaşım vardı, yıllarca bir tarihçinin yazdığı kitapları okumuş, çok, çok hayrandı ona. bir tesadüf eseri bir toplantıda onunla karşılaşmış, konuşmuşlar ve ondan bir iş teklifi almıştı. çok şaşırıyordu bu şansına. ona demiştim, o tarihçinin ilk kitabını okumaya başlayarak bu tesadüfü bizzat sen oluşturmaya başladın aslında diye. farkındayım şimdi secret kitabı yazarı gibi dandik bir akıl yürütme yapıyorum, ama sanırım inanıyorum buna. samimiyetle ve iyiniyetle bir şeye yönelirsen karşılığını da bir şekilde alıyorsun sanırım. bu fikrin benim için yorumu ise şu; ne istediğimi bilemediğimden, odaklanamadığımdan hala bir evde saklanıyorum durarak;)

butterfly, taksim'e pek gitmiyorum, beni orda görmen çok az bir olasılık. hiç de sevmiyorum. ama bir gün gelirsen kadıköy de karşılaşma şansımız yüksek, onu diyeyim:) çok da isterim bunu.

heyecanlı, hak ettiğin gibi neşe dolu günler diyorum sana batterfly. ankara'da görürsen yeşil bir de fular al;) öpüyorum çok seni.

Adsız dedi ki...

Merhaba Butterfly yaptırdı bunu ve sonra dedi ki Peri yorumlasın :)) Ben Dev, eğitim, sevgi, ihtiras, sonuç kelimelerini görebildim. Yorumlarsanız mutlu olurum teşekkürler,
Butterflyin yakini :)

endiseliperi dedi ki...

hahhaaa:):) çok güldüm. ünü gittikçe yayılan bir falcı oluyorum demek ki. yeni kariyerimi falcılık üstüne yapabilirim:)

hmmm... niçin böyle? niyetinden hep farklı oluyor sonuçlar. daha iyi ya da daha kötü, ama niyet ettiğin değil. ya gerçekleri çok kavrayamıyor ya bile isteye gerçeklerden kaçıyorsun. ani ve fevri çıkışları sonhız içe çekilmeler izliyor ruhsal aleminde de. bunun yıpratıcı olması beklenir ama tuhaf, hayatı böyle kabullenmiş, böyle anlamlandırmışsın ve tüm keskin köşeleri o neşe dalgaları yalayıp durmuş, törpülemiş. ya da çok sağlam bir omurgan, hamurunda çok sağlam bir öge var. bu özsaygı ya da derinde sarsılmaz bir güven. tüm bu iniş çıkışları tolere edebiliyorsun. sana önerim sahip olduğun bu enerjiyi disipline etmen, hedefini iyi belirlemen ve dalgaya düşmeden ona yönelmen. ayartılmak da güzel, tesadüflerin çekiciliğine kapılmak da ama denedin ve bir halt olmadığını gördün. yaşamın toplamının bir halt olması gerektiğine olan inancımdan demiyorum bunu. ama aksi türlüsü yorucu ve kendinle hesaplaşmaların biraz acı verici oluyor da o nedenle. ne lüzumu var. dümdüz yürü gitsin, bakalım ne oluyor. ne olacağını bilemeyiz ama böylesinin daha huzurlu olduğu genel bilgisine sahibiz hiç değilse. bir de böylesini dene. bir de insanlara güven duymanın gerekmediği bir duruş edin bana kalırsa. kuşkucu ve gergin ol demiyorum. sadece güven duyman gerekmesin, biraz kolla kendini.

:p

sıcak odada film izliyordum. sigara içmek için laptop'la soğuk mutfağa geldim ve sana burdan yazıyorum. kale gibi bir evin en yüksek tepesinde, üstünde kocaman sabahlık ve saç örgüleriyle ve sigara dumanı arasında bir eski zaman kahini gibi hissettim şimdi kendimi:)

butterfly'a çok selam söyle. nasıl oldu yeşil ojesi, çok garipsedi mi?:)

ikinizi de öpüyorum. herkese sevgiler, selamlar.

Adsız dedi ki...

O son tasvir zihnimde öyle bir canlandı ki, resimdeki naif güzel kadın, gizemli birine dönüşüverdi birden:)) Tanıştığımıza çok sevindim, teşekkür ederim ayrıca yorumlar için, hepsi doğru. Bir akrep olarak sağlam omurgam sezgilerim ve mistik yanım, teşekkürler tekrar, kendime bir isim bulmaya çalışacağım, yoksa Butterflyın yakini olarak kalacağım :))
Yeşil ojeleri henüz görmedim, yarın kahvaltıda göreceğim, güzellikler ve sevgiler :))

Adsız dedi ki...

Peri ya pazar sabahımı neşelendirdin yazdıklarınla,varolasın! şimdi yeşil öjelerim ve yeşil fularımla o akadaşımla kahvaltıda buluşmaya gidiyoprum, öjelerimi yeni görcek o ve bir sürü kişi:) elimde kitaplarım, makalelerim ders notlarımla, akşamada ankara yolcusuyum:) Aramızda kalsın ama süper bir yorum olmuş, onu tarif etmişsin, şimdi kritiğini yaparız:)Butterfly

endiseliperi dedi ki...

ooo şahane, şimdi kahvaltı mı yapıyorsunuz acaba? ne eğlencelidir kimbilir.

falcılık bizim ailenin içinde var. annem çok güzel kahve falı bakardı. kardeşlerim ve benim öyle falcılık yeteneğimiz hiç yok aslında. bizim "içimize doğma" gibi bir hadise var. mesela ablamla aylarca konuşmayız, telefon açarım, bugün arayacağını biliyordum, der, içime doğmuştu:) doğrudur da:) saflık denilen içimizdeki o boşluğu hiçbir rasyonel bilgi istila edemiyor nasıl oluyorsa. ben tahminen, ortaasya'daki büyük büyük büyük dedemizin şaman olma ihtimaline bağlıyorum bunu:) sabahları kahvaltıda herkes büyük bir ciddiyetle gece gördüğü rüyayı anlatır ve herkes büyük bir ciddiyetle dinler, yorumlar, acaba bu rüyaya göre ne olacak, diye:)şimdi o nedenle dinleyecek biri yoksa, buraya yazıyorum rüyamı bazen bu alışkanlık nedeniyle:)

internet ilk çıktığında bir rüya anlatma sitesi kurma isteğim de bu nedenleydi. rüyasını anlatacağı kadar olsun kimsesi olmayan yapayalnızlar için rüya dinleme yeri... büyük ihtiyaç bana kalırsa:) gelecekten haber vermesi gerekmiyor illa ki, rüyanda kendi içinde gittiğin o yabani, o belirsiz, anlaşılmaz alemdeki yalnızlığa dayanamazsın, anlatarak o çaresiz yalnızlığı biraz olsun azaltmak istersin.

siz şimdi çayları tazeliyorsunuz da ben burda boş boş konuşuyorum:) afiyet olsun size. butterfly'cığım, arkadaşın çok tatlı, çok eğlenceli. aslında eğer kendini çok üzmüyorsa bu hali, hiç değişmesin isterim. akıllı, uslu, neyin doğru olduğunu bilip ona göre davranan insan biraz da sıkıcıdır çünkü;) akıl, onun her seferinde kurduğu bu üstünlük, bir nevi elektik şoku gibi hepimizi yola getirip, sıradanlaştırıyor çünkü. aklın iktidarına saygı duyulan o cennet ne katlanılmaz sıkıcıkta. bazen bana insan olmanın ayırt edici özelliği akıl değil de, aklın yolundan çıkma cesareti gibi gelir;) ama iyi mi oluyor? bakın işte halime:p

öpüyorum ikinizi de. eğlenceli bir gün geçirmenize katkıda bulunuyorsam, yanınızdaymışım gibi hissederim ben de:) sevgiler, selamlar herkese.

Adsız dedi ki...

kahvaltı hala daha devam ederken arada bir elımızdeki makaleleri çözmeye çalışırken arkadaşım aaa peri bşze yazmışmı hemen bakalım dedik açtık lap topu heyecanla okuduk bize söylediklerini:) ne kadar güzel bir insan değil mi dedik, ne kadar tatlı, ne kadar özel, ne kadar derin bildiğimiz tüm güzel kelimeleri yan yana getirdik andık seni. çaylarımız elimizdeyken ben de dedim ki o da şimdi kahve içiyordur sigarası ile -keşke bıraksa diye iç geçirerek- tinanın karsısında bir sey daha o arkadaşımında ıkı tane kedisi var pamuk ve kedi tüyleri üzerinde şimdi yanı başımda oturuyor, şu sezgileri olan kadınları seviyorum, rüya yorumu kısmıda acaip ihtiyaç bana göre bende hemen bir rüya görüp onu arıyorum o da sezgileriyle aldığı eğitimi birleştirip yorumluyor- psikolojik danışmandır aynı zamanda kendisi- ama asıl o rüyaları ayırıyor mesela diyor ki bu rüya haberci bir rüya ve şu haberi veriyor sana, nedense çıkıyor da dedikleri, mistik bir şey, mum ve tütsü yakıcam evde bunun üstüne artık karanlık loş bir ortamda haya gücümü bi harekete geçireyim :) katkın büyük, o seni tanımış olmaktan mutlu ve heyecanlı, ben de sana söylemiştim çok başka bambaşka biridir peri ve ben onun yazılarıyla çoğu kez kendimi buluyorum aramızda bi bağ var epeydir, mesela uzun zaman okumadıpımda ve ya o yazmadığında onu özlediğimi fark ediyorum hemen, üstelik ve -bence- o benim arkadaşım diye hava atmaktan memnunum:)) ne tuhaf, bambaşka bir coğrafyada şimdi belkide senin bile bilmediğin şekilde biri seni bir başkasına anlatıyor, kendimi ona seni anlatırken yakalayınca komik geldi birden. dediğin gibi secret tarzı söylemleri çoğu kez komik buluyor olmama rağmen bu düşüncenin gücünden zaman zaman ürküyorum elbet. Yalnızlıkla ilgili sözlerin bir psikoloğun şu sözlerini anımsattı bana"yalnızlık tek başına olmak değildir aslında yüreğinizde bir başkasına yatırımınızın olmayışı halidir. eğer sevmiyor ve üretmiyorsanız bir şekilde 20 bin kişiyle partıleşseniz bile yalnızsınız" arkadaşım buna freudcu bakış açısı diyor ama olsun yalan değil. haa birde haklısın kesinlikle akıl sınırlarına sığmayan herşeyde farklı bir yaratıcılık vardır mutlaka ve ihtiyacımız olan şey yaptığımız akıl almayan şeylerin sonucunda elde ettiğimiz yeni zenginliklerimizdir belkide:) neyse çok konustum kahvaltı masası burası öyle bizdne bir yerki evimizin bir köşesi gibi bazen burası bana senin "mutfakta ki fokurdayan çaydanlığın huzuru..." diye başlayan bir yazını anımsatır. belki bir gün bu coğrafyaya yolun düşerse seni buraya getiririz, burada ki kahvaltı şenliğine eşlikcilik edersin, o filmdeki kameranın mor çorapları göstermesi gibi bir başlangıç:)) yazdıklarımı okursam dağınıklığındna rahatsız olup sileceğim,o yüzden okumadan yollamayı seçiyorum:)) sevgiler, selamlar,öpücükler...butterfly+ yakini :)

endiseliperi dedi ki...

oluuur, gelirim oraya. ama neresi acaba orası?:)gençken arkadaşım arar, gel, derdi. benim aklıma yola çıkınca gelirdi, nereye, diye sormak:) bana muhabbet olsun, neresi, hangi koşullar hiç umursamazdım. şimdi evden dışarı adımımı atmakta bu kadar zorlanmak nerdeyse inanılmaz. ama sahiden de yanınızda olmak isterdim. kızkıza kendi dedikodularımızı yapardık;) mor, turuncu, yeşil ojeler sürerdik, nasıl oldu, diye büyük bir ciddiyetle sorarak birbirimize:) evet, sigarayı bıraksam keşke. ama bırakmaya iliklin inancım ya da sıkıntılarım sanki yeterince bir olgunluğa erişmiyor da ben bırakmanın eşiğinden dönüyorum her seferinde:) bugün de çok içtim. temizlik yaptım. şimdi hamur yoğuracağım. bir de yoğurt çorbası yapacağım. tavuk var. yanına da arpa şehriye pilavı.

yoruldum biraz ama. yemekleri de yapıp duşumu alınca çok iyi hissedeceğim.

öpüyorum ikinizi de.

Adsız dedi ki...

Afiyet olsun:) Tokat'dan sevgiler:) butterfly.

endiseliperi dedi ki...

tamam, oldu bu iş! tokat, ya da bir atın başlangıcı, yeşil asma yaprakları...;) tokat'a bol selam, sevgi. sevdiğimiz bir il:)

öpüyorum sizi.

salondaki koltuk dedi ki...

nefret,aşk,sebep,mutsuz ve kahve ;)

endiseliperi dedi ki...

salondaki koltuk, bay s'yi unutmalısın, biliyorsun bunu, di mi? onu düşünmek bir alışkanlığa dönüşmüş. vazgeçmelisin bundan. üzülme. geçecek, hep geçer. ama kararlı olmalısın. bütün fallar sana bunu söylüyor.

sevgiler.

salondaki koltuk dedi ki...

mükemmel bir analiz ;) teşekkür ederim deniyorum ve başarıyorum galiba yavaş yavaş :)

endiseliperi dedi ki...

;)tamam. destekliyorum o halde seni.

Binnur A. Ö. dedi ki...

güneş- nefes- nutella - sevgi - eğitim.

evet bunlar benim :)

ne kadar uzun zaman oldu endişeli peri :)
ama suç bende :(
özlemişim seni...

endiseliperi dedi ki...

oooo, binnur, bin yıl oldu sanki. oysa ne yakındık seninle. aslı'dan almıştım haberlerini ama. aslı hep sevgiyle ve takdir ederek bahseder senden. ben de o zamanlardan sonra yapıp ettiğin her şey nedeniyle çok takdir ediyorum seni.

evet, suç sende. ama işte bir fala bakıyormuş demek ki, dönüşün:)

ne diyeyim, binnur'cuğum, sen nasılsan öyle çıkmış işte falın. alçakgönüllü bir çalışkanlık, sabır, yaşama dönük, her şeyi olurundan alan tatlı bir insan olduğun buradan da belli. her şey daha da güzel olacak senin için. çünkü sen hayatı olduğu gibi kabul edip, ne yapılması gerektiğini görüp, bunun için kendinde güç bulan birisin.

öpüyorum seni ve tatlı kızını. arayı daha çok açma. sevgiler hepinize.

Adsız dedi ki...

merhaba,ben de yaptım bu testi, sonuçlarını merak ediyorum çok:) zevk, eğitim, nutella, ihtiras, üzgün. Begoody :)

endiseliperi dedi ki...

sevgili begoody,
benim falcılıkla alakam yok; biliyorsunuz, di mi? oyun oynamak için başladım; umarım ciddiye alınmıyordur.
senin için ne diyebilirim? hayalperest olduğunu, bazı heyecanlı olduğun anlarda hata yapmaya yönelebileceğini demek istiyorum şimdi ama, ne alakası var, seni hiç tanımıyorum. o halde çözümü de diyeyim de bunun iler tutar bir yanı olsun: hayal kurmak iyidir. ama gerçeklerden kopma noktasına gelmek, gözardı etmek, gerçekleri yanlış yorumlamak seni üzebilir. buna dikkat. heyecanlı olduğun zamanlarda da tepki vermeden önce içinden ona kadar sayarsan...;)

sevgiler.

dory dedi ki...

nutella, maskülen, güneş, yaprak, eğitim :)

endiseliperi dedi ki...

hoşgeldiniz, dory:)sizin için ne diyebilirim ki! hayatı sürdürmeye dönük, zorlukları yaşamanın gereği gibi algılayan o dirençli yapınız ile zor olanı kolay, sıradan olanı özel yapan harika bir yaşam anlayışınız var. bu kadar zarif, bu kadar yumuşak ve anlayış dolu birini aynı zamanda bu kadar güçlü ve direngen görmek insana olan inancımızı her seferinde tazeliyor.

sizden öğrenmemiz gereken çok şey var.

içten sevgilerimle.

gunel.guney dedi ki...

büket dedi ki, mutsuz, derin aşık güneş aşk

Nilüfer Avcı dedi ki...

aşık mutsuz yaprak hırs aşk

Nilüfer Avcı dedi ki...

aşık mutsuz yaprak hırs aşk