Çarşamba, Ocak 25

iyi ki doğmuş bitanem, iyi ki...


62 yorum:

Aze dedi ki...

E sen koç burcu değil misin :-)

endiseliperi dedi ki...

benim doğumgünüm için değil ki. hem kendime bitanem diyerek, aynanın karşısında kendime öpücük göndererek kutlama yapmak...:) bak, olmaz demiyorum, ama benim için bile tuhaf bir hareket olurdu:p

senin ne tatlı bir dalgınlığın var, aze:)

öpüyorum çok seni. sevgiler.

Aze dedi ki...

Niye olmasın, bence olur öyle:-)
İşte ben biliyorum senin koç burcu olduğunu ondan öyle dedim, dalmamışım :-) Bugünkü resmine de bayıldım...Senin için sevgili olan birinin doğum günü demek ki, o zaman bende kutlarım rahatlıkla : iyi ki doğmuş...Sevgiler...

endiseliperi dedi ki...

:)olur, olur, tabii. evet, ben kesin olarak bir koç burcuyum. hiç şüphe yok bunda:) o resimleri ben de seviyorum. yarın sanırım, aşağıya yazacağım o resimlerin anısını jasmine'e. sen de okursun.

teşekkür ederim kutlama için. şu an uyuyor. birazdan uyanır sanırım. ona sürpriz olacak bu:)

sevgiler.

Buket dedi ki...

kim , arçil mi? mutlu, huzurlu seneler ona.yeni yaşı kutlu olsun!

endiseliperi dedi ki...

oo canım, teşekkürler. çok gizemli hareket ediyorum sanırım. arçil aslan. kaçak'ın doğumgünü.

sevgiler çok.

kacakkova dedi ki...

canim benim, ne hos bir süpriz, unutmusum ben....
sariliyorum cok...

guguk kuşu dedi ki...

herkimse iyiki doğmuş, seni böylesine mutlu ettiğine göre:D bu arada koçsun demek, ne canlı, ne enerjik ne pozitif şeylerdir onlar. bir de şeytan tüyleri vardır o keçi inatlarına rağmen eriyiverirsin karşılarında. anlaşıldı bu cazibenin nerden geldiği:D

endiseliperi dedi ki...

unuttuğunun farkındayım:) burdan ancak bu kadar sürpriz parti organizasyonu yapabiliyorum. çok sarılıyorum ben de.

endiseliperi dedi ki...

guguk kuşucuğum,
senin yorumlarını okurken yüzümde önce kocaman bir gülümseme yayılıyor yüzüme, sonra dil çıkarıyorum iltifattan utanarak. ama buraya her seferinde o dil işaretini yapmayayım artık:)hayatta bana göre çok normal, başkalarına çok absürd gelen kararlarımın müsebbibi koç'luğum sanırım:) koçlar bir karara aniden vardıklarından ben bile heyecanla bekliyorum, acaba sonra ne olacak, diye;) gerçi, uzuun, sessiz, hareketsiz sahnelerin bol olduğu çekimlerdeyiz bir süredir:)sıkıntıyla iç çekiyorum bu nedenle bu aralar. bir doğu sözü var (galiba), "ya yap, ya yapma, ama tereddüt etme," diye. şu dediğin inatçılıkla çok ilgili galiba benim bu söze bağlılığım. kararsız kaldığım zamanlarda çok bunalıyorum kendimden. eh, iyi kötü bir karara vardıktan sonra, onda inat etmekten başka yol da kalmıyor:) dramsa dram, ne yapalım yani. bazen çok üzüldüğüm de oluyor ve başka bir burca tayinimi istiyorum. heyhat... :p

evet, arkadaşın doğum günü bugün (bu arkadaş lafına çok gülüyor o:)akşam artık okur yorumunu.

öpüyorum çok seni ve ah, kızları tabii:) (bir arkadaşım hamile ve bire on bahse girebilirdim ki, onun kızı olacak diye tahmin etmiştim. beni arayıp, hayır hayır erkek olacakmış, dediğinde epey şaşırmıştım. yok ya, nasıl olur, kızdır o, yüzü bile gözümün önünde şekerim, filan, diye:) dün arayıp, hayır ultrasonda yanlış görülmüş, meğer kızmış, diye beni doğruladı. onun müstakbel hali için bir sürü geyik yaptık. arçilime bayılıyorum tabii ama kız çocukları ne tatlıdır. hah, öpüyorum senin kızları işte:)

sevgiler çok.

passiveapathetic dedi ki...

Kaçak'ın doğum gününü ben de kutlayayım. Nice mutlu, sağlıklı, huzurlu yıllara. Ne oluyor şimdi Kaçak, oğlak mı? Aaa, olur mu, öf, kova tabii ki.

Gifteki kıza bayıldım. Hem çok güzel hem çok şeker. İnsanın sarılası geliyor. Yalnız, her defasında rujunun izi parmaklarına çıkacak diye bekliyorum, ı-ıh çıkmıyor. Dur bir daha bakayım, belki bu sefer.

guguk kuşu dedi ki...

sevgili endişeli peri, nasıl da ihtiyacım var böyle tatlı bir sohbete, şu sıralar boğazım sıkılıyor, oksijenim kısıtlanıyor hissi ile yaşıyorum. sanki bir hapisteyim ne zaman çıkacağım belirsiz ve aslında anahtar elimde. ama kafamda bir konuyu kabus haline dönüştürdüm. herşeyin böylesine farkında olup da yine de korkmak, panik olmak, eli ayağı birbirine karışmak acaip bir duygu. sanırım bir zamanlar bunu yapan birini kınamıştım:D istanbulda olmayı, seninle sohbet etmeyi ne çok isterdim. allahtan kızlarım var, canıma derman oluyorlar. insanlar bana sık sık onlara kendilerini iyi hissettirdiğimi söylerler. (aslında nefret edenim de hatrı sayılır sayıda) umarım bu aralar bunu kendime de yapabilirim. sevgiyle.

Atze dedi ki...

Aaa, ne güzel, sevinecek bir şey daha. İyi ki doğmuş kaçak, iyi ki doğmuşta o derin, çetrefilli konuları bu denli naif, tarafsız ve babacan yazmış. Nice yıllara. :)

Çok sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

ooo PA'cığım gelmiş. sensiz bu kutlama yapılamazdı, eksik olurdu. iyi ki geldin. kaçak ve peri'nin imkansız aşkına iyiniyetli, sevinçli bir coşkuyla ilk tepkiyi veren, bu durumu olağan bulan, zihnindeki ilişkiler portföyünde bu iki insanı yanyana görmekten mutlu olan ve bu nedenle kaçak'la kavga edersem bir tür sorumlulukla derinden derinden aklımdan geçirdiğim arkadaşım:) teşekkürler!:)

oğlak değil tabii ki, ismi kaçakkova, yaw:)

kızı ben hiç rujlu düşünmedim. nasıl kendimle özdeşleştirdiysem kızı artık, ruj aklıma bile gelmedi:)

öpüyorum çok seni. sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

guguk kuşu, al benden de o kadar. tıpkı anlattığın gibi bir dönemden geçiyorum ben de. o nedenle geceleri apansızın uyanıyor, o nedenle bazen umutsuzlukla hiçbir şey yapamıyorum. ama işte böyle dönemlerden geçtiğimden, sonunda bu kasvetli havanın dağılacağını da biliyorum. sen de bil. geçecek. hayat dediğimiz şey, başına gelenler demek. öylece ayıklayıp seçemiyorsun ki başına gelenleri. yanlış yapmışım ve şimdi onun kötü sonuçlarıyla uğraşıyorum, desen bile olan biten her şey senin kararlarınla, hayatının kapsamının içinde. öyle ya d aböyle kendine, hayatına sahip çıkmaktan başka yapacak bir şey yok.

ben de çok isterdim seninle konuşmayı. bir gün umarım olur. arçil de çok olgun, sağduyulu, öğütleriyle kalbimi pır pır çarptıran en yakın arkadaşım. iyi ki varlar.

bana iyi geldiğin bir gerçek. ben
seviyorum seni. bu aralar tarot'a ciddi bir şekilde eğileyim de öğreneyim istiyorum. eğer iyice öğrenirsem falına bakarım. ama daha çok var. sen umarım o zamana kadar sorunları kolaylamış olursun.

öpücükler, sevgiler size.

endiseliperi dedi ki...

atze'ciğim, ne güzel, ne doğru şeyler söylemişsin. ben de böyle düşünüyorum onun yazıları hakkında. canım benim, ne tatlısın sen, insan ne düşünüyorsa böyle demeli işte. hem iyi şeyler düşünüyorsa hiç susmamalı:)

sarılıyorum çok.
öpücükler, sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

adsız, olur öyle. geçmiş olsun. gerçek ismimi yazmışsınız ve kendi isminizi de yazmamışsınız ya, bilemedim kimsiniz. yayınlamadım yorumunuzu.

aglea dedi ki...

sevgili endişeliperi,

(arkadaşının;) bu doğum günü için seni çok kutlarım. öyle ya yeni bir yaş almış, bir yıl daha devirmiş biri değil de, sevdiği, yakınları kutlanmalı asıl, onunla bir yılı daha geçirme mutluluğunu yaşadıkları için, bence:)

sana bir dizi önerisiyle geleceğim, bir kaç gündür fırsat bulamamıştım. neyse, güzel dizi tekliflerine açık olduğunu biliyorum ya; unutmadan, bu vesileyle bahsedeyim. biz nadir de olsa bazı geceler eski bir dizi izliyoruz; "yeditepe istanbul". mutlaka duymuş veya belki de izlemişsindir. ben yaz günleri tekrarlarını bile kaçırmadan izlerim halâ. beni kendine bu kadar bağlayan bir dizi de olmadı hiç. her karakter ayrı bir güzellik. izleme önerisini arkadaşıma:p ilkin söylerken çekindim, ki haberdar olduğundan neredeyse emindim. hayır. adını bile duymamış:) temkinli yaklaştı ama çok tatlı bi gülümseme oldu ve dedi ki; "bu, içimi temizledi sanki". sanırım diziyi bu kadar sevme nedenim de bu cümlede gizliydi zaten. son izlediğimiz geceki bölümde; havva ana misafirini bahçesindeki divana buyur etti ve hemen dış kapıya "tevfiiiik!" diye seslendi, biraz sonra sokaktan genç bir adam geldi; "buyur havva ana" dedi. "iki kahve yap hadi, misafirinki orta, benimkini zaten biliyorsun". tatlılığa bakar mısın. tam da bu sahneyi gelip sana anlatmak istemiştim işte dün:)

günün çok güzel geçsin.

endiseliperi dedi ki...

aman ne güzel, ne sevindim seni gördüğüme. yok, haksızlık yapmayalım, bedavadan bolca keyif bahşetmeyelim şimdi kendimize. o doğduğu, yapıp ettikleriyle, olduğu gibi olduğu için kutlanması gereken bir arkadaş. teşekkür ederiz:)

bilmez miyim hiç! evet, hayret ki biliyorum o diziyi. ama eskiden izlerdim. ve tam da dediğin gibi sanki yazın öğle öncesi bir vakitte, evi toparlamışsın da şimdi ne yapacağını bilmez halde, güzelce gerdiğin kanepe örtüsünün üstüne şöyle hemen kalkıverecekmiş gibi ve dik bir şekilde oturup tv nin düğmesine bastığında karşına çıkardı. öylece dalardın diziye, sırtın tutulur, arkana yaslanır, devam ederdin. ve evet, karakterler ne hoştu. zuhal olcay'ı pek sevmem, pek iddialıdır, ama iyiydi. sonra öykü namal'ı ilk o dizide keşfettik sanırım, dümdüz saçları ve ciddi yüzüyle. uğur polat'ı ben hani zülfü livaneli'nin sis filminde ilk kez görmüş, aşık olmuştum. sonra sonra, sinsi, yıpranmış, kötülük yapabilecek bir adam ifadesi yerleşti yüzünde. aşkım bitti:)

endiseliperi dedi ki...

aa kendiliğinden yayınlanmış bu, bir kahve almaya gittim.

sana şaşıfelek çıkmazı'nı diyecektim. galiba yine aynı dönemin dizisi. izleyin, göreceksiniz daha bir detoks etkisi yapıyor o:)

evet. böyle. teşekkürler tekrar. senin de günün güzel geçsin. sevgiler, selamlar.

aglea dedi ki...

hepsi o dizide ayrı bir güzellikte. çoğunun şimdiki hallerini bilerek dönüp izlemek bu yüzden çok değişik tuhaf bir duygu aynı zamanda.

"şaşıfelek çıkmazı"nın tekrarlarını da yine bir kaç yaz günü izlediğimi hatırlıyorum. çok eğlenceliydi ama detayları tamamen unuttum şimdi. iyi oldu hatırlattığın için sağol. ona da başlayalım:)

ben de kahve içiyorum. sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

pfff... handan sensin. amaan hala aynı havalardasın. ne diyeyim, kolay gelsin sana. ama bana kendinden, hissiyatından haber vermek için duyduğun bu önlenemez dürtü nedir? kendi kendine takılsan? yapamıyor musun? tamam o zaman, ben çok dert etmiyorum da, eğer sana malzeme çıkaramazsam halin ne olur, o boşluğu neyle doldurursun, diye endişeleniyorum:) bu yaptığında marazi bir şey var, biliyorsun, değil mi? inan bana küçümseyerek konuşmuyorum şimdi. başını yastığa koyup, kendi kendine kaldığın o sessiz anda nasıl bir hüzün içinde olduğunu tahmin edebiliyorum. gün içinde başkalarıyla alay ederek attığın o kahkaha kafanın içinde bu sefer seninle alay eder gibi yankılanır.

lütfen kendine dikkat et. senin içinde doğru bir damar olduğunu seziyorum bu kötücül tavırlarına inat. inan bana biliyorum. kendindeki o alanı dikkate alırsan bence çok ama çok daha iyi hissedeceksin. dünyayla şimdi kurduğun gibi bir bağ kurmak en çok seni yıpratır, insanlar hayatlarına devam eder. sen de hayatına sahip çıkıp, ona saygı duy. mektup yazsaydın bunları oraya yazardım. ama yöntemi sen belirliyorsun. ne diyeyim, böyle işte.

endiseliperi dedi ki...

eh, onları izleyen biz de eski halimizde değiliz artık. ama onları izlerken o masumiyet hep yeniden doğuyor. eski filmlere olan bağlılığımız o filmlerin güzelliği değil de belki içinde o masum, temiz, güzel hissiyatların olduğu kendini hatırlatmasındandır.

şaşıfelek çıkmazı'nı ben de izleyeyim. vereceği esine ihtiyacım var. çünkü, bak ne aileme, ne gerçek hayattaki (gerçek!? böyle bir ayrım var artık:) arkadaşlarıma demedim şimdi diyeceğimi, kıymetini bil;) bir senaryo işine başladım. keşke yeditepe, şaşıfelek çıkmazı gibi şeyler yazabilsem. bakalım, olursa yazarım yine buraya.

sevgiler tekrar.

neo dedi ki...

duruma geç intibak kişisi olarak :) ben de kaçak'ın doğum gününü kutlarım, ilgiyle takip ediyoruz kendisini. kova burçları için saatli maarif takvimi, "yazar, devlet adamı ya da denizci olmaya yatkındırlar" diyordu :) yazarlık tamamdır bence kaçak için.

seni böyle neşeli ve kutlama havasında gördüğümde seviniyorum çok. senaryo işi için de acayip meraklandım. kolay gelsin periciğim, sevgiler.

aglea dedi ki...

oww! heyecanlandım! evet elbette bileceğim bunun kıymetini. çok teşekkür ederim:) bir de seni sonuna kadar hevesle, aşkla götürecek güç, kuvvet ve bol esin diliyorum.

harika haber:)

endiseliperi dedi ki...

teşekkür ederiz:) akşama bunları okuyunca çok mutlu olur sanırım. şimdi dışarda. ah, hem yazarlık iltifatına çok sevinir. ben de diyorum da inandıramıyorum. yazar, devlet adamı kısmını anladım da, denizci?... kaçak'ın denizle ilişkisi nasıl acaba? bak, hiç bilmiyorum. ikimiz de suyu sevmeyiz ama ben koç'um, normal sevmemem. denizi hiç konuşmamışız aramızda hayret. ya da ben denizle hiç alakam olmadığından dinlememişim;) dur, ben akşam sorayım, "denizi sever misin? en sevdiğin renk ne?";) ordan kovalığını da tartarız artık.

ben sevinçli olunca sevindiğini biliyorum ve bu çok hoşuma gidiyor. dostluk duygusu hissediyorum o zaman. bakalım, iki projeyi hazırladım. ilgili arkadaşa sundum. o ikisini d eçok beğendi. şimdi diğerlerine sunacağız. sabah aradı, haftaya bir ihtimal görüşeceğiz. bu işler nasıldır bilirsin, olacak gibi olur, bir bakmışsın çöpe gider. gelişmelerden haberdar ederim sizi.

sevgiler.

not: cuma için meteorolojiye baktım, çok soğuk olacakmış. hatta kar kıyamet. kalın kazak da giyilmez ki düğüne giderken. kara kara ne giyeceğini düşünmekteyim:)

endiseliperi dedi ki...

teşekkürler, aglea. neo'ya da dedim işte, hiç belli olmaz, sonu hüsran da olabilir. o nedenle benden beklenmeyecek bir ağzı sıkılıkla bu konuyu hiç açmıyordum kimseye:) bakalım işte.

endiseliperi dedi ki...

belki ben de senin hakkındaki bilgileri oralardan almışımdır, handan;) çok tepetaklak yuvarlanıyorsun. sakin.

zihni dedi ki...

kaçakkova ve ebdişeliperi????

kocaman bir sürpriz. hem de şatafatlısından ve renklisinden:)

kaçakkova için "yazar ve devlet adamı" diyen yoldaş çok isabetli demiş. keşke önce ben deseydim! kıskandım şimdi:)"devlet adamı" yerine "halk adamı" olması daha öncelikli. kendisi de öyle düşünüyor eminim. yazılarını kaçırmıyorum ve oldukça yararlanıyorum sağolsun (sol olması daha iyi)

evet evet bir ara hatırlıyorum, endişeliperi mektuplar yazardı. kaçakkova için olduğunu sezi-yordum da... demek öyle hı?
çok mutlu olasınız e mi:)
iyi ki kazandı seni bu toplum yoldaş, kutlarım.

endiseliperi dedi ki...

o-hoo-oooo yıllar oldu, zihni bey, nasıl duymamışsınız. teşekkür ederim, şatafatlı ve renkli hayretiniz için:)

hatta, kaçakperi adında projelerimiz vardı ama demek burda sözü geçmemiş:)umarım olur onlar da.

bilmem ki ne düşünür devlet mi, halk adamı mı olduğu konusunda. kaçak, çok ama çok kibar, nazik, utangaç, anlayışlı, şefkatli biri, ben ona bakarım;) çok düşünür, az konuşur, dediğinden şaşmaz, kimseyi satmaz, küçük hesap yapmaz, benimle tartışsa, kızsa bile, şövalyece kollamaya devam eder... nasıl desem, çok solcu biri;)valla, ben sevgili kısmıyla ilgileniyorum, yoldaş kısmıyla siz ilgilenin:)

toplum beni böylece mi kazandı, diyorsunuz?:) ben hiçbir topluma kazanılamıyorum, öyle bir yeteneksizliğim var, zihni. olsa olsa iki kişilik örgütler kurabiliyorum. o örgütteki partner, (yok, çok amerikanvari oldu:), yoldaşın da komünist olmasını istiyorum. bazıları sarışın sever, bazıları kariyer, ben sevgilinin komünist olanını beğeniyorum:)

teşekkürler iyi dileğiniz için. mutsuz olsak da olur, aldırmıyorum buna açıkçası. mutsuzluk o kadar yaygın, genel bir duyguyken ondan bu kadar korkulmasını ve şaşkınlıkla karşılanmasını da anlamıyorum. hem bizim ilişki bir ilişkide olması gereken en temel şeyi, birlikte olmayı kapsamadığından henüz, birlikte mutsuz olmak sözü öyle lüks, öyle neşeyle karşıladığımı bir hal ki:)

uğradığınız ve ses verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

sevgiler.

zihni dedi ki...

mutsuzluğa meydan okuyan bir kaçakperi projesi (bu da bir proje olmalı)

yazıların içeriğinden ve kalitesinden tanımasam, diyeceğim ki kaçakperi çifti mezardan geçerken korkudan ıslık çalanlardandır:)) yoo, valla korkuya kırk takla attıracağınızdan eminim. 2 kişi bir olur, sayısal olarak toplamı 2 olur; ama kaçak+peri=3 ve daha fazlası olacağına eminim. +çocuk kastetmiyorum, genel güç (kudret) bakımından...

"toplum kaçakkova'yı bu kıvamda bir yazar olarak tanısın" demek istemiştim ya, kaçakperi olarak daha büyük toplumdeğeri olacağınız kesin:)
endişeliperi'yi uzakmahalle blogcusu olarak görmüşümde hakkında çok fazla fikrim yoktu.
kaçakkova bizim takımda 9 numara oynadığı için, liberalizme attığı gollerle ünlü ve sesini duymayan az:)
yan sütuna bakıyorum da, şu anda "8" konuğun var. siz de fena takım değilmişsiniz:)

neyse, fazla uzatmayayım, yemek hazırmış, çook çok sevgi ve selamlar..

endiseliperi dedi ki...

yok yahu zihni, mezardan geçerken ıslık çalan adam, böyle bir projeye başlar mı! zor olur diye istanbul'da farklı yakadan sevgili edinmiyor arkadaşlar. ben saf saf, ama aşk... dağları delmek... yıldızlardan taç yapmak...:)

o matematikten kastettiğinizi anladım. eh, o güçle işte dayanıyoruz.

iltifat için teşekkürler.

endişeliperi de idare eder işte. kendine göre takılıyor buralarda:) kaçak için sözylediğiniz sözlere teşekkürler. ne deseniz az, çok düzgün bir arkadaştır kendisi:)

ben de yemeği hazırlayayım.

teşekkürler, sevgiler.

histerik dedi ki...

peri seni okumak çok güzel
doğum günü şiiri
gelsene dedi bana
kalsana dedi bana
gülsene dedi bana
ölsene dedi bana
geldim
kaldim
güldüm
öldüm
(senin blogunda keşfetmiştim kaçakkova'yı çok şey öğrenmeye devam ediyorum ondan kitap listemde onun okuduklarından seçimler yapıyorum
iyi ki var)
sevgiyle

endiseliperi dedi ki...

ne tatlısın, ne şekersin sen histerik:) gülümseyerek okudum şiiri:) kacakkova, senin okuyucun olduğunu öğrenmekten çok büyük mutluluk duyacaktır. ben de ondan çok şey öğreniyorum.

sevgiler çok.

kacakkova dedi ki...

öhhm....
sahane bir kutlama olmus burda, dogum günü cocugu ortada yok....peri'cigim sagolsun senlikli bir sey haline getirdi...herkese cok tesekkürler....icten ve sevindirici sözleri okumak mahcubiyetle karisik bir mutluluk verdi bana....uzagin ustasi yoktur, diyen kimdi hatirlayamadim simdi, ama dogru...kekre bir tadi vardir sevincin ya, isin asli degismez...iste burdayiz, bütün uzaklarin bir adim berisinde....seslerle, kelimelerle...
pek yazamiyorum artik blogta, yine de ugrayip okuyanlar, iyi sözler edenler sagolsun....
evvelden tanistigimiz ve simdi tanismis oldugumuz herkes...
sevgiler ve iyilikler herkes icin....

passiveapathetic dedi ki...

"benimle tartışsa, kızsa bile, şövalyece kollamaya devam eder..."

Çok yaşasın Kaçak. Mutluluğunuz daim olsun.

Periciğim, anneannemin tabiriyle "kız tarafı"yım ben. :) Tartışırsanız muhakkak o bi şiy yapmıştır, bundan hiçbir zaman şüphe duymam. ;P

Senaryo meselesine çok sevindim. Hayırlı olsun, çok güzel şeyler çıkacağına eminim.

Şaşıfelek Çıkmazı ve Yedi Tepe İstanbul denmişken, bir dizi de ben söyleyeyim istedim eskilerden: Nasıl Evde Kaldım? Çok komik bir sit-com örneğiydi. Lale Mansur tek kelimeyle muhteşemdi, oynarken sempatinizi kazanmaya çalışmayarak sempatinizi kazanıyordu. Emma gibi sinir olurken hoşlandığın bir başrol. Tarık Ünlüoğlu da çok iyi oynuyordu. (Gerçi ikisi de devlet tiyatrosu oyuncusu havası atamamışlardı, böyle kelimeleri fazla tane tane söylemeler, dimdik duruşlar falan ama, neyse) Bakın mesela, en sevdiğim atışmalarından birini göndereyim, ne sevimliler değil mi:

http://www.youtube.com/watch?v=arMW8ZMeF8c&feature=youtu.be&t=10m13s

Sevgiler.

Köşenin Delisi dedi ki...

Peri, Toprak'la birlikte senin Kaçak'a armağan ettiğin nefis, huzur veren parçaları dinliyoruz şu an çalışma odasında. Toprak puzzle yapıyor, arada bana dönüp "seni seviyorum anne" diypr ve işine geri dönüyor.

Şu imkansız aşklar işini seninle karşılıklı oturup kahvelerimizi yudumlarken konuşmayı ne çok isterdim! :D İmkanlı olanlar aşk değildir belki de diye teselli ediyorum kendimi :P Kavga-dçvüş-çekişme olmazsa aşk renksiz olyordur belki diye.. :D

Kutlu olsun doğumgünü Kaçak'ın :) Sana, Arçil'e ve Tina Hanım'a da selam, sevgi, öpücükler :)

guguk kuşu dedi ki...

heyy tarot mu dedin, bak bu bira içimi kıpırdattı. öğrenince bana da öğret.
nasıl da benim durumumu anlatmışsın. geceleri uyanıyorum, ve o midemin üsütnde duran basınçlı kaya başlıyor faaliyete. ulan patlayacaksa patlasada neolacaksa gçrsek. ama daha fena patlıycam patlıycam yapıyor sadece...uyku kaçıyor, bekle allah bekle:D
neyse benim herzaman başkalarına söylediğim bir söz vardır: geçecek...

endiseliperi dedi ki...

kaçak öyle evet, pa'cığım. yok yok, hatanın çoğu bende oluyor ama bu sefer de seni nasıl üzerim ben, diye üzülüyor. yok ya, haklısın sen, ben eşeklik yaptım diyorum (yok, eşeklik yaptım demiyorum. çok kibar, çok şeker. üstelik bana kendim böyle bir şey desem bile gönlü razı olmuyor:), bu sefer ben üzüldüğüm için üzülen onun için üzülüyorum. o nedenle tartışma çıkarmaktan vazgeçtim;)
ayy, pa, herkes çok güzel bir şey yazacağımdan çok emin. öyle korkuyorum ki hayal kırıklığı yaratmaktan. bakalım işte, olursa çok seveceğim bir iş olur sanıyorum. çok uygun bana.

nasıl evde kaldım dizisini biliyorum. hayatım tv izlemekle geçmiş:) çok güzledi evet. izleidm şimdi verdiğin bağlantıdan. benim bunları şimdi yeniden izlemem gerek sanırım. bir de ben hiç yerli dizi izlemiyorum behzat ç (eh artık çok sıkılıyorum açıkçası ondan da. eda ile harun ilişkisi ne olacak, bir tek onu bekliyorum:)ile leyla ile mecnun dışında.

öpüyorum seni. sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

ooo, elif'ciğim, bu ne sürpriz! çok sevindim seni gördüğüme inan. demek toprak o kadar büyüdü puzzle yapıyor da seni seviyorum, diyor. inanılmaz! daha dün gibi hamile oluşun, yahu:)

ben şimdi oturdum. mutfaktayım hala. hamaratlığım pek üstümde. yarın için lahana sarması, tavuklu şehriye çorbası yaptım. eğer berbere gidersem evde yemek olsun, aklımda evde kalmasın diye.

aşk konusu da bir muamma. ne desek o, ya da ne demesek o:) ben kendimi tartışma olmayan bir ilişki içinde göremiyorum;)yani pardon, bunu demekle ne demek istiyorsun?... diye başladığım zaman, eyvah eyvah, birkaç saatlik huzuru sen unut:)

çok teşekkür ederiz. kaçak şimdi arkadaşlarıyla dışarda. başı ağrıdığı için erken döner sanıyorum. gece okur bu durumda, olmazsa yarın akşam artık.

öpüyorum ben de hepinizi. toprak'ı hemen şimdi benim için ensesinden öpüver. ne güzel kokuyordur. hormonlarım nedeniyle mi bilmem, nedir bende bu ölçüsüzce başlayan bebek düşkünlüğü anlamadım. bebek demesin biri, burnum sızlıyor, gözlerim doluyor sevgi taşkınlığından artık:)

sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

olur olur, öğretirim. sen ama önce bir tarot destesi al. ama klasik tarot resimleri olsun. sen şimdiden büyük arkana (ehhee:) kartlarını incelemeye başla. zaten incelediğinde o kart tekin mi, iyi bir şey mi demek istiyor anlarsın. kitabı da var zaten, set halinde satılıyor.

bugün bir tarot sitesine baktım. dünya kötüye gidiyor, ABD, Çin savaşı başlayack mı dan girmiş benim kişisel meseleye. allah, dedim, dur ya, şu 50 metrekarede neler olacak, benim derdim o:)

şu aralar yıldızlar, abd- çin savaşı ihtimali:p nedeniyle zaten ortam kötü. şahsi almayalım meseleyi o kadar yani. geçecek;)

öpüyorum çok seni. bugün derin, güzel bir uyku çekmeye bak önce. ben de...:)

sevgiler.

Adsız dedi ki...

Bayıldım bu partiye, Kaçak çok şanslı, ben de kutluyorum yeni yaşını onun, ne güzel düşünmüşsün peri, her zaman ki gibi özel, zarif ve inceltilmiş güzellikler barındıran davranışlarından biri.
butterfly

endiseliperi dedi ki...

butterfly merhaba:) epey oldu görüşmeyeli, nasılsın? evet sağolsun arkadaşlar sayesinde partiye dönüştü. yoksa ben bir şey yapmadım.

çok teşekkür ederim, güzel sözlerin ve kutlama için.

öpüyorum çok seni.
sevgiler, arkadaşlarına selamlar.

Köşenin Delisi dedi ki...

ben hep buradayım aslında pericim :) hatta arada rüyamda da görüyorum seni :) seviyorum seni. :)

endiseliperi dedi ki...

aşkolsun elifcim, niçin ses vermiyorsun o halde? ben de düşünüyorum seni. eski arkadaşlar hiç unutulmuyor. o zamanlar sanki daha yoğun heyecanlarla filan konuşuyorduk da ondan belki. miso nasıl? onu da düşünüyorum, umarım iyidir. ona da eğer görüyorsan çok selam söyle.

hem rüyalarımı dinlemek isterim. içinde ben varsam, benim de sayılır o rüya:)

ben de seni seviyorum, biliyorsun.

öpüyorum çok seni ve toprak'ı.
kocaman sevgiler.

Nehir İda dedi ki...

Mutlu yıllar dilerim. Geç olsa da:)

endiseliperi dedi ki...

teşekkürler, ebru. az önce berberden geldim. hava şimdiden buz gibi soğumuş. yarın çok fena olacak demek ki. ama sen ankara'daydın zaten, di mi? bugün berberde hanımlar güzelim dalgalı, kıvırcık saçlarını fönletip dümdüz yaptırdılar. birine artık dayanamayıp, oysa hiç gerek olmadığını, kıvırcık saçının ne hoş olduğunu söyledim. senin o, uzun peluş saçların duruyor mu, ne güzel fotoğraftı o.

gelirken markete uğramıştım, çokomel aldım. şimdi verdim arçil'e. toblarone seven arçil için benim çokomel düşkünlüğün alaşılmaz. tadı hiç değişmedi, tıpkı çocukluğumuzdaki gibi. ne çok severdim o zaman.

daha konuşurdum da kendi kendime, bir çay alayım:)

tekrar teşekkürler, sevgiler, ida'ya öpücükler.

Adsız dedi ki...

iyiyim, "çocukluk bizde kalsın" diye bir öğrenci çalıştayı yapıyoruz mayıs ayında onun hazırlıkları ile uğraşıyorum ve istanbul'a gelmeye hazırlanıyorum birkaç güne kadar bir hafta kendime tatil verdim, belki Kadıköy'de dolanırken rastlarım sana:)
Buradan herkesin selamı var sana, adın geçince gülümsemeler çoğalıyor
butterfly

endiseliperi dedi ki...

süpermiş adı.
en soğuk günlerde istanbul'da olacaksın demek ki. arçil önümüzdeki hafta tatil, dersaneye gitmeyecek. evden dışarı adımını atmak istemiyor o. belki ben çıkarım, görüşürüz:) adım geçince gülümsensin, daha ne isterim:) çok öpüyorum hepinizi.

sevgiler, selamlar.

Nehir İda dedi ki...

:)) Duruyor duruyor aslında gerçek saç onlar hatta çok sağlıklı bir kadına ait olmalılar ki her ne yaparsam yapayım zarar görmüyorlar. Cumartesi günü 37 yaşında olacağım ve 35 den sonra kendimle oynamaya başladım ne tuhaftır ki. Ama galiba doğuştan geliyor olmalı bakımlı kadın halleri:) Bu saçları bile çocuk gibi kullanan benden başkası yoktur. Örüyorum hatta ucuna bir de eşarp bağlıyorum:)

Ankara da çok soğuk griliği ile uyumlu halleri. İçerisinde yer almak bu haliyle de güzel tutkuyla bağlıyım bu şehre.

Hımm çokomel sigarayı bırakma eyleminde 2.ayı doldurmak üzereyim ve İda için aldığım her ne varsa silip süpürüyorum:)Fakat özledim sigarayı. Üşümekle sigara içme isteği arasında kalmışken -son nefes- diye diye balkonda içmeyi.

Biz de öpüyoruz sizi iyi geceler:)

endiseliperi dedi ki...

günaydın ebru:)
kar yağıyor şu an. bembeyaz olmuş teras. tina yatağın üstünd eüşümüş olmalı ki burnuyla açıp yorganın içine girmeye çalışırken uyanıp, gördüm. arçil'i de dersaneye göndermedim bugün. bizim ev uzak; gidiş geliş dört saat yol nerdeyse karlı havalarda. zaten eve ingilizce öğretmeni gelecekti bugün, hayatta yetişemezdi (kendimi böyle kandırıyorum evladımı göndermediğim için suçluluk duymayayım, diye:)arçil de dün bir şarkı öğrenmiş, bir konuda tartışıp her zamanki gibi onun dediği olunca, "kandırdım, nazlı yari sonunda çılgın sözlerle kandırdım," diye şarkı söylüyor pisliğine. eh, hem kandırılıp hem gülüyorum tabii, hayattaki standart pozisyonum:)

bende de kutu kutu nikotin bantı var. bazen yalandan karar alıp birini çıkarıp yapıştırıyorum, iki saat filan sürüyor kararlılığım. sana bravo, dayan, iki ay ciddi bir süre, bırakırsın artık. ablam da bıraktı. o nerdeyse 15 yaşındna beri içer. ama günde dört saat filan yüzme, aerobik, yürüyüş yapıyor bu uğurda. ben de yakında bir spor merkezi olsa ben de bırakırım:p

35 yaş kendinle oynamaya başlamak için süper doğru bir yaş. insan aynada onca yıl aynı kadını görmekten sıkılıyor. ben saçımı taramaya üşenmesem saçımı başka renge boyatayım, yok kat verdireyim diye bir şeyler düşünürüm ya, akşam yüzümü yıkayıp kremimi sürmek bile başlıbaşına ciddi bir eylem benim için:)

o fotoğrafını koyduğun saç mükemmeldi ve evet çok sağlıklıydı. senin fotoğrafını da görelim. valla, niçin yani? simon'ın sabah bir yazısını okudum bizimkilerin paranoyası üstüne. benim henüz başıma bir iş gelmedi fotoğrafımı koydum diye. heyecanla bekliyorum;):p

sabah sohbetini burda bitirelim. kahvem de bitti zaten.

öpüyorum çok seni. sevgiler.

ökçe dedi ki...

Simdiye kadar Kaçakkova'nin sonundaki -ova ekini manalandirmis biri olarak olarak, kova burcu oldugunu yeni ogrenmis bulunuyorum Pericim;)

Ne hos. Kova, harika bir burctur ve dahilerin, entellektuellerin burcu olmasi yani sira, dogal karakteristigi de esitlikci, sosyalisttir degil mi;)

Hayalindeki mutfakta, bol sohbetli, ask dolu, nice, nice guzel ve huzurlu yillara, insallah (birlikte) erismenizi diliyorum canim..

ve, The city of your final destination filmindeki, kirmizi semsiyeli guzel sahneyi de size hediye ediyorum;)

sevgiyle..

endiseliperi dedi ki...

ökçeciğim, ben de ilk başta uzaktan uzağa, burcu kova diye bu riski göze aldım zaten;) yani ne kadar kötü olabilir ki, diyerek:)benim kovalara ilgim çocukluğumdan beri hep platoniktir. gerçi şimdi de biraz öyle sayılır;) eh işte kova, yazılarına baktım sosyalist filan, güzel de yazıyor, daha yüzünü görmeden aşık oldum. eh, sonra gördüm, yakışıklı da:p daha ne olsun. yanyana olmayınca öyle fazla tartışma filan da olmuyor, ayrılmaya bahane edecek... kısmet:p diyeyim ablam gibi:)

bakalım, o güzel dileğin d egerçek olur belki bir gün. çok teşekkür ederiz.

hediyem süper! bayıldım. çok tatlısın.

öpücükler, sevgiler.

Nehir İda dedi ki...

Mail atarak çözeyim dedim saç meselesini:) Geldi mi bilmem ki?

Gizemli kalayım filan derdinde değilim de eskiden vardı resmim bir sorun yaşadıktan sonra bir daha yer vermedim.
Fena halde kar var burada ve yollar kapanmak üzere.

endiseliperi dedi ki...

hemen gidip baktım. gelmiş:)
çok hoşsun! saçlarına bayıldım. ne kadar gür, sağlıklı, kendi başına ayrı bir canlı gibi:)harika!. ben de o saç renginden istiyorum. adı ne o rengin? ama o parıltıyı vermek için soğuk suyun altında durulamam lazım belki, hayat da olmaz. sen allah vergisi kısmını bırak, o konuda çaresiziz;) renk, boya, krem, maske ne varsa yaz bize:)

teşekkür ederim, gönderdiğin için.

sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

benden hiç beklenmeyecek bir hareket yapıp, dışarıya, karda yürümeye çıktım. ormana gittim. ordan eve baktım:) herbir markete uğrayıp ufak tefek gereksiz alışveriş yaptım. akşama dolapta yemek var ya, dünden kalma, arçil istemez. kemiksiz tavuk göğsü soya sosunda bekletiyorum. onu pişirip sandiviç yapacağım. biraz da patates kızartacağım. dün makarna istemişti, bezelye havuç garnitürlü yapacağım onu da. nasıl içiyor anlamam, nestea olacak yanında da. kestaneler suda bekliyor, kabuğu yumuşasın, çizeceğim. akşam bir vakit, film izlemeden önce elektrikli ızgaraya koyarım. şimdi antep fıstıklı brovni yapıyorum. bunu ben istedim diye yapıyorum. kar hala yağıyor. mutfaktayım ama üşümüyorum. bir kadeh şarap koydum; birazdan hiç üşümem böylece. müzik de açtım şuradan: http://sabahlik.tumblr.com/

bana kalırsa eve dönerken kestane, kurabiye filan alın siz de. evde de güzel bir çay demlersiniz, peynirler, zeytinler de çıkarırsınız, bir dizi açarsınız, süper olur.

zihni dedi ki...

sevgili endişeliperi,

ben oğlan tarafıyım biliyorsun;

başlık parası falan isterseniz bu iş yatar:) nerden bulsun ki kaçakkova, dünya bankasından kredi çekmeye kalkışsa bankayı boşaltması gerek. Yok kardeş, biz başlık parası veremeyiz:)) ama ömür boyu ödeyeceği bir bedeli hesabına yazabilirsiniz.

sevgiler ve saygılar efendim.

endiseliperi dedi ki...

bi engel de o oluyormuş, di mi?:) türk dizisi gibi sündür sündür dur, vuslat mümkün olup, dizi bitmesin diye:)ama bankayı boşaltması gerek demişsiniz, gizli ve güzel bir iltifat yapmışsınız;) teşekkür ederim.

sevgiler, saygılar bizden.

pass dedi ki...

o kız diye bahsi geçenin scarlet johansson olduğunu söylemek istedim ben. bir buna takıldım onca yorum içinde.
kaçakkova'nın doğumgününü de kutluyorum. bir hafta mı olmuş? ne doğumgünü özürlü bir insan olduğumu cümle alem bilir. ki reader'da gördüğüm de anlamıştım sevgili kaçakkova'nın doğumgünü olduğunu. anında nezaket gösterebilen bir insan olamadım hiç. ne yapalım sağlık olsun. :)
çok çok sevgiler ikinize de.

endiseliperi dedi ki...

ben yorumlarda scarlet johansson ı anıştıran bir şeyi hiç göremedim, iyi mi! nasıl okuyorsam artık yorumları. şimdi sen diyince de şöyle bir göz gezdirdim, tümden gizem:)

teşekkürler, pass. gecikmesi hiç dert değil. aslında biliyorsun kaçak'ı, böyle kutlamalardan filan çok mahçup olur. pek de istemez. ama ben seviyorum, hiç değilse hatırlamayı.

çok sevgiler.

Faruk Ahmet dedi ki...

Aa, tuh, yeni goruyorum ben bunu. Iyi ki dogdun Kacak!

Bak, bilgisayarsiz kalmak yaramadi bana. Yani, aslinda, baska acilardan yaradi da, sevdigim bazi insanlardan da uzak kaldim iste; gerci duzeltmesi cok zor degil herhalde ama bir iki aya kalmaz askerlik de araya girecek, benden bir daha ses cikana kadar kac dolunay goruruz kimbilir, ondan once sevgilerimi son bir kez hatirlatmak icin iyi bir bahane bu.

Oyle. Sevgiler.

kacakkova dedi ki...

cok sagol faruk ahmet abi...hic görünmüyorsun, gerci bende görünmüyorum ama sen hic görünmüyorsun epeydir...okul bitti, is güc yogunlugu belki diye düsünüyordum....askerlik de kapiya dayandi demek, hay allah keske olmasa idi, düsünüyorum da simdi tuhaf görünüyor askerde olma ihtimalin...umarim, sen bir yolunu bulup da selam falan edersin yine oradan, cok uzun boylu merakta birakmazsin bizi...dönüncede mutlaka...
simdilik, diyelim o halde...
mukayyet ol kendine.
sevgi ve muhabbetle.