Çarşamba, Mart 7

iyi

bu aralar biraz koşturmaca içindeyim. bedenim değilse bile zihnim hep bir şeylerle meşgul. bu nedenle buraya çoğu kez akşamları uğrayabiliyorum. biraz yoluna girsin, size uzun uzun anlatırım. şimdilik yarı zamanlı olacağını düşündüğüm bir işe başladım. iş arkadaşlarım çok, çok tatlı. aşağıda gördüğünüz fotoğraf, yeni tanıştığım, çok sevdiğim bir iş arkadaşımla.


dramaistanbul'un atölyesine devam ediyorum. senaryo yazmak üzerine bir sürü yeni şey öğreniyorum. çok da eğleniyorum. filmler hakkında konuşmak, film yapmak üstüne konuşmak, daha önce izlerken farketmediğin şekilde filme, hikayesinin niçin öyle kurulduğunu düşünerek bakmak... bilmem ki, çok heyecanlı geliyor bana. eğer düşünürlerse istanbul'daki arkadaşlara da öneririm. gerçi sınıfımızda ta ankara'dan gelen bir arkadaş da var:) cumartesi günleri dört saat, aklınızda olsun. 7 nisan'da yeni atölye başlayacak. ayrıca atölye yeni yerine taşındı; cihangir'de çok sevimli bir daire.



sigarayı bırakmaya gücüm yetmedi, ama azalttım epey bugün. bahar iyice gelsin, sabahları 45 dakika yürüyeceğim. arçil ve tina iyi. mutfaktayım şu an. çoğu kez yokluğumu pek hissetmiyorlardı odada, ama özlemişler bugün:) size bildireyim, dedim gelişmeleri, odaya geçeceğim şimdi.

bahar gelsin, az nikotinle de birlikte daha enerjik olup, zamanı daha verimli kullanabilirim sanırım. bi de çok tuhaf, ne olursa olsun, size anlatmayı düşünüyorum hep, sanki size anlatmazsam eksik kalacakmış gibi:)

işte böyle, arkadaşlar. şimdilik bu kadar diyeyim. iyiyiz. vaktim olunca uzun uzun yazarım yine.

bu akşam bu havadayız, bu şarkıları dinliyorum:)

35 yorum:

Adsız dedi ki...

Sizin adınıza çok sevindim Peri.:)

Sevgiler.

Özge

guguk kuşu dedi ki...

Tanrımm, biraz kilo almalısın (içinde acıcık hasetlik de var bu cümlenin)

endiseliperi dedi ki...

çok teşekkür ederim, özge. ben de benim adıma seviniyorum. uzun yıllardan beri bir evin parçası olmak dışında bir ekibin parçası olmak ne demek unutmuşum. her iyiliği, özeni çok takdir ediyorum, bir işin ucundan başkasının da tutmasını... ne bileyim, iyi hissettiriyor bunlar. hem ben önemli olanın şimdi olduğunu bilecek kadar yaşadım. şimdi iyi, gelecek de iyi olur, diye umalım.

tekrar teşekkürler. sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

:) guguk kuşum, ben de aynısını kendime söyledim fotoğrafı görünce. ben epey küçülmüşüm. şimdi özlem'le telefonda konuştuk, ben iri çıkmışım, dedi. yok yahu, dedim sen normalsin, ben zayıfım çok. biraz kilo alayım ama guguk kuşum, tüm kıyafetlerim ekstrasmall, 36 beden filan, onları ne yaparız bilmiyorum. kilo almak ekonomik bir çözüm değil benim için;)

öpüyorum seni çok.

neo dedi ki...

efenim, hayırlı ugurlu olsun, yüzünüz gülmeye devam etsin böyle :)

kazak ne güzelmiş, kazak pek giyilmiyor artık sanki, hırka, üstüste penye türü şeyler görüyorum. benim de kazağım pek yokmuş, bu kış sert geçince fark ettim :)

yüzünü dökme küçük kız'la, nina simone'un "little girl blue" şarkısı kardeş şarkılar sanki, yeni fark ettim. burdan dinleyebilirsin:

http://www.youtube.com/watch?v=pMeO6CRVq7Y&feature=related

gerçi yüzünü dökme, umut veren bir şarkı diğerine göre ama yine de var bi benzerlik...

sigarayı bırakmanı çok isterim ama o fotoğraf da çok havalı ama ya :)

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

efenim, teşekkür ederim.

kazaaak... hmm... fena değil. aslınd abugün için epey kalın bir kazaktı. ama sabah saat 5'te uyanıp, koluma nikotin bantı yapıştırıp yeniden uyumaya çalıştım. nikotin bantı da beni hasta ediyor. yeniden uyandığımda, boğazım, başım kötüydü. dün de sabah erkenden dışardaydım, yine soğukta perişan olmuştum. gözlerim kapalı, dolabı açıp, o halde en kalın kazağı seçtim işte. ben havalar epey ısınıncaya kadar bir süre kazak filan giyerim.

verdiğin bağlantıda şarkıyı dinledim. andırıyor hakikaten ama sende ne hassas kulak var öyle, neocum, bravo, nasıl da bulmuşsun.

sigara mevzusu her gece rüyalarımda bir kabus, niye anlamadım. dün gece, yatıl okuldaki süper disiplinli bir gönül hanım vardı, o diyor ki, "daha ne bekliyorusn, feci şekilde hasta olmayı mı, bırak şu sigarayı!" artık sabahın köründe nasıl o hızla kalkıp, gönül hanım'ın korkusuyla ilaç kutusundan bantı bulup taktıysam... hiç sigara için dua etmemeiştim. bugün karşıya geçerken (köprüden her geçişte bir dilek tutuyorum) allahım lütfen yaa, niçin sigarayı bırakmama yardım etmiyorsun, şeklinde dua ettim. hemen ardından da sabah uyandığımda koyu kahve ile sigara yakma hayali geldi aklıma. öyle seviyorum ki o anı. belki sadece sabah kahveyle bir sigara içsem... bakalım işte.

öpüyorum çok seni neocum. bugün gümüşsuyu'nda, gezi pastanesinde otururken aklımdan sen geçtin.

sevgiler çok.

Özgür Ceren Can dedi ki...

İş mi? Bak bu heyecan verici bir haber işte. Hadi bakalım, kolay gelsin!

endiseliperi dedi ki...

sağol, özgür. işin kendisi heyecan verici değildir de, niteliği bir heyecana neden olur. yoksa karnını doyuracak parayı herhangi bir işten de kazanabilirsin işte. bakalım...

teşekkürler, sevgiler.

ulker dedi ki...

Çok sevinim. Yarım gün olması da ayrıca güzel, ev keyfiniz de yarım kalmayacak.

Sevgiler
Ülker

Oya Kayacan dedi ki...

Çok zaman olmuştu seni okumayalı. Mutluluk üstüne gelmem tesadüf olamaz. Hissetmişimdir :)

endiseliperi dedi ki...

çok sağol ülker'ciğim,
bugün evdeyim. arçil'i de okula göndermedim. zaten sınav yaklaştığı için doktora gidip 3 haftalık rapor almamız gerek. bütün arkadaşları almış. yine saçma bir iş; madem bu danışıklı döğüş, niçin temiz temiz son sınıfları sınava kadar tatil yapmıyorsunuz? doktor raporu yalanını kim için oluşturuyoruz?

neyse. arçil'le güzel, büyük bir kahvaltı yaptık. eğlenceliydi de. şimdi biraz evde halledebileceğim işleri yapacağım bilgisayarda.

çok teşekkür ederim tekrar, çok öpüyorum.
sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

canım oya hanım'cığım,
ben sizi ilk günkü heyecanla ve ilgiyle takipteyim, ses vermesem de. çünkü siz okuduğum en tatlı, farklı, iyi yemek bloğu yazarısınız. geniş ilgi alanlarınızın, derin birkiminizin, insan hakkındaki sezginizin üslubunuza, oradan yemek yazılarınıza yansıması nedeniyle sizi okumak her zaman büyük zevk. hiç keyif bağışlamıyorum.

mutluluk anıma denk gelmeniz de, sizin pozitif enerjiniz, dünyaya iyiniyetli yaklaşımınızla ilgili bana kalırsa.

hep yazın siz; büyük saygı, sevgi ve dikkatle izliyorum ben sizi.

sarılıp öpüyorum sizi.
kucak dolusu sevgiler.

ulker dedi ki...

Ah Pericim o rapor işi gerçekten sinir bozucu. Sen istemesen de almak zorundasın, okula gitse bile ders olmuyor yalnız başına oyalanması bekleniyor. Benim kızımın raporu bir gün eksik olmuştu onu bile sorun etmişlerdi. Başarılar ona şimdiden.

Adsız dedi ki...

pericim,
cok sevindim bu gelismelere. is arkadaslarina, disarda olmana, iyi olmana...cok uzun zaman olmustu siteyi acinca ikili bir fotograf görmeyeli, ve, ne güzel bir arkadas, ne güzel bir fotograf...bu bana, yeni ve iyi bir dönemin simgesi gibi geldi. hem yakinda bahar da gelecek! senaryo atelyesi falan, ne güzel!
sali günü trende tanpinar okuyordum: sahnenin disindakiler. sonra uyuyakalmisim. rüyamda herkes, hersey tanpinar türkcesiyle konusuyordu. ve senin bir yorumunu okudum rüyada, bir arkadasina tarot fali bakmissin, ama falda ben de cikmisim. daha dogrusu, fal sahibiyle ilgili seyler yerine benimle ilgili birseyler cikmis. uyaninca cok merak ettim, ne cikmisti acaba benle ilgili?
sigara nasil birakilir? ben irademle birakamam, o sabah kahvesini unutamam, yalniz basina kahveyi icemem gibi geliyor. hayatin bütün zevki kaybolur gibi geliyor. bir arkadasim hipnoz ve akupunkturla birakti. arada yeniden benden otlaniyor, sonra akupunktura gidiyor, düzeliyor, icmiyor. ya, ben sigara icmeye gidiyorum simdi, müthis bir istek geldi birdenbire!
cok öpüyorum,
sevgiler,
ka

isil c. dedi ki...

peri, -daha- ciddi yazılarına bir şey diyemiyorum ama bu yazını okuyunca heyt be dedim :) yeni işini, sigarayı bırakma işini, ve de yorumlarda gördüğüm kilo alma işini, hepsini, hepsini destekliyorum.

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

bi şey yetiştiriyorum hemen gelip, okuyup, yazacağım size. öpücükler.

endiseliperi dedi ki...

teşekkürler, ülker'ciğim. bugün biraz işim vardı. yarın sabah kalkıp, bir özel hastanede arçil'e düzenli olarak rapor aldığımız:) doktorundan hiç sorunsuz iki haftalık bir rapor alıp, o raporu bu kez bizim sağlık ocağının doktorunun, "çocuğun nesi var ki?" sorgusuna kem küm ederek cevap verip, onaylatıp, okula sunacağız. hastane, sağlık ocağı ve okul üç ayrı uzak yerde ve bu işlerin çok manasız olduğunu düşünerek; tembel oğlumun ders çalışması için dil dökmeye daha çok zamanımın olması için yapacağım.

... ve "düşünme; yaşa," önermesinin bayrağı altında, pek de saygı duymadığın eğitim sisteminin işleyişine manasız bir katkıda daha bulunmanın yorgunluğu dışında hiçbir şey olmayacak içimizde.

peki, ne yapmalı? paşa paşa sabah erkenden kalkıp yapacağız elbette bunları.

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

sevgili k'cığım,
. çok teşekkür ederim, ne içten paylaşmışsın sevincimi. özlem çok tatlı bir arkadaş gerçekten. öyle iyi ve düşünceli ki, duygusu berrak ve şeffaf olarak yüzüne yansıyor. sohbetin arasında bir incelik, bir iltifatta bulunduğun zaman, sanki photoshop'la yüzüne aydınlık ekliyormuşsun gibi sevincini yüzünden anlıyorsun. "bunu farkedip söylediğin için çok teşekkür ederim," filan, diyor. çoook tatlı.

. :) oo tanpınar türkçesiyle birrüya, harika! neden görmüşsün bu rüyayı biliyor musun? hani ben sen ve zerrin'i karıştırdım; yeni eve geçen zerrin'miş aslında ya, eğer zerrin'in geçen günkü yorumunu okumuşsan ondan sende bu duygu kalmıştır. öyle düşündüm. ben zerrin'le konuşurken aklımdan sen geçtin ve belirteyim istemiştim ama, sözü çok uzatmamak için, öyle de kalmıştı. eğer tarot bakmayı iyice öğrenirsem, söz sana bakarım ayrıca:)
. sabah kahvesi ve sigara uyuşması dışında bu kadar etkili ve zevkli ne var dünyada!:) belki şarapla sigara da olabilir. işlerimi bitirip bir kadeh şarap koyup, sigara yaktım şimdi. ama dediğin gibi, sigarayı bırakmak için bu eşlikçilerden kurtulmak iyi bir çözüm bence de. kavanozdaki kahve bitsin, almayayım daha da kahve filan.

bir arkadaşım da bir sigara bıraktırma merkezine gitmiş. karnına filan bir kablolar filan mı bağlıyorlar nedir. 300 lira da bayılıyorsun bu arada. o bıraktı gerçekten de sigarayı. akupunktur... bilmem ki... öyle bir şeylerin sinirlerime batması, sinirimi bozabilir benim, diye düşünüyorum:)ben öyle sağa sola çarpan, kazara elini filan kesen biriyim ama biri beni sertçe dürtse bile asabım çok bozulur. "sakin yaa, kulak denilen bir şey var, ne öyle itekler gibi dürtüyorsun!?"

ıyk:)

ben de seni çok öpüyorum. tatil bitti ve tren yolculukları yeniden başladı, demek. ahh... ne kadar güzel.

sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

canım ışıl'cığım:)
ciddi yazı ne demek... ben hiç kibirli, dışlayan bir dil kullanıyor muyum, allahaşkına? bizzat ve bilakis şunu demek istiyorum ki, başka insanlarda ne varsa insan onu kendinden tanır. ve insani olan her şey eşit önemdedir, aralarında hiyerarşik bir düzenleme yoktur... bunu yapmaya çok özen gösteriyorum. ayrıca biz seninle tanıştık, konuştuk; senin bilginle, deneyiminle, bakışınla paylaşamayacağın hiçbir şey yok burada.

desteğini çok yakınımda hissediyorum.
çok öpüyorum seni ve ufaklığı (ufaklık diyorum ya, ne kadar büyümüştür o bıcırık şimdi:)

sevgilerçok.

guguk kuşu dedi ki...

sevgili peri uzuuun zamandır ilk defa birgün beklediğimden çok güzel oldu:D ve inanılmaz küçük tesadüfler ağı sayesinde. hani demiştim ya sana bugün kadınlar gününü kutlamaya balık çorbası içmeye gideceğim diye, iki sevdiğim arkadaşımı da davet ettim, gerçi hava hafif serindi bahçede oturamadık (aslında ben otururdum ama baktım onların pek niyeti yoktu, açık havaya oksijene inanılmaz ihtiyaç duyuyorum) neyse olsun, balık çorbası herzamanki gibi enfesti, o tanımlayamadığım baharatın ne olduğunu sordum hemen: bil bakalım neymiş, kurutulmuş kereviz yaprağı, ne muhteşem bir tat tanrım:D
ve hemen tarifi sordum ama anladım usta isteksiz anlatmaya koparabildiğim tek şey malzemeleri:
sebze olarak havuç patates kereviz enginar koyuyorlar, aslında en uygun balık kırlangıçmış ama lagos veya levrekle de yapılabilirmiş, benim dediğim gibi önden tereyağında unu kavuruyorlarmış, he he sarımsağı da tuttturmuşum bir de limon tabi, yumurtadan bahsetmedi ama yapılışını katakulliye getirdi boşver onu da öbür sefer söker alırım ağzından. bugün beraber gittiğimiz bir arkadaş karadenizli ben de çok güzel balık çorbası yaparım dedi o tarifi verir bana hem yapıp bizi çağırmaya da söz verdi beni o kadar istekli görünce. heh heh sevimlilikle nasıl kendime istediğim şeyleri yaptırabiliyorum ama:Do arada balıkçıya giderken bugün kadınlar günü için üniversitede bir konferans varmış bir kadın gelecekmiş mesnevi ve sevgi ile ilgileniyormuş, tasavvufçuymuş deyince, ağzımdan dökülüverdi: cemalnur sargut mu yoksaaaaa diye ve evet oydu. içim bir hoş oldu perim. insan yürekten istediği şeyi kendine mıknatıs gibi çekiyor imkansız gibi görünse bile.biraz ara vermem lazım fatma pınar rahat vermiyor anlatacak o kadar çok şeyim varki sana, ahhh ah keşke aynı yerde çalışıyor olsaydık ya da kapı komşusu. kimbilir belki de o zaman birbirimizden nefret ederdik dimi? ne komik olurdu:D

Adsız dedi ki...

Tam yerini bulmuşsun peri,
Kendim kursa gitmiş kadar oldum:) Yarım günlük iş de çok iyi geliyor kulağa...

(Sevgilim sigara için Champix ve irade kullanıyor, 1,5 ay oldu, ,y, gidiyor)

meral çikolata

endiseliperi dedi ki...

çok sevindim gugukkuşum:) evet polyanna olmayı abartmak da sevimsiz belki ama işte minik minik iyi hallerin kıymetini biraz abartıp neşelenmeye çalışmak lazım.

enginar demek? ve sosu d abelki işkembe çorbasının sosu gibi hazırlıyorsundur. kırlangıç balığı kullanılacağını biliyorum ama sanırım çok pahalıydı da, muadili balıkları düşünmüştüm. eğer sıradanlaştırmak gerekirse balık çorbasını, hani mercimek mi yapsam, balık çorbası mı, şeklinde bir kararsızlığa kadar indireceksek kıymetini, kılçığı sorun çıkarmayan, beyaz eti bol her balık olmalı bence. neticede çocuğa balık proteini, omega3 verebilmek. her balıkta da vardır o. ayrıca içine koyduğun sarımsak ve limon her lezzeti bastırıp, kendi lezzetini vurguluyor nasılsa. bu durumda ha 30 liralık balık almışsın ha 10 liralık, ne farkeder? ha, gugukkuşum?:)

az önce 10 dakikada mikrodalgada brovni yapıp, çay demleyip, yedik:)

uyumuştur umarım fatmapınar. öpüyorum çok gugukkuşum.
sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

teşekkür ederim, meral'ciğim. sen diyince champix neymiş, diye araştırdım. etkili görünüyor. ama insanın önce niyet etmesi lazım. ben hala tereddüt içindeyim. o sabah kalkıp, kahve yapıp, ilk sigarayı yakma alışkanlığımdan kurtulmam lazım. kalkarkalkmaz onu ertelememe neden olan bir uğraş olmalı. belki gerçekten de derhal evden çıkıp yürümeliyim o kahve ve sigara isteğini mantığımla yok etmeye yetecek kadar.

champix kolay, irade kısmı sakat, diyorum:) sevgilini kutluyorum; umarım kararlılığı aynen devam eder.

öpüyorum seni. sevgiler, selamlar.

redrabbit dedi ki...

sabah kahvesi ve sigara güzeldir peri.lütfen bunla savaşma.Ha,gün içinde gereksiz içtiklerini,içmiş olmak için içtiklerini,dudak alışkanlığından,el alışkanlığından içtiklerini,ağzında kötü bir tat bırakacağını baştan bilerek içtiklerini içme,yeter.Ama gerçekten keyif aldığın sabah sigarasını,kahve yanı sigarasını,güzel bir kitap ya da film sonrası sigarasını,kahvaltı sonrası sigarasını,bahar yağmuru çiselerken deniz kokusu eşliğinde içilecek bir sisgarayı da çıkarma hayatından..Bol şans diliyorum sana yeni işinde.Ki şans seninle zaten.

endiseliperi dedi ki...

:) işte halden anlayan biri. "sabah kahvesi ve sigaraya mücadele?... lütfen, deneme bile. insan biraz da zevk almalı yaşamaktan." çok güldüm, redrabbit'ciğim:)ama işte ben ılımlı biri olmadığımdan, o alışkanlıkla, şuursuzca yakılan sigaraları eksiltemiyorum. ya hep ya hiç; ya sev ya terket durumu:)

çok teşekkür ederim şans dileğin için de. biz birazdan yavaş yavaş çıkacağız, arçil'in rapor işini halledeceğiz.

çok öpüyorum seni. sevgiler çok.

Zerrin dedi ki...

Ah bu Ortaçgil şarkıları ne güzel geldi şimdi.. bu kadar özlediğimi bilmiyordum :)) teşekkürler...

ebru dedi ki...

hayırlı olsun yeni işin peri. yarım gün çalışmak kulağa süper geliyor, kahve ve sigara da. ben en çok türk kahvesi ile içmeyi severdim. her gün 11 de buluşurduk üçümüz. sigarayı bırakınca kahve de küstü bana. ara sıra görüştüğümüz eski bir arkadaş gibi şimdi, eski güzel günlerin hatırına görüşmeye de son veremiyoruz ama tadımız tuzumuz yok belli.
doktora gittim bugün rutin bir kontrole. birtakım sertlikler var dedi, sonra psikomatik hastalıklar böyle böyle oluşur rahatlamalısın dedi. nasıl rahatlayacağımı bulamıyorum doktor bey (birden gözlerim doldu, öyle bir ağlama isteği geldi ki, zaten hemen burnum kızarıyor, komik olmayı beceremeyen bir palyaço gibi oluyorum. türkan şoray' ın vardı öyle bir filmi şimdi hatırladım. adı azize' ydi.gözleri ağlayan bir palyaçoydu. bir yandan ağlıyor, bir yandan komiklikler ediyordu. işte ben de öyle bir iki espiri yapmaya çalıştım. gerekirse destek al, ayıp değil ya dedi.aradığım destek sigara olamaz di mi? parantezi kapamayı unuttum bir yerlerde. bazen gerçek hayatta da böyle olduğunu düşünüyorum. yerini bulursam gevşerim ben de:)
sevgiler şelale,

endiseliperi dedi ki...

arkadaşlar, iki gündür buraya uğramadım. az önce eve gelip, yiyecek bir şeyler hazırladım. kendime geleyim, konuşalım. öpüyorum herkesi, sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

zerrin'ciğim, öyle pek de düşkün değilim ortaçgil şarkılarına. ama bazen işte birlikte yayınladığım o listedeki ekibi dinlemek istiyorum ard arda.

sana da iyi gelmesine sevindim.

sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

ebru'cuğum, çözüm elbette sigara değil. sigara insanı ne rahatlatır, ne öfkesini azaltmasına yardım eder, aslında içindeki lezzet öğesi ile ne de keyif verir. bir işi yaparken sigara yaktığında daha zeki, uyanık, dikkatli filan d aolmuyorsun aslına bakarsan. ben sigarayı bıraktığımda en çok özgür olduğum için sevinmiştim. diyelim yaşamak için beklentilerini en aza indirgemek, bir dünya nimetlerine tamah etmeyen derviş gibi yaşamak istiyorsun; sigara varsa hayatında desteksiz, özgür olarak yaşama fikrin oradan itibaren sakatlanır. bir bağımlılık işte. hiç çözümü sigarada arama. sigarasız yaşayarak şimdiden iyi durumdasın, bunu düşün.

spor yaparak insan mutlu oluyor. koş, koşabildiğin kadar. maraton koşucusunun bedeniyle ve zihniyle başbaşa ilişkisini düşün. yeryüzüne saldığın bir bedene sahipsin, o bedenin koşarken kaslarındaki yanmayı, damarlarındaki akışı hisset.
:p sporun romantizmi de bu kadar olur:)

öpücükler, sevgiler.

rüzgargülü dedi ki...

Merhaba Endişeliperi;
sizin 'Karanlığın Kültürleri-Bruegel' yazınızla bir araştırma yaparken karşılaştım. Kesinlikle not almamı sağlayacak çok şey oldu ve Bloggere kaydolmaya karar verdim :) yazınız/larınız için teşekkürler herbirinde not alıcak çok sey buluyorum... :) bol kahkahalı günler diliyorum..xx
Sencan

endiseliperi dedi ki...

sevgili sencan, ben teşekkür ederim.

sevgiler.

ökçe dedi ki...

Peri'cim harika haberler bunlar. Senin adina cidden cok sevindim. Hayirli, ugurlu olsun.

Ayrica, fotograflardan yansiyan, oyle guzel ve karizmatik bir havan var ki, yonetmen olsam, guzel bir ask filminde oynatmak icin elimden geleni yapardim inan ki;)

(yetkili mercilere duyrulur;P)

sevgilerimle

endiseliperi dedi ki...

teşekkür ederim, yüksekökçe. hiç öyle değil. bir tanıtım filminde konuşmuştum. filmde benim bölümü izledim bugün. ben böyle mi konuşuyor muşum? yüzüm böyle mi oluyormuş? o ses tonu d ane öyle, çok mu heyecandan, yoksa beni dinleyen böyle mi duyuyor? şaşırdım kaldım. buraya da belki koyacağım. o zaman hiç beni artist olarak önermeyeceksin:)

teşekkürler yine de, sevgiler.

Adsız dedi ki...

endişeliperi blogunuzu beğendim. peri ruhunuzu yansıtmışsınız:) hoş bir yer olmuş ama birazcıkta ilgiye ihtiyacı var sanırım. Ayrıca dünyanıza hayran kaldığımıda söylemem gerek. umarım yüzünüzden tatlı tebessümüzün ve gülüşünüz eksik olmaz.