Pazartesi, Ağustos 14

ah! kavaklar
bedenim üşür
yüreğim sızlar
ah kavaklar, kavaklar
beni hoyrat bir makasla
eski bir fotoğraftan oydular
orda kaldı yanağımın yarısı
kendini boşlukla tamamlar
omuzumda bir kesik el
ki durmadan kanar
ah kavaklar, kavaklar
acı düştü peşime ardımdan ıslık çalar
metin altıok
Ev sıcak, Moda serin, biz de akşamları Moda"ya gittik, aile olmaya çalışan 4 kişi olarak. Kimse bir şuurla aile olmaya çalışmamıştır, bizim gibi. Bu, enikonu bir işgüç. Ben, geleneksel anne rolündeyim. Yemek yaparım, temizlerim, kolay izin veririm. Kandırılabilir, istismar edilebilirim. Ama sinirliyim de. Otoriter olmalısın, sinirli değil, dedi Bora.
Şu dört kişi birlikte ne yapabilir, hangi koşullarda ne üretebilir, diye kafasını çalıştıran Bora. İletişimi koparmamak için türlü türlü yollar düşünüyor ki o da baba kılığında. Çalışıp para kazanıyor, yorgun eve geliyor. Geçen gün Bora”nın önerisi ile sırasıyla bir kitabı okuduk: Mark Twain-Bir Cinayet, Bir Sır ve Bir Evlilik. Fena olmadı. Sonra da herkes kendi kitabını aldı, kalktık Moda”ya gittik. Plastik iskemleli yerlerin birinde oturduk. Serinledik, kitap okuduk. Bir grup müzik yapıyordu, yan flüt filan da vardı. Çok kötü değildi.
Herkes kendine dönük, karakter olarak… bencilliği o yönde de o nedenle doğamızda yok aile olmak. Kendiliğinden sürüklenemiyoruz aileliğe. Hayalimizde var ama. Hepimizin hayalindeki aile aynı kapıya çıkıyor da ondan çaba harcıyoruz.
Dün, klasik bir pazardı. Ütüyü birikmeden yapmak istiyorum, zihnimi yormasına izin vermeden. Bora beni tanıyor ya, "Ah Kavaklar" şarkısını dinletti o sırada, severim diye. Benim şarkım. Ütü yapmak zaten anıları kışkırtan bir eylem, insan zihnini de düzenliyor, katlıyor, köşe bucak ayrımına varıyor. Bir de o şarkıyı dinleyince minik minik halleri hatırladım. Mesela, Lübnanlı bir aile var tanıdığım, kadın üniversite mazunu, kocası ile arasındaki kültürel ve sınıfsal farkın altını çiziyor sürekli, kocası çocuksu şakalar yapmaktan hoşlanan biri ve karısına çok aşık. Başka bir savaşta kadın henüz çok gençken Beyrut"tan Beit Chabab", köye kaçmış. Orada tanışmışlar ve kadın hamile kalınca evlenmişler. Hıristiyan katolikler ve çok dindarlar. Adam köyünde, taş ev yaptırıyor, karısı istemiyor, şehirde daha modern ve kentli bir hayat istiyor. Kocası da daha zengin olmalı ve arabaları da daha pahalı. 2 çocukları var. Eve bilgisayar almamışlardı çocukları internetten kötü etkilenmesin ve ayrıca yaratıcılıkları ölmesin, diye. Beyrut"taydılar. Ne oldu onlara? Çocuklarına? Savaş onlara ne yaptı? Hep birlikte Beit Chabab"a kaçtılar mı?
Bora ne kadar sevse de istemiyor ya kek yapmamı, ben de o kanepede uyuklarken yaptım. Yarısını babaanneye gönderdim çocuklarla, akşam çayına yetişsin diye. Sinekler ve sıcak vardı. Moda”ya gittik yine, Kulübün oraya, balık tutanların yanına. Güneş çok güzel battı. Karşı burnun silueti nefisti. Çocuklar bisiklete bindi. Çocukları okula bıraktıktan sonra yürüyebilir miyiz sabahları burada? Adana”da kendiliğinden saat 6.00”da uyanırken burada müthiş tembelleştim. Çok mutlu olduğum için uyanamıyorum, dedim. Bora gülümsedi.

13 yorum:

metin-thePoor dedi ki...

http://jazzetta.wordpress.com/2006/07/03/ah-kavaklar-kavaklar/

zeynep dedi ki...

pericim bu fotograftakiler sen misin. gercekten peri gibi.ne guzel. yazilarina baktim da simdi...ne guzel..cok hosuma gitti.valla...
bana da link vermissin..o daha bir hosuma gitti...

mutlu kal e mi..

www.blogcu.com/yaldizy dedi ki...

Endişeli peri merhaba! Blogunuzu bugün ilk kez ziyaret ettim. Çok sevdim sizi ve akıcı cümlelerinizi.
Sizi li,nklerime ekliyorum ve sık sık ziyaret edeceğim.
Benim bloguma da beklerim.
kavak yelleri

annelog dedi ki...

Sezen Aksu da ne güzel söyler bu şarkıyı. Çok severim ben de. Başka ne söyleyebilirim. Çabanı(zı) takdir etmemek elde değil.

endiseliperi dedi ki...

metin bey, metin altıok hakkındaki güzel yazınızı okudum. teşekkür ederim.

zeynep, fotoğraftakiler evet, benim. sizin fotoğraflarınız muhteşem ve hayata olumlu yaklaşımınız bana hep enerji veriyor.

size de çok teşekkür ederim kaval yelleri, her zaman beklerim.

annelog, içten dileklerin için çok teşekkür ederim. Bu hafta çok üzgün olduğunu okudum. Benzer durumlarla hepimiz karşılaştık. İş alemi, çok berbat kuralları, ikiyüzlülükleri, çifte standartları ile anlamak, kendimizi ona uygun biçimlendirmeyi becerebileceğimiz yerler değil. senin kabahatin olmadığını bil ve üzülme lütfen. Her şey yoluna girer, giriyor gerçekten.

asliberry dedi ki...

Ben diyorum ki bebek yapmanın tam vaktidir. Hayır hayır başka başka sevdiklerinizle yaptığınız çocuklarınız aile olmanızı sağlayamadığı, ortak yaptığınız bir çocukla aile olabileceğinize inandığım için değil. Hatta insan hiç tanımadığı birinin çocuğunu bile sevebilir, bağrına basabilir, ailesine kabul edebilir. Ben hiç inanmam kan bağlarına falan.
Seven sever kim olsa. Yeter ki sevsin.
Belli, çok belli ki içe yazmış coşkularınız. İşte bir bebek, o eşsiz kokusu ve kımıl kımıl elleriyle insanın içindeki coşkuyu, arzuyu, yaşama dair tüm güçlü duyguları dışına çıkarıyor. Onun çığlıklarıyla çığlık atıyor, gülücükleriyle mest oluyor, açlığıyla sütünü akıtıyorsun. Göğsüne yaslayıp dingin şarkılarda kalp kalbe dans ediyorsun. Bebekle birlikte akmaya başlıyorsun yaşama, kah ağlayarak, kah gülerek.
Sonra bazen çok bunalıyorsun ve sokaklarda başıboş yürümek istiyorsun, bir filme girebilmeyi, sadece 1 saat gazete, kitap okumayı hayal ediyor, bunun için yanıp tutuşuyorsun.
İşte o zaman bebişi ve sağdığın sütünü bana bırakıp, için son derece rahat, özgürlüğüne kavuşuyorsun. Çünkü biliyorsun ki, o sırada ben bebeğini kokluyor, saçlarını okşuyor, senin sütünle besliyor ve mışıl mışıl uyutuyorum.

zeynep dedi ki...

çok teşekkür ederim :) sevgiler.

annelog dedi ki...

Yazdıkların için çok teşekkürler Endişeli Peri.

endiseliperi dedi ki...

Aslı, zihinsel olarak o kadar yorgun ve yılgınım ki.. evet, bir zamanlar oldukça istemiştim bir kız çocuğu ama hayat elimde lime lime, onarmaya çalışıp duruyorum... böyle diyorum ya, hiç bir zihinsel enerji veremiyorum hiç bir şeye... nasıl bebek yapabilirim ki? Her bebek geleceğin yeniden tasarlanması... sessiz, huzurlu, küçücük ve sorunsuz bir hayat istiyorum şimdi. En ufak bir sorun beni yılgınlığa sürüklemeye yetiyor, çocuk gibi ağlamaya başlıyorum, biri benim yerime çözsün, ben devam edemeyeceğim, diye. Ama ben bir taraftan da çocuk gibiyim gerçekten de, bakarsın bir sabah müthiş bir yaşam enerjisi ile uyanır, hayatı biraz daha yanımda hissederim ve çoluk çocuk vız gelir:)

metin-thePoor dedi ki...

Peri Hanım,

Posta kutunuzu bir yoklar mısınız lütfen!

everything_about_me dedi ki...

Yazdıklarını çok hoş buldum bşr solukta okudum hepsini,umarım hayat seni umduğundan da güzel bir yere sürükler,sonunda endişelerin olmadığı...
Sevgiler.

metin-thePoor dedi ki...

Peri Hanım,

Acilen cevap beklemekteyim. Posta kutunuza bakar mısınız?

endiseliperi dedi ki...

metin bey, size yanıt yazdım ilginiz için sonsuz teşekkürlerimle birlikte, ulaşmadı mı acaba?