Pazar, Aralık 31

MUTLU YILLAR!



GÜNLÜK:
Yılbaşı denilince aklıma herkes gibi 1 Ocak yerine, bazıları gibi 1 Eylül gelir. Nedeninin, ilkokul mevsimler panosu olduğu; benim ilelebet öğrenci ruhumla, yeni öğretim yılının başladığı ayı, yılınbaşı sanmamdan daha doğal bir şey olmayacağı ortada.

Gündüz gerekli telefon görüşmelerini yaptım. Ne benim sesim buruktu, ne kimse ağladı, bir bayram konuşmasıydı. İçim çok rahatladı. Günün işleri inanılmaz bir pratiklik içinde bitti. Bir sürü yemek yaptım. Ev temiz ve düzenliydi. Çocuklar uyumlu ve katılımcıydılar. Bora, hediye almak için ancak bu sabah vakit bulabilmiş, ancak açık dükkan bulmakta zorlanmış. Yine de düşündüğü hediyeleri bulabilmiş. Yorgundu, ama duş alıp dinlenmeye vakit bulunca akşama enerjisi kaldı.

Yemeğimizi yine her zamanki gibi saat 18.00'de yedik. Aburcuburlara yüz vermedik. Atakan günün çılgınlık kaldırır temposuna uygun olarak Fanta bile içti:) (Gazlı içecek sevmez). Arçil Fanta'yı içerken, "sonra da Cola içeceğim," dedi. Masamızın sergüzeşt manzarası bu kadardı:)

Hediyeleri açtık. Bora çocuklara ipod almış! Hiçbirimiz bilmiyorduk. Büyük sürpriz oldu. Şimdi bilgisayarda şarj oluyor. Eğer çocuklar kullanma kılavuzunu doğru okudularsa böyle şarj oluyormuş. Sonra, Cluedo- İpucu peşinde, adlı oyun açıldı. Bora, bana nefis bir mutfak önlüğü almış! Yok yok, sandığınız gibi değil, çok hoş! Bora, ta eskiden, arkadaşken bile benim mutfaktaki tıkırtılarımı çok çekici bulduğunu söyler:) Siyah ve üzerinde Nightmare Before Christmas karakteri siyah deri ile işlenmiş. Müthiş! Ben Bora'ya ihtiyacı olan koyu krem rengi, bol desenli, kışlık kalın hırka aldım. Çok beğendi. Böylece ince gömleğinin üstüne giyebilecek, dışarda üşümeyecek, işyerine gidince çıkaracak, terlemeyecek. "Eğer görseydim, alacağım hırka bu olurdu,"dedi:) Çocuklar, Mayflower yelkenlisinin maketini almışlardı. Bora, "nedir biliyor musunuz bu geminin hikayesi?" diye anlatmaya başladı, çocukların aldıkları hediyenin neden harikulade olduğunu bilmeleri için. Çocuklar derin bir nefes alıp, dinlemeye başladılar:))

Bir süre herkes kendi eğlencesine daldı. Sonra İpucu oyununu oynamaya başladık. Katili, hangi odada cinayet işlediğini ve cinayet aletini soruşturmalar yaparak bulmaya çalışıyoruz. Soruşturma sırasında, kimi neden suçluyorsak, hikayesini anlatmaya başlıyoruz, çok zevkliydi. Polisiyelere bayılıyorum, biliyorsunuz. Siz de seviyorsanız, bu oyunu da çok beğeneceksiniz.
Katil bendim:) Oyun uzun sürdü. Yılbaşı kurabiyeleri ve çay vardı. Çok pratik bir şekilde yapmıştım o kadar çeşit kurabiyeyi. Şöyle ki: Önce bildiğiniz ana kurabiye hamurunu hazırladım; sonra yapacağım çeşit kadar bölümlere ayrıp, bir kısmını tarçınlı, ince bisküvi, bir kısmını ay şeklinde, damla çikolatalı kakaolu, bir kısmını fındıklı, kalanını da cevizli yaptım.

Bardakları, ıvır zıvırları kaldırıp, bilgisayarın başına geçtim. Şu an Arçil Bora'ya domino oynamayı öğretiyor. Atakan izliyor. Anlaşılmayan noktalar var ki Bora "Acaba dominoyu bilen var mıdır?"diye sordu. Var mı? Yazarsanız sevinirim.

Azmak üzere olan Tina, kucağımızdan inmedi, mırlayıp durdu. Şimdi de, çam ağacını koyduğumuz; süsleyip, bir sürü soft, nefis şekilli ışıkla ışıklandırdığımız çocukların odasına uyumaya gitti. Ben de bilgisayarı kapatıp tarot bakacağım. Bakalım 2007 yılı göründüğü kadar davetkar mı?

Aklınızdan geçmesi muhtemel yargıyı tahmin edebiliyorum. Hayır; sıkıcı değildi. Bu kadar huzur için insan ne kadar uğraşıyor, kendini hangi düşüncelerden toparlayıp geliyor, bilemezseniz!
Hem hayat sıkıcı değildir, insanlar sıkıcıdır.

2007, hepiniz için sıkıntılardan uzak bir yıl olsun; mutluluk, neşe, heyecan getirsin. Sonra, sağlıklı olun, iyi şeyler düşünün, sağduyulu olmaya gayret edin, duygularınızı yargılamayın ve aynaya baktığınızda gördüğünüz kişiyi sevin.

Sevgilerimle.

Fotoğrafları sonra geçerim.

11 yorum:

gaykedi dedi ki...

Gaykedi' den Mutlu Yillar :)

endiseliperi dedi ki...

gaykedi hoşgeldiniz!
teşekkür ederim.
size de mutlu, keyifli, sevinçli upuzun sağlıklı yıllar dilerim.

Adsız dedi ki...

harika bir yılbaşı gecesi geçirmişsiniz. devamı da böyle huzurlu, keyifli, sevgili olur umarım. iyi seneler...

metin-thePoor dedi ki...

Ne güzel! Ne güzel!

endiseliperi dedi ki...

sevgili anonim,
çok teşekkür ederim. Sizin de! sizin de! Keşke yalan da olsa bir isim yazsaydınız. Anlamsız gelebilir, ama bir "anonim"le konuşurken kayıp duygusu yaşıyor ve müthiş hüzünleniyorum.

endiseliperi dedi ki...

metin bey,
teşekkür ederim. eh işte gerektiği gibi geçti, herkes iyi hissetti.

siz de güzel geçirmişsinizdir umarım.

Sevgilerimle.

Adsız dedi ki...

anlamsız olur mu hiç, çok iyi anlıyorum demek istediğinizi... çekindim sanırım, rahatsız edermişim gibi geldi. sizi hüzünlendirmeyiyse hiç ama hiç istemezdim. :)
bir de, bu bloglar, siteler, internet... öyle büyük, öyle karanlık ki, korkutuyor beni biraz. ne kadar kıyıda durursam o kadar iyi olurmuş gibi geliyor.
eren
(bey değil!)

endiseliperi dedi ki...

Teşekkür ederim Eren Hanım. Şimdi karanlıklar içindeki o bir sürü anonimden ayrılıp, Eren, oldunuz:))

dory dedi ki...

Hayalimdeki yılbaşı:)
Mutlu yıllar dilerim,
Sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

Teşekkür ederin Dory. İnanıyorum ki, umduğundan çok daha güzel yılbaşları geçireceksin.

Mutlu yıllar!

Asortik dedi ki...

Ben çocukken domino oynardım..Hatırladığım kadarıyla... dominoda önce 28 taş kapalı olarak karıştırılır.
İsteğe göre sıraya dizilir yada karışık olarak, oyuna başlayacak kişi 7 tane diğeri 6 taş alacak şekilde birer birer taşlar alınır.
Oyuna dilediğiniz taşla başlanır.
Yerdeki domino taşları uçuca gelecek şekilde istenilen yöne doğru yerleştirilir masada yer kalmaması gibi durumlarda taşlar dikey yada yatay olarak yerleştirilerek dönüşler sağlanır.
Amaç taşları önce bitirmek olduğu için sistematik olarak oynanır.
Rakibin elinde olabilecek taşlar yerdeki ve elinizdeki taşlar sayılarak akıldan hesap edilir.
Elde oynanacak taş kalmaması ihtimalini en aza indirmek için en çok sahip olduğunuz rakamlı taşların varsa çiftlisiyle başlamak iyi fikirdir.
Oynayacak taş elinizde yoksa yerden taş gelene kadar çekilir. 3 hatta 4 kişiyle de oynanabilir.Pratik olarak bu ama netten nasıl oynanır diye de kurallarını buldum..

DOMİNO
Yetişkinlere ve çocuklara yöneliktir. 2 ile 5 oyuncu arası oynanır. Çin kökenli bir oyun olan domino, yüzyıllar boyunca kuralları değiştirilerek farklı oynanış biçimlerine sahip olmuştur. Burada güncel kurallar verilmektedir:
Domino taşları masa üzerinde ters yüz olarak karıştırılır ve aşağıdaki gibi dağıtılır:
-5 oyuncu için 4 taş
-4 oyuncu için 5 taş
-3 oyuncu için 6 taş
-2 oyuncu için 8 taş
Dağıtım sonrasında kalan taşlar masa üstünde rezerve edilir. Kimin elinde en düşük değerli taş varsa (0/0), (0/1), (1/1) o kişi taşı masanın ortasına koyarak oyuna başlar. Aynı oyuncunun elinde aynı değerde taş var ise, oyuna bir öncekinin bitişiğinden devam eder. Bu oyuncu devam edemeyecek duruma gelirse oyun bir sonrakine geçer. Eğer bir oyuncunun sırası geldiğinde oynayacak değerde taşı yoksa rezervden taş alır; uygun taş bulana kadar çekiş yapar. Elindeki bütün taşları tüketen ilk kişi oyunu kazanır. Elindeki en düşük toplam değerli taşlara sahip olan kişi ikinci olur. Bu yüzden oyun sırasında, oyuncular yüksek değerli taşları hemen ellerinden çıkarmak isterler. Eğer yerdeki rezerv bittiği halde kimse elindeki taşı bitirememiş, ama oyun devam edemez hale gelmiş ise en düşük değerde taşlara sahip olan kişi oyunu kazanmış olur.

Bu tarz oyunları bana hep Babam almıştır..Bende oğluma ilk ahşap domino taşları almıştım :))