Cuma, Şubat 23




şimdi ada'ya gitmek ne hoş olurdu. tam mimoza mevsimi. hatta geçiyor bile galiba, değil mi? acele edin, bu haftasonu soğuk olacağı söylense bile gidin.


aşağıdaki sevimli şarkıyı şimdi dinleyebilirsiniz.




(Bu sabah daha iyiyim. tansiyonum hala yükselmedi, 9/6. sevgiler.)

24 yorum:

banu dedi ki...

sevgili peri,
daha iyi olduğunu duymak çok güzel.
ben de adaları en çok bahar aylarında severim ama havalar tam ısınmamış olacak ki sakin olsun her yer ve erikler hafif olmuş olsun ki hırsızlık yapabileyim.
daha da iyi olman dileği ile...

vecihe dedi ki...

Peri Hanımcım; ne güzel fikir adaya gitmek..Hele benim gibi son dört yıldır hiç uğramamış biri için enfes olur galiba..

Daha iyi olmanıza çok sevindim..En azından bilgisayar başına geçebilecek kadar düzeldiniz..Kısa sürede tansiyonunuzda düzenlenir inşallah..Allah yar ve yardımcımız olsun..Selam ve dua ile..

metin dedi ki...

Kış ve ada kelimeleri... İkisini de çok seven ben, ikisi biraraya geldiği zaman ne kadar da sevinirim...

Ama yok, bu sefer ikisi de uzak kaldı... Yazık bana.

Sevgili Peri hanım,

Ne kadar sevindim iyileşmekte olduğunuza...

celerone dedi ki...

Sevgili Peri,

Mimozalar aklıma hep Filiz Akın ve Rutkay Aziz'in oynadığı bir diziyi getiriyor. "Geçmiş bahar mimozaları" mıydı? Eşini seven ama bir türlü sadakatlı olamayan birini oynuyordu Rutkay Aziz. Belki de ondan, hüzünlü bir çiçek gibi kalmış aklımda.

En iyisi Adayla özdeşleştirip sileyim aklımdan bu imajı ben.

Sevgiler

endiseliperi dedi ki...

Sevgili Banu,
Arçil de Ada'da erik çalmaya bayılıyor:)

teşekkür ederim iyi dileklerin için.

endiseliperi dedi ki...

Vecihe Hanım,
Bence gidin. N'olacak ki. Belki yağmura yakalanırsınız ki, o bile güzel.

Teşekkür ederim, umarım iyileşirim hemen. İyileşir iyileşmez de Ada'ya gideriz hemen.

Umarım.

Sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

Sevgili Metin Bey,
Bu rahatsızlık geçtikten sonra, bende hafif derviş tonu bulacaksınız:) Oturduğum yerden sağa sola; şunu yapın, bunu yapmayın, hayatı ihmal etmeyin diye vıdı vıdı kafa ütüleyeceğim.

Şimdiden başlayayım: Derhal Ada'ya gidin, bu haftasonu. Güzel, küçük bir cep kitabı alın yanınıza. Yazacaklarınızı, yazmanız gerekenleri hiç düşünmeyin.

Ben Ada'yı daha görür görmez şaşkınlık, hayranlık, bol köpüklü bir sevinç duyarım. Hiç hüzünlenmem. Koşmak isterim, yürümek, oturup, sizin hiç sevmediğiniz adaçaylarından içmek... Dönüşünde de çok hüzünlenirim vapurda. Yatılı okuldayken pazar günleri okula dönüşlerime benzer.

Ada, Bora'ya aittir bana göre. Onun bir sürü anısı vardır. İlk gençliğinden beri gördüğü Ada manzaralarını, onların değişimlerini çok güzel anlatır.
Burgazada'nın çağrışımları biraz karışıktır ve beni hep üstünde düşünmeye çağrışan bir hali vardır. Ben de düşünmem.

Ben de seviniyorum iyileşmekte olduğuma. Teşekkür ederim.

Sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

celerone
sana o kadar uzun ve hoş bir şey yazmıştım ki az önce, hepsi silinmiş:(

Özetle şuydu:

Evet, evet, evet! Ben de Filiz Akın'ı hatırlarım. Ve evet, diyelim ki Filiz Akın çiçek olsa ne olurdu diye sorulsa sınıfta, ikimiz birden mimoza! diye bağırırdık:)

Rutkay Aziz'den uzun yıllar hoşlanmadım. Ancak birgün Beyoğlu'nda nir Cafe ya da lokalin kapısını geç kaldığım için telaşla açmışken, o da çıkmak üzereydi. Çarpışmaya ramak kala durmuş, " böylesine hoş bir hanımefendinin böylesine telaşla kendisine gelmesini sağlayan beyefendinin yerinde olmak isterdim," demişti. Eh, kalbimi kazanmasa da sempatimi kazandı, diyebilirim. Ama şu var ki aklıma onunla birlikte asla mimoza gelmez. biraz kaba saba bulurum yine de. bilmiyorum, neden.

En iyisi mimoza konusunda kendi çağrışımını yarat, derim. Git bu haftasonu Ada'ya, bir mimoza ağacının altındayken ya da kucağında bir demet mimoza taşırken olağanüstü hoş bir şey yap. Bilmiyorum ne olabileceğini. Artık mimoza deyince o an gelsin aklına. Eh, her şeyi de kadere bırakmak olmaz:)

Sevgilerimle.

gaye dedi ki...

Mrb,önce çook geçmiş olsun.Ne çok duymaya başladık tansiyon kaynaklı rahatsızlıkları..Stres sebep oluyor sanırım en çok.
Blogunuz benim için bir hazine..Sessiz takip ediyordum bu güne kadar.Ada yazınınız nekadar da cezbedici..

Elif dedi ki...

Ohhh..... Nihayet! :o)

Annemler gecen gun adadalarmis. Bir kucak dolusu mimozayla donmusler. Ben genckizken adaya yagmurda gider, bir kahvehaneye filan siginir, tost yerdik. :o) Deniz kopuk kopuk ve gri olurdu. Demir gibi.

Gecmis olsun.

miso dedi ki...

sevgili endişeli peri

tamam, ben anladım. siz iyileşmişsiniz. yani en azından çok daha iyisiniz. çünkü yine o güzel sözcükleri doğru sıraya sokup bize sunmuşsunuz. çok sevindim inanın:)

sevgilerimi sunuyorum
miso

Ece dedi ki...

Bora bey,
ne kadar şanslı olduğunuzun mutlaka farkındasınızdır ama[hoşgörünüze sığınarak] bir de ben söylemek isterim:)
Lütfen Peri ye iyi bakın..

Peri ciğim,
senin için dua ettim..
İnşallah en kısa zamanda eskisinden daha iyi olursun..
Zaten sinyalleri de vermeye başlamışsın:)
Sanırım Metin ağabeye dediğin gibi bundan sonra herşeye daha pozitif bakacaksın..
Darısı başıma:)
Sevgiyle öperim canım..

pelin dedi ki...

Peri,
tekrar gecmis olsun, iyilestigini duymak ne guzel.
ve sarki da cok sirinmis gercekten.
saglicakla kal.

teyzenteyfik dedi ki...

Peri,
yakinda sen gidersin adaya. Hem bak, senin icin yeni yil dileklerimin icinde bir kac gezi vardi hatirliyorsam ve henüz (2.ayin sonu!) ortada hic gezi yok!

Ne cok sevindim sen iyi oldugunu yazinca. :( Gülümseme isareti yapmam gerekiyor ama duygulandim, yüzüm düstü.

filizinadası dedi ki...

bir kaç gündür sessizlik var blogda
umarım herşey yolunda ve iyisinizdir....
sevgili peri "hayatta hala iyi insanlar var" dedirten bir masalın kahramanısınız...
:)gözümüz yolda....
sevgiyle ve biran önce görüşmek üzere

endiseliperi dedi ki...

sevgili gaye hanım,
hoşgeldiniz. eh, beni tanıyor ve ne iltifatperest biri olduğumu biliyorsunuzdur artık.

teşekkür ederim.

sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

elif,
kışın gittiğimde hep küçük bir evim olsun diye isterim ada'da. sobalı. hatta kuzineli. bacasından duman çıksın. ben kuzinede mısır ekmeği filan pişirip çay demleyeyim üstünde. hem dışardan, soğuktan gelen ben olayım, hem de içerde bütün o sobayı yakan, ekmek pişiren olayım isterim:)

sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

miso miso,
eh, hiç fena sayılmam. ağrılar azaldı, tansiyon hala düşük, çok yakında hiçbir şeyim kalmaz umarım.

svg.

endiseliperi dedi ki...

ece'ciğim,
bora'ya böyle şeyler, yani ne kadar şanslı biri olduğunu filan söylersen derhal dalga geçer, aksini söyler, tabiatı böyle. bir tür iğneliyici espri yeteneği var ki beni çok güldürüyor. biraz da kızdırıyor. bu haftasonu formundaydı. oysa benim dudağımdaki yaranın iyileşmesi için gülmemem gerekli. evet, tabi hepimiz biliyoruz ki beni çok seviyor. ama işte arnavut'tur bora. biraz sert, inatçı, tutkulu, zor biri. hı hııı.. çok zor biri.

:))
teşekkür ederim güzel uyarın için. bora çok ama çok iyi bakıyor bana. eskisinden de iyi olacağıma inanıyorum ben de.

bu arda ece'ciğim n'olur kendine iyi bak ve olur olmaz şeylere canını sıkma olmaz mı birtanem, lütfen.

sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

sevgili pelin,
çok teşekkür ederim.
sen de sağlıcakla kal.

endiseliperi dedi ki...

evrim
bora bu haftasonu uçaklara rezervasyon yaptırmaya çalışıyordu bahar ve yaz için:)aksilik olmazsa bir yerlere gideceğiz. bana trekking ayakkabısı aldık; bora'ya da güzel bir tane alıp yakın yerlere yürüyüşe de gitmeyi planlıyoruz. hatta çadır filan alıp kamp kurmayı.

pazar günü yine bir çığlık atıp banyodan bora'ya seslendim. şu Mr Muscle kutusu var ya, hani içinden dezenfektan kağıtlar çıkıyor, temizlik için. fazla kağıt çıkmıştı, içine geri sokmak isterken parmağım içinde kaldı. meğer içeri tekrar girecek şekilde tasarlanmamışlar. berbat! ejder kapanı gibi parmağım içinde kaldı ve panik yaptıkça daha da sıkıştı. arçil ve bora gelip parmağımı güç bela kurtardılar. arçil, " sağol ya bora, iyi ki istanbul'a gelmişiz, yoksa ben yalnız başıma annemle nasıl başa çıkardım, bilmem," dedi:))

umarım düzeleceğim:))

sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

sevgili filiz hanım,
çok teşekkür ederim. o kadar iyi değilim aslında. gerçekten. çok sinirliyim mesela. insanları kırabilirim. 5 dakika sonra nedamet getiririm ama geçmiş olsun. bencilim. başkaları için kendimi feda edercesine çalışırım ama bencilim işte, dikkatim kendime dönük, falan filan. çok kötü huylarım var böyle.

Ama yine de siz iltifat edin bana. çok hoşuma gidiyor.

duru ismi kızınıza ne kadar yakışmış. gerçekten. çok da sevimli.

evet, daha iyiyim. ilginiz için ne kadar teşekkür etsem az.

sevgilerimle.

esra dedi ki...

Sizi tanımıyorum ama sitenizi ara ara takip ediyorum... Başınıza gelenleri okuyunca nedense aynı şeyi ben yaşıyormuş gibi oldum Allah şifalar versin ve gerçekten bizi ailemizden ayırmasın, başkalarının özellikle de halden anlamayanların eline düşürmesin... Tekrar geçmiş olsun...

endiseliperi dedi ki...

Esra Hanım,
Nasıl teşekkür etsem bilmem. Çok teşekkür ederim. Umarım bir daha böyle bir şey ve daha beterleri kimsenin başına gelmesin. Hastalıklarda yanımızda bizi seven, kollayan insanlar olsun. Sağlık kurumlarımız iyileştirilsin. Ben şunu anladım ki, şefkat, ilgi, özen eğitimle değil daha insani bir terbiye ile edinilen bir şey. Bu terbiye sağlık kurumlarımızda çalışanlar için çok gerekli.

Tekrar teşekkür ederim.

Sevgilerimle.