Pazar, Ağustos 19

karadeniz hikayesi bir (safranbolu)



derlermiş ki, bir kez seyahate çıkan binbir yalanla döner. ben yalan söylemeyeceğim, her şeyi olduğu gibi kupkuru anlatacağım. eh, gerçekler sıkıcıdır, hep birlikte katlanacağız.

bora'nın özel olarak yaptırdığı sert, kumaş kapaklı, küçük seyahat defterine aldığım dümdüz seyahat notlarını olduğu gibi aktaracağım çoğu kez.

3 ağustos 2007 cuma
saat 15.40. otomobil 59625 kilometrede. ilk 100 ytl'lik benzinimizi alıp yola çıktık:)

(heh heee... evet neredeyse bu kadar sıkıcı, devam edip gidiyor yazı:)

ben pek seyahat havasında değildim. yola çıktığımız anda bile bir yere gidiyor gibi hissetmedim. daha o gün valizleri hızla doldurmuş; poaça, limonlu kek ve meyvelerden oluşan bir yolluk hazırlayıvermiştim. ama işte yoldaydık! üstelik başbaşa. bora gideceğimiz güzergahlarla ilgili ekşi sözlükten aldığı bilgilerin çıkışını almış, harita ve gezi kitaplarını benim koltuğun yanına istiflemişti.

bora arabayı kullanıyor, bir yerleşim yerine geldiğimizde ben de okuyordum. mesela düzce'den geçiyoruz diyelim, "öldürülenler melen deresine atılır..." "her gün 4-5 adam öldürüldüğünden vakti zamanında panayırları yasak etmiş belediye. minik bir teksas imiş..." tarihi, coğrafi nitelikleri de yazıyor elbette. biz elimizdeki bilgilere göre gezip dolaşmaya ya da yanından hızla geçmeye karar veriyorduk.

18.08 bolu'dayız.
burada yine bir karışıklık oldu ve biz kaybolduk. bora'da da bende de yön duygusu yok. hep kayboluruz, tariften anlamayız. ama biz bir yere varmak için değil seyahat etmek için yola çıkmıştık ve nereye gittiğini bilmediğin seyahat en iyi seyahat değil midir?:) planladığımız yoldan çıktığımızı anladığımız anda en mantıklı şeyin safranbolu'ya gidip bir otel bulmak olduğuna karar verdik.
19.54 karabük'teyiz. 100 ytl'lik benzin aldık. bir süre daha gittik ve sıradan bir kasabaya geldik. yaşlı bir amcaya yüksek sesle safranbolu'ya nasıl gideriz, diye sordum. burası, dedi coşkuyla. inanmadım. ama güzel evler filan olması lazım, dedim. yolu tarif etti. daha önce amasra seyahatimiz sırasında gelmiştik. pek beğenmemiştik. birbirinin aynı evler işte neticede. evet evet akyaka da öyleydi ama o evlerin arasında mesafe ve yeşillik vardı, sevimli görünüyordu yine de ve insana müteahhit felaketine uğrayacağına hiç değilse emrivaki ile birbirinin eşi evlerin olması daha ehven dedirtiyordu. neyse.

şanslıydık ve yolumuzun tam da üstünde bir uygulama oteli gördük. çünkü bu yolculukta şirin pansiyon, uygulama oteli ve öğretmen evi seçeneklerini kullanmaya karar vermiştik. uygulama otellerinin çoğunun fiyatı ve servisi iyi oluyor. bu otel de safranbolu evleri mimarisindeydi ve çok şükür ki uzunca bir merdivenle ulaşacağınız geniş bir bahçenin içindeydi. stajyer öğrenciler servis yapıyordu. onların telaşı, heyecanı size biraz evcilik oynuyoruz duygusu verebilir. şimdi biz mahsustan oda isteyeceğiz sizden. siz de, kara vermeden önce odayı görmek istemez miydiniz diyeceksiniz... oda gayet güzeldi. yatak sağlıksız denecek kadar yumuşak ve o kadar da rahattı. tüy gibi hafif, yumuşak yorgan, kumaşın dokuması iyiydi. küçük kutularda lokumlar vardı. tv, dvd, minibar... oda içinde eski görünüşlü bir kapıyı açıyordunuz ve sürpriz, duşakabin çıkıyordu karşınıza, onu da açınca daracık bir tuvalet ve duş. ama çok temizdi. durun, adresi, telefonu da yazayım size. geceliğine 80 ytl ödedik. (yolculuğumuz boyunca da en yüksek oda fiyatını buraya ödedik ama safranbolu ve bu özelliklerde bir oda için çok uygun bir fiyat)

zonguldak karaelmas üniversitesi
safranbolu meslek yüksekokulu uygulama konukevi
babasultan mah. nayip sok. no:11 safranbolu
tel: 0370 712 43 957712 41 23

biz birkaç parça eşyamızı odaya bırakıp, yemek için çıktık. çekmeköprü 2(1. ve 3. sü de var)lokantasında pide yedik. beğenmedik.

otele döndük. duş aldık. laptop'ı açıp getirdiğimiz filmlerden birini seçtik. (caligula. yönetmenini unuttum şimdi. roma dönemi, müthiş bir sefahat filan var. filmin başı tam bir cümbüştü ama ben uyuyaklamışım)

defterden devam ediyorum: hava aydınlanıyor. soğuk. yorganın üstünde pike ile uyumuştuk, içine girdik. yorgana bayılırım. uykumuz kaçtı. tournier'in veda yemeği'ne devam ettim. bora koridorda sigara içerek haritayı inceledi.

7.12: kahvaltıyı beklemedik. aşağıda birer çay içip yola çıktık. bize çay ikram eden bekçi dedi ki, bu evlerin çoğunun içi berbat durumda. sahipleri ancak dışını restore ettirebildiler parasızlıktan. merkezde, gördüğümüz kasabada yağıyorlarmış. bu nedenle gece tek tük evin ışığı yanıyormuş. yaşayan yokmuş ki orada.



yolda, vala (adı buydu sanırım, yazmamaışım) köyünde kahvede durup benim poaçalardan yiyip çay içtik. birazdan festival başlayacak dediler ama yolumuzun uzun, dedik.

10.55: cide'ye 10 km var. deniz nefis.


(yazı sıkıcı oldu ama elimden bir şey gelmez; üstümde bir durgunluk, bir sakinlik var. hem henüz insanı çılgına çeviren karadeniz'e gelmiş sayılmayız. tüm coşkumu ve abartma kredimi oralarda kullanmak istiyorum:)

13 yorum:

pelin dedi ki...

yazı sıkıcı olmamis Peri, sakin sakin ilerliyor:) bu duzce ile ilgili anlatilanlar guncel bilgiler mi, yoksa eskilerden mi bahsediyorlar?

endiseliperi dedi ki...

teşekkür ederim pelin:) düzce bilgilerinin çok eski olduğunu sanmıyorum, ekşi sözlükten almış bilgileri bora. ama işte tesadüf müdür bilinmez bir sürü mafyozi adamın nereli olduğuna baktığında, karşına şipşirin, güzel şehrimiz düzce çıkar:)

sevgiler.

Köşenin Delisi dedi ki...

Senin deyiminle "insanı çılgına çeviren Karadeniz"i anlatmanı dört gözle bekliyorum peri. Geçen yaz beş günlüğüne Trabzon'a gittiğimizde Karadeniz'e aşık olmuş, kalbimin bir parçasını Hıdırnebi yaylasında bırakmış ve Barış'a ciddi ciddi, olmayacağını bilsem de, "her şeyi bırakıp buraya yerleşsek olmaz mı" demiştim :) Dedim ya, çok büyük merakla bekliyorum anlatacaklarını o yüzden.

miso dedi ki...

Pericim,
Yazı sıkıcı olur mu hiç? Yine arabadaki koltukların arasından başımı öne uzatmış bir sonraki poğaçayı bekliyor gibi hissettim kendimi :)

Yaz sen, yaz noolur.

marruu

asliberry dedi ki...

Peri, en üstteki fotoğraf büyüyor, diğerleri neden büyümüyor? Benim hastalığım fotoğraftır bilirsin.

sad-ece dedi ki...

canım,
didik didik okuyorum:)
iyi ki döndün, sensiz eksikti buralar..
Biz de BOLU ya gideceğiz gibi:))
Kimle olduğunu asla tahmin edemezsin:))

Belki birgün yüzyüze anlatacağım sana:)

çok çok öpüyorum şimdilik..
seni seviyorum..

elektra dedi ki...

sıkı durun arkadaşlar... heytttt, ben düzceli'yim:) yani aslında geliniyim:P ama, bulaşmış olabilir yani havasından suyundan. ona göre...
şakayı koy kenara elektra, ve

peri peri,
yaz yaz yaz, bekliyorum devamını.

pelin dedi ki...

:) elektra, Peri'ye sorarken de dusunmustum simdi bir duzceli cikar diye.

gülçin dedi ki...

peri, harika gidiyor. bir karadenizli olarak ben de merak ediyorum senin karadeniz notlarını. hadi bakalım :)
sevgiler

endiseliperi dedi ki...

arkadaşlar beni çok mahcup ediyorsunuz, yüzüm kızarıyor valla. tabii ki yazarım. hatta bugün devamını yazarım ben.

elif, bora ile ben nerede bir köy, yerleri eşeleyen bir tavuk, bir ağaç gölgesi görsek, ah burada yaşasak diye iç geçiriyoruz. seni çook iyi anlıyorum.

misooooo,
yazarım. poaça da yaparım sana.

aslı, neden öyle oldu hiç anlamadım gerçekten. teknik işlerden sen anlarsın, farklı olarak ne yaptım hiç hatırlamıyorum. ben yine bir sürü fotoğraf koyarım bugün siteye.

ece, meraktan ölürüm ben. lütfen mail at bana. her şeyi birbir yaz. ya da üşenirsen sadece önemli kısımları yaz ben diğer kısımları tahmin ederim. hadi lütfen, lütfen!:)

hah haaa elektra bulaşmıştır sana da. ben adanalı'yım ve adanalı olan birine, düzce olsun, yakakent filan olsun şipşirin, sakin kasabalarımız gibi görünür:p

gülçin, bir karadenizli'nin tıkış tıkış, yapış yapış şehirlerde nasıl yaşayabildiğini sen bana söyleyebilirsin belki.

sevgiler, öpücükler herkese.

ladybug dedi ki...

Peri Hanım blogunuzu devamlı takip ediyorum fakat sanırım bu ilk yorumum olacak. Biz de sonbaharda o taraflara doğruz bir gezi düşünüyoruz. Safranbolu-Amasra şeklinde. O yüzden tavsiyelerinizi bekliyorum.:))

endiseliperi dedi ki...

sevgili ldybug size özel olarak amasra yazısı yazmalıyım. 2 yıl önce gitmiştik sanırım. amasra hoş bir yer. yazarım.

sevgiler.

ladybug dedi ki...

Teşekkürler, sabırsızlıkla bekliyorum:))