Pazartesi, Nisan 28

hurç! hurç! hurç!

hurç. ne tuhaf bir sözcük; uzak ülkelerin meyvesi gibi ya da diyelim ki, yabani yemiş sirkesinde bekletilmiş zeytinin kekremsi tadının adı olurdu. eğer olabilseydi böyle bir şey. ya da unutulmuş dillerin birinde, bir eylem ya da bir emir gibi. telaşla yapılması gerekir o şeyin. neyse o. hurç! hurç! hurç, dedim! ama hayret, değil. hurç, her ne kadar yabani bir tadı, o, insanın içini burkan bir kokuyu çağrıştırsa da olup olacağı bir torbanın adıdır. yeterince titizseniz naftalin de kokar, ki günü gelip açtığınızda, baygınlık veren o hidrokarbon, cesetleri korumak için kullanılan bir kimyasalı çağrıştırır. anılar, cesetler, zaman... işte, hurcun açılmasıyla birlikte o kaskatı olmuş giysiler, bir tür süblimleşmeye uğrayarak hayaletimsi bir gaz olup bu kavramlarla başımızı döndürürler. hurç, kederle açılır. ortalığa saçılması keder verir.


demeye çalıştığım şey aslında şu; hurç almıştım da kışlıkları içine koyup, yazlıkları dolaba yerleştirecektim. ama olmadı. bahar, kaşlarını aniden korkutucu şekilde çatıp, aman vermez birine dönüştü. ben de iyice suskunlaştım bunun üzerine. çok da üşüyorum.çorba yaptım, etamin işledim. birincisinde bir horoz, bir ağaç, bir de güneş var. ikincisinde kıpkırmızı iki geyikle bir kış ağacı. sonra yağan kar. bunları 50x50 kırmızı pötikare kumaşların ortasına diktim. kumaşların kenarını da diktim yastık şeklinde. evet, dikebildim. ama dikiş makinası ortaya çıktığı an, hızla yayılabilen de bir şey. kumaş parçaları, makaralar, makaslar... hiç yer yok. her şey için kullandığımız sehpa kusmak üzere.


canım öyle sıkkın ki. sanki uyanıp da kendimi yabancı bir yerde bulmuşum gibi. gözlüğümün üzerinden bir karınca geçiyor şimdi. gerçekten. öyle üşüyorum ki.

7 yorum:

Margot dedi ki...

Sevgili Peri,
Son zamanlarda benim de önce elime, koluma,sonra içime bir ağırlık çöktü. Kendimce hevesim kursağımda kalmış gibi bir şeyler hissettim. Sıkıntılı havalardan mıdır, baharın sağ gösterip soldan kışın vurmasından mıdır bilemedim.

Canını çok sıkma e mi, sıkmayalım yani.

dgül dedi ki...

Kulübe hos mu - bos mu geldim bilmem, ama son bir kaç gün, hele hele de bugün, benim agzımdam tanımlanabilecek olsa aynen böyle "hurc" diyerek tarif edilebilirdi herhalde. Umarım + dilerim havalardandır, bir serin rüzgarla da gelip geciverir, ne diyelim...
Benim acımdan en güzeli( cok bencilce oluyor tabii ki yine, ama); nefesini bile hic duymadıgın lakin yüregindekileri kaleme dökebilecek kadar cesur, acık yürekli ve besbelli "tertemiz, güzel yürekli" olduguna emin oldugun insanlarla, taa buralardan bile benzer duyguları paylasabilmek, paylasabilecegini bilmek...Sürpriz ikramiye gibisiniz vallahi...
Sagol be Pericigim ve de sagolasın Margot'cugum...

DIAGONAL dedi ki...

ühühüüü bende dün akşam annemin hurç ları ile uğraştım ... yazdıklarına ek olarak o hınca hınç dolu hurçların dolap üstüne içine indirilip kaldırılması ayrı bir eziyet ...

endiseliperi dedi ki...

teşekkürler.
sıkıcı biri oldum, bu sıkıntı halini sürdürerek. umarım en kısa zamanda neşeli yazılar yazarım.

sevgiler.

miso dedi ki...

Pericim,
Sıkıcı bir kadın oldum demişsin, neşeli yazılar yazmak istediğini söylemişsin. Hay allah, oysa ben en çok senin hüzünlü yazılarını seviyorum. Bööyle ta içime işleyen, acıtan yazılarını. Hatta öyle ki, bazı yazılarında hiç böyle bir niyet olmazken bile ben yine kendime göre baykuşça bir anlam çıkarabiliyorum. Uzun lafın kısası, sen yaz lütfen böyle. Ben de hem sevineyim, hem de hüzünlenebileyim doyasıya :)

marruu

defne'nin annesi dedi ki...

Peri yaklaşık 3 senedir her Nisan'da kışlıkları kaldırıp Haziran'da tekrar geri çıkartmak zorunda kalıyorum. Onun için bu sene inat ettim Haziran'a kadar bekleyeceğim. Mayıs'ta ortalık kavrulsa da sonrasında sanki dondurucu bir soğuk oluyor. Bilgine :)

endiseliperi dedi ki...

miso'cuğum ne tatlısın. tamam o zaman yazarım:)çok teşekkür ederim.

defne'nin annesi, haziran da çok geç değil mi? ben bugün godot'yu beklerken belki hurçları da çıkarırım diye düşünüyordum. hava bugün ne sıcaktı. ben de yaşlılar gibi kat kat giyinmiştim. çok bunaldım. hımm... öyleyse ben biraz daha bekleyeyim. teşekkür ederim.