Pazartesi, Ekim 19

Kesinlikle!

Medyanın büyük bir kısmının dün görmezden geldiği “Kandil’den dönüşte ilk adım” haberi Cumhurbaşkanı Gül tarafından olumlu karşılandı: Bu iyi ve güzel bir haber, öyle değil mi?



* o halde, aşağıdaki şarkı da iyi gider. tümünü dinlemek için play full son here yazan yere tıklayın, lütfen.


Nereden Bileceksiniz - Ahmet Kaya

20 yorum:

Oya Kayacan dedi ki...

Ya bugün, nasıl buldun ortamı sevgili Endişeli? Ben hayli endişelendim.

endiseliperi dedi ki...

dün televizyon izleyemedim oya hanım, bugün tv karşımda açık ve gazeteleri karıştırıyorum. bence endişelenecek bir şey yok. dtp'lilerin gövde gösterisi biraz tatsız olmuş, ama duruma biraz daha sağduyulu yaklaşmak gerekiyor. hepimiz sorumlu davranıp, burada kazanan, kaybeden tarafların değil de barışın kazandığını düşünürsek, tüm niyetimiz barışa yönelik olursa kırgınlıklarımızın, şahsi eğilimlerimizin önüne geçebilir ve bu oluşumu sevinçle karşılayabiliriz. gazetelerde ve şimdi tv de epey yorum var, genel olarak çok olumlu karşılanıyor. gerçekten önemli bir şey bu. geri dönüş yok artık ve kimse eskisi gibi sürüp gitsin istemez sanırım. ben, kürtlerin dağdan inip ülkelerine dönmesine, sonra komşularımızla, ırak'la suriye ile elbette ermenistan ile olan ilişkilerimizin oldukça dostane bir hal almasına çok ama çok seviniyorum.

bora, bu açılıma inanmıyor, şimdi msn'de konuştuk. altyapısız buluyor dağdan inme olayını, yılların sorununun kısa sürede halledileverileceğini düşünen, çok naif bir inancın sonucu olduğunu, ayrıca bütün bu olanların kürt-türk ayrımının altını çizdiğini vs. orada boşaltılan köylerden, insanların köylerini boşaltmak zorunda kalışından, gitmek zorunda kalan herkesin terörist damgası yediğinden... uzun konuşmayı mealen anlatmaya ve özetlemeye çalıştım, anlatamadıysam kusuruma bakmasın. ama geçmişin uygulamalarının pek hayırlı olmadığı ve herkesin, barış içinde ve mutlu yaşaması için sorunları görmezden gelerek değil de konuşarak halletmenin gereği anlaşılmış durumda. sınır kapısında çok şeker askerler, polisler koymuşlar, öyle kibarmış ki güvenlik güçleri, gelenlere, "çocuklarınıza dikkat edin, trafik yoğun, kollarını dışarıya çıkarmasınlar," filan diyorlarmış. çok güldüm, ama ağladım da oya hanım, umarım hep olması gereken bu nezaketi ve şefkati, ayrımsız olarak hepimiz, her zaman hissederiz.

ben iyimserliğim yüzünden ya da olmasını çok istediğim bir şey oluyor diye düşüncesiz bir sevinç içinde olduğumdan bu kadar endişesiz değilim. endişem sadece insanların biz yendik, onlar yendi gibi bir duygusal zaafiyet göstermesi ve kırgınlıkların bu barış sürecinin önüne geçmesi. umarım olmaz.

ülkemizin geleceği için çok ama çok umutluyum.

sevgili oya hanım, size geliyorum ve coşku dolu bir yığın sevgi sözü söylememek için kendimi zor tutup, hiç bir şey demeden geri dönüyorum. kocaman, kocaman kucaklarım sizi.

erhaNBey dedi ki...

bence kürt sorunu ile ilgili olarak geldiğimiz şu nokta, şimdiye kadar bulunduğumuz bütün noktalardan daha iyi bir nokta.

üsluplarda çok ciddi bir kırılma yaşanıyor. bu bile tek başına yeterli.

yaşasın da yaşasın; yaşasın halkların kardeşliği.

Oya Kayacan dedi ki...

Endişeli'ciğim, pek çoğumuzu bu kadar olumlu+ görmek bana tiyatroda iyi oynanan bir oyun izleyip de mutlu olan seyircileri çağrıştırdı. Ben de alkışlardım coşkuyla, iyi oynanmış madem, teröristlerin "Sayın Öcalan"dan aldıkları talimatla barış elçisi olarak vatana iltihaklarını. Anlatabildim değil mi? Dramatik yapısı sağlam bir oyun..., yer tiyatro sahnesi, ben seyirciyim, Sayın Öcalan tırnak içinde.

Bir ikincisi de, hayli tali kalmasına rağmen neden bilmem Rahşan affı geldi aklıma :(

Adsız dedi ki...

Görüntüler, karşılama şovu, zafer kazanmış edası ile verilen beyanatlar, çiğnenen hukuk(siz de hukukçusunuz. Yasanın suç saydığı eylemler siyasi baskı ile mi değişir?Terör örgütüne üye olmak suç değil mi?) benim sevincimi kursağımda bıraktı. Akan kan dursun elbette. Fakat şehit ailelerini ve şehitlerimizi yok sayarak değil. Bu milleti rencide ederek hiç değil...

endiseliperi dedi ki...

arkadaşlar, savaş bitti, bitiyor işte. bu çok iyi bir haber. odaklanmamız gereken de bu. öcalan'ı lider olarak görmeleri ve onun sözüne riayet etmeleri bence sonucu değiştirmiyor.

artık şu kin, nefret, daha çok kan dökülmesine neden olacak anlayışı terketmek lazım. daha fazla şehit vermeyeceğiz, buna sevinmeliyiz, öyle değil mi?

yaşasın, yaşasın!:)

sevgiler hepinize.

Journey to Orient dedi ki...

siyaset ve hukuk, insana göre şekillenmiyor; esneyip, yenilenip kapsama alanına almıyor, birleştirip barıştırmıyorsa milletini ne anlamı var ki?

iyi oluyor, iyi olacak...

bugün nazım'ın şiirlerini okuyanlar yarın kürtçe bir türkü de söyleyebilir değil mi? bugün başkasına sayın diyen, yarın bambaşka birine de sayın diyebilir.

ahmet kaya yaşasaydı, şöyle şarkılarıyla, türküleriyle gülerek karşılasaydı kollarını açıp güzel olurdu :) müziğin, sanatın, edebiyatın daha "saran, sarmalayan,güleryüzlü" hafif yapısına ihtiyaç oluyor çoğu zaman.

kaybı olanların acısının dinmesi çok zor, evet. acısı olmayanların kaybetmemesi için belki, yangına körükle gitmemek en güzeli. en büyük ro de tarafsızlara düşüyor bu yüzden...

iyi olacak, iyi.

Adsız dedi ki...

Sevgili Peri, tek bir doğrunuz var. Sadece sizin doğrunuz. Kin, nefret mi dediniz? Bunu nerden çıkarıyorsunuz? Benim yanımda çalışan elemanım Kürt kökenli. Hakkari ilinde üç yıl görev yaptım. Hala ararlar, ben de ararım oradaki dostları. Herkesin duyarlı olması gerekir diyorum. Neden anlamak istemiyorsunuz? Onlar da bize böyle yaptı ama değil dediğim. Bu anlayışla sonuç alınmaz çok iyi biliyorum. Herkes acılarının üzerini örtmek zorunda . Ben sadece bu süreçte rol alanların duyarlı davranması gerektiğini söylemeye çalışıyorum. O insanlarıda rencide etmemeye özen gösterelim diyorum. DTP'nin bu süreci iyi yönetemediğini söylemeye çalışıyorum. Niye Öcalan posterleri var diye öfkelenmiyorum. (1999 yılında Öcalan yakalandığı sene üzüntüden hastalanıp işe gelemeyen memurlar olmuştu çalıştığım kurumda. Ona farklı anlam ve misyon yükleyen bir çok kürt olduğunun da farkındayım.) Bu açılım bıçak sırtında yürüyor diyorum sadece. Biraz daha özen lütfen...
Görüyorum ki benim ne dediğim değil, sizin nasıl anladınız önemli oluyor. Kusura bakmayın ama çok sabit fikirlisiniz.Anladım sadece sizin doğrunuz doğru, en güzelini siz söylersiniz. Hem siz çok kitapta okuyorsunuz. Eminim benden çok. Öyleyse ne demeliyim ? Yaşasın!... Yaşasın!..

endiseliperi dedi ki...

:)hayır adsız, olur mu hiç öyle şey. niçin bana kızmak istiyorsunuz bu aralar hiç anlamıyorum. elbette DTP'nin kendine çeki düzen vermesi gerek, ki verecektir. elbette bıçak sırtında ilerliyor olanlar. kolay mı, 25 yıl süren bir savaş var ortada ve bir sürü acı, ama yıllar önce olması gerekenler olacak, olmalı. bunun için ne demişim, hepimizin sorumlu davranması gerek demişim. siz ne demişsiniz? duyarlı olalım, kime karşı? şehit ailelerine karşı. elbette doğru, ama bana kalırsa bu duyarlılığı herkese, bu tarihi süreç içinde acı çekmiş herkese göstermek gerek. ben, kimsenin acısını görmezden geliyor değilim. taraflara da, onlar-biz bağlamında bakmıyorum. bakamıyorum. ben sahtekar bir yanyanalık değil, gerçekten kardeşlik istiyorum çünkü. kime kızıyorum? bu savaşın bunca zaman sürmesine neden olanlara sadece. bu yaklaşımın da kimseyi rencide etmediği ortada.

ben, esnek biriyim. gördüğün gibi konuyu herkes açısından, herkes için en doğru, en mutlu eden çözümden yanayım.

kitap meselesine gelince; kitap okuduğum için yazılarımda bir kibir, bir yukarıdan bakış hissettiniz mi? ister kitap okuru olsun, ister olmasın, burada sizin her birinize gereken özeni göstermedim mi? yazılarımda soğuk, burnu havada, bilgi kumkuması bir tarz hissettiniz mi? hiç yok. sizden çok mu kitap okuyorum? bilmiyorum. öyleyse bile, ee, n'olmuş yani!? bunun benim için sizinle aramızdaki ilişkiyi belirleyici bir önemi yok. haksızlık yapıyorsunuz.

bana öyle geliyor ki adsız, bu muhteşem tarihi olayın, bu hükümet zamanında ve öncülüğünde gerçekleşmiş olmasını hazmedemiyor insanlar. sabitfikirli ve önyargılı yaklaşım bence bu. sizin ne düşündüğünüzü bilmiyorum, tanımıyorum ki sizi. adınızı bile bilmiyorum.

:(ayrıca, yorumunuzun sonuna doğru tarzınız saldırganlaşıyor ve nerden bakarsam bakayım, incitmeye yönelik bir üslup içeriyor. bunu haketmiyorum, adsız. ve benim hakkımdaki şahsi fikrinizi bulaştırmadan bir yorumda bulunamamanızı, hayır, az kitap okumanız değil, yeterince olgun olmamanıza veriyorum.

endiseliperi dedi ki...

JtoO,
amaaan JtoO yazdım bir sürü şey de sildim sonra. iyi oldu, iyi olacak, demek durmamız gereken asgari nokta şu an.

sevgiler.

Adsız dedi ki...

Ben iyi olan hiç bir şey görmedim.

Amerika Iraktan çekiliyor,PKKlılar Barzaninin başına bela olmasınlar diye uyuşturucu bağlantılarını kesti. Dolayısıyla aç kalan teröristler dağdan inmek zorunda kaldı.Bunu da bir manevrayla başkanımız istedi geldik havasına soktular..Bunları barış şöleni olarak görmeyi anlamıyorum.

Teröristlerle yapılan şeye de barış ya da anlaşma denmez.Kan dursun elbette ancak bugüne kadar akan kan da anlamsız olmasın,insanlar boşa ölmüş olmasın.Vatan bütünlüğü korunmayacak ama herkes barış içinde olacak diye sevinilebilinir mi? Ben sevinmiyorum.


Gelenler bugüne kadar bir sürü insanı öldürdük,terör yaptık, pişmanız demiyor sanki muhteşem bir şey yapmış gibi gerine gerine dolaşıyor.

Bu ülke üzerinde oynanan oyunlara sadece seyirci kalıyoruz.

Peri,

Ergenekon diye 'var olduğu düşünülen' bir terör örgütüne mensup olduğu 'iddiasıyla' insanlar yıllarca hapis yatıyorken var olduğu bilinen ve bu terör örgütüne mensup olduklarını kabul ederek gelen teröristlerin zafer çığlıklarıyla serbestçe,bir şey olmamış gibi,suçlu değillermiş gibi dolaşmasındaki adaletsizlik sizi rahatsız etmiyor mu?

Savaşmak,kan dökülmesi silah tüccarı olmayan kimsenin hoşuna gitmez,insan olan herkes barışı yeğler ancak barış diye bizi kandırdıklarını aslında esir almaya,bölmeye çalıştıklarını düşünüyorum.

İçim o kadar sıkılıyor ki anlatamam.

öykücü

endiseliperi dedi ki...

öykücü, öyle iki ayrı noktadayız ki, ortak olduğumuz en ufak bir zemin bulup tartışmak mümkün görünmüyor. boşver.

koray,
yorumlarını aldım. ama görüyorsun ya, burasının hali böyle. burası için çok marjinal bir tartışma önerisi var orada. kusuruma bakmazsan, yayınlamamak daha doğru diye düşünüyorum.


sevgiler herkese.

koray dedi ki...

Sevgili Peri,

Burasının hali meselesi değil elbetteki, senin de bu anlamda söylemek istemediğini biliyoruz. Meseleler ve herkesin acısı çok sıcak. Biraz gelişmeleri takip etmek lazım. Biraz akil ve sakin biçimde seyretmek ve anlamak lazım. Bu hepimizin şu anda ihtiyaç duyduğu bir şey;sakinlik...

Bu bir başlangıçtır, eh, herhalde, her başlangıçta yeni bir de anlam vardır.

Böyle bir acıyı ve sorunsalı tarihte herhalde hiç bir ülke yaşamamıştır. Onun için tüm düşüncelerimizde sakin ve hakkaniyetli olmamız gerekiyor.

Sevgiler...

Not: Mim'e cevap vermiş oldum değil mi...

endiseliperi dedi ki...

koray,
gayet sakinim ve hakkaniyet duygum nedeniyle aynen dediğim gibi düşünüyorum zaten. bir savaşın bitme yolunda oluşu neden herkes de bir sevinç yaratmıyor, hiç anlamıyorum. şaşırıyorum. ancak ne olursa olsun, artık daha iyi olacak. dahası;

http://taraf.com.tr/makale/8070.htm

not: mime cevap vermiş olmadın! senin sait faik cevabı vereceğini biliyorum, ama yağma yok.:)

Şeniz dedi ki...

Öykücü;Ergenekon hakkındaki yazına katılıyorum. Bu adaletsizliği anlayamıyorum. Aslında benim anlayamadığım bunca zaman dökülen şehitlerimizin kanları boşuna olması.
Sevgili Endişeli peri,
yazılarını her zaman okudum, sevdim az çok yorum yaptım. Ama bu yazıdan sonra kendimi çok fazla milliyetçi görüyorum ve bu konu hakkında yazdığın yazıya katılmadığımı belirtmek istiyorum. Ortada oynan çok büyük bir gösteri var ve ben ne yazık ki içim, gözüm ki hiç şehit yakınım olmadığı halde yaşlar içinde izliyorum.
Ve bu olayları atşeleyen kişilerin inşallah günün birinde de kendi pimlerini çekmesini yürekten diliyorum.
Son kez diyorum ki BEN TÜRKÜM, VE SAYIN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN NEFERİYİM.

Oya Kayacan dedi ki...

Of Endişeli, şimdi geldim de yorumları okudum. Senin tek sözcüğüne takılıp kaldım. Savaş! Savaşıyor muyduk? Hangi devletle? Göndermek istemezsen bloguna boşver, aramızda kalsın! Terör yandaşı Kürtleri tanımaya Hadep'le başladım Milliyet'teydim. Davet ettiler Hadep'in kurucu üyelerinden olmam için. Yandaş avındaydılar farkındaydım, üstelik yazar yandaş. Gazeteci merakıyla katıldım bir iki toplantılarına. Tabanlarımı yağlayıp kaçtım.
Dağda kalsınlar bırak, hakkımızda daha hayırlıdır... Bunlarla barış marış olmaz. Kürt'ün yeri başka, teröristi başka.
Affet beni ne olur seni yoran, üzen bir tartışma başlattığım için.
Keyifli yemeklerimde buluşmak üzere kocaman bir mırnavvvvv, kedice.

koray dedi ki...

Peri,

ben bu savaş meselesini Panço'yla uzun uzun konuştum; hem senelerdir de konuşuyorum. Ama O, ne olursa olsun bazı şeylerden vazgeçmiyor. Sürekli ve inatla diyor ki; ...

Şunu diyor Panço...


Savaş... anlamlıdır. Barış da anlamlıdır. Ne için savaşıyorsun, ne için barışıyorsun; mesele buradadır.. Gerekirse savaşılır diyor Panço, ve savaşılmalıdır.

"Barışseviciler" diyor çok kızınca, o da öfkeli kendince... ama en çok "böyle olmasın, böyla olmamalı" diyor...

Şunu iletmemi özellikle istedi; "O kadar üzgünüz ki...o kadar olur... böyle olmasın...ve o kadar üzgünüz ki..."

Bir de şey dedi... Dedi ki; Ben Burgazada'da iyilikler ve bir iyilik yaratmaya çalşıyorum ve çok yalnızım. bu kadar insanları sevmek isteren bu kadar ylnız hissetmek çok kötü. Yalnızlıktan yani, dedi, martı yumurtalarını karga kuşlarının altına koyuyorum, nasıl da şaşırıyorlar...dedi.

Ben Panço'yla konuştum. Bana; "Sakin olmamız lazım, aklımız en kıymetli hazinemiz" dedi.

Tarihte hiç bir ülke ve halklar böyle bir sorunsala, böyle bir acı ve gerçekliğe maruz kalmamıştır...dedi.


Bence de öyle...

Bizim vatanımız, bu ülke, böyle hiç olmadı, olmuyor... Deniz Gezmiş'i, Musa Anter'i, Hrant Dink'i...Ve diğerleri...

Böyle...Hiç...
Olmuyor...

Panço çok üzülüyor bazı şeylere..

koray dedi ki...

Bir de Mim yerin, niyetine...

Kitaplar... Sözler...

Bütün bunlar en nihayetinde birer eşyadır. Sözler ve sözlerimiz birer eşyadır, ait olunmayı bekleyen. ait olmak ve ait olunmak da birer ahlak mücadeledir, öznesinei yani kişiye ait olan...

Ben diyorum ki bazan, yahu söz önemlidir, herhangir sylenen yani, bir başlangıçtır...

Panço diyor ki...

Eh, bazan Panço susuyor. Bazan Panço susuyor, çok.

Halbuki Panço'nun nasıl neşeli ve salak olduğunu görmüşlüğümüz var. O kadar salak görünüyor ki bazen neşeliyken. Yani kontrolsuz işte.

Savaş bitecek inşallah, umuyoruz yani... Kardeşlik istiyoruz. Ve buna o kadar açız ki, o kadar açız, o kadar olur. Çünkü bizler, bu taraflarda yaşayanlar yani, kardeşiliği biliyoruz, o güzel duyguyu, bir kere duymuşuz bir yerde işte, bir kere hissetmişiz. Ondan böyle eksik hissetmişliğimiz.

.............


Bir türlü Panço'nun dünyasından yazamadım bunca sze rağmen, mim için...

Mim saklı kalsın, belki başka zaman o zaman. Bunlar da bir mim'in kaygısıyla bir iyiliğe ve anlam ve bir yeniye denk düşsün o zaman.

Türkiye halkları için, yani kardeşlerimiz, yani onlar ve bizler, yani bizlr ve onlar için, yanii Pri, bizler için güzel ve daha iyi günler olsun...

Sana da sevgiler olsun...

(Peki, tamam, mim ayrıca bakidir bacım)

endiseliperi dedi ki...

oya hanım,
sizi ne çok seviyorum! coşku dolu bir sevinç beliriyor içimde size gittiğimde, okuduğumda. böyle bir karakterin olması, sizin gibi bir insanın varlığını öyle çok önemsiyorum ki. farklı düşünüyor olmuşuz falan filan hiç önemli değil. her durumda, her zaman çok, çok insani buluyorum duruşunuzu. size hiç kırılmam ben, sizi üzmeyi hiç, hiç istemem.

kucaklıyorum sizi ve işte bir sürü sevgilerimi yolluyorum.

endiseliperi dedi ki...

koray,
bugünlerde hava çok sisli buralarda, istanbul'da. burgazada da sisler içinde şimdi ve sadece tepesi, silüet halinde görünüyor. ben hastayım iki gündür. soğukalgınlığı. burnum akıyor, öksürüyorum, sabahları boğazımda acılık, başımda müthiş bir ağırlıkla uyanıyorum. jale parla bitmedi ki don kişot'a başlayabileyim. ama zaten bitsin diye uğraşmıyorum. mister no okuyorum. mister no'dan pek hoşlanmıyorum doğrusu. çok sığ bir amerikalı. ama böyle tembellikler için okunmamış olarak sadece mister no'lar kalmış. hem bir yandan seviyorum, brezilya ormanlarını, ucuz, kavgalı döğüşlü barlarını, saf ve dürüst mister no'nun oyuna getirilişini ve parasını alamayışını, ama hep haklıdan yana olan mister no'nun bir sürü kavgadan gürültüden sonra içki parasını çıkarışını ve yine de keyifli kalışını... eski asker mister no ve şiddetten, şiddet dolu anılarından kaçıp buraya, brezilya'nın eski kauçuk zengini, yeni izbe ve yoksul şehrine kapağı atmış. ama burada da yakasını bırakmıyor şiddet. bütün bunlara karşı hayata, içkiyle ve olanları saftirik bir neşeyle savuşturma becerisi ile tutunabiliyor.

böyle işte. ne çok hayat çeşidi var, değil mi? bizimki de onlardan biri işte. insan, bulunduğu zamanda, coğrafyada doğru bildiği bir tavrı almak, doğru olduğunu düşündüğü şeyi savunmak istiyor. yalıtılmış bir hayatın içinde yaşayan benim için bile macerada doğru tarafta olduğunu ifade etmek çok önemli oluyor. oysa sussan ne yazar, konuşsan ne yazar. ama insan tuhaf, susmamak istiyor bazen.

neyse. şimdi soğukalgınlığı ve öksürük şurubu içeceğim birer kaşık. ve muhtemelen bir iş için zorunlu olarak dışarıya çıkacağım. bir de vitamin alsam iyi olur o halde.

panço'ya selamımı ilet. birbirinize iyi bakın.