Perşembe, Aralık 24

aşk

bugünlerde sabahtan geceye kadar kimi dinliyoruz? onu!
çevirip çevirip hem de. bir kaseti var. mutfakta, müzik setine koyuyorum. kuşlar, ben, o şarkı söylüyoruz.





tina sevmez öyle yüksek sesi. yatak odasından çıkıp azarlar gibi miyavlıyor, ben masanın çevresinde dans ederken gelip bacaklarımı ısırıyor, olmadı boynunu kaldırıp kuşlara, "susun!" diyor. aldırmıyoruz ona. tina'nın şu ağırbaşlı, ciddi, konukomşu tartar halleri de yok mu, çok can sıkıcı canım.





evin diğer üyeleri de manyakmışız gibi bakıyorlar bize ya, pek de ses çıkarmıyorlar. anlıyorlar, mevzu derin. aşığız işte. sen şarkı söyle bitanem. başkası var mı şarkı söylemek bu kadar yakışsın bir insana. seni türlü türlü seviyoruz ya, anlatamayız şimdi. aşkın kendisi ne renkli, sözcükleriyse çok yavan. yazık olur.



7 yorum:

sahaf dedi ki...

çok iyi geldi teşekkürler.. :)

kacakkova dedi ki...

sevgili endiseliperi,
mektubuna yanit yazmakta gecikiyorum ya, hic degilse sarkilar, güzel yazilar icin bir tesekkür edeyim, "buradayim" demis olayim istedim yine simdi.....

sevgiler, iyilikler.

endiseliperi dedi ki...

hoşgeldiniz sahaf,
bana da çok iyi geliyor. ama bıkmaktan da korkuyorum. dur, kapatayım artık biraz. siz dinleyebilirsiniz, bana bakmayın:) teşekkür ederim ben de.

sevgiler.

sevgili kacakkova,
şunu diyeyim hemen, mektubu dilerseniz hiç yazmayabilirsiniz de. yani isteksizlikten değil anlıyorum, bazen sözcüklerle ilişkiniz başkalalaşır işte, yazamazsınız. çok ama çok rica ederim, zorlamayın bunun için kendinizi. hem canım, ben size yine yazarım mektup, ne var ki, karşılık da beklemem. ben severim mektup yazmayı, kolay da yazarım. zaten aklımda, gölgesizler bitti dün gece, onun hakkında yazayım istiyordum ben de size. evet evet, uzun sürdü bu sefer. ama o öyle bir kitap, neyse, konuşuruz.

yazılar sıradan, ama incelik yapıp beğendinizi söylemişsiniz yine. övgülerinizi haketmediğimi düşünüp çok utanıyorum gerçekten, kızgınlaşıyorum da sonra kendime. daha özenli olmadığım için. hem bu evin içinde hayvanlarla yaşayıp giden benim tuhaf, kafayı yiyip de hayvanlar dışında kimseyle ilişki geliştirmeyen manyak hanımlara benzeyen bir tarafım da günbegün güçleniyor. şöyle atkılar, eldivenlerle donatıp, evden kovacağım kendimi.

müzikler güzle evet, bir takıntı gibi gelişti bende bu aralar nirvana, niyeyse. çok seviyorum onun sesini. şarkıcılarda poz kesme filan olur ya, onda yok hiç. söylemese yapamazmış. evet, o yapamama, sahneden heyecan duyamama halini de seviyorum onun. hırkasını da ve converse'lerini de. evet evet, gözleri filan da güzel de takıldığım bir şey değil gözleri. bakışlarını seviyorum. neyse, tamam.

özetle sıkmayın canınızı, yazamıyorsannız mektubu, canı cehennem, siz iyi olun.

sevgiler.

miso dedi ki...

Çok güzel bu yahu! Ayıp değil mi ama pericim? Bu kadar güzel olunur mu? (Başka sıfat bulamadım, evet, ısrar ediyorum, çok güzel)

marruu :)

endiseliperi dedi ki...

ayıp ayıp! yaptığım resmen ayıp:) çok güzel bir şey hakikaten. hayranıyız, dinliyoruz, aşığız daha ne.

öpüyorum çok.

Talisman dedi ki...

Ben aynı familyadan (hüzünlü, çok güzel, çok güzel sesliler familyası) Jeff Buckley' e aşığım. Hele de Lilac Wine ' ına. Bir de Hallelujah' a başlamadan bir nefes verir dertli dertli, çoğu kişi farketmiyordur, ben de onunla beraber bir nefes veririm. Canım benim, küçüğüm.

endiseliperi dedi ki...

talisman, bugün sana sabahın köründe yorum bıraktım ve şimdi farkediyorum ki yayınlayamamışım onu. sen diyince dinledim ben jeff buckley'i, o iç çekiş sesini, o yorgunluğunu bildim ben de ve evet lilac wine ile daha sabah sarhoş olmuştum.

bu adamlar çok güzeller, çoook hassaslar ve sonra .çeviriyouz dünyaya bakıyoruz bu adamların karşısındaki çok kaba bir dünya bu. ve biz seyirciler, elimiz yüreğiimizde hep, küçüğüm, aldırma sen, her şey güzel olacak, sakin, lütfen, diyoruz. ölüyorlar bu adamlar ve kahroluyoruz. bugün neredeyse tüm sabah dinledim. teşekkür ederim.

sevgiler çok ve çok da sarılmak istiyorum sana.