Salı, Mayıs 11

peri kitaplığı

çello çalan kedi ile geç tanıştık. o, bu gecikme nedeniyle ilk yazılarımdan itibaren okumaya başladı siteyi ve kafasındaki peri hala eski günlerin peri'si. zaman zaman mail gönderiyor ve  dayanamayıp yeni bir yazıyı okuduğunu söylüyor.

sitede ben de kendime bir mesafeden bakıyor ve  peri ne yapacak, hayatı nasıl evrilecek, çok merak ediyorum. bazen, keşke peri karakteri daha açık yazabilse, yaşadığı, hissettiği her şeyi paylaşabilse diye aklımdan geçiriyorum. bu sitenin doğası böyleyken bir takım dikkate almak zorunda kaldığım nedenlerle ne yazık ki bunu yapamıyorum. bu gizli kapaklılık, örtülülük için içtenlikle özür dilerim sizden.   

çello çalan kedi öyle özenli ve tatlı ki... mesela, sitede bahsettiğim tüm kitapların listesini çıkarıyor. ona, listeyi bana da gönderirse çok sevineceğimi söylemiştim. bu sabah listenin bir bölümü geldi. keşke okuduğum kitapların hepsinden bahsetseymişim sitede, diye düşündüm. bir kısmı burada yok. okuduğum kitapların bulunduğu kütüphane de yok, bu nedenle eksikleri hatırlayıp, tamamlamam çok zor olacak.

çok, ama çok  teşekkür ederim çello çalan kedi.


peri kitapları bölüm I
(ocak 2008'e kadar)
1- Yıldızın Parladığı Anlar - Stefan Zweig
2- Karanlığın Yüreği - Joseph Conrad
3- Bir albüm dolusu Cinayet - Eugenia Perry
4- Kumkurdu - Asa Lind 
5- Foucault Sarkacı - Umberto Eco 
6- Budala - Dostoyevski 
7- Malina - Ingeborg Bachman 
8- Cuma ya da Pasifik Arafı - Micheil Tournier 
9- İstanbul Gezi Rehberi - Murat Belge 
10- Melekler Zamanı - Iris Murdoch
11- Karamozof Kardeşler - Dostoyevski 
12- Bitik Adam - Thomas Bernhard
13- Ayakizlerinde Adımlar - Julia Cortazar 
14- Corto Maltese - Hugo Pratt 
15- Kitle ve İktidar - Elias Canetti 
16- Mucizevi Varlıklar Kitabı - Borges 
17- Ermiş Antonius ve Şeytan - Flaubert 
18- M. Scudder Polisiyesi Herkes Ölür - Lawrence Block 
19- Hawskmoor - Peter Ackroyd 
20- Seyahat - Adolf Born 
21- Alice Harikalar Diyarında - Lewis Carroll
22- Renkler - Victoria Finlay 
23- Yanardağın Altında - Malcolm Lowry 
24- Kırlangıç ile Tekir Kedi - Jorge Amado 
25- Sırça Anahtar - Dashiel Hammett
26- Buğu Evi - Özen Yula
27- Öbür Dünya Bilgisi - Özen Yula
28- Hayat Bir Kere - Özen Yula 
29- Ölümden beter yazgılar - Kurt Vonnegut 
30- Dorian Gray'in Portresi - Oscar Wilde
31- Anahtarlar ve Kilitler - Michael Tournier
32- Ayyaşlı ve Kiracıları - Memduh Şevket Esendal
33- Veda Yemeği - Michael Tournier
34- Melekler erkek olur  - Hamdi Koç
35- Gündelik hayatımızın Tarihi - Kudret Emiroğlu
36- Pazartesi Öyküleri - A. Daudet
37- Yersiz yurtsuz  - Edward Said
38- Londra Manzaraları - Virginia Woolf
39- Maus - Art Spiegelman
40- Doktor Dee'nin Evi - Peter Ackroyd
41- Ah Bu Rüzgar - Katherine Mansfield 
42- Şeytan Kumaşı - Michel Pastoureau
43- Kedilerin Dili - Spencer Holst 

6 yorum:

çello çalan kedi dedi ki...

bana neler kattığını, nasıl bir enerji verdiğini, kendi yaşamımı güzelleştirmeye çalışırken senden bana doğru tatlı tatlı rüzgarların estiğini, hatta bazen balkona çıkıp esen rüzgarı hissettiğimde peri olsaydı bunu severdi dediğimi, kimi yazarlarla sayende tanıştığımı, kimilerini senin özendirmenle yeniden okumak istediğimi ve buna benzer daha bir çok şeyi anlatmaya çalışsam da başaramam ki.

Elestirel Gunluk dedi ki...

Eee blogunuz yorumlara acilmis efendim. Hayirli olsun :-)

endiseliperi dedi ki...

ah, çello çalan kedi, insan bundan daha fazla ne duymak ister ki. çok, çok teşekkür ederim.

öpüyorum. sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

ooo eleştirel günlük, hoşgeldiniz. teşekkür ederim. evet, hayırlı, uğurlu olsun milletimize.

sevgiler.

yuksekokceden dedi ki...

Şu an bu yorumu bırakırken de, sizin, an itibariyle kitap okuduğunuzu hayâl ediyorum:)

Lütfen rahatsız olmayın. (Hatta bunları yayınlamanıza da gerek yok aslında.)

Geçen haftadan beri Tezer Özlü'ye gömüldüm ben. Sizin de çok sevdiğiniz, biricik Mor Karbasi eşlik ediyor Özlü'nün soluk soluğa konuşmalarına. İleride Mor dinlerken, Özlü'nün cümleleri dönecek zihnimde tekrar, tekrar. Hep öyle olur çünkü.

Ve listeye bakıp, ismini aradım hemen. Bir oturuşta biten 'Çocukluğun Soğuk Geceleri' incecik bir kitap, ama, eminim onu Peri okuduysa/ya da okursa, bir oturuşta bitirmeyecektir, benim okuyup geçtiğim pekçok kodu da yakalayacaktır diye düşündüm hep.

Çırılçıplak bir ruh var ortada. Zaman zaman delirme sınırına gelmiş, dönmüş; normal denilen hayatın hiçbir kuralına, kumpasına bir türlü uyum sağlayamamış, bir âsi adeta!

'Yaşamın Ucuna Yolculuk' var şimdi elimde..
Sonra da Ferid Edgü ile mektuplaşmaları ile devam edeceğim.

Diyeceğim o ki; Peri'den Tezer Özlü hakkında okumak için sabırsızlanıyorum. [Arşivinde varsa ve ben bulamadıysam eğer, yukarıda dediklerim, direkt çöpe lütfen:)]

Yaşamın Ucuna Yolculuk'tan:

[..]yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. evlerinizle. okullarınızla. iş yerlerinizle. özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. ölmek istedim, dirilttiniz. yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. aç kalmayı denedim, serum verdiniz. delirdim, kafama elektrik verdiniz. hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. ben bütün bunların dışındayım. şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.[..] (sayfa. 75-76)

sevgiler

endiseliperi dedi ki...

ece? sen misin?

okuyorum, ama yine de ıstediğim hızla değil. okunacak o kadar çok kitap var ki.

tezer özlü kitaplarını ilk gençlik yıllarımda okudum. sarı, yumuşak saman kağıdından bir bloknot defterim vardı. mavi tükenmez kalemle notlar alıyordum. bana gönderdiğin alıntı da muhtemelen orada vardı. o defteri uzun yıllar tuttum, belki attım belki d ehala çekmecede duruyor.

şu aralar tekrar tezer özlü'ye dönme havasında değilim. ferid edgü ile yazışmalarını alacağım ve onu okuyacağım ama.

evet, mor karbasi fena değil. unutulmuş, kullanılmayan bir dilde şarkı söylemesi beni çok etkiliyor. ama nasıl desem çok bağırıyor. bu tür çığlıkları değil de janis joplin gibi haykırışları daha çok seviyorum sanırım. bazen sesin böylesine mükemmel, böylesine geniş olması şok hoşuma gitmiyor. kusurlu sesleri seviyorum. hem bir kederin, isyan bile içerse pes perdeden olanını seviyorum sanırım. böyle d eolsa mor karbasi'yı sonuna kadar dinleyeceğiz burada. istiyorum çünkü. insanın isteği çoğu kez isteğin kendisi ve o kadar olmuyor. bunu isterken aslında neyi istiyorum, diye insan kendine soruyor vs vs.

hmmm... tezer özlü hüznü bana ilk gençliğimdeki hüznü çağrıştırıyor. o zamanın hüznünde ise nasıl desem, içim içime sığmazdı, bildiklerim karmakarışık dünyayı anlamlandırmaya yetmezdi ama içimde çırpınan, alanı dar gelen bir ruh vardı. sanki uyuşturucu almış birinin rengarenk, kıpır kıpır, her zerresi yaşamsal öz taşıyan çevresine, başka başka açılardan hızla yaklaşıp, gördüğünün içine nüfus etmesi, o olması ve sonra hızla uzaklaşması ve sonra yine başka bir şeye yönelmesi gibi. bu yoğun hassasiyetin karşısındaki o zamanın bilinemeyen dünyasının karmaşasının yarattığı sancı, huzursuzluk ne büyüktür. bu nedenle tezer özlü'yü şimdi okuyamam, buna dayanamam.

bu kadar.