Pazar, Şubat 27

ev dediğin evrendir


içmekan birey için evrenin temsilsidir. bu içmekanda hem uzakta olanlar, hem de geçmişte kalanlar toplanır. bireyin salonu, dünya tiyatrosunda bir locadır.

(...) içmekan, bireyin yalnızca evreni değil, aynı zamanda mahfazasıdır. bir mekanda yaşamak, orada izler bırakmak demektir. bu izler, içmekanda vurgulanır. en sıradan kullanım eşyalarının izlerini yansıtan bir sürü kılıf, örtü, mahfaza ve kutu düşünülür. bu izlerin sürülmesini konu edinen dedektif türü ortaya çıkar. poe, gerek 'mobilyaların felsefesi', gerekse dedektif öyküleriyle, içmekanın  ilk fizyonomisti niteliğini kazanır. ilk dedektif romanlarındaki suçlular centilmenler ya da serseriler değil, burjuva bireylerdir.

pasajlar, w. benjamin, s. 85 ve 87

10 yorum:

Buket dedi ki...

sevgili peri 2 gündür çok hastayım.düngece acildeydik.yarında rapor almayı dşünüyorum,tabi dr a bağlı.birkeresinde 39 derece ateşe rağmen rapor alamamıştım.alıpta evde bol bol yatmayı düşünüyorum.başımın ağrısı bitsin yazılarını da okuyacağım.görüşmek üzere..

endiseliperi dedi ki...

çok geçmiş olsun, buketcim. umarım rapor alır, bol bol dinlenirsin. yazıları boşver.

sevgiler.

ali akay dedi ki...

'kişinin cenneti evidir'
sanırım hafız yusuf cemil beyin sözüdür, kapının hemen önünde ise hayat.

endiseliperi dedi ki...

sevgili ali akay,
sizi gördüğüme çok sevindim. ve ne kadar hoş yazdığınız şey. tekrar etmek istiyorum: 'kişinin cenneti evidir'. kapının hemen önünde ise hayat.

ben hiç bilmiyorum hafız yusuf cemil bey'i. bana bir kaç kitap önerisi yapmanızı çok isterim.

sevgiler.

justine dedi ki...

Şimdi, benim bloğa gelen bir yoruma cevap yazdım ve o yorumdaki alıntıyı buraya hemen yazmam gerektiğini söyledim. Hatta hatta, paylaşmazsam ölürüm dedim:)

"Mekân, binlerce gözeneğinde zamanı tutar.", Bachelard'ın lafıymış. Çok doğru değil mi?
Bu sözün üzerine biraz susmalıyım, ne denir ki yani, adam söylemiş.

p.s.: Ali Akay'ın verdiği alıntı da çok güzel, ben cennetimi seviyorum. Ve hayat, sınırları çizilmiş, daha uyuşuk ve rahat belki ezbere bile olsa, cennet dediğimiz evde de yaşanıyor.

TOLGA dedi ki...

evimin evren gibi olmasını isterdim.
belki bir gün olur :)
teşekkürler..

endiseliperi dedi ki...

güzelmiş, justine'cim. oscar şeysine katılamadım, sana yazdım. sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

merhaba tolga,
hangi evrenden bahsediyorsun, bildiğimiz, ay, yıldızlar olandan mı? bırrrr, dilediğiniz şeye dikkat edin...:) ben istemem, ne işim var karanlık, soğuk, geniş... yerçekiminin şefkati bile yok, sana sarılan.

sevgiler.

ali akay dedi ki...

ev denince benim de aklıma ilk bachelard geldi aslında ama cümleyi toparlayamadım, şimdi hatırladım ama yazmıyorum, evren'li birşey ama biline, wesselam

endiseliperi dedi ki...

:)tamam, ali akay. "ev dediğin evrendir," sözünü, arçil'in babaannesi derdi. yaşlı, hafiz bir hanım. uzun ziyaretlerimizden sıkılır, ders çalışmam lazım biraz, der din kitaplarını alıp odasına giderdi. sizin oralı o da. türk ama, gürcü değil kocası gibi. beni çok severdi allah rahmet eylesin, deli gibi aşıktı kocasına, ah, derdi güya yakınır gibi, ne fena bu gürcüler:) ona aşık olmayan ve çok hovarda olan kocasına kızgındı ama. bana bir defter hediye etti babaanne, içine de arapça yazdı, beni istanbul kabristanına gömün kızım, vasiyetimdir. asla ordu'ya ya da ankara'ya değil. hastalandığında istanbul'a bizim eve geldi yaşamak ve bakılmak için. bizim evde de öldü ve istediği gibi burada gömüldü. bu söz, ondan sık duyduğum bir sözdür, wesselam.:)

sevgiler.