Pazar, Şubat 6

persona


"anladığımı sanmıyor musun? varolmanın umutsuz düşü... varolmak gibi değil; varolmak. her an bilinçli. aynı zamanda kendin için olduğun insanla, diğerleri için olduğunun farklılığı. baş dönmesi hissi ve sonunda yorgunluktan yığılma isteği.


içinin görülmesi, kesilip biçilmek, hatta yok edilmek. her ses bir yalan, her jest sahte, her gülümseme bir tuzak.


intihar mı? hayır. bu çirkin, sen yapmazsın. ama sessiz ve hareketsiz durabilirsin. o zaman en azından yalan söylemezsin. kendi içine kapanıp, ışığı söndürebilirsin. o zaman rol yapman, sahte yüzler göstermen gerekmez.


sence... ama gerçek kan kırmızıdır. saklandığın yerde kalamazsın. hayat her şeyin içine sızar. tepki vermek zorundasın. gerçek olması ya da olmaması kimsenin umrunda değil. bu soru sadece tiyatroda önem taşır. orada bile pek az.

seni anlıyorum... hareketsiz ve sessiz kalmanı...bu iradesizliği fantastik bir sistemle değiştirdiğini biliyorum. seni anlıyorum ve sana imreniyorum.


bence önemi kalmayıncaya kadar bu rolü oynamalısın. artık ilginç olmayana kadar. sonra onu bırakırsın. yavaş yavaş diğer tüm rolleri bıraktığın gibi..."

doktor

5 yorum:

justine dedi ki...

Peri canım,
ben bu filmi izleyeli çok oldu, iki kere aynı sancıyla üstelik. Yine de her şeyi hatırlıyorum, hele bir sahnesi çok net, bütün çıplaklığıyla aklımda. Bibi'nin Liv'e kaynar suyu atacak gibi yaptığı an. Ne çok şaşırmıştım. İnsan olmanın çaresizliği. "Kurduğun iradeyi", darmadağın eden gerçeklik. Çok güzeldi.

Şimdi Bergman efendinin havasını dağıtalım biraz; Liv'in yay burcu biliyor muydun şekerim?!:p

Çok sarıldım ve dua et hasta az gelsin, benim bölümüm ve yağıyor yine.

endiseliperi dedi ki...

gece, sen uyuduktan sonra, içinde maske, ayna, olmak, olamamak, sessizlik, konuşmak, gerçek, ses duyma isteği, bunu bastırmak, yapaylık hissigeçen bir yazı yazdım. yayınlamak üzereyken vazgeçtim. çünkü dilin samimiyetinden çok şüpheliyim. güzel olan, gerçek olanın önüne geçiyor bazen ve hiç farketmiyorsun. sonra maskesizlik... yani maskeyi çıkarınca gerçek bir kimliğinin olmadığını görme tehlikesi. insanların rollerinin azaldığı haftasonu ya da tatillerde gördüğüm acınası halleri. boşanmalar en çok tatil dönüşlerinde gerçekleşiyor. çünkü maske sıyrılınca çoğu kez boşluk, anlamsız bir hiçlik var. yürütülen düzenin seninle bir alakasının olmadığını farketmek... ancak çözümü yok bunun. insanın maskesiz kendiyle uğraşı çok zor, çok ciddi, çok umutsuz bir durum.

hiç kasvetli değilim şu an. güneş var:) tina pencerenin dışında güneşleniyor. evi süpürdüm, sildim. güneş, fıs fıs su sıktığım yeşil yaprakların üstünde parlıyor. şimdi ocağı sileceğim. sonra sayısal loto bana çıkmış mı diye bakacağım. flaubert okuyacağım. akşama yemek var. çok şükür.

öpücükler, sevgiler.

not: yay burcu ise onu sevmem nedensiz değilmiş demek ki:P

dua ediyorum... amin.

endiseliperi dedi ki...

justine, allahaşkına şu özel yorumları mail adresime yazsana ya. çok korkuyorum kazara yayınla butonuna basacağım, diye. öncekini yayınlamadım ki? yani silmeyeyim de dursun mektup gibi bu yorumlar diyorum, ama kazara yayınladıysam?... bak bu gönderdiğini derhal sildim. derhal!
öpüyorum.

Buket dedi ki...

YORUM YOK :((
Düngece yazmışın ama çıkmıştım.Evet daha filmler yok,İstanbulda yaşamamamdan dolayı.Bursaya gitmiştik,biraz aradım ama bulamadım.Ama yakında Kadıköye geleceğim.Bir arkadaşım bana yardımcı olacak,bakalım neler bulacağım,şimdiden heyecanlıyım.
Merak ediyorum , insanların bu kadar çıplak ve gerçek hallerini görüyorken akılsağlığın nasıl yerinde.Yalnızca endişelimisin,umutsuz ve mutsuz değilmisin?nasıl başediyorsun ?

endiseliperi dedi ki...

hmmm... insan gücü ölçüsünde sınanır, buket.

kadıköy yolculuğunuz iyi geçer umarım.

sevgiler.