Cumartesi, Şubat 26

tasarruf


arçil savruk bir çocuk. bir anlayış geliştirmeye çalışıyorum. o sanıyor ki musluğu sonuna kadar açması ve suyun boşa gitmesi ya da kullanmadığı yerlerin ışığını açık bırakması karşısındaki uyarım, parayla ilgili. parayla ilgisi yok, diyorum her seferinde, bu bir anlayış meselesi.

sofrada kalmış ekmek kırıntılarını, bayatlamış ekmekleri ayrı bir poşette saklıyorum. onları küçük küçük kesip, artık kullanmadığım, ağır bir teflon tavaya doldurup,kuşlar için terasa bırakıyorum. yağmurdan ıslanmış, soğuktan donmuş kuşlar nerde yiyecek bulacaklarını biliyorlar artık. tek bir kırıntı bırakmadan yiyorlar. evdeki bayat ekmekleri değerlendirmek için "iyi" bir yol. ama talep arttı ve açlıkları, evde ekmeğin bayatlamasını bekleyemeyeck kadar acil. bakkaldan bayat ekmek alıyorum onlar için. ben ekmeklerini hazırlarken, kaçamak bakış atıp sabırsızlanıyorlar:) martın ortasına kadar havalar çok soğuk olacak. ekmek kırıntılarınızı ayırıp, kuşlar için balkona, pencerelerinize bırakın, lütfen.



gabor szabo, macar müzisyen. macar yerel çalgılarını da caza katmış. santana'nın sevdiğimiz black magic woman şarkısı da onun bestesi.

15 yorum:

miso dedi ki...

Ben de yapıyorum aynı şeyi pericim, ama istiyorum ki tavuk kılıklı güvercinler değil de diğer minik kuşlar yesin. Gerçek kuş onlar bence :))

marruu

endiseliperi dedi ki...

çok sağol, miso'cuğum. serçeler baharda, yazın ve ılık kış günlerinde geliyorlar terasa, ama kışın değil. neden, bilmiyorum. çok yüksek burası da ondan mı? güvercinler, kumrular ve bazen kargalar, yağmurda ıslanmış tüyleri, üşür gibi titremeleri, boyunlarını içeriye çekmeleri... öyle içim acıyor ki, korkmayıp gelseler, salona alacağım onları. koli bulup, terasa koyayım diyorum ama, rüzgarda uçar, bilemiyorum ne yapsam. içim hiç rahat değil.


sevgiler.

justine dedi ki...

Hey,
müziği burada dinleyemedim. Evde dinlerim artık. Çok geçmiş olsun canım, ikinize de. Senin hastalık başlamamış, umarım başlamaz ama hasta bakanın işi daha zordur, iyi bilirim.
Nöbeti neredeyse yarıladım ben. Evet, iyimserim:)

Bütün kuşlar sevimlidir bana göre. Kuş işte, ne olacak ki, ne kadar kötü olabilir?:p Güvercinin ayrı bir yeri vardır ayrıca, uçan fare derler ya, adı çıkmış işte dokuza. Süskind'in Güvercin isimli uzun öyküsü hakkında yazmıştım bloğa bir zamanlar, aklıma o geliyor devamlı.

Bir kırlangıç gevezelik yaptı, büyük ailesini korudu, şimdi herkes işine dönebilir:p

Sevgiler çok.

endiseliperi dedi ki...

teşekkürler justine,
şimdi daha iyiyiz. mutfaktayım ve börek yapıyorum. çorba oldu:)

sana kolay gelsin çok. öpüyorum, sevgiler.

şenay izne ayrıldı dedi ki...

benim de güvercinim vardı. yumurtalı filandı, balkonda.
"bekleyemeyeck" yazılmış?

endiseliperi dedi ki...

biliyorum şenya'cığım, hiç unutur muyum? iki kez post girdin o güvercinin için. hepsi aklımda. hata dedektifim benim, burda sana çok iş düşer, ama sakın ihmal etme işini. ciddiyim:)

öpüyorum, sevgiler.

UYKUSUZ// UYURGEZER dedi ki...

Peri'cim, ben de penceremin dış pervazına koyuyorum bayatlamış ekmekleri..Sonra pencerede bir şenlik, bir bereket..Hatta bir tanesi- pencerenin hemen yanında uydu anten var - onun arkasına tünüyor, yağmur, rüzgar yanaşamıyor yanına..geceleri -yattığım yerden de görüyorum onu- iyi geceler diliyoruz birbirimize..
U(YKSZ)

endiseliperi dedi ki...

:)evet uykusuz, izlemesi çok zevkli gerçekten de. teşekkür etmek bana düşmez ama, teşekkür ederim dikkatiniz ve özeniniz için.

sevgiler çok.

Atze dedi ki...

Peri :)

Belki sizinle böyle duygulardan tanışıyoruz. Imm, kuşlar içi boş, devrilmiş saksılarda kışı geçirebiliyorlar. Balkonunuza yuva asmak problemse, daha pratik, sonradan kaldırılabilir küçük kaplar koyabilirsiniz. Ağzı yere paralel olan kuytuları seviyorlar, sizi de tanıyorlar.

Sevgiyle.

endiseliperi dedi ki...

atzecim,
nasılsın? plastik kova olacaktı kocaman, onu koyayım ben. bir de içine tuğla koyarım rüzgarda savrulmasın diye. iyi fikir, çok teşekkürler. sevgiler.

Atze dedi ki...

Siz nasılsınız? Ben bilmiyorum çünkü, bir garibim, ya o yana düşeceğim ya bu, bıçak sırtı. Hormonal mi diye anlamaya çalışıyorum, yoksa hangi gezegen yaklaşmış/uzaklaşmış ona mı bakmak lazım, dikenleri açmadan. :)

Plastik kova fikri sizin, hani yemek vermek için bir leğen düşünmüştünüz. Yine ortasına uçmasın diye ağırlık koyacağınız. Kullanılmayan tava daha iyi çözüm.

Küller ve Kar belgeseli için yazacaktım yıllarca sürüyor çekimleri, belgeseldeki kadar az değil var olan görüntüler diyecektim. Sessizliğin halleri için de, parmaklarıma sökün etti düşünceler, yazıp yazıp sildim, olması gerektiği gibi. Sonra Justine'le saçlarınızı istediğiniz gibi yapmanız için sizi yüreklendirmeye çalışacaktım. Beni kötü bir anda yakaladı hepsi. Yani Endiseliperi, nasıl anlatayım, yanıma hiçbir şey almadan vurup kapıyı çıkabilirdim, eh şu aile bağları meselesi, sorumluluklar, aramak gerek'ler, iş güç. Birşeylere "merhaba" demenin tehlikesini bile bile... nasıl olduğumu hiç sormamalıydınız. :)

İyi bir haberim var, kötü de olabilir di mi? Karıncaları görüyorum. Kışın bittiğini haber mi veriyorlar, yoksa inanmayalım ceketlerimize, kuşlar bu yalanı her bahar söylerler mi? Martın kapıdan baktırıp sonra ne yaptığını da... Amaan ha öyle ha böyle, hep gelmiştir bahar, karıncalar da rap rap onay veriyorlar.

Sevgiyle.

endiseliperi dedi ki...

bence senle birlikte herkes benzer durumda, sevgili atze. o halde gezegenlerin etkisi diyeceğiz:) biliyorum, o belgesel hakkında azıcık okudum. nasıl diyeceğimi bilemiyorum, o görüntülerin o kadar güzle olması birazcık rahatsız etti beni. çok ham, montajsız görüntüler deniyor ya, inanamıyorum. öyle hazırlanılmış, steril görüntüler ki. insanın orada, gözlerini kapatarak, ses çıkarmadan ve hiç gülmeden ya da kaş çatmadan duruş hali ile diğer canlılarla eşitlenmesi fena değildi.

saçımı değiştirmeyeceğim bu arada:)

karıncalar bizim evde bir zamandır var. evet, bahar geliyor, sanki ilk kez gelecekmiş gibi heyecanlıyım ben yine. kış, bu evin soğuğu beni çok yoruyor, atze. bana, herkeskesten biraz daha çok geliyor bahar bu nedenle.

sevgiler.

Adsız dedi ki...

Teflon tava cizilirse, yani uzerini kaplayan madde yemege gecerse zehirli diye biliyorum. Bu yuzden cizilmis teflonlari kullanmamak gerekli. Kuslar da gagalariyla yemek yerken aslinda teflondan da parcalar yiyor olabilirler.
Biraz daha vaktim oldugunda gelip yine uzun uzun okuyup, uzun uzun yorumlar yapicam eskisi gibi:)
tavsan

endiseliperi dedi ki...

tavşan, işte o nedenle ben kullanmıyorum artık teflon tencere. çizik değil benim tava ama gagalarıyla çizerler tabii. ama ağır olması lazım, çünkü uçuyor rüzgarda daha hafif tabaklar, plastikler. bulduğum en iyi yöndem bu şimdilik. neden gelmiyorsun, diye merak ediyordum ben de. sesini duyduğuma sevindim. iyisin de umarım.

sevgiler.

tavsan dedi ki...

iyiyim, sagol:) daha sIk gelicem yakinda, valla:)