Pazar, Mart 6

...


annemiz allah ile konuşurdu, bizimle değil. çocuğuyla ilişkisini doğrudan, yüz yüze kurmazdı. çocukken ona ulaşmaya çalışır, bastırılmış bir öfkeyle ihtiyacımı ima ederdim. basit; göz göze gelmek ve onun bana ait özel bir kanaati, fikri varmış gibi iletişim kurmak. annemin bu şikayetime karşılığı kesin olurdu: "seni nasıl düşünmem! her namazdan sonra allah'a senin için dua ediyorum." günde beş kez, şunla bunla değil de bizzat allah'la hakkımda konuştuğu için şikayet edeceğime şükran duymam gerektiği açıktı buna göre.

annemle aramda hep allah vardı. o, benimle ilgili fikir, karar ve dileklerini onunla tartışıyor görünüyordu. derslerimde çok mu başarılıydım, allah'a teşekkür ediyordu, hasta mı oldum, allah'a iyileşmem talebinde bulunuyordu. başıma ne geldiyse annem allah'la içtima etmiş de artık ne takdir edildiyse, ben onu yaşıyor gibiydim.

annemle aramızdaki allah'ı bypass edip anneme ulaşmam olanaksız bir çabaydı. annem, bu yüce varlıkla perdelendiği için bana hem kutsal hem esrarlı hem de biraz korkutucu gelirdi. bu üçlü ilişkiden sıkılıp öfkelendiğimde, sanki büyülü bir el, gizemli bir şekilde zihnime ulaşır, şefkatiyle beni sarar, yatıştırır, huzur bulurdum. öfkem çabucak söner, manasızlaşırdı. annemi hiç şüphe duymadan, güvenle sevmeye devam ederdim.

annemin dua formatının genel, sözcüklerinin kişisellikten uzak olduğunu bildiğimden karakterimin annemin ve tanrı'nın gözünde özelliksiz, kamusal olduğunu düşünürdüm. oysa onların sandığı ben büyüdükçe farklılaşmış, derinleşmiştim. annemle aramızda gitgide daha büyük bir uçurum açılıyordu demekti bu. öyle de oldu.

bu zamana kadar türlü ruhsal çalkantılarla bu ilişki biçimini değiştirmeye çalıştım. ya allah'ı reddettim ya annemi ya da ikisini birden. sonra dönüp dolaşıp dizlerine kapanıp af dileyen ben oldum. şimdi uzlaştım bu üçlü, tuhaf ilişkiyle ve ilişki içindeki yerimle. belleği karanlıklara gömülen anneme ancak allah'ın kanalıyla ulaşabileceğimi biliyorum. dua ediyorum.

5 yorum:

justine dedi ki...

Sakin okumaya çalıştım, olmadı. Sonuna doğru yine çözüldüm, kalbim sızladı. Birisi anlattığında, anlatılan "şey" hakkında konuşmak zor geliyor. O zaman kendisini anlatmaya başlıyor insan. Bu, bencillik ya da kendine dönüklük sanılmasın, ben bazen öyle düşünürüm. "A, beni dinlemedi bile, kendini anlatıyor, işe bak!" filan derim:) Değil aslında, konuşmak zor sadece. O zamanın ruhu hakkında ve yaşayanların karşısında konuşmak üstelik, ne anlamsız bir çaba. Nafile.
Seni anlıyorum Peri, o teslis durumunu biliyorum:) Gizemli eli de tanıyorum; davetsiz ve teklifsiz misafirdir o. Korkutur ama yatıştırır. Çocukluk 'ayna'sıdır, güzel uykulu.

(Bu film, benim için çok önemli. Ayna'yı defalarca seyrettim, çok eskiden. Sonra uzun bir süre dokunamadım yine. Ayna -bana göre- en güzel Tarkovski filmi. Bir de baharı bekliyorsun ya bir resimle, köşende; işte orada düşüyordu kadın (anne) hatırlıyor musun? Çok tatlıydı.)

endiseliperi dedi ki...

justine,
anladığını biliyorum. "eski" annelerin çoğunluğuyla bu türden ilişkilerin kurulduğunu da biliyorum. arçil'le benim ilişkim ne farklı. arçil okuyunca bu yazıyı çok şaşırdı, onun pek ilişkisi olmadı anneannesi ile. aslında benim tarihim hakkında çok şey bilmez, birlikteyken beni nasıl tanıdıysa, o kadar. "annenle ilişkinin böyle olduğunu bilmiyordum," dedi. tuhaf bir acımayla baktı bana:)

sevgili justine, "seni kendimden biliyorum," şeklinde bir konuşma tarzı çok sıcak bir yöntemdir, ben severim. öyle şeylere takılmam.

tarkovski filmlerini izleyeceğim yeniden.

sevgiler, öpücükler.

justine dedi ki...

Canım Peri, aklımda bir şey vardı sana anlatacağım. Unuttum, kaynadı gitti. Şimdi hemen yazayım da, aklımda kalacağına sende kalsın:)

Ananem çok dua ederdi, annen gibi. İçinden mırıldanıp dururdu, fısır fısır. Bir gün yan yana oturuyoruz, bu bana bakarak dua ediyor yine, hafif hafif üflüyor yüzüme tabii. Birden ona döndüm ve; "anane ne ediyorsun, nasıl şeyler diliyorsun böyle, bana da söylesene bir! hayır, hayatımda düzelen bir şey yok, her şey kötü gidiyor. yüksek sesle et şu dualarını, yanlış varsa düzeltelim, di mi ama? bence bir yerde kesin yanlış yapıyorsun!" dedim. İşte böyle Periciğim, kadın gülmeye başladı, bir yandan da "günaha girme kız", diyordu.
Allah rahmet eylesin, tatlı kadındı, onunla bütün çocukluğum geçti benim. Charlotte Rampling'e çoook benzerdi bir de:p

Böyle.

(Canım bu akşam sana yazamadım. Bir tuhaflık var. Sonra konuşacağım seninle.)

endiseliperi dedi ki...

:)tamam.

Erdal dedi ki...

insan yalnız annesini sever
ve tanrıya inanır yalnız