Cuma, Mart 25

ne güzel!



yunan müzikleri eşliğinde yemeğimi yedim. yukardaki en çok hoşuma giden şarkı.

bugün dışardaydım ve insanlar çok güzeldi. sanki benim aralarına karışmaktaki müşkül halimi sezmiş gibi kibar ve sevecendiler. hani din karmaşası içinde bulunursun da matta'nin incili ile luka'nın incili arasındaki çelişkileri öfkeyle yüzüne vurursun misyonerin; "müjdeci melek, yusuf'a mı, yoksa meryem'e mi göründü! isa'ya haça gerildiğinde safrayla karışık sirke mi verildi, yoksa mersin özüyle karışık şarap mı!" diye haykırırsın şüpheyle. misyoner gülümser, alttan alır, "bunların önemi yok, içindeki inanç önemli," filan der. kuşkun kaybolmaz, ama işte onun anlayışlı hali nedeniyle külyutmaz acar halinden utanırsın. işte aynen böyleydi halim. kabalığa, vahşete, çirkinliğe hazır bir ruhla çıkmıştım dışarıya da, otobüs sırasında bana kibarca yer gösterdiler... banka memuru, beni hatırlayıp, sıra numarasına gerek yok işinizi hemen halledeceğim, dedi de halledemeyince de özür dileyip telefon numaramı aldı; işi çözüp beni aramaya söz verdi... kahvemi aldığım tchibo, bir sonraki alışverişim için bana indirim kuponu verdi, sanki ben çok tatlı bir insanmışım gibi gülümseyerek... iş bankası kitapçısı ben istemeden aldığım kitaplar için indirim yaptı... elimde paketler oturduğum self servis pastanedeki garson, yorgunluğumu farkedip servisi kendi yaptı... balıklarımı ondan aldığım balıkçı, beni ve her zaman çupra aldığımı hatırlayarak bir nükte ile "çupralarım pek güzel," diye laf attı, "bu balıklar iyice temizlensin," diye balık leğenini temizleyiciye ihtarla uzattı... şarap dükkanı sahibi, "buruk olmayan tatlı, sofra şarabı istiyorum," diyince ben, arka raftan güzel şişede şirince şarabı çıkarttı... insanlar ne iyi, insanlar ne sevecen... yaşamak ne güzel!

işte hepsini iş bankası yayınları'ndan aldığım kitaplar:
anton çehov-köpeğiyle dolaşan kadın (otuz yedi seçme öykü)
anton çehov-büyük oyunlar (ivanov, orman cini, vanya dayı, martı, üçkızkardeş, vişne bahçesi)
henry james-kısa romanlar uzun öyküler
henry james- güvercinin kanatları

bu durumda flaubert sonrasında kafka mı, yoksa tuhaf bir tarz değişikliği yapıp kurt vonnegut mu okusam, diye düşünürken, kendiliğinden yolum belli oldu. conrad'ın çağdaşı ve arkadaşı ve aynı zamanda conrad gibi flaubert'ten etkilenmiş henry james okuyacağım. insanın önünde yol böyle rastlantıyla, sanki mucizeyle açılıp ne okuması gerektiği belli olunca tuhaf şekilde tüm hayat için doğru şeyler yaptığına inanıyor insan, seviniyor.

4 yorum:

erhan b. dedi ki...

bu gün peri'mizin baharının ilk günüydü.

(meteorolojiye bu kadar derin bir imanla bağlı çok az insan vardır:)

istanbul, çok teşekkür ederiz. bu gün pek hoş karşılamışsınız peri'yi.

Buket dedi ki...

bahar böyle işte ,herkesi nasıl da etkiliyor.aldığın kitapları paylaşma ne iyi.henry james'e başlamanda güzel.artık senin yorumlarını bekleriz..

endiseliperi dedi ki...

evet! güzel bir kutlama oldu, erhan bey. ne ince, ne şekersiniz. canım justine'nin üzüntüsü dışında her şey çok güzeldi.

artık sanırım bahar geldi diyebiliriz. istanbul baharda nasıl insaflı, nasıl tatlı. insan baharda tanıdığı istanbul'dan hiç kopamaz. ama kışın göz göze bile gelmedik istanbul'la. böyle devam etsin, gelecek kasım sonuna kadar, lütfen.

teşekkür ederim, çok. iyi geceler.

endiseliperi dedi ki...

sevgili buket, evet her şey "iyi":) bahar iyi, insanlar iyi, kitaplar iyi, çayla bir halley yiyeceğim şimdi, şahane!:) okuyayım, yazarım tabii.

sevgiler, ufaklığa öpücükler.