Çarşamba, Ağustos 30


Böyle daha iyi

Günlük için kayıt da tutuyor olmak adına, evet Adana’ya otomobille gittik. Pazar günü taşınmayı bekliyorduk ama bir yanlış anlaşılma olmuş, cumartesi, gittiğimiz gün geldi taşıyıcılar. Evet, parçaladılar, söktüler eşyaları ve çöktü ev, öyle bir ev yok artık. Bir kaç gün sonra kalan öteberiyi almaya gittiğimizde başkaları taşınmıştı ve ev de gayet güzel kendini açmıştı. Beni görünce mahcup oldu. Her yıl ev değiştiren biri olarak olgun davrandıysam da gözlerimi kaçırdım, kimseye de elveda demedim, surat astım, kaba oldum.

Evet, döndük İstanbul’a. Yavaşça burayı düzenliyorum. Bu evi kendimin de yapıyorum, her yerine dokunuyorum, köşe bucak biliyorum ve bazı gizlenmiş şeyleri açığa çıkarıyorum.

Ingeborg Bachmann’nın Malinası’nı okuyorum. Bir aşk romanı ve okumaktan çok hoşlanıyorum. Bir de Arthur Miller’in çok ama çok kasvetli Death of Salesman oyunu var. Az az okuyorum ki canım çok sıkılmasın. Bachmann, “her kadın ve erkek aşık olabilir mi?” sorusuna, "Hayır” yanıtını vermiş, “olamaz, çünkü aşk bir sanat yapıtıdır.” Öyle olmalı ama ne zor hayatın göbeğinde aşkı bir sanat eserine çevirmek! İnsan, örneğin, benim gibi sinirli ve alıngan olmamalı, hemen kızıp köpürmemeli ve ağlamaya başlamamalı bir anda. Daha bir dolu şeyi eksiltmek gerek yaşamdan, alan açmak, boşluk bırakmak, nefes almak... aşkı düşünmek için.

Yapmam gereken sokak işini yapmayıp evdeki işlerime devam edeceğim. İnsana sabırsızlık duygusu verdirecek kadar yavaş çalışıyorum. Dağınıklığı toplamaya yarayacak bazı şeyleri almak için yine sokağa çıkmam gerek ama bugün hiç çıkamam, canım hiç istemiyor. Hem çok sıcak, değil mi?

18 yorum:

kalemzede dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Ece dedi ki...

Peri ciğim,
her kadın yada erkek aşık olabilir mi,olamaz, çünkü aşk bir sanat yapıtıdır.” Öyle olmalı ama ne zor hayatın göbeğinde aşkı bir sanat eserine çevirmek!


Buraya takıldım..
Kendimi ölçtüm, biçtim..
Çevremdekilerle kıyasladım..
Aşk zannedilen yada aşk olarak adlandırılan ne çok sakız çiğner oldular ağızlarında..Tükürüp hemen ardından yenisini ağızlarına öyle kolay atıyorlar ki..
Bitince yası bile tutulmayan her yaşanmışlığın adına aşk der oldular..
Ya ben çok abartıyorum, yüceltiyorum , yada aşk bu kadar yüceltilmeyi, haketmiyor kimbilir, belki de onlar haklılardır..

sevgilerimle

Adsız dedi ki...

merhaba,

hoşgeldiniz diyorum. Sizin izniniz, haberiniz olmadan araladım kapınız... Biraz rahatsız etti beni, habersiz yazdıklarınıza, yaşadıklarınıza kulak kabartmak... Eğer izniniz olursa devam edeceğim..
Sevgiyle kalın,
Y

yasemin dedi ki...

iki kitabı da çok severim.

ASLI dedi ki...

"Aşk bir zaman yapıtıdır."

Tamamıyla katılıyorum.

endiseliperi dedi ki...

kalemzede, nihayet! teşekkürler, death of salesman! neden bu kadar geç kaldınız? kendinizi ne kadar beklettiniz, bilemezsiniz. kitaplar konusundaki hiçbir katkınız beni huzursuz etmez, aksine çok, çok sevinirim.

değerli önerilerinizi dikkate alacağım.

sizin adana'yı, layıkıyla (adana'nın tüm mississipi ve faulkner çağrışımlarıyla )bildiğinizi yazılarınızdan anlamıştım.

demek george, bir tür biff, ha? hiç öyle düşünmemiştim.

lütfen katkılarınızı ukalalık ve müdahale olarak nitelendirmeyin. ayrıca ben hak eden ukalalıkları ve yerinde müdahaleleri hiç yanlış anlamam.

siz de hoşgeldiniz, tekrar beklerim.

sevgilerimle

endiseliperi dedi ki...

ece'ciğim hoşgeldin!

aşk hakkında herkes konuştu ve yine de konuşulacak sanırım.
tabi ki önemsiz bir şey değil, aşk... hatta galiba çok önemli... hatta tek...:)))))))))tamam abartmayalım. aşk bence güzelleşme imkanı, iyi insan olma çabasına ön ayak olan bir şey. hep güzel bir şey yapmak, konuşmak, düşünmek ister insan, sanki aşık olduğu insan hep onu izliyormuş gibi.
kalbin, o yokken de hızla çarpar ve damarlarında da kan yerine başka bir şey akmaya başlar. ne bileyim böyle işte.

aşkı beslemek için çaba harcamak gerekiyor sakince. yani işlerin doğası öyle ama iradi olarak da bu doğayı, bu heyecanı koruyabilmek gerekiyor.

bazen de bütün veriler çok olumlu olsa da hiç bir şey hissedemiyorsun, yazık ki.

aşk tabi ki yüce bir şey ece. ben mesela geçen gün çok güzel açmış sardunyaya aşıktım, sonra perde havalandı, güneş içeriye sızdı; güneşe, perdeye, rüzgara aşık oldum. elimdeki fincan iyi mi tasarlanmış, ona da aşık oluyorum.

niçin umutsuzlaşıyorsun böyle anlamıyorum. sen çok özel birisin, ece ama senin kadar özel biri de bir yerler de seni arıyor. bu sistem hiç şaşmadı.

3 vakte kadar diye yazıyorum buraya:))

sevgilerimle.

endiseliperi dedi ki...

anonim Y,
bağırsaklarıma kadar açılmam, sizi sessiz izleyici olmaktan Y olmaya kadar bana yaklaştırdıysa ne mutlu bana! belki biraz daha yakına gelir ve 2. harfi de koparabilirim sizden. böyle böyle, elimde kıymetli isminiz olur. ama "gizli isminizi" elime geçirebilmem için sizin de konuşmanız gerekir.

bu nedenle, sizin istediğiniz kadar yavaş ama benim istediğim kadar da harf dolu olsun ilişkimiz:))
sevgilerimle

endiseliperi dedi ki...

Yasemin hoşgeldin,
son aşk yazını okudum, ne güzeldi:)
bugünlerde herkes aşk konuşmak istiyor, bu iyiye işaret:)

endiseliperi dedi ki...

Aslı,
aşkı hiç zamanla ilintili düşünmemiştim. hatta aşk karşıtlarının "aşk geçici bir şeydir" gibi aşkı küçümseyen ve onu, kısacıklığı ile gereksizleştiren söylemlerine karşı da, tarafını tuttuğum aşkı, zaman kavramından iyice ayrı tutarak düşünmeye ve savunmaya gayret ederim. mantık, güven, akıl sözcükleri beni boğacak gibi olduğunda, kısacık sürdüğü savlanan aşkın kalp çırpıntısı ile avunurum. bana şimdi hiç pişmanlıktan da bahsetmeyin:))

Ece dedi ki...

peri ciğim,
ne güzel yazmışsın, samimi, içten..
sağolasın..

sanırım şu sıralar bitmiş bir aşkın, yasını tutmaktayım, hakediyor olduğuna inanarak..

Yas tutabilmek de erdemdir belki..
en içten sevgilerimle

endiseliperi dedi ki...

http://kalemzede.blogspot.com/2006/07/snrsz-sevmek.html

burda da ilgili bir yazı var, çok hoş.

askTANBUL dedi ki...

ooff ne çok yazı...bu sizmisiniz...orda kitap okuyan...insan neden kitap okurken fotoğraf çektirmek isterki...???off ne çok yazı...ne uzunlarrrr........
okumadım...
sadece baktım...
13 üm hem ...uğursuz sayılırım...
off ne çok yazıı......
nick çok güzel...ama çok yazı...
pırpır bişey....

butterflyvalley dedi ki...

blogunuzu bugün keşfettim. kitaplarla aranızda kurduğunuz bağ hoşuma gitti. daha sık takip etmeye çalışacağım yazdıklarınızı.
selamlarımla.

kavak yelleri dedi ki...

Yeni evinizde mutluluklar dilerim. Ev değiştirmek keyiflidir aslında yepyeni bir düzen demektir bana göre. Değişikliği seven bir yapım olduğundan sanırım uzun süre tek bir yerde aynı eşyalarla ve aynı düzenle yaşayabileceğimi hiç sanmıyorum. Ama yerleşim kısmı zordur tabiii kolay gelsin. Aşk üzerine söylenmiş ve söylenecek çok şey var; ben sadece aşkı kaybetmemeli, sahip çıkmalı diyorum.
Sevgiler...

celerone dedi ki...

Aşk hakkında yazılanlar bana bir türlü aşkı anlatmıyor. Bunu yine hatırladım bugünlerde. Nedense aşk, herkes için başka birşey gibi geliyor bana. Anlatmaya kalkışınca da uçup gidiveriyor büyüsü. Özellikle de aşk şudur, aşk budur deyince. Bu aralar okuduğum en samimi ve en gerçek yazı Yasemin'in yazdığıydı bence. Kendi aşkını anlatmış hem de aşkı anlatmak için anlatmamış çünkü.

Bu arada fotoğraf benim çok hoşuma gitti. Huzurun fotoğrafı olmuş.

Selamlar,

everything_about_me dedi ki...

Merhaba
İzin döneminden önce okumuştum bloğunuzu çok beğenerek.Kitaplar ve aşka bakışınız çok güzel.Bundan sonra sık sık takipçin olacağımdan emin olabilirsin.
Sevgiler

Adsız dedi ki...

Sevgili Endişeli Peri,

Size yazarken amacım gizemli olmak değildi ama farkında olmadan böyle bir hava yarttım sanırım. Yeni bir blogger olarak , acemiliği attığım zaman bloğum konusunda görüşlerinizi isteyeceğim.
Şimdilik tekrar merhaba.
Sevgiler,
Yelda "Y"