Cuma, Ağustos 4

Henüz Adana"ya dönüp eşyalarımı taşımadım. İstanbul"dayım. Bora ile yaşamak bir işgüç, yapılacaklar listesi, okunacak kitaplar rafları, müzikler, çocuklar, yemekler, ayarlamalar, düzenlemeler demektir... günlerin çarkı parıl parıl çılgınca dönmeye başlar, ben küçücük evin içinde oyalanır, günün böyle çabucak bitmesine şaşarım. O demiyor ama gözlemliyorum ki, ben geldiğim zaman o da çok çalışmaya, para pul derdine düşmeye başlıyor. İstemiyorum çok çalışmasını. Yaşamımızı sağlayan parayı ticari çevirilerden kazanıyor, oysa heyecanla başladığı, bir edebiyat çevirisi var. Çevirdiği kadarını okudum, öyle muhteşem ki, ama vakit yok onu yapmaya ve iade edecek sanırım.

Eğer paramız olsaydı, onu, uzaktaki bahçeli bir ev ve Bora"nın keyfince edebi çeviriler yapması için kullanır ve ömrümüzün sonuna kadar mutlu yaşardık. Burası yalan. Biz, iki hayat beceriksizi, iki huysuz aptal olarak şu salak dünyanın tehlikelerine apaçık, mutsuzluğun gölgelerini davet ederdik. Yine de bitmek tükenmek bilmeyen ihtimaller denizimiz var ilişkiye dair. Bu, zenginleştirici bir şey. Ben ki çok sıkılan biriyim ve çok da yabani, tepesi atıp sırtını dönen, gururu yüzünden vazgeçen, kilometrelerce mesafe koyan araya, sonsuza kadar elveda, diyen, bedbaht olup, uykusuz harap geceler geçiren....Ama artık olgunlaşmış saymalıyım kendimi. (Ben olgun biri değilim). Sakin ve huzurlu ve doğama uygun olduğu gibi, neşe çakımları, şaşırmalar, kahkahalar, kelalaka fikirler, abartılı cümleler ile Bora"nın gününe akacağım. Beni bu kadar çok sevmesine rağmen beni bu kadar da çok üzebilmeyi becermesine şaşarak ve ilişkimizin altın çağına daha varmış gibi umutlu ve birlikte yaşlanmayı dileyecek kadar renkli...

İdeefix"ten iki koli kitabımız geldi. Dağılmış kütüphaneyi tekrar elden geçirmek, kitapların tozunu almak gerek. Kitaplar çok keyifli. Kurt Vonnegut"tan tutun da Lovecraft"a, Ursula K. Leguin"den, Padişahlar serisine bir sürü yazlık kitap. Cemil Meriç de var. Bora sürpriz yapıp ekmek makinası almış. Ben hamur yoğurmayı severim ama bu hediyeye çok sevindim. Yanında da Artun Ünsal"ın Nimet Geldi Ekin"e isimli, ekmeğin tarihçesinin anlatıldığı çok güzel bir kitap.
Bora benim geçen yıl geliştirmeye çalıştığım kek pasta yapımına artık bir son vermemi istiyor. Bu yıl balık, salata ve zeytinyağlılar yiyeceğiz.

Bugün, Keith Jarrett, Gary Peacock, Jack Dejohnette"nin "always let me go"albümü eşliğinde ütü yaptım. Her nasılsi Tina"ya pire bulaşmış. Sabah dışarı çıkıp pire ilacı aldım ve her tarafımı feci şekilde tırmalamasına aldırmadan spreyi sıktım.

Iris Murdoch"ın "Melekler Zamanı"kitabını okuyorum. Sisi ve soğuğu öyle güzel anlatmış ki. Orda anlattığı ev, ırmak yolu vs Murdoch"ın, Poe"nun Usherlar"ın çöküşü hikayesinden çok etkilendiğini hissettirdi.

Bu ev küçük, çiçeklerimi getirmek isterdim. Az önce içtiğim kahve"nin hiç anlamadığım falına bakacağım şimdi, biraz okuyacağım, Bora"nın yanımda olmasına şaşarak ve çok sevinerek uyuyacağım.

Bir daha kendimi asla o kadar yalnız bırakmayacağım. İstanbul"a hoşgeldim.

14 yorum:

asliberry dedi ki...

Hoş geldin...

endiseliperi dedi ki...

canım, hoşbulduk!

metin-thePoor dedi ki...

“Çevirdiği kadarını okudum, öyle muhteşem ki, ama vakit yok onu yapmaya ve iade edecek sanırım.”

Bora Bey’e benden selam söyleyip, edebiyat çevirisini yarım bırakmamasını rica ettiğimi de iletir misiniz lütfen?!

“Eğer paramız olsaydı, onu, uzaktaki bahçeli bir ev ve Bora"nın keyfince edebi çeviriler yapması için kullanır ve ömrümüzün sonuna kadar mutlu yaşardık.”

Bu cümlenin öznesini birinci tekil şahsa dönüştürürsek ve “çeviriler” yerine “eserler” kelimesini koyarsak, benim cümlem olurdu!

“Biz, iki hayat beceriksizi, iki huysuz aptal olarak şu salak dünyanın tehlikelerine apaçık, mutsuzluğun gölgelerini davet ederdik.”

Bu cümlenin de öznesini “ben” yapayım.

“Beni bu kadar çok sevmesine rağmen beni bu kadar da çok üzebilmeyi becermesine şaşarak ve ilişkimizin altın çağına daha varmış gibi umutlu ve birlikte yaşlanmayı dileyecek kadar renkli...”

Böyle bi cümlede iki adet “beni”… Çok ayıp, size yakıştıramadım Peri Hanım!

”İdeefix’ten iki koli kitabımız geldi.”

N’allahım! Bana da gelse!

“Yanında da Artun Ünsal’ın Nimet Geldi Ekin"e isimli, ekmeğin tarihçesinin anlatıldığı çok güzel bir kitap.”

Artun Ünsal benim hocamdı. Anayasa Hukuku’nda Fadime’nin maceralarını anlatırdı. Derslerini takip etmek, büyük keyifti doğrusu…

“Bugün, Keith Jarrett, Gary Peacock, Jack Dejohnette"nin "always let me go"albümü eşliğinde ütü yaptım.”

Ütü ha! Şiddetle tiksinir, fekat her defasında yakalanırım kendisine! Ama yanında Keith Jarrett olunca iyi gider, n’evet.

“Her nasılsi Tina"ya pire bulaşmış. Sabah dışarı çıkıp pire ilacı aldım ve her tarafımı feci şekilde tırmalamasına aldırmadan spreyi sıktım.”

Mavi bir solüsyon var. Onu uygulasaydınız yara bere içinde kalmazdınız.

”Az önce içtiğim kahvenin hiç anlamadığım falına bakacağım şimdi”

Ben anlarım! Bakayım!

“İstanbul"a hoşgeldim.”

Bence de…

endiseliperi dedi ki...

Aslı"cığım bugün seni arayacaktım, Moda"ya gidiyor musun bu sabah diye soracaktım ama telefon numaran yok ki bende. Yazar mısın onu bir ara? (bak işte o kadar teklifsiz filan istiyorum numaranı.öyle yakın hissediyorum seni kendime. ben de benimkini yazayım, gönderiyim mail ile.)

metin bey,
aman allahım, ne güzel upuzun bir yorum bu böyle. ben sizi çok iyi tanıdığımı düşünmekle yanılmadığımı, benzer kodlarla düşündüğümüzü biliyordum zaten.

metin-thePoor dedi ki...

Peri Hanım,

Teşekkürünüze bilmukabele. Ama torpil geçmişsiniz, yorumumun hacim olarak yarısından fazlası sizden alıntılar zaten. Bugünlerde yalapşap yorumcuklar fırlatmaktan başka birşey yapamıyorum zaten. Oturup da esaslı şeyler yazmak için ne enerjim var, ne vaktim, ne de keyfim... Çok ama çok uzaklara gitmek de istemiyor değilim zaman zaman, ama nihilizme kaymanın bi alemi yok deyip oturuyorum kıçımın üstüne. Sorumluluklar, sorumluluklar, sorumluluklar... Napolyon'u da tersyüz edeyim, Shakespeare'i de böylelikle bir çırpıda! Okuldaş bi Pınar Hanım uğradı benim yazlığa geçenlerde ve benim ne kadar muzip olduğumun altını çizdi. Muzip miyim bilmiyorum ama kederli olduğumu biliyorum aslında. Bir yazımda bir palyaçodan sözetmiştim, okudunuz muydu bilmem... Yine aynı minval üzre bi yazı yazabilirsem iyi olacak. Bakalım artık... Beni unutmayın! Hatırlanmayı isterim tabii her fani gibi.

metin-thePoor dedi ki...

BİR ÜSTTEKİ MESAJA EKLEME:

"ben sizi çok iyi tanıdığımı düşünmekle yanılmadığımı, benzer kodlarla düşündüğümüzü biliyordum zaten."

Bu sözünüzün beni ne kadar sevindirdiğini anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalabilir.

Ece dedi ki...

Peri ciğim hoşgeldin..
Yazını, canımın çok sıkkın olduğu anımda, dün sabaha karşı okudum...

Bugünlerdeki "Ben"i ve bulunduğum ruh haletini de tanımlayan "hayat beceriksizi" ifadesini, literatürüme(!) ekleyerek ayrıldım..
içten paylaşımın için teşekkürler..
Mutlu kal..

endiseliperi dedi ki...

Ece"ciğim, hayat senin karşında beceriksiz olacak gibi bir duygu var içimde. Hayatı eğip, bükecek, yola getirecek bir güç görüyorum sende. Ben canını çok sıkabilen biri olarak, herkese canınızı sıkmayın öğütü veriyorum. Gereksiz ve hiç bir şeyi çözümlemiyor. canını hiç sıkma ve hak ettiğin gibi hep neşeli ol Ece"ciğim.

boyraz dedi ki...

taşınmanızla ilgili veya her ne olursa, Adana'da sizin için yapabileceğim bir şey olursa söyleyin lütfen..

evrim dedi ki...

yeni sehrinde mutluluklar...

endiseliperi dedi ki...

Boyraz, teşekkür ederim, sanırım gerek olmaz yardıma.

Evrim, İstanbul, yeniden döndüğüm eski şehir. Eski şehir ama hiç bilmem, hiç anlamaya çalışmam İstanbul"u. Ah İstanbul filan diyemem, içlenip, bana ait değil ki, şairane takılamam İstanbul için. Ya da kahredemem aileden biriymişim gibi. Güzelliğine hayran kalır, karmaşasına şaşırır, evimde çorbamı karıştırırım. Ben, şehirlerle bağı güçlü olan biri değilim, uzaylı gibiyim. Geçiciyim, dedikleri gibi misafirliğimin çok farkındayım şu fani dünyada da, sonra nereye gideceğimden emin değilim. Hiç bir şeyden emin değilim. Mutlu olmayı istiyor muyum? Evet, çoook!!!

İçten dileğin için teşekkür ederim.

Binnur/Nehir dedi ki...

hoşgeldin evet...
anlattıklarından kendime de bir mutluluk payı çıkardım.
Bunun nedeni "endişeli" vasfından ve satır aralarında yakaladıklarımdan dolayı seni kendime benzetmem, ve bana benzeyenlerin neye ihtiyacı olduğunu çok iyi bilmem olabilir.

Bir de bir ekmek makinesi mi dedi?
Bir sonraki tarifimi senin için yazacağım. Yani lorlu (ya da havalı adıyla ricottalı :)) ekmek...
Bekleyiniz :)

endiseliperi dedi ki...

Binnur sen de hoşgeldin! Umarım İzmir seyahatin iyi geçmiştir. Evet evet şu ekmek yapma işine girişeceğim; sana çok ihtiyacım olacak. Tarifini bekliyorum. sevgilerimle.

Butterfly dedi ki...

öyle tatlı anlatıyorsdun, uykumun kaçtığı bu saatlerde iyi bir seçim yapmışım senin sayfalarında dolaşmakla.