Salı, Eylül 5

işte karşınızda, çılgın kedi Tina!!!!.
şu an bilgisayar ekranının arkasından tüm başı göz kesmiş bana bakıyor. iklime karşı benim kadar hassas. havalar serinlediği için mi bilmiyoruz, sürekli bir kucaklanma ihtiyacı içinde. bu beni fazlasıyla bunaltsa da içten içe bir şefkat yumağına dönüşüyorum. iki yumak olarak siyah iskemlemizde oturuyoruz. ben, kucağımda sırtının üstüne yatıp kollarını açmış tina'yı bahane ederek çay servisini bora'ya bırakıyorum çoğu kez:)




ne kadar şımarık yarabbim! daha el kadar bir şeyken tüm elimi ve ayak bileğimi çizik içinde bırakmıştı. onun küçük bir isteğini reddetmek, içini kinle doldurmaya yeter. hafızası da çok iyidir. canımı acıtıcıncaya kadar aramızdaki savaş sürer ve ne zaman ki ben, ah! derim içi rahatlar, kucağıma kıvrılıp yatar. komik denecek kadar nankör. kanepelerimizin yüzünü değiştirmekten iflahımız kesildi. veterinerinin ısrarlı kuru mama diyetine hiç yüz vermiyor, yine de tazeleyip duruyoruz tabağını, biraz kilo almasını istiyoruz çünkü. çok narin.

yaş mamasını da artık ben evde olduğum için az az, taze taze servis ediyorum. her kutuda çeşidi değiştiriyoruz, sıkılıyor.

kedi dediğin bu kadar ilgi ve bakımla, hiç değilse daha az tüy döker, güzelleşir, yumuşakbaşlı olur, ne bileyim, azıcık evin kurallarına uyum gösterir, değil mi? hayır efendim, ne münasebet! prenses tina'ya kural koymak, başından, onun tüm dikkatini oraya çekmek demek.

birgün bir arkadaşı olmasını ve bebek sahibi olmasını istiyoruz. o nedenle kısırlaştırmadık. ama arkadaş istediği dönemlerde evin içinde durulmaz sesinden. sanırsınız ki çok flörtöz, hayır canıım, pencereden kedi gördüğünde, yavaşça perdenin arkasına geçip, kımıldamadan pür dikkat inceler. kuş avlamak için de bülbül sesini kullanır. sesini titreterek, güya masumca öyle bir çağırışı var ki kuşları balkona...

zihninde hınzırlık yoksa merak var. her şeyi, hiç bir ayrım yapmadan, umutsuzca ve hiç bir sonuç elde etmeye çalışmadan merak eder.

şimdi, kanepenin ağır kanepenin arkasında, kütüphanenin boşluğuna girmiş sesleniyor bana. bir tür saklambaç oynamak istiyor. ben onu bulmuş ve şaşırmış gibi yapmaya gidiyorum.

kader, kısmet ve bulut'a sevgilerimizi iletiyoruz. biz de fotoğraf görmek istiyoruz. fotoğrafların içinde danny de olursa çok seviniriz.

26 yorum:

ASLI dedi ki...

Öyle güzel anlatmışsın ki, gözümün önünde canlandı. Bizim de eskiden çok eskiden bir kedimiz vardı, sonra bir türlü çeşitli bahanelerle olmadı. Ama senin gibi o kadar çok kedi dostu var ki bloglarda her an bir tane evlat edinebilirim.

Bekir L. Yildirim dedi ki...

Endiseli Peri Hanim,

Tina'ya ilk bakista asik olacagimi biliyordum bu kucuk dostlar ile tecrubelerimden. Tina ozellikle temiz, zarif ve zeki bir kiza benziyor; benim gibi sakar ve de duzensiz bir adami begenmeyeceginden eminim. ama benim cocuklardan ozellikle de oglanlardan (Kader ve Bulut) hoslanacagindan eminim. Neyse sevginin dengesiz olani kiymetli olur derler.

Bencillik meselesine gelince, walla biz insanlari tatmin etmek te o kadar zorki. Kopegi fazla yalaka, gururlu degil, biraz kendini pahaliya satmali felan diye elestririz, kediyi de fazla bagimsiz, fazla kibirli, bencil felan diye. Oyle ama hak ediyorlarda ama degilmi? Ben de onlar kadar guzel ve temiz ve asil olsam oyle yapardim herhalde.

Kader, Kismet ve Bulut ve Bekir'den Tina'ya opucukler! Resimler biraz organize olduktan sonra insha-Allah (bunun ne demek oldugunu aciklamak icin epeyce luzumsuz kisisel bilgi vermem gerekecek).

"Kopegi cagirdiginizda gelir. Kediyi cagirdiginizda mesajiniz alinmistir, size donulecektir"

Selam, saygi ve muhabbetlerimle

endiseliperi dedi ki...

aslı,
bence tina şiddet içerikli oyun kurma becerisi ile eşinin maceraperest ruhuna çok iyi gelecektir:) bak, kedi burada, bir telefonuna bakar, size en kısa sürede postalarım, üstüne para da veririz:)))

endiseliperi dedi ki...

bekir bey,
tina'yı beğenmenize çok sevindim. güzel sözlerinizi tina'ya bir bir söyledim mesajı aldı ve size uygun bir zamanda dönecek:)

sevginin dengesiz olanı mı kıymetli olurmuş? ilk kez duyuyorum. oğlanların hatırı için siz uydurdunuz gibi geliyor bana:) tina'nın öyle göründüğüne bakmayın. o da tüm kızlar gibi: görüntü ile içerik tümden birbirinden farklı olabiliyor. dengesiz sandığınız şey aslında tuhaf bir şekilde dengenin ta kendisi olup çıkıyor:)

tüylerini gittiğim her yere taşıyıp
tina'yı her an yanımda hissetme gibi bir romantizme hiç kapılmıyorum bekir bey:)ama duruma katlanmak için bir çare olabilir bu düşünce tarzı.

tina'yı bencilliğinden dolayı hiç eleştirmedim. hatta beni köle gibi kullanması çok güldürüyor. 24 saat onun emrindeyim. uyurken sırtımda ağırlığını hissettiğim zaman ama içten içe, ondan nasıl kurtulurum, diye planlar yapıyorum. sonra paşa paşa kalkıp yemeğini veriyor, tuzunu tazeliyorum.

demek tina'nın müstakbel eşi kader ya da bulut olacak! tanışmayı heyecanla bekliyoruz. fotoğraflarını yayınlarsanız fikrimizi söyleyeceğiz.

kader, kısmet, bulut ve bekir'e sevgilerimizi iletiyoruz.

endiseliperi dedi ki...

tuzunu değil tabi ki, suyunu tazeliyorum!

zeynep dedi ki...

Tina...merhaba bıcırık..
Hürremden sana selam getirdim :)

endiseliperi dedi ki...

ah zeynep, hürrem ne kadar güzel bir kedi! ne kadar hoş bakıyor öyle. insan asla laubalileşemez hürrem'le, değil mi? rica etsem kuyruğunuzu yüzümden çeker misiniz? filan diye konuşulur onunla sanki.

bizden de hürrem hanıma selam ve sevgiler.

zeynep dedi ki...

sevgili endişeli peri, dediğin gibi hürrem biraz da yabani..ürkütür insanı :) hiç öyle orasını burasını sıkıstıramıyorum maalesef..kuralları o koyuyor :)

Bekir L. Yildirim dedi ki...

Enediseli Peri Hanim,

"kiz evi naz evi" eskidendi. Benim oglanlar da kiz da (tek gozu veterinerce kor edilmis olmasina ragmen) bayagi secici. Bulug cagina ermeden cinsel gudulerini, kaybetlek zorunda olduklari icin (nufus kotrolu) secimlerini karakter uzerinden yapacak gorunuyorlar.

Ilginctir bizimkiler o kadar bencil degiller aslinda. Siz de Tina'ya bir arkadas alsaniz, birbirlerini nasil yaladiklarini yiyecegi birbirine biraktiklarini gorur ve benciiliklerinin "insanlari" ile ilskileri uzerinden bizim husn-u kuruntumuz oldugu yargisina varirdiniz.

"sevginin dengesiz olaninin makbul oldugunu" duymmis olabilirsiniz cunki bu benim nerede ise butun ask siirlerinin, sarkilarinin, edebiyatinin karsiliksiz sevgi uzerine dayandigi bilgisi uzerinden cikarimim idi. Eminim "sizi seveni sevmek ticarettir, sevmiyeni sevmek asktir" turu sozleri duymussunuzdur. Bende kendi duzensizligim sakarligim gibi sebeplele Tina'nin beni semeyebilecegi ihtimaline karsi ona sevgimi boyle karakterize ettim. Bu hususlarda uzmanligim falan oldugu icin degil.


Kedilerin yasadiklari evin patronu oldugu sadece sizin veya Zeynep Hanim'in problemi degil. Evrensel bir gercek haline gelmistir. Simdilerde "kediniz" kadar degilsede epeyce yaygn bir "insaniniz" edebiyati var Bati lisanlarinda. Benim blogda da "insaninizi egitmek" diye bir siir var.

Resimler azz sonra insha-Allah. Hepimizden hepinize

Selam, saygi ve muhabbetler

endiseliperi dedi ki...

naz nedir bilmeyiz, biz. neyse o. tina'nın nevrotik kişiliğinin cazibesini artırdığını söyleyebiliriz:)

tina'ya arkadaş alamayız, maalesef ev hiç ama hiç müsait değil. tina için bile müsait değil. bu nedenle kedili bir eve gitmesi, hele gelin olarak gitmesi, hele hele kedi hallerinden anlayan şefkatli bir ev sahibesine sahip olması tina için ne müthiş bir kader olurdu.

ben karşılıksız aşkı marazi bulurum. bir tür ruh hastalığına işarettir bu. ezoterik konulara eğilimim, benim düşündüğümün beni düşündüğü yollu bir bilgiye inandırır beni. sevmeyeni nasıl seversiniz, sizi anlamayanı, aşkınızın derinliğini görmeyeni... olmaz öyle şey. eh kavuşamamak, aşkın serüveninin doğal olmayan yollarla engellenmesi evet, aşkın gölgesini devasa yapar, insanı hastalandırır ama...

bir hikayem vardı; doğuda ölü ağıtçıları var, bilirsiniz, ölü ağıtçısının ölüye aşkını içeren çeşitli aşk temaları vardı içinde.
tekrar yazmaya üşenmezsem artık... çünkü kayboldu gitti hepsi.

eğitim işi ayrı ve kocaman bir mevzuu. artık insanın tümden değişebileceğine inanıyorum. eskiden inanmazdım. eski halimle şimdiki halimi karşılaştırınca bunun canlı kanıtı gibi duruyorum.
bunu yapan biraz hayatsa da çoğu da aşk. daha iyi bir insan olduğum da kesin ya da bu omurga üzerinde çalışırsak "iyi" bir insana benzeyeceğim gibi görünüyor:)

tina terbiyelice masanın üstünde oturmuş; fotoğraflar ne zaman görünecek diye pür dikkat bakıyor ekrana.

bu tina'nın ilk sosyalleşme eylemi. umarız utanmayız.hadi bakalım.

sevgilerimizi iletiyoruz.

Binnur/Nehir dedi ki...

Sevgili Peri,
BEnim meşhurum Mırnık'tan bahsetmemek olmaz şimdi. Küçük çapta bir köpek kadar koca bedeni içinde evin 4. elemanı gibidir bizim efendi. Ona arada Mırnık efendi deriz. Efendiliğinden değil de bizi deli edişinden dolayı. BAzen de sadece "efendi".
Diğer tüm kediler gibi evin esas efendisi o'dur çünkü.
Ancak bugünlerde racona ters durumlara pek bir takılarak karizmayı çizdiriyor :)
Bir kusmaktır ki sorma (balkonda taşlarda üşüttü gariban). O kadar keskinleştim ki bu konuda, Dün gece, uykumdan uyandım huzursuz yalanmalarının sesi ile, bekledim , birazdan kusacak bu diye, hakkaten de öyle oldu. Ama ben havada yakaladım efendiyi. O benim elimde bööög bööög bööög diye kıvranırken halıya değil de antredeki taşa hedef aldırdım :) Öylesi daha kolay oluyor :)
Eşime göre, dışarıdan biri seyretse gece yarısı hortlamışgibi kalkıp kediyi sıkıyormuşum gibi gözüküyormusum.
Bu kediler adamı binbir şekle sokar.
Tevekkeli bir tanıdıgın kedisinin adı "sokrates"di. Binbir hale sokartes:)

endiseliperi dedi ki...

binnur'cuğum,
bilmez miyim mırnık'ı! o bir kedi değil, başka bir şey! fotoğrafta ilk kez gördüğümde onu kocaman bir yastık sanmıştım, sonra sonra anladım ki "efendi" denmeyi hak eden bir mırnık o!

çok geçmiş olsun. bizim tina'da da sürekli bir uyku hali.

(eskiden ev hayvanlarından bahseden kızlardan hiç hoşlanmazdım. yok böyle miyavladı, yok şöyle gerindi, anlatır dururlar, ben de suratımda yapıştırma ve yorgunluk veren bir gülümseme ile beklerdim sohbet bitsin, diye.

bir şeyin başıma gelmesi için "büyük konuşmam" gerek. derhal ve sektirmeden yaşamaya başlıyorum:) kediden mi bahsedilecek, oturup 1 saat mesai harcayabiliriz, şimdi:) hatta bora telefonda nedense çocuklardan önce tina'yı sorar, ne yapıyor? diye. tina'nın şapşallığı, yapıp ettiklerindeki sarsak ciddiyeti, adının geçmesiyle birlikte sohbeti nükteli bir şeye dönüştürür:)

tina, bir çizgi roman kahramanının adıymış. bora küçükken kitabını dolmuşta unutmuş, çok üzülmüş. benim kedim güya ama ismini bora koydu. ayrıca ben yüksek binalarda oturduğum ve adana'ya gittiğim için tina'ya benden daha çok o baktı. tina dahil hepimiz onu benim kedim sanıyoruz ama bence sorunlarıyla ilgileniş biçimine ve kurduğu basit ve doğrudan ilişkiye bakacak olursak tina, bora'nın kedisidir. bora'ya göre ise tina benim kedim ve böyle olduğu için onu seviyor:)

tina'nın aidiyet sorununu da bu şekilde çözdükten sonra daha huzurlu olabiliriz artık, binnur'cuğum:))

herkese sevgilerimizi iletiyoruz.

kalemzede dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
endiseliperi dedi ki...

beni çok şaşırttınız kalemzede.
sandığımdan daha titiz bir izleyicisiniz de ondan bu şaşkınlığım. bu kadar çok şeyi biliyorsanız, denge için, azıcık bilgiyi hak ediyorum ben de:)

evet, bora'nın bakış açılarından biri, tina ile beni benzer yapar. bir izleyicinin önünde yaptığı her şey komediye yorulacak biri olurum artık. beni sevmesinin diğer biçimleri örtüktür. sevimliliğim ise ortada. o nedenle sanırım ki ben, öncelikle sevimli biriyim. düşünebiliriz ki, bir insan diğerini tümden değiştiremez ama onda olan şeylerin yerini değiştirerek bambaşka bir insana dönüştürebilir.

karışık oldu ama anladınız. şaşkınlığıma verin.

sevgilerimle.

Karanfil dedi ki...

Gerçekten çok güzel bir kedi. Aynı zamanda da çok şanslı görünüyor. Yani biraz nazlanmakta haklı çünkü çok nazlamışsınız, öyle görünüyor.

Bekir L. Yildirim dedi ki...

Endiseli Peri Hanim ("endiseli" yi kullanmam gerekip gerekmedigi konusunda da tereddutluyum ama kisinin sectigi musterai toldugu gibi kullanmanin ogru poltika ve netiquette olacagini dusundum;aksi iase degistririruim severek),

Gec yazmamin sebebi bu defa artik bizim cocuklarin ozellikle de iki dama adayinin resimlerin koymadan cevap yazmanin uygun olmayacagini dusnemedi. Ama girukldug uzre hala bu isler organize edemedim, bilumum sebeplerle. AZZ SONRA insha-Allah.

Siz Tina'yi gelin gondemek icin reklamcilik hunerlerini kullanmaya devam ettiginiz surece ben de bir icguguveysi fikrinin propogandasini yapacagim. Ustelik Tina simdilerde moda olan bagimsiz feminist kadin prifiline de uyuyor. Bir feminist bayanin sozu ile "kadinin erkege ihtiyaci baligin bisiklete ihtiyaci kadardir". Sizin gibi anne babayi bulmus gelin gidip napicak? Birgun gelin getirecek olursak herhalde o da sokaktan olur.

Ask hakkinda soyledikleriniz biraz fazla rasyonel geldi bana. Ben iste o sizin "marazi" dediginiz seyden yani irrasyonel olan, hesabi kitabi olmayan, Mecnun'un Leyla'ya duydugu ve diger butun guzel sarkilarin, siirlerin ilham kaynagi olan sevgiden bahsediyordum o baglamda. Biraz mazosisttir ama iyiki de oyledir. "it hurts so good" (oyle guzel acitiyorki) dedikleri cinsten hani. Bu optimize edilmez.

Ben "egitim" mevzuunu sadece insanin "kedilerin guzunden" tasavvuru olarak bahsetmis idim. Biz 'kedinizi egitmekten" bahsetmemize gonderme yaparak onlar da "insaninizi egitmek" tavsiyelerine bulunularmis meger. Blogumdaki siir bunlardan biri idi. Tina'nin "egitiminiz" konusunda ne dusundugunu bilmem ama bana, kisitli bilgime ragmen simdiden "iyi" bir insan gibi gorunuyorsunuz.

Hepmizden hepinize sevgiler

endiseliperi dedi ki...

sevgili bekir bey,
ben kendimi endişeli olarak ifade etmişsem de siz peri'nin önüne içinizden gelen bir ön isim ekleyebilirsiniz. hatta perilinka, perizat vs demenize de sesimi çıkarmam:)

hiç acele etmeyin bekir bey fotoğraflar için. acele işlerden nasıl bunalıyorum anlatamam. bir ara kendi kendime kaplumbağa kolye hediye etmiştim, hızı protesto etmek için. ama bu doğama ters aslında. telaşlı ve hızlı biriyim genelde. ama sıkıştırılmaya gelemiyorum.

biz feminist değiliz. kadın ve erkek arasındaki farklılıkların altının çizildiği başka ve çok sıradan bir dünyaya aitiz. erkek için, şövalyem mi yoksa kavalyem mi acaba? diye düşünürüz. erkek'le ilişkimizi ihtiyaç ölçüsünde düşünmeyiz.hiç! hiç rasyonel aşk yaşamadık. çok, çok sıkıcı ama güvenli olmalı rasyonel aşk. ama insan çay almak için gittiği mutfaktan kendini aşağıya atabilir bir anda sıkıntıdan, rasyonel bir aşk yaşıyorsa. o nedenle güvenli de değil aslında:)

sizin karşılıksızlığı ile acılı aşk tarifinizi biliyorum tabi ki ama karşı çıkıyorum işte yine de. zihninde aşka hazır olmayan insanın bir anda aşka düşeceğine de inanmam mümkün değil. yoo çok hoşgörülüyüm ama insanın kendini kandırmasına, samimiyetsiz olmasına da dayanamam. insan çok karmaşık. "hiç beklemiyordum böyle bir duygu yaşayacağımı filan derler..." hepsi yalan bence ama o da bilmez yalan söylediğini. zira ağır sorumluluktur, ahlaki baskı, adab vs vardır ve insan masum kalmak ister. taammüden aşık olmak da masumiyeti bozar. bunları biliyorsunuz tabi. karşılıksız aşk içinde olan, bunu istemiştir, diye düşünürüm. hem çetrefil aşk gerilimini tüm tatlı acısıyla yaşayıp hem de hiç sorumluluk almamak! gayet hoş! şairler için çok şiire dönük bir malzemedir, onlar bu nedenle çok kullanır. biz aşkı kitaplardan öğreniyoruz, biçimlendiriyoruz da karşılıksız aşkı büyülü, büyük bir şey sanıyoruz. gerçekten değil. kavuşamamak çok acı ama insan yazgısını görebilir ve acı verse de frenleyebilir. nitekim geçenlerde izlediğim, daniel auteuil ile emmanuelle beart'ın oynadığı claude sautet'in filminde, müthiş bir aşk gerilimine şahit oluruz. keman sanatçısı kız yavaşça ve önlenemez şekilde aşık olur keman tamircisine. eh, o da benzer bir gerilim içinde gibidir başta ama kendini baskılayarak ve yaşam biçimi şu bu nedenlerle müthiş bir fren yapar. kızın yanlış anladığını, söyler. kız doğal ki hiç bir kanıt ileri süremez aralarındaki aşkın varlığına ilişkin ama onunla birlikte biz de hissetmiştik ki adam gerçekten aşık olmuş ya da olacak gibiydi.o sakin, soğukkanlı kızı çılgına çevirir bu. aşkın böylesine engellenmesi çok acı verici ama dediğim gibi olağan bir şey değil bu. çok istisnai.

tina bencil isteklerinin bir istikrar kazandıramadığı ilkesiz tavırlarıyla beni eğittiğini sanıyorsa çok yanılıyor:)aklına estiği gibi hareket ediyor ve bu nedenle masum buluyoruz onu. mermerin üzerinde üşümüş patileri ile beni gıdıklandırdığının yine hiç ayrımına varmadan gelip kucağımda yalanıyor, tabağımda onun sevdiği sarı leblebilerden yok ama o yine de tuzlu fıstıkları patisiyle masaya dağıtmaya çalışıyor. sadece muzırlık için sadece yapabildiğini göstermek için.

sevgilerimizi iletiyoruz. sokaktan bir gelin getirmeden önce ne kaçırdığımızı görmek için yine de fotoğraf görmek istiyoruz:)beğenirsek, sokaktan gelmiş süsü verebiliriz kendimize:))

sevgilerimizle.

Ece dedi ki...

Peri ciğim,
biz feminist değiliz. kadın ve erkek arasındaki farklılıkların altının çizildiği başka ve çok sıradan bir dünyaya aitiz. erkek için, şövalyem mi yoksa kavalyem mi acaba? diye düşünürüz. erkek'le ilişkimizi ihtiyaç ölçüsünde düşünmeyiz.hiç! hiç rasyonel aşk yaşamadık. çok, çok sıkıcı ama güvenli olmalı rasyonel aşk. ama insan çay almak için gittiği mutfaktan kendini aşağıya atabilir bir anda sıkıntıdan, rasyonel bir aşk yaşıyorsa. o nedenle güvenli de değil aslında:)

sizin karşılıksızlığı ile acılı aşk tarifinizi biliyorum tabi ki ama karşı çıkıyorum işte yine de. zihninde aşka hazır olmayan insanın bir anda aşka düşeceğine de inanmam mümkün değil. yoo çok hoşgörülüyüm ama insanın kendini kandırmasına, samimiyetsiz olmasına da dayanamam. insan çok karmaşık. "hiç beklemiyordum böyle bir duygu yaşayacağımı filan derler..." hepsi yalan bence ama o da bilmez yalan söylediğini. zira ağır sorumluluktur, ahlaki baskı, adab vs vardır ve insan masum kalmak ister. taammüden aşık olmak da masumiyeti bozar. bunları biliyorsunuz tabi. karşılıksız aşk içinde olan, bunu istemiştir, diye düşünürüm. hem çetrefil aşk gerilimini tüm tatlı acısıyla yaşayıp hem de hiç sorumluluk almamak! gayet hoş! şairler için çok şiire dönük bir malzemedir, onlar bu nedenle çok kullanır. biz aşkı kitaplardan öğreniyoruz, biçimlendiriyoruz da karşılıksız aşkı büyülü, büyük bir şey sanıyoruz. gerçekten değil. kavuşamamak çok acı ama insan yazgısını görebilir ve acı verse de frenleyebilir. nitekim geçenlerde izlediğim, daniel auteuil ile emmanuelle beart'ın oynadığı claude sautet'in filminde, müthiş bir aşk gerilimine şahit oluruz. keman sanatçısı kız yavaşça ve önlenemez şekilde aşık olur keman tamircisine. eh, o da benzer bir gerilim içinde gibidir başta ama kendini baskılayarak ve yaşam biçimi şu bu nedenlerle müthiş bir fren yapar. kızın yanlış anladığını, söyler. kız doğal ki hiç bir kanıt ileri süremez aralarındaki aşkın varlığına ilişkin ama onunla birlikte biz de hissetmiştik ki adam gerçekten aşık olmuş ya da olacak gibiydi.o sakin, soğukkanlı kızı çılgına çevirir bu. aşkın böylesine engellenmesi çok acı verici ama dediğim gibi olağan bir şey değil bu. çok istisnai.


Bu kısım başlı başına bir blog yazısı olmuş, keşke ön sayfaya taşısan..

Ece dedi ki...

Altınoluk ta, deniz fenerine doğru yürümeye başladığınızda balık tutan insanların insafıyla beslenen bir sürü kedi görüyorsunuz, kayalıklarda güneşleniyorlar ve tertemizler..
Oldukça da kilo almışlar..
Onları gözlerimle severken Bekir bey geldi hep aklıma:)

Peri ciğim,
Tina da çok tatlı görünüyor..
Bekir bey gibi bir "kayınpeder" herkese nasip olmaz, bu fırsatı kaçırmasın tüm maharetlerini sergilesin derim:))

sevgilerimle

endiseliperi dedi ki...

ece övgün için teşekkür ederim. ama bak sen görmüşsün ve takdir etmişsin, bu kadarı da çok anlamlı benim için.

bekir bey'i ihtiyatlı bir şekilde etkilemeye çalışıyoruz tina ile. kedi adımlarıyla hedefimize ilerliyoruz. yavaş olsun da güç olmasın, diyoruz. (biz tina'ya çok bağlıyız. ondan ayrılamayız. bu oyun hoşumuza gidiyor.

ama eğer bize bir şey olursa, tina'yı bekir bey'e bırakıyoruz. bekir bey yazgının karmaşık yollarını değerlendirebilecek ve tina'ya gerektiği gibi bakabilecek yumuşak kalpli biri:))

sevgilerimle.

Bekir L. Yildirim dedi ki...

Peri Hanim ("endise" resmen kaldirilmistir, duyurulur :))

Bizim yazlikta 11 Eylul mazinin derinliklerine gomulmeden bir 11 Eylul yazisi cikarmakla istigal ettigim icin geciktim yazmakta.

Herhalde bu ask mesk tartismasina Tina ile benim aramdaki sevginin dengelimi, dengesizmi olmasinin makbul oldugu mevzuu ile girmistik. Kendim ettim kendim buldum. Oysa kac kere soylemistim kendime "bilmedigin konularda konusma" diye. Hos soylediklerim de fazla musahhas bilgiler dergildi. Tabiiki seven insan sevilmemek icin degil sevilmek icin sever. "rasyonel" dedigim budur. Ama ask edebiyati, sanati yolculugun ve varamayisin hikyesidir; vuslat hikyenin sonudur. Ama dedimya ben ne anlarim! Iki tane basarisiz evlilik yapmis biri olarak bu mevzuda ahkam kesme ehliyetim oldugunu iddia edemem. "Kelin ilaci olsa idi once kendi basina surerdi" hesabi. Ustelik bu mevzuda soylenebilecek hersey soylenmis, dili donenler tarafindan.

Basiniza birsey gelmemesi icin duaciyim; sadece Tina'nin bize kalacagi icin degil tabiiki :) Kaderde varsa olmaz olmaz. Ama daha once soyledigim gibi burada samimiyetiniz aleyhinize calisiyor; ona iyi yuva veremeyen biri intibasi olussa idi emirivaki olurdu. Durum bu olmadigina gore yeterli motivasyon yok. "sokak kedisi" tercihimiz bu "kurtarma zorunlulugu" ile ilgili. Vijdan azabi cekmemek icin olacak artik mail gruplarindan gelen kurtarilmasi gerekenlerin acikli hikayelerini dahi okuyamiyorum.

Size de Ece Hanim'a da guzel sozleriniz icin tesekkurler. Bu guzel asil ve masum dostlara birlikte hatirlanmak beni son derece mutehassis eder her zaman.

Hepimizden hepinize sevgilerle

endiseliperi dedi ki...

sevgili bekir bey,
beni endişeden kurtardığınız için teşekkür ederim:)evet, öyle uzun uzun aşk konusunda konuşmak çılgınca oldu. ben de hiç anlamam, sözcükleri dışında.

tina'nın rahatı yerinde. merak etmeyin.

kendinize çok iyi bakın.

sevgilerimizle.

(ah bakın bekir bey, aşk mevzunu çıkardık, tina'nın geleceğini tayin ettik. hiç konuşacak bir şey kalmadı....

şaka yapıyorum:)

Bekir L. Yildirim dedi ki...

Siz buna "cilginca" diyorsaniz benden bile "eski kafali" Peri Hanim! :) Her halukarda benim kelime secimim olmazdi ama kisisel sebeplerle pek rahat konusabilecegim konulardan olmadigini da soyleyebilirim.

Tabiatimda alkasiz gibi gozuken kuru politik, sosyal mevzulari dahi kisellestirme egilimi vardir (oznellestrme deniyor degilmi?) bolye bir mevzuyu nesnel olarak konusabilecegime guvenemedim; ozelliklle yakin gecmisimin bazi acili tecrubelerinden sonra.

Tina ve ask disinda (ki baslangicta ikisi tek mevzuu idiler) sizinle konusabilecek mevzuu bulamazsak uzulurum. Bulamazmiyiz Meksika'nin Chihauhha' daki Mayalarin kendilerini yonetme mucadelesi gibi felan heyecanlandirici bir mebvzu? Ben hala umitvarim. :)

Tina'nin gelecegi icin sevindim; kim bu sansli genc? Kisme degilms n yapalim; davetiyemiz icin postayi gozluyoruz..}

Hepimizden hepinize sevgilerle

Not: resimleri untmus degiliz ...DE.....

endiseliperi dedi ki...

sevgili bekir bey,
tabi ki Tina için başka bir delikanlı mevzubahis olamaz!!! sizinkiler için çok talepkar görününce utandık biraz. işi oluruna bıraktık. tabi ki fotoğraf görmek istiyoruz! mümkün olursa tanışmayı da isteriz.

ortak bir mevzu bulabiliriz sanırım. Meksika'nin Chihauhha Mayalar'ının kendilerini yönetme mücadelesi değil ama hayret verici hikayelerini, yaşam biçimlerini, alışkanlıklarını dinlemek çok hoşuma gider:)))

sevgilerimizle

Bekir L. Yildirim dedi ki...

Merhaba Peri Hanim,

Tina le ilgili olarak ailemize teveccuhunuzden dolayi tesekkurler. Simartiyorsunuz bizim delkanlilar ve bendenizi. Bu isler Kismet meselesi; oyleya o da gorumce olacak..:)

Onlardan acilmisken, alin size dunden komik bir an. Sirt ustu yatmis kanepeye TV seyrediyordum. Bulut (buyuk Iran) uzerime atladi oturdu. Onu goren kiskanc kiz Kismet de atladi, tam onunla yuzum arasindaki on koltuga yarlesti. Ve onu goren Kader de toplaniya katildi gogsumun uzerinde yerini alarak. Bulut Kader'i, Kader Kismet'i Kismet'te benim cenemi, burnumu yapamaya basladi. Ve boylece hepmiz de tertemiz olduk..:)

Bir kucuk ankdot'ta bugunden. Sokaga ciktim, epeydir ihmal ettigim dostlara yiyecek dagitiyordum. Arka sokaktaki bir grup, pisi, pisi yaptigimda agaclar arkasindan, arabalarin altinda ciktilar etrafimda yerlerini aldilar. Onlara yiyeceklerini verirken baktim bir tana fat-cat, son model bir Mercedes Benz'in uzerine yatmis gunesleniyor; yiyecek falan umurunda degil. Soyle bir baktim kodamana, "hadi bakalim, dunya sana da kalmaz" dedim.

Bunlarin hepimize de Chihuaha'dan daha bile yakin oldugunu dusunerek paylasayim dedim.

Umid ederim hersey iyi gidiyordur kizevinde de.

Hepimizden hepinize sevgiler..

çello çalan kedi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.