Salı, Nisan 15

kubrick mubrick



önümüzdeki günleri stanley kubrick film günleri ilan ettim.




taschen yayınlarından paul duncan'ın bol fotoğraflı kitabı da var.





bu da full metal jacket'tan.

16 yorum:

tavsan dedi ki...

Kubrick benim icin celiskili hisler yaratan bir yonetmen. "Dr. Strangelove or How I learrned to love the bomb?" benim en begendigim filmlerden. Clockwork Orange'i ve Full Metal Jacket'i da begenmistim. Ama ayni seyi 2001 A Space Odyssey icin soyleyemeyecegim. Tabii bunda kitap filmden sonra yazildigi halde, benim once kitabi okuyup sonra filmi izlememin etkisi de olmustur. Yine de, sadece bununla aciklanamaz dusunduklerim. Zaten her filmin tarzi da farkli bana gore. Hani bazi filmler vardir, izlersin ve hangi yonetmenin oldugunu tahmin edebilirsin biraz tarzindan. Kubrick pek oyle degil benim icin. Belki absurdluk diyecegim ama o da mesela Full Metal Jacket icin kolayca soylenemez bence.
Hepsini izlemedim filmlerinin ama izlemek isteyip de henuz izleyemedigim bir The Shining var..
VE butun bunlari neden yazdigimi bilmiyorum. Belki "evet, Kubrick benim icin de ilginc" demek icindir:)
Iyi eglenceler...

milan dedi ki...

kubrick izleyerek eğlenebilen bir insan nasıl bir insandır, var mıdır öyle biri?
:))

sufi dedi ki...

Kubrick'i seyredip eğlenmeyi beklemek tabii ki yanlış, Endişeliperi'nin böyle bir niyeti olduğunu düşünmüyorum.Kubrick;düşündüren eğiten ve düşünen kişi, özellikle "Otomatik portakal"da verdiği hayat dersi yöntemi muhteşem.Tavsiye ederim.

tavsan dedi ki...

Evet, ben varim; Kubrick filmleri seyrederken eglenebiliyorum. Eglenmek illa dusunmekle ayri dusen bir eylem degildir, bence. Ya da huzunlediren, acitan yerleri oldugu kadar eglendiren yerleri de olabilir bir eserin. En azindan benim bunyemde bu boyle;)

endiseliperi dedi ki...

valla arkadaşlar tavşan'a olduğu gibi katılıyorum. mesela siz bir de bora'yı tarkovski izlerken görün, eğlence krizine giriyor resmen:)

benim mesela süper dandik filmleri izleme zamanlarım da oluyor. dün izledim, not: seni seviyorum, diye bir film, hilary swank'ı hiç böyle tahayyül etmemişsinizdir. o köşeli suratlı, erkeksi rollerin aktristi, sex and the city kıvamındaydı. berbattı. peki, filmin sonuna kadar neden tahammül ettim? bir kere kızın evinin dekorasyonu hoşuma gitmişti:) sonra, iskoçya'ya gidiyordu hilary de, orasının görüntüleri güzeldi. başka? gerard butler adında bir aktör vardı, ilginç bir yüzü var.
her şeyden önce de ben zamana biraz da öldürülecek bir şey diye bakıyorum sanırım. bazen, kafasına kafasına vurmak istiyorum böyle:) hele bahar depresyonu geçirirken böyle oluyor. ben de kendime aşırı doz kubrick filmleri vermeye karar verdim. depresyon devam ederse, sırada ingmar bergman filmleri hazır bekliyor:)

bugün dikiş makinası mevzusuna takıldım, görüşürüz yine:)

sevgiler.

Arzu Çur dedi ki...

Dikiş makinesi mi, Kubrick filmleri mi yeni yazılar eklemeni engelleyen Peri hanımcım?

dgül dedi ki...

Iyi ki dogmussun sevgili Peri, mutluluk, saglık ve sevgiyle dolu nice 39 yıllara... (Ben bu sınıfı gecen sene gecmistim, tadını cıkar derim :) ).
Umarım programlar cok keyifle icra edilmektedir...
Sevgilerimle...

elektra dedi ki...

gün bitmeden yetiştiğime sevindim peri:) 38'e girerken yazdıkların 37'den daha umutlu olduğundu. 39'a girerken daha da muhteşem şeylerin seni beklediği bir yaş diliyorum sana:) sevgiler, öpücükler...

şule dedi ki...

a, canim peri, iyi ki dogmussun, iyi ki seni tanimisim. cok yasa sen...

neolitik hanım dedi ki...

iyi ki doğdun pericigim, tam gününde kutlayamadığıma üzüldüm, nasıl geçti doğumgünün? neler almışlar sana? neli pasta yediniz? :)

geçen yıl terazinin hüznü burç kitabından koçu da alıntılamıştım ya sayfama, sana oradan minik bir seçki:

"Koç dünyaya cepheden yaklaşır. Şair “dik kafalı” deyimini koçu dikkatle gözlemledikten sonra icat etmiştir."

"Koç kafasını öne eğer. Koç kafasını çok sık öne eğer. Hala düşünmekte mi yoksa çoktan saldırıya mı geçti anlaşılmaz."

"Koçun becerikli ellerinin özellikle kılıç, balta, bisturi ve demirci körüğünü pek ustaca kullandığı söylenir. İnsan bu kadar beceriklilik ve keskinlik karşısında kolayca aldanabilir. Koç bazen kuzu gibi uysaldır. Kendini feda etmenin ne olduğunu iyi bilir."

"Koç sezgili ve hazırcevaptır."

dilerim seni mutlu edecek şeylerle dolu bir yıl olur bu.

sevgiler, öpücükler

ni dedi ki...

MUTLU YILLAR PERİ!

endiseliperi dedi ki...

ne kadar ince, ne kadar tatlısınız, teşekkür ederim hepinize. 39 yaşına girince, insan böyle sessizce geçiştiriyor doğumgününü:) bora diyor ki, "kırkına merdiven dayamak, tam da bu işte!" ben yetmiş yaşında olmayı hayal edebiliyorum da kırklı yaşlardan pek hoşlanmıyorum. hele kırk, korkunç!insan şu kırk uçurumunun kıyısında bir tehdit gibi duran 39 yaşında ne yapar? yeni bir kariyer, yeni bir bebek, yeni hobiler? belki başlamış olanların devamını dilemekten başka yapacak bir şey yoktur.

doğumgünü akşamı, sinemdaydık. ve ne tesadüf, 38 e girerken olduğu gibi 39 a girerken de bir paris filmi izledim. sonraki film, dante, berbattı, terkettik salonu. çocuklar yoktu, pasta kesmedik, onun yerine bora, sevdiğim beyaz fırın kurabiyelerinden almış çeşit çeşit. sonra giysi hediyesi geldi bu yıl.

bu arada aslı (aslıberry) yine beni çok ama çok utandırdı ve muhteşem hediyesiyle beni yine ağlattı. kendi elleriyle yaptığı, üstünde endişeliperi yazan bir sürü bookmarker, yaman'ın 2 yaş resminin arkasına yazdığı nefis mektup ve kendim alsam onu tercih edeceğim beyaz bir gömlek:)) aslı çok teşekkür ederim tekrar tekrar. seni seviyorum, her zaman kalbimdesin.

hah bu arada, doğumgünü çocukların veli toplantısı vardı. kaygılı anneler, sorular, sınav endişeleri, heyecan... çok yorucu, sinir bozucuydu. cuma'yı çocuklarla geçirdik, pazar günü ada'ya gidecektik, bora'y acil mi acil bir iş çıktı:( neyse şikayet etmiyorum.

şimdi arçil'in matematik performans ödevini yapıyorum. genelde kubrick hakkındaki kitabı okuyorum ve kubrick sitelerine bakıyorum. singer'in dikiş rehberi kitabını karıştırıyorum, köpek olmanın güçlüğünü okuyorum ve akşamları da film izliyorum.

dün, salondaki kanepelerden birini çocukların odasına götürdüm, odalarının şeklini değiştirdim. bugün yapmam gereken yemekleri de, dün yaptım. bugün, ödev bitince, evi süpüreceğim ve atakuş'u yarın ki matematik sınavına çalıştıracağım. havanın güneşli olması hoşuma gidiyor, tina balkon kapısının önündeki güneşli alana yayılıyor, kuş daha çok ötüyor. çocuklar da dersi mersi boş verip dağılmak istiyorlar ama veli toplantısından sonra üstüme bir asker havası geldi:)

öpüyorum hepinizi. sevgiler.

gülçin dedi ki...

sevgili peri,
ben de sana mutlu yaşlar diliyorum. hem canını çok sıkma, kırk o kadar da korkunç değil. hmm, düşündüm de kırkbir bile değil yani :)

sevgiler.

ekmekcikız dedi ki...

Ah Peri,

Alice'in tavşanı gibi hissettim kendimi.
Doğumgününün bugünlerde olduğunu biliyordum, dur zamanı gelsin de yazayım, dedim. Hoop, kaçırmışım.
Şimdi, elinde saat geç kaldım telaşı içinde gözüküveren beyaztavşan oldum.
Yine de, "iyi seneler, mutlu ol" dedim daha fazla gecikmeden, neyse.
:))

Margot dedi ki...

Mutlu yıllar Peri :)
Ben Yamyam'ın gizli doğumgünü partisi ile uğraşırken, seninkini kutlamaya yetişememişim! Yeni yaşın sana güzel günler getirsin!
Çok öpüyorum, iyi ki de doğdun diyorum :)

endiseliperi dedi ki...

gülçin, ekmekçikız, margot,
çok, çok teşekkür ederim.

sevgiler hepinize.