Pazartesi, Ocak 4

Ahhh!...

Bana şimdi hayatta neyi bildiğimi sorsanız, size derim ki, hiç! Hiçbir şeyden emin değilim. Hiçbir bilgi bana gereğince açıklayıcı değil. Müphem, esrarlı, tekinsiz… Hayat böyle bir şeye dönüştü pencereden baka baka… Kendime baka baka. Ama yine de bana neyin ustası olduğumu sorsanız, kişisel gündemime denk düşen okunacak bir kitap bulmanın ustasıyım derim. Tanrı bana her nedense bu konuda müthiş yardımcı. Masumiyet müzesini okumaya başladım ve Tanrı’ya bana verdiği böyle bir yetenek nedeniyle gözyaşlarına boğularak teşekkür ettim.

Aşktan bahsediyor kitap -kitap hakkında daha sonra konuşuruz istersek.- Sanırlar ki aşk, sahip olduğu gizemle, kimyayla, karmaşıklığıyla, şunla bunla çok iddialı sözlerle açıklanması icap eden bir şey. Sanırlar ki, gösterişli kalbin kılıç çarpıntıları arasında kendine acı ve heyecan ve mutluluk dolu bir yolu Indiana Jones cesaretiyle alırsın. Oysa aşk dediğin insanın tam da midesinde cereyan eden bir şey. Ne kalbinin dilinde, ne kasıklarının yangınında. Bana öyle oluyor.

Benim midemde genetik bir sorun var. Annemin de midesi gecenin bir yarısı inanılmaz acılarla kıvrandırıdı onu. Kasabanın doktoru, bize gelmeyi çok severdi de bu nedenle, diyelim gecenin üçünde çağrılmasına ses çıkarmazdı. Çay kaynar, sigaralar yakılır, annem doktorun yaptığı iğne ile rahatlamışken gündem, annemin midesinden her nasılsa siyasete, kitaplara, müziğe filan gelir, doktor sabah karşı, gün aydınlanırken bizden ayrılırdı. Benim midem de böyle. Öyle ki, aşık olduğum zaman midem başrolde. Ama nasıl desem, müthiş bir yaşama zevki ve enerjiyle taleplerde bulunmuyor. Hiç bir şey istemiyor. Ürperiyor, kasılıyor, yorgunca gevşiyor, sonra dev bir dalga altında kalmış gibi çırpınıyor… bedenimin tam ortasında bir maceradır sürüp gidiyor. Midemin akıllı bir dili yok. Gayet ilkel. Ama canım aşk dediğin şeyin dili de öyle basit öyle sade olmalı ki midenle bu konuda anlaşabilesin. Bu konuda gün görmüş, deneyimli ve çok bilmiş kalbe yüz verecek olursanız size tüm aşk tarihini anlatıp kıssadan hisseler çıkartır. Ama siz, midenizle siz yani, aşkla kavrulurken ne atasözlerine ne de acılı sonuçları olan deneyimlere aldırış edecek haldesinizdir. Anlaşılmayı bile beklemezsiniz. Olan olmuştur. Ne yazık ya da çok şükür.


İnsan bazen bu aşk yüzünden şey olur… hassaslaşır. Kendine meydan okunmasına, kışkırtılmaya gelemez bazen. Gemilerini yakmaya, hesapsız kitapsız olmaya, neredeyse zorlanabilir. Daha anlamadan, daha kendisi hiçbir şey anlamadan, bir takım sonuçların sorumlusu olarak gösterilebilir. Herkes olacak olanı ondan önceden kesin bir şekilde görmüştür sanki. Aşk geliyorum demiş ve haberi daha sahibinden önce herkes almıştır.

Bu durumlarda en iyisi mi insan tavrını aşktan yana koymalı. İskemleden kalkıp, masayı ittirip kendine meydan okuyanın karşısına çıkması, midesinde hissettiği o duyguyu ta beynine taşıması ve akıllıca sözlerle aşkına sahip çıkması gerekir. Onur, gurur vs gibi kavramların aşkla ilgisi yoktur, ama şövalye edebiyatından azıcık hoşlanıyorsanız, neden olmasın, yani aşkınız neden kuyruğunda bu kavramlarla havalanmasın?

Burada uzunca bir süre aşktan bahsedeceğim sanırım. Sonra. Şimdilik bu kadar.

5 yorum:

zd dedi ki...

sevgili peri,
dün sitene giremeyince öyle üzülmüştüm ki ama bugun yine burdasın. mutluyum artık. gitme bir yere...

seyyarat dedi ki...

Gündemime uygun olduğundan çıkmamıştı karşıma bu kitap fakat gündemimi aşka çevirmişti evet.
Kitap boyunca fakat en çok kitap bitince aşk bu değil isyanlarına kapılmıştım. Aşkın ne olduğunu bilen bir tek benmişim gibi. Yine de kararlıyım aşk o değil yahut o aşk değil. Fırsat buldukça da söylüyorum bunu hazır yerini bulmuşum hemen söyleyeyim dedim.

endiseliperi dedi ki...

tamam, zd. gitmem. gitmeyi istemem. burada olmak çok güzel. çok mutluyum ben de.

sevgiler sana.

seyyarat,
kitabın yarısındayım henüz. ve buraya kadar aşk tam da benim bildiğim aşkı anlatıyor. aşkı başka türlü anlatmak da mümkün değilmiş gibi geliyor. hazır söylemek için zaman ve fırsat varken söyleyeyim:)

sevgiler.

Bal Sultan dedi ki...

Sevgili Peri,
Bugüne kadar sessiz ve keyifli bir takipçinizdim, bugün ses veriyorum. Bana da ruh halime uygun bir kitap önermenizi istesem, bu isabetten yararlanabilir miyim acaba ? Ruh halim ise devamlı sorular soran, ve sürekli bir şeylerin ters gideceğinden endişelenen, huzursuz ama sebebini tam da bilemeyen bir çocuk gibi.
Şimdiden teşekkürler, hem yazdıklarınıza hem hissettiklerinize, hem yazacaklarınıza
Sevgiler
Banu

ssbb dedi ki...

Bal Sultan,
Zeno'nun Bilinci