Cuma, Mayıs 28

sevgili 'seni seviyorum'u


Her ilişkide bir gönül haritası vardır ve bu haritanın seni seviyorum duraklarını işaretlememiz gerekse, ilişkinin morfolojisi ayan beyan ortaya çıkar. Her şeyin olduğu gibi bana kalırsa ilişki denilen soyut, şekilsiz, imgesiz oluşumun da topografisi çıkarılabilir. Şimdi coğrafi terimleri kullanmamın nedeni, uzaklık içeren bir sevgililik halindeki seni seviyorumları düşünüyorum da ondan.

Ama öncesinde şunu açıklamak gerek, coğrafi uzaklığı içermeyen uzaklıklar da mümkündür bir ilişkide. Sevdiğin kadar sevilmiyorsundur, mesela. Bu durumda 90 m2'lik bir evin mimari çizimi içinde, seni seviyorumları işaretleyebilirsin. Bu yakın alan içinde, uzaklığı ruhsal olan ilişkide, mesafeden duyulan rahatsızlığı, nitelik ve nicelik olarak yetersiz seni seviyorumları kadın dillendirir. Kadın, ilişkinin tabiri caizse seni seviyorum izohips eğrilerini gönül gözüyle görme yeteneği ile donanmıştır. Ve eksikliğini duyduğu şeyi, gururu yüzünden rasyonel şeylere indirgememişse, gözyaşı püskürten bir yanardağı patlamasıyla küskünlükle dillendirir: beni sevdiğini hiç söylemiyorsun artık!

Aklımızda şu ilk iki paragraftan da önce yazılmasının daha doğru olduğunda direten bir ilk paragraf var aslında ve dilerseniz şu paragrafı ilk sıraya alın: Her ama her ilişkinin sadece bir ideal hali vardır. Diyelim ki bu ideal hali bir ayna görüntüsünde görebileceksiniz. Aynayı, ışığa uygun olarak ve optimal eğimi vererek, iki kişinin bir ilişkideki iyi-kötü, eksik-tam, yeterli-yetersiz ama ne olursa olsun olup olabileceği en ideal halini görmek için çaba harcarsanız, istediğiniz görüntüyü alabilir ve bu görüntüdeki seni seviyorum hallerini yakalayabilirsiniz. Başlamış her ilişki bu çabayı hakeder, görüntü alınır ve sonra belki yetersiz ve yanlış bulunup, seni sevmiyorum bellek deposuna kaldırılır.

Hal böyle olunca, coğrafi uzaklık içinde bulunan, ideale niyetli ilişkinin, gönül uzaklığı konusunda toleransı yoktur. Gönüller sabit, garantili, güven verici bir seni seviyorumlar silsilesi içinde titremelidir her daim. Katlanılan ve acı veren bu uzaklık ilişkiye bir aşkınlık, taraflarına ruhsal gerginlik dolu ölçüsüzlük ve beklemenin yorgunluğunu verir.

Uzaklık, ilişkideki seni seviyorumları mektuplarla iletir. Bu, doğası gereği, ilişkiye bir melodram havası, sepya tonlu bir nostalji rengi katar. Coğrafi uzaklık içinde mektuplarla dillendirilen seni seviyorumlar, dilsel anlamlandırmaya çok uygun olarak zamansal olarak da bir genişliğe eklenmelidir. Seni seviyorum… daima. Sonsuza kadar senin… seni seviyorum vb.

Gecikmiş her mektup, gecikmiş bir seni seviyorumdur. Bu da kaygılar üretir, tereddüt mü var bana olan sevgisinde? Beni seviyor olsa, şimdi, şu an ihtiyacım olan seni seviyorumu bana göndermiş olurdu. Beni sevmiyor mu? Beni yeterince sevmiyor mu? Yoksa başka seni seviyorumların gölgesi mi geciktiriyor bunu?

Sevgiliye seni seviyorum, tek, biricik ve kendisine yönelmiş olmakla özgünlükte diretir. Günümüzde çok harcıalem, çok sallapati kullanımı olan televizyon sesli seni seviyorumlar her aşk ilişkisinde sahtelerinden ayrılıp, o ilişkinin özgün yapısına uygun bir derinlik ve ton içermeye mecburdur. Fark yaratılmalıdır. Bu yüzden, sevgilinin adı eklenir. E, seni seviyorum. Bazen bu seni seviyoruma sahibini, bu sevgiyle başa çıkamaz, açık açık söylense de, dilin karanlık, derin kuytusunda dönenmekten çaresizleşmiş fısıltılı ve mahrem bir ton verilir. E, seni öyle çok seviyorum ki.


Sevgili seni seviyorum çeşitlemelerinin karşılığını beklerken eşitlik isteyen bir devrimci kesilir ve ona dönen seni seviyorumda bir belirsizlik, bir eksiklik, bir dalgınlık hali hissettiğinde, dehşete düşer. Her seferinde tazecik, pırıl pırıl, tadına doyulmaz seni seviyorum da bir çürüme, bozulma korkusudur bu. Neler oluyor? Nedir bu geçiştirme halinin nedeni? Kaçırdığım ne var? Nedir bu bana dediği seni seviyorumun herkesinkine benzeyen hali!

Sevgilindeki seni seviyorumları sürekli üretmen gerekir, ki karşılığını, kendi içindeki sevme halini ifade etmeye duyduğun gereksinimi karşılayabilesin. Kendindeki seni seviyorumları söyleyebilmek için sevgili, seni seviyorum demelidir ve bu her seferinde yeni bir şey olmalıdır. Nasıl yeni bir şey olur? Mektubunda yazdığı yaşamına ilişkin her olay, ayrıntı, olayı yaşayış, kavrayış biçimi, seni seviyorum düğümüyle bağlanan bir torbadır, diyebiliriz. Böylece, ilişki süresince yaşanan olaylar  bizim seni seviyorum anımız! markasıyla tescillenmiş olur.

Birbirine yönelmiş, yoğunlaşmış seni seviyorumlar, öylesine dışlar ki dünyayı, sevgililer gerçekdışılık içinde bulurlar kendilerini ve gerçeklik ya da sahicilik duygusu için, birbirlerine söyledikleri seni seviyorumlar yanında şu bildirimin gereksinimi içindedirler: o, onu seviyor.



Sevgili için daha bir sürü şey yazılabilir. Ama yoruldum şimdi. Pencere açık mı uyuyorsunuz siz de? Bugün rüzgar ne kadar, ama ne kadar hoştu. Uykumu aldığımdan filan değil de, rüzgar böyle harika, dehşetli güzel estiği için sevinçle uyandım.

4 yorum:

Eleştirel Günlük dedi ki...

Cok guzel bir yazi olmus. Aslinda bence daha da gelistirmelisin. Harika gozlemler bunlar. Her alisip tukettigimiz meta gibi "seni seviyorum" sozlerini de hakkini vermeden tuketip durmaktayiz. Eskitip atmaktayiz. Tesekkurler bu guzel yazi icin...

şule dedi ki...

peri döktürmüşsün yine :) yazacak çok şey var da, kafamı toplarsam belki...

Hacivat dedi ki...

Kelime kesinlikle zeka ile alakalı bir tecelli. İnkilap eden bir duygunun meali bu olmamalı. Ya da elimizde hep kötü mealler var...

endiseliperi dedi ki...

eleştirel günlük,
çok teşekkür ederim. blog için yeterli bence.

şule, canım,
boşver, benim de dağınık kafam aslına bakarsan. teşekkürler çok.

hacivat,
haklısın elbette. ama bu aralar sevgiliye ancak bu kadar dokunuyoruz sitede.

sevgiler herkese.