Cumartesi, Haziran 12

hey dostum takma kafayı, ha...


the imaginarium of dr parnassus filmini elif önermişti, arçil indirmişti, ben de izledim. beğendim. gayet şenlikli. terry gilliam'ın filmlerinde öyle renkli, tuhaf imge bolluğu oluyor ki bir süre sonra dikkatim dağılıyor. zevk sınırını aşmışsın gibi, durman gereken yerde durmamışsın gibi bir boşluk duygusu doluyor insanın içine. ne varsa, allah ne verdiyse kullanmış sanki terry gilliam, fantazma torbasını başınızdan aşağı boca ediyor sanki... sakin yahu. belki bir süre sonra imgelere alışıp bir daha izlemek lazım.

siz mi? elbette izleyin. izlemediyseniz harika vakit geçireceksiniz. dediklerimi de kulak ardı edin. belki size aynı duyguyu vermez.

filmden sonra şunu düşündüm. hani uzun yaz günü, sıcak, hayallere dalıyor insan, tuhaf hayaller... ama insan her hayalden dönüşte başka biri oluyor sanki. bazen suçluluk dolu oluyor, bazen çok, çok eğlenmiş, bazense yorgun ve sıkıntı...  her hayalin bile bir bedeli olabiliyor, artık eski sen olmuyorsun sanki, o hayali kurduktan sonra kendine hayretle bakıyorsun, niçin bunu hayal ettin, diye soruyorsun... dahası hayalini kurduğun şeyi yaşayıp, kanıksamışsın gibi bir sıkıntı bile büyüyor içinde... dr parnassus'un zihninde kendi hayaliyle yüzleşirken insanlar,  herkesin hayalinden çok sıkıldım. sıkılmak değil de, zavallı göründük gözüme, yahu. dr parnassus'un zihninde kendi hayalini yaşayacak olsa insan neyi hayal etmeli acaba? insan kendinden ne ister? insan hayalini kurduğu şey kadarsa, kuracağı hayali nasıl belirler?

bugün, uzuuun bir gündü. sıcaktı. evin yanındaki binayı yıktılar. sabahleyin o sesle uyandık. akşama kadar devam etti gürültü. toz dinince çamaşırları astım terasa. başım sıkışınca çoğu kez yaptığım gibi, tavuk şinitzel,  patates püresi ve salata hazırladım akşam yemeğine. ama gün ne uzundu, bitmek bilmedi.



... filmde şeytan, ki çok sevimli, zeki ve bir şekilde şeytani bir adalet duygusu var; tehlikenin, korkunun ve cehaletin yarattığı yalan saadetin zaruretlerine dayanıyor o. dr parnassus ise, ki ayyaş, sorumsuz, bencil ve yine çok sevimli; hayatlarımızı değiştirmek ve aydınlatmak için hayal gücünün imkanlarını kullanmak gerektiğine işaret ediyor.  şeytan ile dr parnassus'un arkadaşlığı, sohbetleri nefis. filmin en eğlenceli bölümleri. ve ben nedense, tuhaftır ki hep şeytanları çekici bulurum bu filmlerde. insanoğlunun o zavallı zaafiyetlerinin peşinden gitmesine, şeytanla pazarlık yapacak kadar uyduruk istekleriyle dolup taşmalarına asabım bozulur. öyleyse hiç şüphesiz şeytan kazansın, derim. insan çünkü bazen aklından geçirdiği anda kirlenir. herneyse, bir sohbet sırasında diyor ki şeytan sıkıntıdan patlayan dr parnassus'a alabildiğine dostça, "yeni bir dil öğren ya da bir gemi yolculuğuna filan çıksana." önümüzde, uzun yaz günleri var, bir şey yapmalıyım ben de. ya yeni bir dil öğrenmeliyim ya şu avukatlık hadisesine kafayı iyice takmalıyım ya da ne? ne!


filmde tom waits de vardı.

1 yorum:

ayşegül dedi ki...

ben sizden özür diliyorum.cok ama cok ıyı bırısısınız.

benım yuzumden yorumları denetlemeye cevırdınız.

gercekten ozur dılıyorum!!