Salı, Haziran 8

sis

öyle ıslak ki...
pencereden bakıyorum, çepeçevre sis.
bu sisin ortasından, kocaman, kurşuni bir gemi
sessizce ama hızla eve yaklaşacak sanki.

neden bu kadar korkutuyor beni sis?
dünyanın böyle sislerin ardında kaybolması mı
yoksa benim kaybolmam mı korkunç olan?

böyle zamanlar için kaygısız, yumuşak, sıcak, uykulu bir tina var, neyse ki ve kendinizi güvende ve huzurlu hissedeceğiniz müzik ve brovni ve çay ve michale caine, laurence olivier'li sleuth filmi.
çok şükür, bu geceyi de atlatabileceğiz.

3 yorum:

Momentos dedi ki...

müzik çok güzel, dışarda da dünyadaki en güzel sesler kategorisine gireceklerden bir tanesi sabahtan beri şakıyor tüm şehri esir alarak (!). hem böyle zamanlara özgü bir durum olarak, hem de bunalımlı zamanların etkisini azaltmak, hatta durumu çözümlemek için uykuya kaçarım, aynen tina' da olduğu üzre. ama browni mi dediniz sevgili endişeliperi ?.. ah hayır teşekkürler, hayır demek zor ama almayayım. 3 zehirden uzak durmak gerek benim gibi haşimoto' lu biri olarak. :)) ellerinize sağlık çay nefis olmuş.

endiseliperi dedi ki...

aa momentos, demek browniyi reddedecek kadar düşkünsünüz sağlığınıza. bense bütün zehirlere açığım. bende böyle olur, ya müthiş sağlıkçı ya da tam tersi. bir süre daha zehirlendikten sonra, kendimi arıtma dönemine geçeceğim yakında.

çok yakında değil.

sevgiler.

Momentos dedi ki...

o kadar uzun süre bu zehirlerden beslendim ki; çocukluğumda tüm ailem benim büyüyünce bir pastacıyla evlenmeme kesin gözüyle bakmışlardı :))) çay demleme seansları şimdi daha önemli benim için.. bir ritüel gibi tıpkı.. beklerim efendim :)))

Sevgiler,