Perşembe, Ağustos 5

hitchcock filmlerini özleyenlere "the ghost writer"

the ghost writer
roman polanski

dün gece, rahat izlenen, eğlenceli bir film ararken karşılaştım bu filmle.  hitchcock filmlerine hayran olan benim gibi biri için çok hoş bir sürpriz oldu. çünkü film nereden baksanız hithcock'u hatırlatıyor, müzik seçimi dahil.

ewan mcgregor, cary grant kadar olayların dışında, saf, masum. gizem dolu olayları anlamlandırmaktan neredeyse bizim kadar uzak olan onun, dikkatini çeken ayrıntılara yorum yapmasını, gerçeği ortaya çıkarmasını heyecanla bekliyoruz. yumuşacık derin sesiyle, çok düzgün konuşan yakışıklı ewan mcgregor, pierce brosnan'ın oynadığı eski bir ingiliz başbakanının anılarını yazmak için tutulan "gölge yazardır." hiç itibarı yoktur, adı filmde hiç geçmez,  kendisi dahil herkes ona "gölge", der.



 başkan, sürekli spor yapan, okurken tiyatroya bulaşmış, çapkınlık yapmış, hafif, eğlenceli ve biraz da boş bir adam. zeki, sinir bozucu, politik yorumları keskin ve tepkileri abartılı karısını olivia williams oynamış. başkanın her işine yetişen ve muhtemelen başkanın metresi olan sarışın bir de yardımcısı var. bu sarışın hatunu, sex and the city dizisinden tanıdığımız kim cattrall oynuyor. bu filmde, gösterişli bedenini sıkıcı kıyafetlerle örtüyor ve nerdeyse makyajsız bir yüzü var, ama bizdeki hatırası öyle erotik ki, hatunun merdivenlerden çıkarken salınışı bile bize filmde gösterilmeyen sahneleri ima ediyor. bu anlamda çok iyi seçim.



ewan mcgregor, bir adada, amerikalı yayıncının nefis evinde konaklayan eski başkanla röportaj yaparak hızla işe koyulur. bu arada eski gölge yazar intihar mı kaza mı olduğu bilinmeyen bir şekilde denizde boğularak ölmüştür. yüksek güvenlikli ve korumalı sessiz evin sükunetinin altında derin entrikalar döndüğü sezilir, ki bir süre sonra skandal patlar, eski başbakan hakkında insan hakları mahkemesi tarafından (?) soruşturma açılır. CIA ile bağlantısı olduğu, işkencecilere yardım ettiği, amerika'nın özellikle ırak'ta yanlış politikalarını körü körüne desteklediği söylenir. protestoscular  "katil, evine (amerika'ya) dön!" diye sloganlar atar... bu durum filmdeki eski başkan, tony blair'i ne kadar çağrıştıryor gibi sorular getirir akla.


hoş olan şu ki, hitchcock filmerinde, onun özellikle, "north by northwest" ile "notorious" filmlerindeki atmosfere çok yakın bir atmosfer sezilir. o filmlerde olduğu gibi kamuya açık alanlarda kamunun onaylayacağı rol sürdürülür. tom wilkonson'ın oynadığı profesör'ün ağaçlar içinde sevimli, sıcak görünüşlü evinde, gösterilenin olağanlığı ile gösterilmeyenin tehlikesi daha çok hissedilir.

filmde araba ile kaçma kovalamaca sahnesi, ewan mcgregor'un kötü adamları atlatma biçimi, anı kitabının lansmanı yapılırken, ewan mcgregor'un başkanın karısına gönderdiği notun elden ele dolaşark konuşmacı kadına ulaşması sahneleri tipik hitchcock sahneleridir.

filmin özellikle son sahnesi muhteşem! inanılmaz güzel! gözünüzü alamayacaksınız! evet, çok ünlemli harika sözler söyledim ama izleyin, hak vereceksiniz.

not: ben bu filmden sonra defalarca izlediğim hitchcock filmlerini tekrar elden geçirdim. sabah "frenzy" adlı filmi izledim. şimdi de "notorious" filmini izleyeceğim.

Hiç yorum yok: