Pazartesi, Ağustos 29

dağınık

eşyalar, diyorum, olmadı sanki böyle. ama rahat edeceksek kalsınlar. yerleşmediler, alışmadılar da tam hiçbiri yerine.  mutfakla salon karmakarışık. evet, böyle dağınık dursunlar o halde şimdilik. çünkü yoruldum. hem bu ne gürültü. size eşya konuşur, diyeceğim şimdi de ilginçlik peşinde sanacaksınız beni. ama inanın dediğime, hepsi bir ağızdan, ne şamata.  müziği açtım ben de. havada bulutlar, kuş kanatları pencerede, tina eşyaların üstünde, acıkan arçil'e o karmaşada yemek. sonra baktım böyle çok neşeli, simetriyi, açıları, köşeleri hesap etmeden yani, ne rahatlık. bıraktım her şeyi, salona, kitaplığın önüne koyduğum sedire uzanıp açtım bir kitabı. bir şiir kitabı bu. zeka'nın. aylar, yıllar oldu belki de bu kitabı okumayalı. şimdi, şu vakit, işin gücün arasında yapılacak iş mi bu şimdi. üstelik bilgisayarı açıp size yazmalar... 

hiç dinliyor mu beni! işte yazıyor bile:

neşe ve adalet
kendisi değil çaresizliğinden sanki
hep bir başkası zarar görmekteydi
karşılar mıydı herkesin zararını
karşılarım demişti
biz de inandık ona
sabırlıydık, bıraktık geciktirsin adaleti


haklı tepkilerin habercisi olmayı isterdi
garipliği erişilmez bir güvence
çok şey yapacakken daha
titizliği bir tür tembellik
hep kederli bir güne rastlayan neşesinden
belliydi, kızgındı kendine, hayatına girmiştik
bize kızgın değildi


inanmak zor, sayıları düzeltmek en kolayı
önündeki yıllar en kolayı
sevimli bir azınlık olmanın mutluluğu onunla
gizli kalması gereken tedirginliği
bu bir tercih değil miydi
ben de verdim yıllarımı kendi ömrümden
haydi verdim diyelim, doğru olur mu ki

bizim de bir yarınımız var
göreceğiz ne kaldığını geriye


şiir, necmi zeka-yavru aslan'dan konu komşu'ya
fotoğraflar, anna morosini
müzik, mohsen namjoo

14 yorum:

özlem dedi ki...

Ben eşyaların konuştuğuna inanırım desem; sen de bana inanır mısın Peri'cim?

histerik dedi ki...

hep kederli güne rastlayan neşelerim
kızgınım kendime,hayatıma giren bir periye kızgın değil......
bugün bayram barış manço sever misiniz?çocuklar bayılıyorlar kaç defadır çalıyor.ister istemez neşeli kederle her şey güzel.
sevgiler....

endiseliperi dedi ki...

:) bugün iyi görünüyorsun. çok sevindim. yarın hiç kederli, hüzünlü sözcük kullanmayıp, neşeli taklidi yapmanı rica ediyorum. göreceksin, gerçeğinden ayırt edilmeyen pırıl pırıl bir neşe'n olacak;)

barış manço sever miyim?... hmm... sevmem demek tuhaf geldi şimdi. dinlemiyorum ama. kol düğmelerini severim. hatta şimdi dinleyeyim:)

sevgiler.

endiseliperi dedi ki...

özlem'ciğim, spam'a düşmüş yorumun. derhal kurtardım.

inanmaz mıyım! sence delilikle aramızdaki sınır ne kadar kalmıştır, özlem'ciğim?:) her şeyi kurgulamamızın sonu nereye varacak acaba? ama bir yandan da insanın kendi kendine bu kadar eğlenmesi ne tasarruflu bir hadise:)

öpüyorum. sevgiler.

Vuslat AKTEPE dedi ki...

“Gerçekte Kaostu en önce meydana gelen, sonra da geniş göğüslü toprak, her şeyin daima sağlam durağı ve Eros, en güzeli olan ölümsüz tanrıların.” demişti Hesiodos bin küsur yıl kadar önce… Yani başlangıçta kaos vardı değil mi nasılsa? Hesiodos’un savını niye mi buraya aktardım. Başlığı okur okumaz aklıma gelen ilk cümleyi meşrulaştırmak için: “Bırak dağınık kalsın!”
Bakın koskoca Hesiodos bile bunun böyle olması gerektiğini, evrenin başlangıçta kaostan ibaret olduğunu ve ancak ondan yola çıkarak mutlak düzene ulaşılacağını söylemiş. Şimdi siz yahut ben ondan daha mı iyi biliyoruz. Bırakınız dağınık kalsın efendim, bu dağınıklıktan kutsal, kocaman, koskocaman bir düzen doğacak nasılsa…

Sevgili peri anılarımın şehrindeki son gecemi yaşıyorum. Yukarıdaki şakacılık ondan doğuyor yani, öyle işte… :)
Sevgiyle

histerik dedi ki...

peri'ye söz;
yarın neşeli muzip bir çocuk olacağım.kuşların yemini yerken söyleyeceklerine kulak ver.
kucak dolusu neşe gönderiyorum.
sevgiler

endiseliperi dedi ki...

tabii ki, vuslat; kaos iyidir, düzeltme umudu, isteği verir insana;) düzenliymiş, normalmiş, yolundaymış işler gibi görünüp yanlış olandan korkmak gerek. ben zaten düzenledim bile. mutfaktaki o büyük masaya da alıştım. şimdi orada iyi okumalar yapabilir, notlar alabilirim, diye hesap ediyorum.

demek anılarınızdan kurtulmak bu kadar neşe veriyor size:) yaşasın! şimdi yeni bir şehirde yepyeni şeyler yaşayacaksınız. çok heyecanlı.

hava da harika burda hem.

sevgiler.

not: uçak tarihi ve saatini kontrol edin yine de, can sıkıcı yanlışlıklar olmasın yine.

endiseliperi dedi ki...

histerik,
anlaştık o halde. sen, ben, arada haber taşıyan kuşlar bir neşenin konusu olarak ne yapsak acaba yarın?:)kuşların ne yapacağı belli de, erken uyanırsam ben yine yürüyeyim, çatal kültürü kitabına göz gezdireyim. keyfim yerind eolursa moda'ya bile giderim. bakalım. sen de plan yap:)

kucaklıyorum seni. sevgiler.

Vuslat AKTEPE dedi ki...

Yanlış anlatmışım sanırım. Aslında evet bir cümle eksik yazmışım. Neşe vermiyor, aksine ben zorla kendimi neşeli bir ruh haline sokmaya çalışıyorum çünkü şayet oldukça zor benim için. Anılarımı içtim. Dostlarla son kez sabahladım. Sur içi kahvehanelerinde kürsü kaptım. Domino oynadım. Bir de dama… Her kalktığım masada elveda demek ne garip! Elini sıktığım her insanı son kez görecek olmak, son kez beraber türkü söylemek, dama oynamak. Rakı içmek… Tüm bu sonların ve vedaların ağır baskısını azaltabilmek adına kendi kendime oyunlar oynuyorum. Mesela az önce Türk Sanat Müziği söyleyip kendimle dalga geçiyordum. Öyle ya şu dünya üzerinde benim kadar rezil bir sanat müziği icracısı bulamazsınız. İnanın Dede Efendi çoktan mezarında birkaç tur attı bile. :)
Marseilles’mi de bırakıyorum burada, ona da veda ettim yani. Şimdi daha sıcak ve güvenli ellerde.
Evet biletimi defalarca kontrol ettim. Sorun yok. Yani inşallah! Yoktur herhalde! Evet evet yok! Tamam pes ediyorum ben biletime bir kez daha bakacağım!
Yeni düzeninizi sevmenize sevindim. Tekrar bozacağınız güne kadar öyleyse…
İyi geceler ve Sevgiyle…

endiseliperi dedi ki...

hmmm... çok üzücü, vedalaşmayın, son kez görüyorum arkadaşlarımı, diye düşünmeyin lütfen. ne acı öyle düşünmek. çokça buruk olmalı içiniz şu an. neşelenmeye gayret etmeniz iyi olmuş. burda her şey çok güzel olur umarım. aa hem marseilles'i tekrar görmek için gidersiniz yine:)

iyi geceler. dikkat edin kendinize, lütfen.

sevgiler.

Atze dedi ki...

Yazı, şiir, fotoğraflar, herşey ne güzel.

Hem de nasıl Peri. Eşyalar öyle bir konuşuyorlar ki, hele burada, bu evde... biraz şikayetçiler haklı olarak. Yazmayayım huzursuz şeyler şimdi.

Aaa, mesela çaydanlık nasıl tüter aşkla, perdeler evin bayraklarıdır, camlar sabahları nasıl çıtırdar, gerinir, uyanır. Sen yazarsan eşyalar nasıl konuşur, konsol, yatak, masa ve ben hep birlikte dinleriz. :)

Sevgiyle.

endiseliperi dedi ki...

sen de güzelsin, atze'ciğim. bu halini, yönelimini de seviyorum çok. iyi ve neşeli bu.

benim çaydanlık bir zaman bildirisi ile fokurduyor. onun aşktan bahsettiğini hiç duymadım. hani her evin rasyonel sorunlarından sorumluluk hisseden bir insanı olur, yapılması gerekenleri bildirir, evin evliği ile bir düzen tutturmaya gayretli. benzetmek gerekirse sense and sensibility filmindeki emma thompson rolünü bizim evde çaydanlık almıştır. bugün böyle. bana çay ya da kahve ile büyük keyif sunsa da bu yaptığı eylem, her şeyin yolunda olduğunu, düzenin sağlandığını anlatır. bir evde huzur, düzenin varlığına işaret zaten. sağolsun çaydanlığım, en büyük yardımcım;)

aslında burda kirli toz bezini konuşmasını yazmıştım. sonra parmaklarımın he rbirinin sohbetini de. yine yazarım.

hava nasıl güzel! yağdı yağacak.

öpüyorum çok seni. sevgiler.

yagmur dedi ki...

Fotoğraflar bu güzel kelimeler için çekilmiş gibi adeta.

Harika.

endiseliperi dedi ki...

evet, yağmur.önce fotoğrafları gördüm, sonra ne tesadüf, rastgele seçtiğim kitaptan bu şiiri okudum. ikisi çok uygundu bana göre de.

teşekkürler, sevgiler.